Connect with us

Bilim

2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

blank

Yayınlandı

on

blank

1. 47 milyon yıllık bir fosil keşfedildi ve insan evriminde kayıp bir zincir olma olasılığı bilim dünyasını oldukça çalkaladı.

47 milyon yıllık bir fosil keşfedildi ve insan evriminde kayıp bir zincir olma olasılığı bilim dünyasını oldukça çalkaladı.

Evrim tartışmalarına yeni bir boyut katan ve günümüze neredeyse hiç bozulmadan gelen ‘Ida’ isimli primat fosili inceleyen, Norveçli bilim adamı Jorn Hrum, “İnsan evriminin ilk evrelerini anlayabilmek için çok önemli bir buluş çünkü bu şu ana kadar bulunan en eski ve en iyi durumdaki memeli fosili. Bu fosil, ilk memelilerin evrimini anlamak açısından çığır açabilir.” açıklamasında bulundu.

2. Hubble uzay teleskobu, o yıla kadar elde edilen “en eski galaksi” görüntülerini yakaladı!

Hubble uzay teleskobu, o yıla kadar elde edilen "en eski galaksi" görüntülerini yakaladı!

NASA ve Avrupa Uzay Ajansının ortak projesi olan Hubble teleskobu 13 milyar ışık yılı uzaklığındaki ulaşılan en derin evrenin, Büyük Patlama’dan 600 milyon yıl sonraki halini görüntülemeyi başardı.

3. 2009 yılının belki de en büyük bilimsel olaylarından biri de, insan evrimi konusunda yeni soru işaretleri yaratan ‘ARDİ’ oldu.

2009 yılının belki de en büyük bilimsel olaylarından biri de, insan evrimi konusunda yeni soru işaretleri yaratan'ARDİ' oldu.

4.4 milyon yaşındaki Ardipithecus ramidus iskeleti 17 yıl sonra bir araya getirildi ve bu zamana kadar keşfedilen en eski insan iskeleti olarak atalarımız konusunda yeni ipuçları ortaya koydu.

Kaliforniya Üniversitesi’nde uzman Tim White,“İskeletin biyolojik özelliklerinin kavranabilmesi için asıl gerekli olan bölümler kafatası, dişler, leğen kemiği, bacaklar, el ve ayaklardır. Elimizde bunların tümü var. Bu fosillerin en müthiş yönü, evrim sürecinde 4.5 milyon yıl öncesine uzanan kara bir deliğe ışık tutması.” yaptığı açıklamasıyla, Ardi’nin keşfedilmesiyle insanlık tarihinde bir aydınlanma yaşandığının altını çizdi.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

4. Rus ve Amerikan fizikçilerin uranyum ötesi olarak kategorize ettikleri Tennesin veya Ununseptiyum olarak adlandırılan 117. element keşfedildi.

Rus ve Amerikan fizikçilerin uranyum ötesi olarak kategorize ettikleri Tennesin veya Ununseptiyum olarak adlandırılan 117. element keşfedildi.

Halojen ailesinin en ağır üyesi, atom numarası 117 olan Ununseptiyum elementi, varlığı kanıtlandıktan sonra Tennesin ismiyle element simgesi “Ts” olarak periyodik tabloda yerini aldı. Ömrü 80 milisaniye civarında olan elementin varlığı dört yıllık sıkı bir çalışmanın ardından 2014 yılında kanıtlandı.

5. Sibirya’daki Denisova mağarasında bulunan küçük bir parmak kemiğinin DNA dizisi çıkarıldı ve yeni bir insan türü keşfedildi: Denisovalılar!

Sibirya’daki Denisova mağarasında bulunan küçük bir parmak kemiğinin DNA dizisi çıkarıldı ve yeni bir insan türü keşfedildi: Denisovalılar!

Denisovalılar arkalarında çok az fosil kalıntı bıraktı. Sadece bir parmak kemiği ve birkaç diş… Bulunan azı dişleri üzerinde yapılan DNA analizleri ve mağaradan elde edilen yeni tarihlerle, mağarada şaşırtıcı derecede erken bir zamanda yaşadıkları ortaya çıktı.

Analizler parmak fosilinin en az 50,000 yıl öncesine ait olduğunu ve diğer iki azı dişinin sahiplerinin de 170,000 yıl önce mağarada öldüğünü ortaya koydu.

6. Dünyanın ilk sentetik yaşam formu oluşturuldu ve yeni bir DNA üretildi!

Dünyanın ilk sentetik yaşam formu oluşturuldu ve yeni bir DNA üretildi!

İlk kez insanların genetik haritasını çıkaran bilim insanı Dr. John Craig Venter, bu sefer de dünyanın ilk sentetik yaşam formunu oluşturarak biyoteknoloji alanında çığır açtı. Yeni bir DNA yapısı oluşturan Venter ve ekibi, yapay kromozomu bir bakteriye nakletti. Sonucunda, yapay bir DNA’dan, yapay bir canlı elde ettiler!

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

7. İlk kez beyin implantı yapılarak maymunların sanal bir kolu hareket ettirmesi ve nesneleri hissetmesi sağlandı.

İlk kez beyin implantı yapılarak maymunların sanal bir kolu hareket ettirmesi ve nesneleri hissetmesi sağlandı.

Sıra dışı deneyde maymunlar, kolu yalnızca düşünerek kontrol etmek için kullandılar ve doğrudan beyinlerine gönderilen elektrik sinyalleriyle dokundukları nesnelerin dokusunu hissetmeleri sağlandı.

Duke Üniversitesi’nden Miguel Nicolelis ve araştırma ekibi, felçli kişilerin kollarını ve bacaklarını tekrar kullanmalarına, dokundukları nesneleri ve yürüdükleri yerlerde dokunma hissini kazanmalarına yardımcı olmak için bütün bu sistemi inşa ettiler. Bilim insanları, herhangi bir dokunma hissi olmadan, insanların tutmaya çalıştığı nesneleri ezmesi veya düşürmesi, araziyi ayaklarının altına alması ve tökezlemesinin kolay olacağını belirtti bu sebeple çok yönlü bir sistem kuruldu.

8. Karahindiba çiçeği üzerindeki fotoğrafıyla akıllara kazınan dünyanın en hafif metali, Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Karahindiba çiçeği üzerindeki fotoğrafıyla akıllara kazınan dünyanın en hafif metali, Guiness Rekorlar Kitabı'na girdi.

Amerika’da Hughes Araştırma Laboratuvarı (HRL) tarafından geliştirilen nikel ve fosfor içeren mikro kafes, en hafif sünger olarak bilinen strafordan 100 kat daha hafif.

Hughes Araştırma Laboratuvarı’nın yöneticisi Bill Carter, “En hafif metali üretmenin amacı, imalat işlemlerindeki esnekliği ortaya koyabilmekti. Aynı yöntemle alüminyum kadar yoğun fakat hava kadar hafif, güçlü ve yararlı bir materyal üretebiliriz. Bu sadece teori değil, ufak bir değişiklikle ulaşılması mümkün bir hedef” dedi.

9. NASA’nın Dawn isimli uzay aracı, bilinen en büyük ikinci asteroit olan Vesta’nın yörüngesine girdi.

NASA'nın Dawn isimli uzay aracı, bilinen en büyük ikinci asteroit olan Vesta'nın yörüngesine girdi.

