Connect with us

Motivasyon

Bir CEO’nun 20 Yıllık İşe Alım Tecrübesinin Sonucu: Etkili Bir CV’nin 5 Özelliği

blank

Yayınlandı

on

California merkezli bir yönetim danışmanlığı firması olan Korn Ferry, dünya genelinde 7.643 kişiyi istihdam ediyor.

Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison, 20 yıllık işe alım deneyiminden sonra en etkili CV’yi oluşturan 5 temel özelliği sıralamış:

Kariyerim boyunca binlerce özgeçmiş inceledim ve her çeşidini gördüm. İnanın bana çoğunda benzer sıkıntılar olduğunu söyleyebilirim: Çok uzun, çok sıkıcı, zor okunan ve birçok yazım yanlışı yapılan özgeçmişler gördüm.

Birkaç yıl önce şaşırtıcı derecede beni etkileyen bir özgeçmiş ile karşılaştım.

Açık konuşmak gerekirse gördüğüm özgeçmiş 20 yıl içinde gördüğüm en iyisiydi. İçinde hiçbir hile barındırmıyordu. Tahmin edileceği üzere adayı işe aldım.

Özgeçmişinde öne çıkan bazı şeyler vardı:


1) Okunması kolaydı.

blank

Özgeçmiş sayfası bol miktarda beyaz alana sahipti ve adayın 10 yılı aşkın bir tecrübesi olmasına rağmen yalnızca iki sayfaydı.

Her şey güzelce organize edilmişti: Satır boşlukları doğru yerdeydi, şirket isimleri bold yazılmıştı, unvanlar italik yazılmıştı ve iş detayları maddelerle ayrılmıştı. Unutmadan, bir tane bile yazım yanlışı yoktu.

Özgeçmişte kullanılan font çok süslü değildi. Birçok aday vaktini takıntılı bir şekilde havalı bir font bulmaya çalışarak harcıyor, buna gerek yok. Times New Roman, Calibri gibi fontlar her zaman kolayca okunuyor.


2) Bir hikaye anlatıyordu.

blank

Bu özgeçmiş, adayın kariyer yolculuğu hakkında bir hikaye anlatıyordu. Bu bütünlüğü de hiçbir bilgi eksikliği olmamasına borçlu. Özgeçmişe baktığımda bütün bir zaman çizgisi görüyordum. Sadece birkaç saniye içerisinde adayın kariyer büyümesini ve çıktığı basamakları görebildim.

Başka bir deyişle, kendi iş tarihinin kronolojisini çıkarmıştı.


3) Sadece sorumlulukları değil, başarıları da özgeçmişin içindeydi.

blank

Bir işe alım uzmanı olarak kopyala-yapıştır tarzdaki iş tanımı listesini okumaktan inanılmaz sıkıldım. İşverenlerin gerçekten bilmek istediği, karşıdaki adayın ölçülebilir sonuçlar verebilen ve ortalamanın üzerinde bir aday olup olmadığıdır. Bu kişi isteneni tamamen verdi.

Sorumluluklarınızı etkileyici başarılarınızla detaylandırmak sizi her zaman öne taşır.

Örnek olarak:

• “Uluslararası pazarlara genişletilmiş operasyonlar” yerine,  “Latin Amerika’daki sekiz yeni ülkeye genişletilmiş operasyonlar” ifadesini kullanın.

• “Satış ve pazarlama ekibini yönetmek” yerine, “Satış ve pazarlama ekibine liderlik ve bunun sonucunda yıllık yüzde 15  büyüme” ifadesini kullanın.


4) Gerçeğe bağlı kalmıştı.

blank

Özgeçmişin içinde herhangi bir tutarsızlık yoktu. Her şey inandırıcıydı ve hiçbir rakamın abartılmadığı konusunda güven veriyordu.

Daha da iyisi, kişinin özgeçmişinde LinkedIn sayfasına ve çalışmalarının bir portföyünü içeren profesyonel web sitesine bağlantıları vardı. Bu benim için gerçeğe ulaşma konusunda büyük bir basamak.

Doğruları söyleyin, nokta.

Büyük başarılar ve tanınır şirket isimleri size avantaj sağlasa da, bu konuda dikkatli olun: İşverenler bir referans kontrolü yapıyor ve yalan söylediğiniz fark edilirse, oyun biter.


5) Hiçbir klişe iddiada bulunmuyordu.

blank

“Yaratıcı”, “çalışkan”, “sonuç odaklı”, “mükemmel iletişimci” ya da favorim “takım oyuncusu” gibi genel ve üst düzey iddialardan uzaktı.