Dawn uzay aracı 2011 yılında, 310 mil genişliğindeki (500 kilometrelik genişlikte) asteroidin yörüngesine girdi. Mars ve Jüpiter’in yörüngeleri arasında, ana asteroit kuşağının bir parçası olan Vesta’ya ulaşmak için 2,5 milyar kilometreden fazla mesafe katetti.

Vesta görevinin başındaki isim Chris Russell, “Bu gerçekten heyecan verici bir görev, sadece asteroidin etrafındaki yörüngeye girmek değil, aynı zamanda güneş sistemimizin tarihindeki en eski bölümlerini keşfetme şansımız var.” sözleriyle uzay boşluğundaki bu inanılmaz görevin geleceği nasıl aydınlatacağını vurguladı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

10. Uzayın keşfinde yeni bir dönemin başlangıcı SpaceX’in Dragon’u, uzay istasyonuna ulaşan ‘ilk özel uzay aracı’ görevini başarı ile tamamladı!

Uzayın keşfinde yeni bir dönemin başlangıcı SpaceX'in Dragon'u, uzay istasyonuna ulaşan'ilk özel uzay aracı' görevini başarı ile tamamladı!

Elon Musk tarafından kurulan özel uzay şirketi SpaceX, 31 Mayıs 2012 tarihinde Dragon adlı uzay aracı, NASA ile anlaşma imzalayarak uzaya çıkan ilk özel roket unvanıyla tarihi görevini başarıyla tamamladı.

Dragon kargo uzay aracı, Uluslararası Test İstasyonu’na ilk gelen uzay aracı olarak tarih yazdı. O zamandan beri Dragon, NASA ile ticari anlaşmalar çerçevesinde kargo taşımayı sürdürüyor.

11. Bilim insanları ‘Tanrı parçacığı’ diye bilinen Higgs bozonunun izine rastladı.

Bilim insanları'Tanrı parçacığı' diye bilinen Higgs bozonunun izine rastladı.

4 Temmuz 2012 tarihinde, CERN’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı adlı atomaltı parçacık hızlandırıcısında çalışan bir grup bilim insanı, Higgs bozonu ile uyumlu olduğunu düşündükleri deney sonuçlarını açıkladı. 2012 yılında yapılan araştırmalar sayesinde varlığı kesin olarak 2013 yılında kanıtlandı.

Higgs bozonu, maddenin yapıtaşı olan temel atomaltı parçacıkları ve bu parçacıkların birbiriyle olan etkileşimlerini açıklayan matematiksel modeldeki eksik halkaydı ta ki 2012 yılına kadar… 45 yıldır bilim dünyasının aradığı parçacığın ismi de, fikir babası olan bilim insanı Peter Higgs’ten geliyor.

12. H5N1 kuş gribi virüsü “şarbondan daha korkunç” tartışmalarıyla yeniden gündeme geldi.

H5N1 kuş gribi virüsü "şarbondan daha korkunç" tartışmalarıyla yeniden gündeme geldi.

Haziran ayında, araştırmacılar memeliler arasında bulaşabilecek virüsü genetik olarak değiştirebilecekleri ölümcül H5N1 kuş gribi virüsüne dair oldukça tartışmalı bir çalışma yayınladılar.

Dünya Sağlık Örgütü’nü sentetik grip virüsü araştırması üzerine bir moratoryum çağrısı yaptı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

13. Yeni insan fosilinden 400.000 yıllık bir DNA zinciri çıkarıldı!

Yeni insan fosilinden 400.000 yıllık bir DNA zinciri çıkarıldı!

İspanya’da keşfedilen 400.000 yıllık insan fosilinden mitokondriyal bir genom elde edildi! DNA üzerinde yapılan analizler, keşfedilen bu yeni insan türünün Denisovalılara yakın olduğunu ortaya koydu.

İspanya’da bulunan mağaradan çıkarılan fosiller, Sima İnsanları olarak biliniyor. Dahası Sima insanlarından elde edilen genomun, keşfedilen en eski insan genomlarından biri olduğu tespit edildi.

14. 36 yıldır uzay boşluğunda yolculuğuna devam eden Voyager 1, Güneş sistemini terk eden ilk uzay aracı oldu.

36 yıldır uzay boşluğunda yolculuğuna devam eden Voyager 1, Güneş sistemini terk eden ilk uzay aracı oldu.

1977 yılında Prof Dr. Carl Sagan ve ekibinin önderliğinde Voyager 1 ve Voyager 2 isimli uzay araçları birkaç ay ara ile Dünya’nın dışına fırlatıldı.

Voyager 1 uzay aracı bünyesindeki güneş panelleri ile enerjisini sağlayarak yoluna devam ediyor. Fakat Güneş sisteminden çıkması ile birlikte akıllarda oluşan soru işareti aynı oldu… Enerjisini nereden sağlayacak? Beklenen kötü sonuç olmadı ve Voyager 1 aracı kendisine en yakın yıldızdan ışık alarak yoluna devam etti.

15. Sağlık sektöründe tartışmalara yol açarken, insan hayatında çığır açan yöntem!

Sağlık sektöründe tartışmalara yol açarken, insan hayatında çığır açan yöntem!

İnsan vücudunda hasar gören organlarını tamir etmekte kullanılan kök hücreleri elde etmek için 17 yıl süren bir çalışmanın ardından, Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi döllenmiş yumurtanın peş peşe bölünerek klonlanması ile insan embriyolarından kök hücreler üretti.

İngiltere’de 1996 yılında insan embriyosu üretmek için Dolly adlı koyun kopyalanmıştı. “Hayvanlarda güvenli olmayan bu yöntem, insanlarda da güvenli olmayacaktır. Bu yüzden böyle bir girişim yapılmamalı.” gibi tartışmaları da beraberinde getiren yöntemin amacına ulaşabilmesi ise soru işareti…

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

16. Oldukça ender görülen ‘kara deniz şeytanı’ olarak bilinen fener balığı ilk kez görüntülendi.

Oldukça ender görülen'kara deniz şeytanı' olarak bilinen fener balığı ilk kez görüntülendi.

Kaliforniya kıyılarında uzaktan kumandalı bir araçla denizin derinliklerinde saklanan fener balığı ilk defa kameralara yakalandı ve sonunda bilim dünyası yeni bir türü daha belgeledi. Ender bulunan balık, yırtıcı görünümünden dolayı kara deniz şeytanı olarak da adlandırılıyor.

17. Rosetta: 1980’li yıllarda planlandı, 2004’te uzaya fırlatıldı ve tarihte ilk kez 2014 yılında kuyruklu yıldıza iniş yaptı!

Rosetta: 1980'li yıllarda planlandı, 2004'te uzaya fırlatıldı ve tarihte ilk kez 2014 yılında kuyruklu yıldıza iniş yaptı!

Gökbilimciler, Avrupa Uzay Ajansı tarafından geliştirilen Rosetta uzay aracını 67P/Churyumov-Gerasimenko isimli bir kuyruklu yıldıza yolladı. Rosetta, Philae olarak bilinen çıkartma gemisinin üstündeki kameralardan çekilmiş bir selfie bile gönderdi. Dahası, Rosetta 2014 yılına kadar Jüpiter’in yörüngesine en yakın uçan uzay aracı oldu.