Bu klişe terimlerin birçoğu işe alım yapan kişinin gözlerini bir saniyeliğine devirmesini sağlayacaktır. Sevimsiz sıfatları ve aşırı kullanılan terimleri atlayın ve bunun yerine eylem fiillerine gidin:

• “Mükemmel iletişimci” yerine, “Müşterilerle yüz yüze toplantılarda sunum yapan ve üniversite kampüslerinde konuşma yapan” ifadesini kullanın.

• “Çok yaratıcı” yerine de, “Yeni bir küresel uygulama izleme platformu tasarladı ve hayata geçirdi”


Sizce etkili bir özgeçmişi oluşturan en önemli unsurlar nelerdir? Yorumlarda tartışalım.


Kaynak

Motivasyon

‘Okuduğum Kitap Aklımda Kalmıyor’ Diyenlere 5 Etkili Yöntem

blank

Yayınlandı

on

Yazar

Kitap okumak farklı dünyalara açılan bir kapıdır derler. Sayfaların sayısıyla sınırlı olmayan, kapaklara göre seçilemeyen bu dünyaları anlamak sandığımızdan daha zor olabiliyor. Hatta anlamaktan da zor olanı var; okuduklarımız aklımızdan uçup gidiyor. Peki bunun için ne yapabiliriz?

1) Söz Uçar Yazı Kalır

blank
Ünlü düşünürlerden tutun da Politikacılara kadar çoğu isim kitapların üstüne notlar alarak kalıcılığını sağlıyor yazılanların. “Altına çizmek” deyimi size pek de yabancı gelmemiş olabilir. Romanlar ders kitabı değil ki altını üstünü çizelim diyorsanız; Romeo’nun Juliet’e ilanı aşkı renklendirilecek kadar güzel olsa gerek değil mi?


2) Kitaptan Defterlere

Üstüne yazı yazmak istemeyen, kitabım kirlenmesin diyenlere uygun bir yöntem. Kitap okurken yanınızda bulundurabileceğiniz bir defter ile beğendiğiniz sözleri not edebilir, karakterleri Cin Ali de olsa şekillendirebilirsiniz.

Bunu tek bir kitap için değil bir defter de çokça kitabı bir arada tutabilirsiniz. Açıp okuduğunuz da sizi kitapların büyülü anına götüren bir tren bileti olacaktır defterler.

 

 


3) Satırların Değil Sayfaların Yeri Bir Başka

blank
Tek bir kelime ya da bir cümle değil de bütün bir sayfa sizi derinden etkilediyse, küçük post-itler ile sayfaları belirli hale getirebilirsiniz. Birden fazla sayfa olması sizi korkutmasın, bir kitabı anlamak ve yaşamak birkaç post-it ile yarışamaz bile.

 

 


4) Gezerek Anlaşılır

Hatırlamamızı kolaylaştıran diğer bir unsur ise nerede bulunduğunuzdur. Zihnimiz hatırlamaya yardımcı unsurlar belirler bunlardan biri de “Mekan” algısıdır.

Kitabınızı alıp okuyabileceğiniz bir Cafe olduğu gibi, sessiz bir kütüphane ya da odanızın cam kenarı olabilir. Okuduğunuz yer ile kitaplar farklı bir ambiyans yaratarak özdeşleşir.

 

 


5) Biraz da Notalar Eşlik Etsin

blank
Müzik çoğu insan için kaçış yolu olabilir. Ruhumuzun en sade şeklinde arındığı ve kolayca hatırlamamıza yardımcı olacak diğer bir faktör ise “müzik”. Müzik kitaba farklı bir anlam yüklemenizi sağlar. Bakış açınızı genişletir.
Zevkler tartışılmaz diyoruz ancak bilimsel araştırmaları da atlamamak gerekiyor. Klasik Müzik yeri geldiğinde uykunuzu getirebilirken, sıkıcı bir kitabı renklendirebilir.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

‘Akıllı Yaşama Sanatı’ Kitabından Ders Niteliğinde 15 Alıntı

blank

Yayınlandı

on

Yazar

 

blank

Baltasar Gracian tarafından 1647’de yazılmış özdeyişler kitabı “Akıllı Yaşama Sanatı” devrinin çok ilerisinde fikirler barındırıyordu. Öyle ki içindeki tavsiyeler günümüzün mantık yapısına göre kabul edilebilir ve uygulanabilir konumda.

17. yüzyılda yazılmış bu eserin içindeki fikirlere biraz daha yakından bakalım.


1) Birçok insan kendilerini akıllı sanmasa, aslında gerçekten akıllı olabilirdi.

2) En güçlü yanınızı bilin. Bu size doğuştan bahşedilen en önemli yetenektir; onu geliştirirseniz gerisi gelecektir. Güçlü yanını bilen kişinin mükemmelliğe ulaşması kaçınılmazdır. Hangi niteliğinizin üstün olduğunu fark edin ve bu konuda sorumluluk üstlenin.

3) İnsanın hayattaki büyük derslerinden biri kendini frenlemeyi bilmesi, daha da önemlisi ise kendini bazı işlerden ve insanlardan yoksun bırakmayı öğrenmesidir.

4) Kimsenin işine yaramamak büyük bir talihsizlik herkesin işine yaramaksa bir başka talihsizliktir.

5) Sadece az tanınan insanların kusurları az bilinir.

6) Hayatın zevkini çıkarırken yavaş, ama çalışırken hızlı olun. Çünkü insan işi bitince sevinir, zevkler bitince üzülür.

7) Yarına iş bırakmayan kişi, her zaman daha fazla yol kat eder.

8) Sıra dışı bir mükemmelliğe erişseniz bile, bunu sergilerken sıradan tutumlar benimseyin. Bir kandil ne kadar fazla ışık verirse, o kadar hızlı erir ve enerjisi tükenir.

9) Zihnin olgunluğu her şeye anında inanmamaktan geçer.

10) Bilgisiz insan ışıksız bir dünyadır.

11) Akıllı insanlar genellikle sabırsızdır çünkü insanın bilgisi arttıkça ahmaklara karşı sabırsızlığı da çoğalır.

12) Dünya gösterilen çabaları umursamaz, sadece başarıp başaramadığınızla ilgilenir.

13) İnsana her şeyin eskisi en iyisiymiş gibi gelir ve ulaşılamayan her şey daha değerlidir.

14) Kendinizi Tanıyın. Yeteneklerinizi, kapasitenizi, kararlarınızı ve eğilimlerinizi doğru değerlendirin. Kendinizi tanımazsanız kontrol de edemezsiniz. Aynalar size yüzünüzü gösterse de, zihninizin içindekileri gösteremez. İzin verin, kendiniz hakkındaki derin düşünceleriniz size ayna olsun. Dış görüntünüz unutulduğu zaman, onu geliştirmek ve mükemmelleştirmek üzere içsel olana sarılın. Zekanızın gücünü ve işlerin üstesinden gelme kapasitenizi öğrenin. Gerektiğinde göstetebilmek için cesaretinizin gücünü sınayın. Her şeye karşı, temellerinizi sağlam atın, zihninizi ferah tutun.

15) Yeteneğinizi herkesin önünde sergilemenize gerek yok. Gereğinden fazla güç harcamayın. Fazladan güç ya da bilgi harcanmasına izin vermeyin. Becerikli bir şahinci sadece o anki sürek avına yetecek kadar kuş uçurur. Eğer bugün fazla gösteriş yaparsanız, yarına sergileyecek hiçbir şey kalmaz. Bir köşede, her zaman herkesin gözünü kamaştırabilecek bir yeniliğiniz olsun. Her gün yeni bir şeyler sunmak beklentileri canlı tutar ve kapasitenin sınırlarını gizlemeye yardımcı olur.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Sınavlarda Yardımınıza Koşacak 12 Kolay Ezberleme Yöntemi

blank

Yayınlandı

on

Yazar

blank

Hayatımız boyunca sürekli bir şeyler öğrensek de çoğunu zaman içinde unutuyoruz. Ancak özellikle sınav dönemlerinde, derslerde öğrendiğimiz her şeyi hatırlamamız bekleniyor. Ezberci eğitim sistemi ile baş edebilmenizi kolaylaştıracak 12 ipucuna bakmadan önce “Neden unutuyoruz?” onu bir öğrenelim.

Neden Unutuyoruz?

Unutmak aslında bir savunma mekanizması olarak düşünülebilir. Aslında, beyniniz unutarak sizi gereksiz bilgi ile fazla yükleme yapmaktan korumaya çalışıyor. Her şeyi hatırladığınızı bir düşünsenize… Ne çekilmez bir hayat olurdu.