Tarihi iniş için, Rosetta kuyruklu yıldız yüzeyine Philae aracını bıraktı ve enerji yetersizliği yüzünden uyku moduna geçen Philae, kendini kapatmadan önce kuyruklu yıldızın yüzeyinden topladığı organik molekülleri Dünya’ya göndermeyi başardı.

18. Dünya’nın en eski adli tıp vakası çözüldü, İngiliz krallarından biri aldatılmış olabilir!

Dünya'nın en eski adli tıp vakası çözüldü, İngiliz krallarından biri aldatılmış olabilir!

Leichester Üniversitesi Genetik Departmanı’ndan Doktor Turi King ve ekibi, belirsiz kimliği ile tartışmalar yaratan kral III. Richard’a ait bir iskeleti 529 yıl sonra analiz etti ve dünyanın en eski tıp vakasını çözümleyerek tarihe geçtiler.

III. Richard’ın akrabalarından alınan DNA örnekleriyle, babadan geçen Y kromozomlarının farklı olması sonucunda kralın aldatılmış olduğu ortaya çıktı. Sadece III. Richard’ın soyunu değil, İngiliz Kraliyet soyunu da etkileyen bu durumu açıklığa kavuşturmak için, diğer kralların iskeletlerinden DNA örnekleri toplanarak test edilecek.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

19. 30 yıl aradan sonra yeni bir antibiyotik geliştirildi!

30 yıl aradan sonra yeni bir antibiyotik geliştirildi!

Massachusetts’teki Northeastern Üniversitesi’nde bilim insanları ‘Metisilin’ adlı antibiyotiğe dirençli bakterilerle savaşan Teixobactin ismini verdikleri yeni bir antibiyotik geliştirdi.

Bu keşif sayesinde insanoğlu artık antibiyotiğe dirençli bakterilerle mücadele edebilecek. Aynı zamanda, basit ama ölüme yol açabilecek bakterilerin etkisiz kalmasını da sağlıyor.

20. 2015 yılında ses getiren gelişmelerden biri de, keskin bir görüş kalitesi sunarak, gözlük ve lenslere meydan okuyan ‘biyonik mercek’ buluşu oldu.

2015 yılında ses getiren gelişmelerden biri de, keskin bir görüş kalitesi sunarak, gözlük ve lenslere meydan okuyan'biyonik mercek' buluşu oldu.

Kanada’da bulunan Ocumetics Technology Corp şirketinin kurucusu Dr. Garth Webb’in geliştirdiği  “Ocumetics Biyonik Mercek”  adı verilen buluş, sekiz yıllık bir araştırma sonucunda en mükemmel görüş netliği sağlayan bu eşsiz biyonik mercek, gözlük ve lens kullanıcıları için müjde oldu. Aynı zamanda bu biyonik mercek insanların katarakt hastalığına yakalanmasına da engel oluyor.

21. 2015 yılına kadar keşfedilen atalarımıza ait en eski fosil bulundu!

2015 yılına kadar keşfedilen atalarımıza ait en eski fosil bulundu!

ABD’li bilim insanları, Etiyopya’daki Afar Çölü’nde 3,5 ile 3,8 milyon yıl öncesine ait fosil kalıntıları arasında birkaç tam çene ve bir iskelet buldu. Fosiller incelendiğinde 2015 senesine kadar keşfedilen en eski kalıntılar olduğu ortaya çıktı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

22. SpaceX gelecek için büyük adımlar attı, Falcon 9 roketinin dikey inişi tarihe geçti!

SpaceX gelecek için büyük adımlar attı, Falcon 9 roketinin dikey inişi tarihe geçti!

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın okyanus üzerinde roketlerin iniş yapması için yerleştirdiği özel gemilere, SpaceX şirketinin Falcon 9 isimli roketini başarıyla fırlatsa da, indirme aşamasında ana roketin devrilmesi ile başarısızlıkla sonuçlandı fakat her halükarda bu yıla damgasını vuran gelişmelerden biri oldu.

Bir roketin dikey olarak inebilme kabiliyeti, ucuz ve kolay bir şekilde tekrar kullanılabileceği anlamına geliyor, bu da inanılmaz miktarda para tasarrufu sağlayacak sistemin ilk denemesi için, oldukça başarılı bir adım diyebiliriz.

23. Gizemli Dokuzuncu Gezegen hipotezi ilk kez 2016 yılında ortaya atıldı.

Gizemli Dokuzuncu Gezegen hipotezi ilk kez 2016 yılında ortaya atıldı.

Varlığı hala günümüzde tartışılan, ortaya birçok hipotez atılmasına sebep olan Dokuzuncu Gezegen ilk kez 2016 yılında soru işaretleri ile ortaya çıktı.

Dünya’dan 10 kat daha büyük bir kütleye sahip ve Neptün’den 20 kat daha uzak olduğu düşünülen dev gezegen için kolları sıvayan astrofizikçi Konstantin Batygin konuyla ilgili “Eğer Dokuzuncu  Gezegen’in varlığını görmezden gelirsek, bu durum problemi çözmektense daha fazla sorun ortaya çıkarır.” dedi.

24. Dünyanın en büyük asal sayısı keşfedildi!

Dünyanın en büyük asal sayısı keşfedildi!

ABD’deki Missouri Üniversitesi’nde bir bilgisayar tarafından  22.338.618 milyon basamaklı bir asal sayı keşfedildi. Önceki rekor sahip asal sayıdan 7 milyon basamak daha uzun.

Yeni asal sayı matematiksel olarak 2^74,207,281-1 şeklinde ifade ediliyor.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

25. Erken doğumlar için tasarlanan yapay bir rahimde kuzu büyütüldü.

Erken doğumlar için tasarlanan yapay bir rahimde kuzu büyütüldü.

ABD’de erken doğumlarda bebeğin organlarının gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlaması için geliştirilen yapay rahimde, test amacıyla erken doğan bir kuzu gözlemlendi. Testin sonucu ise oldukça başarılı! 28 gün boyunca yapay rahimin içinde kalan kuzunun organları sağlıklı bir şekilde gelişmeye devam etti.

Anne karnı ile birebir imkanları sunması için tasarlanan yapay rahim, 22 hafta erken doğan bir bebeğin gelişimini tamamlama kapasitesine sahip.

26. Uzayın karanlık boşluğunda umut ışığı olan, Trappist-1 yıldız sisteminde 7 gezegen keşfedildi!

Uzayın karanlık boşluğunda umut ışığı olan, Trappist-1 yıldız sisteminde 7 gezegen keşfedildi!

NASA, Trappist-1 yıldız sisteminin yörüngesinde Dünya büyüklüğünde 7 öte gezegen keşfetti. Dahası, Trappist-1’de bulunan gezegenlerden 3’ü Dünya gibi Güneş’e oldukça uygun bir mesafede konumlanıyor ve öte gezegenlerin 6’sında buz veya su olduğu keşfedildi.

Keşif hakkında yapılan araştırmalar sonucunda 2 gezegenin Dünya koşullarına benzer özellikler taşıması, gelecek için hepimize umut oldu.

27. CRISPR gen teknolojisi sayesinde gen değişimleri artık mümkün!

CRISPR gen teknolojisi sayesinde gen değişimleri artık mümkün!

Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’ndeki bilim insanları sadece tıp alanında değil birçok alanda çığır açacak CRISPR gen teknolojisini kullanarak, insan embriyosundaki kusurlu genleri silmeyi başardı. Bu benzersiz teknoloji sayesinde kronik ağrılardan, kalp kası sertleşmesine sebep olan genlere kadar birçok alanda başarılı sonuç elde edildi.

CRISPR gen teknolojisi aynı zamanda tarım alanında da kullanılarak bitki genetiği üzerinde geliştirmeler yapılması bekleniyor.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

28. 65.000 yıllık! Dünyanın en eski mağara resimleri keşfedildi.

65.000 yıllık! Dünyanın en eski mağara resimleri keşfedildi.

İspanya’da La Pasiega mağarasında bulunan, kronolojik sıralamada modern insana en yakın tür olarak bilinen Neandertaller’in kırmızı toprak boyası kullanarak yaptığı dünyanın en eski mağara resimleri geçmişimizi aydınlattı.

29. Bilim insanları daha önce varlığını bilmediğimiz yeni bir organ keşfetti.

Bilim insanları daha önce varlığını bilmediğimiz yeni bir organ keşfetti.

Mount Sinai Beth Israel Tıp Merkezi’nde tedavi esnasında keşfedilen organın, insan vücudu içerisindeki diğer organlar arasında en hacimlisi olduğu düşünülüyor. ‘İnterstitium’ adı verilen organ şok emici görevi görerek diğer organların zarar görmesini engelliyor.

30. Dickinsonia, şu zamana kadar yaşamış en eski hayvan olarak 558 milyon yıl sonra tarihe geçti.

Dickinsonia, şu zamana kadar yaşamış en eski hayvan olarak 558 milyon yıl sonra tarihe geçti.

Rusya’da bulunan 1,4 metre boyundaki fosilde kolestrolden dolayı oluşan yağlar bulundu. İyi korunan dokularından elde edilen verilerle, yaşamış en eski hayvan olduğunu kanıtlandı. Bu eşsiz keşif beraberinde yaşadığı dönemi ve o döneme ait canlı yapısını anlama konusunda bilim dünyasına birçok yenilik kattı.

31. 2018’e damgasını vuran en büyük olaylardan biri de dünyanın en büyük roketi ‘Falcon Heavy’nin uzaya fırlatılması oldu.

2018'e damgasını vuran en büyük olaylardan biri de dünyanın en büyük roketi'Falcon Heavy'nin uzaya fırlatılması oldu.

SpaceX şirketi dünyanın en güçlü roketi olan Falcon Heavy aracını, Kennedy Uzay Üssü’nden uzaya fırlattı. Dahası, Falcon Heavy Elon Musk’ın 100 bin dolar değerindeki Tesla Roadster model aracını da uzaya taşıdı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

32. Bu yıl insanlık tarihini yeniden yazan bir gelişme yaşadık… 67.000 yaşında ‘yeni bir insan türü’ keşfedildi.

Bu yıl insanlık tarihini yeniden yazan bir gelişme yaşadık... 67.000 yaşında'yeni bir insan türü' keşfedildi.

Filipinler’de Callao Mağarası’nda bilim insanlarının daha önce hiç karşılaşmadığı yepyeni bir insan türüne ait  67.000 yıllık, 13 kemik ve diş kalıntısına ulaşıldı. Homo luzonensis adı verilen yeni insan türü, en yakın tarihsel süreçte yaşayan atalarımız olarak tarihe geçerken, birçok yeni araştırmayı da beraberinde getirdi.

33. Karşınızda Ay’ın bu zamana kadar çekilen en net fotoğrafı!

Karşınızda Ay'ın bu zamana kadar çekilen en net fotoğrafı!

Hindistan’ın Vikram adı verilen uzay aracından iniş sırasında bağlantısını kaybetmesiyle biz görevin başarısız olduğunu sanarken, Ay yörüngesinde dönmeye devam eden araçtan bu zamana kadar çekilmiş en detaylı fotoğraflar geldi!

Terrain Mapping Camera ile alınan bu görüntüler, bu zamana kadar çekilen Ay fotoğrafları arasında en net çözünürlüğe ve detaya sahip eşsiz kaynaklar.

34. SpaceX’in en zolu görevi: Falcon Heavy beraberinde 24 uyduyla uzaya fırlatıldı.

SpaceX'in en zolu görevi: Falcon Heavy beraberinde 24 uyduyla uzaya fırlatıldı.

Falcon Heavy 2018 yılında Elon Musk’ın Tesla aracını uzaya taşıma şovuyla dikkatleri üzerine çekerken, 2019’da 24 uyduyu beraberinde taşıyarak bu zorlu görevle gündeme oturdu.

35. Bu seneye damgasını vuran ‘Canavar Kara Delik’ fotoğrafı, tarihe evrenin bilinen ilk kara delik fotoğrafı olarak geçti.

Bu seneye damgasını vuran'Canavar Kara Delik' fotoğrafı, tarihe evrenin bilinen ilk kara delik fotoğrafı olarak geçti.

Dünya’dan tam 500 bin katrilyon kilometre uzaklıkta, Güneş’ten 6.5 milyar kat büyük kütlesi ile tarihe geçen canavar kara delik Event Horizon Teleskopu ile yakalandı.

Peki sizi en çok etkileyen ve son 10 yıla damgasını vurduğunu düşündüğünüz gelişme hangisi yorumlarınızı bekliyoruz…

reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İnsanlar ilk ne zaman savaşa gitti?

blank

Yayınlandı

on

Yazar

Modern insanlar yaklaşık 40.000 yıl önce Avrupa’ya vardıklarında, tarihin akışını değiştirecek bir keşif yaptılar.

Kıta zaten evrimsel kuzenlerimiz Neandertaller tarafından doldurulmuştu, ki bu son kanıtlara göre kendi nispeten gelişmiş kültür  ve teknolojilerine sahip olduklarını gösteriyor . Ancak birkaç bin yıl içinde Neandertaller, türümüzü dünyanın her köşesine yayılmaya devam etmeye bırakarak yok oldu.

Neandertallerin tam olarak nasıl neslinin tükendiği araştırmacılar arasında şiddetli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Son yıllarda verilen iki ana açıklama, yeni gelen modern insanlarla rekabet ve küresel iklim değişikliği oldu .

Afrika dışındaki tüm modern insanlarda Neandertal genetik materyalinin sürekliliği , iki türün birbiriyle etkileşime girdiğini ve hatta seks yaptığını gösteriyor. Ancak başka türden etkileşimler de olabilir.

ahşap, akıl, akıllı içeren Ücretsiz stok fotoğraf

 

Bazı araştırmacılar , taş aletler için av ve hammadde gibi kaynaklar için rekabetin gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdüler . Diğerleri şiddetli etkileşimler ve hatta savaşlar olduğunu ve bunun Neandertallerin ölümüne neden olabileceğini öne sürdüler.

Türümüzün şiddetli savaş geçmişi göz önüne alındığında, bu fikir zorlayıcı görünebilir. Ancak erken savaşın varlığını kanıtlamak sorunlu (büyüleyici olsa da) bir araştırma alanıdır.

Savaş mı cinayet mi?

Yeni araştırmalar , insan savaşına dair kanıtların bulunduğu eşiği giderek daha erken hareket ettirmeye devam ediyor. Ancak böyle bir kanıt bulmak, sorunlarla doludur.

Yalnızca silahlardan yaralanan korunmuş kemikler bize belirli bir zamanda güvenli bir şiddet göstergesi verebilir. Ama cinayet veya aile kavgası örneklerini tarih öncesi “savaş” tan nasıl ayırırsınız?

Kayalık yüzeyde insan iskeleti.
Korunan iskeletler, erken savaşın en iyi kanıtını sağlar. Thomas Quine / Wikimedia , CC BY

Bir dereceye kadar, bu soru ile karar verildi çeşitli örnekler arasında kitlesel öldürme , bütün topluluklar Neolitik döneme kadar uzanan Avrupa siteler (12.000 6.000 yıl önce, tarımın ilk ortaya çıktığı hakkında) bir dizi bir araya katledilen ve toprağa verildi.

Bir süredir, bu keşifler sorunu çözmüş gibi göründü ve çiftçiliğin bir nüfus patlamasına ve grupların savaşması için baskıya yol açtığını öne sürdü. Bununla birlikte, avcı toplayıcıların kemiklerinin önerdiği daha önceki grup öldürme örnekleri bile tartışmayı yeniden başlattı.

Savaşın tanımlanması

alan derinliği, antik, aşındırmak içeren Ücretsiz stok fotoğraf

Bir başka zorluk da, tarih öncesi toplumlara uygulanabilecek bir savaş tanımına, anlamını yitirecek kadar geniş ve belirsiz hale gelmeden ulaşmanın çok zor olmasıdır. Sosyal antropolog Raymond Kelly’nin iddia ettiği gibi, aşiret toplumları arasında grup şiddeti gerçekleşebilirken, dahil olanlar her zaman “savaş” olarak görülmez.

 

Örneğin, cinayet, büyücülük veya diğer algılanan sosyal sapmalar için adaletin dağıtılmasında, “fail” bir düzine kişi tarafından saldırıya uğrayabilir. Bununla birlikte, bu tür toplumlarda savaş eylemleri genellikle tek bir kişinin koordineli bir grup tarafından pusuya düşürülmesi ve öldürülmesini içerir.

Her iki senaryo da esasen dışarıdan bir gözlemciye benziyor, ancak biri savaş eylemi olarak kabul edilirken diğeri değil. Bu anlamda, savaş, içerdiği sayılarla değil, sosyal bağlamıyla tanımlanır.

Kilit nokta, muhalif bir grubun herhangi bir üyesinin tüm topluluğu temsil ettiği ve böylece “geçerli bir hedef” haline geldiği çok özel bir mantık türünün devreye girmesidir. Örneğin, bir grup, kurbanın dahil olmadığı bir baskın için misilleme olarak başka bir grubun üyesini öldürebilir.

Bu anlamda savaş, bir dizi fiziksel davranış olduğu kadar soyut ve yanal düşünmeyi de içeren bir ruh halidir. Bu tür savaş eylemleri daha sonra kadınlara ve çocuklara olduğu kadar erkeklere de (genellikle erkekler tarafından) işlenebilir ve bu davranışın erken modern insanların iskeletleri arasında olduğuna dair kanıtlarımız var .

Fosil kaydı

Peki tüm bunlar, modern insanlar ve Neandertallerin savaşa girip girmediği sorusu için ne anlama geliyor?

Hiç şüphe yok ki, Neandertallerin şiddet eylemlerine karıştıkları ve alıcıları oldukları, fosillerin çoğu kafasında künt yaralanmaların tekrarlanan örneklerini gösteren örneklerle . Ancak bunların çoğu, Avrupa’da modern insanların ortaya çıkışından öncedir ve bu nedenle, iki tür arasındaki toplantılar sırasında gerçekleşmiş olamaz.

Benzer şekilde, erken anatomik olarak modern insanların seyrek fosil kayıtları arasında, çeşitli silah yaralanmaları örnekleri mevcuttur, ancak çoğu Neandertallerin ortadan kaybolmasından binlerce yıl sonrasına aittir.

Neandertallere yönelik şiddete dair kanıtlara sahip olduğumuz yerlerde, bu neredeyse yalnızca erkek kurbanlar arasındadır . Bu, erkekler arasındaki rekabetten ziyade “savaş” temsil etme olasılığının daha düşük olduğu anlamına gelir.

Neandertallerin şiddet eylemlerinde bulunduklarına şüphe olmasa da, “savaşı” modern insan kültürleri tarafından anlaşıldığı şekilde kavramsallaştırma kabiliyetleri tartışmalıdır. Bu iki türün küçük, dağınık popülasyonlarının üyeleri temasa geçtiğinde (buna dair kesin bir kanıtımız olmasa da) şiddetli tartışmaların gerçekleşmiş olması kesinlikle mümkündür, ancak bunlar gerçekçi olarak savaş olarak nitelendirilemez.

Kuşkusuz, Üst Paleolitik dönemden (50.000 ila 12.000 yıl önce) modern insan iskeletlerinde, daha yeni Mezolitik ve Neolitik dönemlerde de aynı kalan, şiddete bağlı bir travma modeli görebiliriz. Ancak, Neandertallerin bu kalıbı izlediği hiç de net değil.

Neandertal erkek başının rekreasyonu
Neandertaller modern insanlarla çatışmayı ‘savaş’ olarak değerlendirir miydi? Ulusal Tarih Müzesi / IR Stone / Shutterstock

Neandertallerin yok oluşundan modern insanların sorumlu olup olmadığı sorusuna gelince, Avrupa’nın birçok yerindeki Neandertallerin türümüz gelmeden önce yok olmuş gibi göründüğünü belirtmek gerekir . Bu, modern insanların, ister savaş ister rekabet yoluyla olsun, tamamen suçlanamayacağını gösteriyor.

Bununla birlikte, dönem boyunca mevcut olan şey , Neandertallerin tercih ettiği ormanlık habitatları azaltmış gibi görünen dramatik ve kalıcı iklim değişikliğiydi . Modern insanlar, Afrika’yı henüz yeni terk etmiş olsalar da, farklı ortamlara karşı daha esnek ve Neandertallerin hayatta kalma yeteneğine meydan okuyabilecek, giderek yaygınlaşan soğuk açık habitatlarla başa çıkmada çok daha iyi görünüyorlar.

Dolayısıyla, ilk modern Avrupalılar organize savaş yapabilen ilk insanlar olsa da, bu davranışın Neandertallerin ortadan kaybolmasından sorumlu ve hatta gerekli olduğunu söyleyemeyiz. Gezegenimizin doğal evriminin kurbanları olabilirler.

Kaynak:https://theconversation.com/when-did-humans-first-go-to-war-149637

Okumaya devam et

Bilim

PCR Testi Nedir? PCR Testi Nasıl Yapılır? Kimler PCR Testi Yaptırmalıdır?

blank

Yayınlandı

on

Yazar

İnsanlarda enfeksiyona neden olduğu bilinen 7 tip koronavirüs vardır. Bunlardan 4 tanesi hafif ile orta şiddette hastalığa neden olur.

 

PCR Testi Nedir? Nasıl Yapılır?

Son 20 yılda ortaya çıkan diğer 3 türü daha şiddetli ve hatta ölümcül hastalıklara neden olmaktadır:
· 2002’de Şiddetli Akut Solunum Sendromundan (SARS) sorumlu SARS-CoV,
· 2012’de Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) MERS-CoV ve
· 2019’un sonlarında,  Çin’in Wuhan kentinde bir grup pnömoni vakası ile tanımlanan SARS-CoV-2.
COVID-19, SARS ve MERS gibi, çocuklarda daha hafif belirtiler gösterme eğilimindedir. Yetişkinlerden daha iyi prognoza sahiptir ve daha nadir görülür.
PCR testi nedir, nasıl yapılır? PCR testi ne demek?

Covid-19 Bulaşma Yolları Nelerdir?

Şu anda mevcut kanıtlar, COVID-19’un kişiden kişiye birkaç farklı yoldan bulaşabileceğini göstermektedir. İnsan koronavirüslerinin birincil bulaşma şekli, nefes alma, hapşırma, öksürme ile oluşan solunum damlacıkları yoluyla kişiden kişiye temasın yanı sıra kişiyle doğrudan temas şeklindedir. Enfekte hasta ile dolaylı temas ise, virüs ile kirlenmiş yüzeylerden ağza, buruna veya gözlere elle aktarılması yoluyla olur.

PCR Testi Neden Yapılır?

Covid-19 enfeksiyonunun tanı ve taramasıyla ilgili başlıca üç tespit yöntemi bulunmaktadır:
· Nükleik asit testleri: Viral RNA varlığını tespit eder. Tipik olarak bunlar RT-PCR’ye (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) dayalı bir çoğaltma (amplifikasyon) adımı kullanır.
· Antijen testleri: Virüs yüzey proteininin parçası olan bir antijenin varlığını tespit eder.
· Antikor testleri: SARS-CoV-2’ye karşı üretilen antikorların varlığını tespit eder.

PCR Testi Nasıl Yapılır? Örnek Nasıl Alınır?

Antikor ve PCR Testi Arasındaki Farklar - Erdem Hastanesi

Covid-19 şüpheli veya tarama amaçlı başvuranlarda burun (nazal) ve boğazdan (orofarenks) sürüntü alınır.
· Öncelikle swab (sürüntü çubuğu)  ağızdan girilerek boğazın arka duvarına kadar ilerletilir ve sürüntü alınır.
· Sonra aynı swab ile burun deliğinden girilir, derine kadar ilerletilir ve döndürerek çıkarılır. Taşıma besiyerine konur ve PCR laboratuvarına iletilir.
· Örnek alma zamanı, hastalığın şiddeti,   sürüntüyü alma becerisi sonuçları etkileyebilmektedir.
Pamuğa alınan salgı örneklerinde PCR birimlerinde nükleik asit testleri (NAAT’ler) ile doğrudan çoğaltma yapılıp belli bir konsantrasyona getirilen genetik materyalden virüs varlığı tespit edilir.
Tanıda en yaygın olarak kullanılan yöntem ters transkripsiyon polimeraz zincir reaksiyonudur (RT-PCR).
Farklı testler SARS-CoV-2 genomunun farklı bölgelerini tespit eder. Bazıları nükleokapsid (N), zarf (E) ve sivri uç (S) genleri ve RNA’ya bağımlı RNA polimeraz (RdRp) geni dahil olmak üzere iki veya daha fazla geni hedeflerler.

PCR Testi İçin Nerelerden Örnek Alınır?

PCR testi nedir, Corona Virüs'te PCR testi nasıl yapılır? - Son Dakika Haberler

SARS-CoV-2 tanısında kullanılan PCR testi için örnekler;
· üst solunum yollarından (nazofaringeal, orofaringeal bölgeler, nazal aspirat, nazal yıkama veya tükürük),
· alt solunum yollarından (balgam, trakeal aspirat, bronkoalveolar lavaj – BAL) alınabilir.

PCR Testi ile Virüs Ne Zamana Kadar Saptanabilir?

Polimeraz zincir reaksiyonu nedir? PCR nedir ?, nasıl yapılır ve tıbbi önemi

Viral RNA yayılımı belirtiler başladığında daha yüksektir ve günler, haftalar sonra azalır.
· Enfeksiyonun seyri boyunca, PCR ile viral RNA saptanması, solunum yolu örneklerinde belirtilerin başlamasından 1-2 gün önce tanımlanmıştır ve hafif vakalarda 8 güne kadar devam edebilmektedir.
· Ağır vakalarda virüsün saptanması daha uzun süre devam edebilir, enfeksiyondan sonraki 2. haftada pik yapar.
· Nazofaringeal sürüntülerden ve dışkıdan (pediatrik hastalarda enfeksiyondan bir aydan fazla bir süre sonra) uzun süreli viral RNA yayılımı bildirilmiştir.
· Bulaşıcı virüs, hastalığın başlamasından sonraki 8. güne kadar tespit edilmiştir.
PCR ile viral RNA’nın uzun süre tespiti (hastalık başlangıcından 15 gün sonra),
· erkek cinsiyet,
· yaşlılık,
· hipertansiyon,
· hastaneye yatışta gecikme,
· başvuru sırasında ağır hastalık,
· invazif mekanik ventilasyon,
· kortikosteroid tedavisi ile ilişkilidir.

PCR Testi Nerede ve Kimlere Yapılır?

Türkiye'ye giriş-çıkışlarda uygulanan PCR testleri için yeni düzenleme | Sağlık Haberleri

PCR testi hastanelerin Mikrobiyoloji Bölümlerindeki laboratuvar ünitelerinde yapılır. Halihazırda kamu hastaneleri başta olmak üzere özel hastanelerin mikrobiyoloji laboratuvarlarında ve PCR çalışma birimi bulunan özel laboratuvarlarda da PCR testi yapılmaktadır. Bir birimin PCR testi yapabilmesi ve sonuç verebilmesi için gerekli akreditasyonlara sahip olması ve doğru sonuç verebilmesi için sistem optimizasyonunun (çoğaltma işleminin doğru gen bölgesine yeterli miktarda uygulanması olarak özetleyebiliriz) yapılmış olması gerekir.

Covid-19’a bağlı olabilecek belirtileri olan hastalardan nasal sürüntü örneği alınarak PCR testi ile tanı konur.
Hastanın belirtileri varken Covid-19’a henüz karşı antikor oluşmamıştır. Covid-19 antikorları kişinin virüse maruz kaldığını veya hastalandığını gösteri. Belirtiler ortaya çıktıktan iki hafta sonra antikor testleri yapılması önerilir.

Grup Florence Nightingale Hastaneleri Mikrobiyoloji Bölümü PCR Laboratuvarında çalışılan PCR test sonuçları, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen sistem üzerine işlenmekte ve kişinin e-nabız sisteminden de takip edilebilmektedir.
Mart ayından itibaren Covid-19 PCR testi çalışan yetkili laboratuvarlar arasında yer alan Grup Florence Nightingale Hastaneleri, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan dış kalite kontrol çalışmaları programına da üyedir ve çalışma sonuçlarında yüksek doğruluk oranına sahiptir.

PCR Testi Sonucu Nasıl Değerlendirilir? PCR Testi Pozitif Ne Demektir?

PCR Testleri için hizmet alımı – BRTK

Real-time PCR  yönteminde; oluşan  viral RNA  miktarıyla orantılı olarak artan floresan boya ile  probların verdiği sinyal izlenir. Amplifikasyonun devir sayısı ile belirli miktardaki  virus genomunun elde edilmesi sağlanır. Çoğaltılan virüs RNA’sı  floresan boya  ile ışıma yaparak  izlenebilir hale gelir.

PCR cihazında gen bölgesi çoğaltıldıktan sonra ürünler jel ortamda elektrik verilerek bir kontrol ürün ile birlikte koşturulur (elektroforez). Kontrol ürünün moleküler ağırlığı bilinir. Buna göre PCR ürünlerinin moleküler ağırlığına göre ulaştığı yer okunarak (moleküler ağırlığı büyük olan ürün geride kalır) test sonucunun pozitif veya negatif olduğu raporlanır.

PCR testi pozitif çıkan kişi Covid-19 ile enfekte olmuş demektir. Böyle durumdaki kişiler hemen izole edilir ve temaslı olduğu/geçmişte temas ettiği kişiler taranarak hasta olanların toplumdan izole edilmesi yoluna gidilir.

PCR Testi Neden Önemlidir? Sonuçları Güvenilir Midir?

Corona testi kaç günde çıkar? Korona testi kaç günde belli olur? E nabız ile PCR covid-19 test sonucu sorgulama - Sağlık Haberleri

· RT-PCR testinin doğruluğunu karşılaştıran veriler, test duyarlılığının örnek türüne göre değişebileceğini göstermektedir.
· Viral RNA seviyelerinin nazal örneklerde daha yüksek olduğunu ve oral örneklerle karşılaştırıldığında daha sık tespit edildiğini ileri süren çalışmalar vardır.
· Covid-19 için solunum örneklerinde viral RNA’nın PCR ile tanısı, klinik, enfeksiyon kontrolü ve halk sağlığı yönetimi için karar vermeyi destekler.
· Covid-19 benzeri belirtileri olan hastaların tanısında SARS-CoV-2 tespiti, sağlık tesislerinde hasta bakımı, triyaj ve izolasyon için gereklidir.
· PCR testi, temaslı izleme veya yakın temaslıların asemptomatik enfeksiyon ve hastalık taraması için de kullanılabilir.
· PCR taraması özellikle uzun süreli bakım evleri gibi kapalı kurumlarda yaşayan riskli kişilere viral bulaşmanın önlenmesi ve erken kontrolü için de önem arz eder.
· SARS-CoV-2 için pozitif RT-PCR sonucu, genellikle Covid-19 tanısını doğrular. Ek tanı testi gerekli değildir.
· Covid-19 hastalarında belirtilerin başlamasından haftalar sonra üst solunum yolu örneklerinde SARS-CoV-2 RNA’sı saptanabilir. Bununla birlikte, uzamış viral RNA tespiti mutlaka devam eden bulaşıcılığı göstermez.
· İlk test negatifse, ancak Covid-19 şüphesi devam ediyorsa (belirti varlığı gibi)  testin tekrarı önerilir.
· Test tekrarı için en uygun zaman genellikle ilk testten 24 ila 48 saat sonradır. 24 saat içinde testin tekrarlanması önerilmemektedir.
· PCR ile saptanabilen viral yükü hastalık şiddetini ve prognozu değerlendirmek için yararlı bir belirteç olabilir. Şiddetli vakalardaki viral yüklerin, hafif vakalara göre 60 kat daha fazla olduğunu gösterilmiştir.
Covid-19 PCR testi ile ilgili merak ettiğiniz konuları Grup Florence Nightingale Hastaneleri’nin uzman ekibine sorabilir, sorunuzla ilgili öneriler isteyebilirsiniz. Bize ulaşmak için web sitemizde yer alan iletişim formunu kullanabilir ya da 444 0436 numaralı telefonu arayabilirsiniz.
“Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.”

Okumaya devam et

Bilim

25 Yılda 8 Sektörde Başarıyı Yakalayan Elon Musk’tan Hızlı Öğrenme Taktikleri

blank

Yayınlandı

on

Yazar

 

blank

Elon Musk’tan öğrenilecek bir sürü şey var. Zira o sıradan bir milyarder değil.


Peki Elon Musk bu günlere nasıl gelebildi?

Elon Musk’ın hayatına baktığımızda doğuştan gelen o farklı zekasının onun başarılarını açıkladığını görebiliyoruz. Fakat bunun yanında çokça okuyan biri olduğu gerçeği de göz ardı edilemez bir gerçek.

blank

Elon Musk’ın hayatındaki en önemli noktalardan biri ilk bilgisayarına sahip olmasıyla başladı. BASIC yazılım dilini anlatan bir kitap hediyesi olan bilgisayarla 3 gece boyunca haşır neşir oldu ve 1984 standartlarına göre 3 günde bilgisayar programcısı olmayı başardı. Bu yazılım dilini öğrenmek ise normalde 6 ay süren bir süreç. Elon Musk 3 gün boyunca uyumadan çalıştı ve hatta Blastar adında bir oyun yaratıp bu oyunu 500 dolara sattı.

Bazı şeyleri hızlı öğrenmek içimizdeki bazı duyguları ateşleyebilir. Ne kadar hızlı bir öğrenici olsanız bile örneğin tıp fakültesinde en az 6 yıl vakit geçirmeniz gerekiyor. Halbuki bazı insanlar 6 yıllık bir eğitim programını 3 yılda öğrenebilecek kapasitede olabilirler. Ancak yine de 3 yıl daha okumaları gerekir.

Bu bağlamda kendi kendini eğitmenin önemi çok büyüktür. Zihninizin kapasitesini doğru kullanabilirseniz zamandan tasarruf edebilir ve bu zamanı daha faydalı ve üretken şeylerle geçirebilirsiniz. Tıpkı 6 ayda öğrenilen bir yazılım dilini Elon Musk’ın 3 günde çözmesi gibi…

Elon Musk’ın okuduğu onca şeyi nasıl öğrenip aklında tuttuğu ise merak konusu. Bu konuda şunu söyleyebiliriz. Kendisi artık öğrenmeyi öğrenmiş bir kişi. Peki bir şeyler öğrenmekle yetinmeyip öğrenme mekanizmasını öğrenen birisinden öğrenmek üzerine tavsiyeler almaya ne dersiniz?

Roket Biliminde master düzeyine gelen hatta bu konuda bir kariyer yapan, ayrıca Paypal’ı ve Tesla Motors’u kuran ve tüm bunlar olurken mümkün olan en kısa zamanda bir sürü bilgiyi beynine kaydetmenin bir yolunu da bulan Elon Musk kadar hızlı öğrenmek istiyorsanız buyurun Elon Musk’ın hızlı öğrenme taktiklerine birlikte bakalım.

 

 

 


1) Bilgi bir ağaçtır.

Elon Musk’ın hayranı bir Reddit kullanıcısı Musk’ın bu kadar çok şeyi bu kadar kısa bir zaman aralığında nasıl öğrendiğini soruyor:

“Çok sayıda kitap okuduğunuzu biliyorum ve çok birikimli insanları da işe alıp adeta onların bilgilerini de kendinize katıyorsunuz. Bu kadar bilgiyi hafızalarınızda tutabilmenin bir yolunu bulmuş gibisiniz. Çok merak ediyorum. Bu konuda nasıl bu kadar iyisiniz?

Musk bu sorudaki genel mantığa karşı çıkıyor. Çünkü Elon Musk, insanların birçoğunun tahmin ettiklerinden çok daha fazla şey öğrenme kapasitesine sahip olduklarını fakat bunu fark etmenin tek yolunun bunu denemek olduğunu söylüyor. İnsanların bu konuda daha cesur, daha disiplinli olmaları gerektiğini söylüyor. Bir de taktik veriyor:

“Bilgiyi semantik(anlamsal) bir ağaç olarak görmek çok önemlidir. Detaylar yapraklardır ve konunun temelleri dallardır. Bir konunun tüm detaylarını öğrenmeye başlamadan hemen önce, konunun temel prensiplerini öğrendiğinizden emin olun. Çünkü bu prensipleri öğrenmezseniz detayları asacağınız bir yer bulamazsınız.”

 

 

 


2) Birbiri arasında bağlantı kuramadığınız şeyleri hatırlamak çok zordur.

Bu düşünce birçok açıdan mantıklıdır. Yeni öğrenilen bir bilgiyi hatırlamanın en iyi yolu o bilgiyi zaten bildiğiniz bir şeyle ilişkilendirmektir. Düşünün! Mesela birçoğumuz bazen insanların isimlerini yaşadıkları ya da çalıştıkları yer ile ilişkilendirerek hatırlarız. Musk da bu fikre katıldığını belirtiyor.

Khan Academy kurucusu Sal Khan TED konuşmasında bu konuyu şöyle özetliyor;

“Zayıf bir temel üzerine inşa edilmiş bir ev her zaman zayıf kalacaktır ve aynısı öğrenme için de geçerlidir.”

 

 

 

Eğer daha hızlı öğrenmek istiyorsanız, Musk’ın önerilerine kulak verin ve stratejik yaklaşın. Bir şeyi hızlı öğrenmeyi amaçlıyorsanız ileri düzey konulardan değil, temel konulardan başlayabilirsiniz. Ve öğrendiğiniz şeyleri zaten sahip olduğunuz bilgilerle ilişkilendirmeye çalışın.

Kaynak.

Okumaya devam et

Bilim

Stresin İltihaplanmayı Nasıl Tetiklediğine Dair Gizem Çözülüyor

blank

Yayınlandı

on

Yazar

Yale Üniversitesinin çalışması, stresin enflamasyonu nasıl tetikle diğine dair gizemi çözüyor

blank

Enflamasyon: Canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya doku hasarına verdiği hücresel, sıvısal ve damarsal -yangı veya iltihaplanma tarzı- bir yanıttır.

Yale Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir çalışma; birçok stres hormonunun bağışıklık sistemini baskılamasına rağmen, aşırı stresin enflamatuar hastalığı nasıl güçlendirdiğinin gizemini çözdü. Araştırma, bir organizma stresle karşı karşıya kaldığında yağ hücreleri tarafından belirli bir bağışıklık hücresinin salındığını gösterdi.

 

 

Onlarca yıldır, stres ve enflamatuar hastalıklar arasındaki bağlantı açıktı; birçok kronik hastalık aşırı stres dönemlerinde etkisini arttırdı. Bununla birlikte, bu açık gözlemin altında açıklanamayan bir paradoks vardı: stres karşısında kalan vücut tarafından salınan kortizol, adrenalin gibi hormonlar bağışıklık sistemine belirgin baskı sağlar ancak stres bir şekilde enflamasyona sebep olur.

Yeni çalışma, yeni bir laboratuvar gözleminden kaynaklandı. Farelerden kan almak doğal olarak stresli bir işlemdir ve araştırmacılar bunun interlökin-6(IL-6) seviyelerinin artışıyla ilişkili olduğunu fark ettiler. Artan IL-6 seviyeleri daha önce otoimmün koşullarda ve aşırı streste rol almıştır fakat tam olarak nasıl arttığı araştırılmamıştır.

 

Hayvanlar stres karşısında infalamatuar tepkiler göstermemeye başladı

Beklenmedik bir şekilde gerçekleşen yeni araştırmanın sonuçları; IL-6’nın aşırı stres karşısında kahverengi yağ hücreleri tarafından salgılandığını ortaya koymaktadır. Stresli bir durumla karşı karşıya kaldığımızda enflamasyonu arttıran işte bu bağışıklık mekanizmasıdır. Ve farelerde, beyin ve kahverengi yağ hücreleri arasındaki sinyal bloke edildiğinde, hayvanlar stres karşısında infalamatuar tepkiler göstermemeye başladılar.

Yale Üniversitesinin çalışması, stresin enflamasyonu nasıl tetikle diğine dair gizemi çözüyor

Fakat bir soru hâlâ cevapsız: stresin neden bu kadar zararlı bir bağışıklık sistemi mekanizmasını tetiklediğini hangi evrimsel işlev açıklıyor?

 

Burada araştırmacılar IL-6’nın hipoglisemiye aracılık etmede önemli bir rol oynadığını keşfettiler. Esasen bu, vücudun “savaş ya da kaç”a tepkimiz için yakıt olarak gerekli glikoz üretimindeki artışlara hazırlanmasına yardımcı olur. (Savaş ya da kaç tepkisi: Savaş ya da kaç tepkisi algılanan zararlı bir olaya, saldırıya veya hayati tehdide yanıt olarak ortaya çıkan fizyolojik tepki. İlk olarak Water Bradford Cannon tarafından tanımlandı.)

Bu sebeple, bu bulgular sadece bir dizi otoimmün hastalık için değil, aynı zamanda birçok zihinsel sağlık bozukluğu için de zorlayıcı yeni araştırma yolları sunmaktadır. IL-6 farelerde bloke edildiğinde, hayvanlar ajitasyon belirtilerinde önemli bir azalma gösterdi, bu da bağışıklık mekanizmasının anksiyete ve depresyonda rol oynayabileceğini düşündürdü.

IL-6 önleyici ilaçlar zaten var ve eklem iltihabı gibi otoimmün durumları tedavi etmek için kullanılmıştır. FDA onaylı ilk IL-6 önleyicisi olan Tocilizumab, halihazırda bir antidepresan tedavi olarak denenmektedir.

Okumaya devam et

Bilim

250 Milyon Yıl Sonra Dünya Nasıl Gözükecek?

blank

Yayınlandı

on

Yazar

blank

Öldükten sonra Dünya’ya ne olacağını bilemezsiniz ancak bu güzel video sayesinde gözünüz açık gitmeyeceksiniz. Buyrun, kendiniz görün.

250 milyon yılda dünya

bildiğiniz gibi dünya’nın dış kabuğu, manto üzerinde yavaşça kayan plakalardan, başka bir deyişle levhalardan oluşuyor. bu durum dünya’nın yüzeyinin, kıtaları birleştirerek veya ayırarak zamanla değişmesine, hareket etmesine olanak sağlıyor.

işte, northwestern üniversitesi’nin bu alandaki profesörü chris scotese’in hazırladığı, levha tektoniklerinin, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin gelecekte dünya’nın görünümünü nasıl etkileyeceğini konusundaki araştırmalarından yola çıkarak hazırladığı animasyonlu güzel bir modelleme videosu.

ilgili animasyon videosu

ayrıca ilgili profesöre ait bu youtube kanalında farklı konularda kendisinin hazırlamış olduğu birçok animasyon videosuna ulaşabilirsiniz:

Okumaya devam et
reklam

Facebook

En Çok Okunan Yazılar