Yani, beyniniz, bir savunma mekanizması olarak öğrendiğiniz her şeyi kısa süreli hafızaya atıyor ve siz tekrar yapmadıkça bu bilgileri uzun süreli hafızaya aktarmayarak unutmanızı sağlıyor.

Öğrendiklerinizi kolayca akılda tutabilmek için Hermann Ebbinghaus tarafından geliştirilmiş evrensel bir formül var:

Ebbinghaus Unutma Eğrisi öğrendikten sadece bir saat sonra, edindiğimiz bilgilerin yarısından fazlasını unuttuğumuzu, bir hafta sonrasında ise sadece %20’sini hatırladığımızı gösteriyor. Ebbinghaus’a göre, zorla ezberlemeye çalışmak etkili bir şey değil. Çünkü beyniniz, zorlayarak ezberlemeye çalıştığınız şeyleri hızlı bir şekilde kavrayamıyor ve aralarında güçlü çağrışımlar kuramıyor. Uzun süreli hafızaya atmak istediğiniz şeyler için belirli sürelerde tekrarlar yapmanız gerekiyor.

blank

Daha açık olmak gerekirse, ezber gerektiren bir sınav için bir gün öncesinden değil de birkaç gün öncesinden çalışmaya başlasak daha iyi olur. Daha verimli çalışabilmek için ise deneyebileceğimiz birçok yöntem var.

1) Ne öğrendiğinizi anlamaya çalışın: Anladığınız şeyleri ezberlemek, beyninizin çağrışım bulmasını kolaylaştırıyor. Böylece, bu bilgiler dokuz kat daha hızlı bir şekilde uzun süreli hafızaya atılabiliyor.

2) Sizin için optimal olan çalışma zamanını öğrenin: En iyi öğrenme zamanı, bölünmediğiniz ve enerjik olduğunuz zamandır. Kimileri sabah erkenden kimileri ise gece geç saatlerde ders çalışmayı daha verimli bulur. Siz de sizin için en verimli zamanı bulun ve o zamanlarda çalışın.

3) En gerekli bilgiyi öğrenin: Önceliklerinizi doğru bir şekilde kurmalı ve ona göre çalışmalısınız. Unutmayın, en başta ve en sonda öğrenilen bilgiler daha fazla akılda kalıyor.

4) Sadece en iyi materyalleri seçin: Eski tarihli kitapları ve eski öğrenme tekniklerini kullanmayın. Sürekli değişen ve gelişen bir dünyanın içerisindeyiz ve eski kitapların yayınlanmasından sonra çok şey değişmiş olabilir. Şuan yanlış olabilecek bir şeyle zamanınızı boşa harcamayın.

5) Öğrenmeniz gerekenleri birine anlatın: Birlikte çalışmak herkes için ideal bir yöntem değildir. Yalnız çalışmayı sevenlerdenseniz, öğrenmeniz gerekenleri yüksek sesle okuyup aynada kendinize anlatarak daha akılda kalmasını sağlayabilirsiniz. Eğer başkalarıyla çalışmakta sorun yaşamıyorsanız karşınızdakine anlatarak karşılıklı fayda elde edebilirsiniz.

6) Öğrendiklerinizi belirli mekanlarla bağdaştırın: Başka bir deyişle, kendi zihin sarayınızı oluşturun. Örneğin, odanızda çalışıyorsanız öğrendiğiniz bir şeyi odanızda bulunan bir eşya ile bağdaştırıp birkaç kez tekrarlayın. Sonrasında, odanın hafızanızda nasıl göründüğünü hatırlayın.

7) Karşıt şeyleri öğrenin: Bir şeyi zıttıyla beraber öğrenerek hafızanızı güçlendirebilirsiniz. Örneğin, yabancı bir dil öğrenirken gelmek/gitmek, gece/gündüz şeklinde ikili öğrenmeye çalışın.

8) Bağlantılı kelimeler kullanın: “Nail Words” olarak geçen bu tekniğin ana noktası farklı şeyler arasında bağlantı kurarak çalışmak. Böylece birini hatırladığınızda bağlantı kurduğunuz diğer tüm bilgileri hatırlayabileceksiniz.

9) Yeni öğrendikleriniz ile önceden bildikleriniz arasında bağlantı kurun: Bu, yeni öğrendiklerinizi anlamanızı kolaylaştırır. Böylece bilgilerin akılda kalıcılığı artar.

10) Hikayeler uydurun: Bir çok şeyi belirli bir sırayla öğrenmeniz gerekiyorsa, bir hikaye oluşturun ve öğrenmeniz gerekenleri hikayeye doğru sırayla serpiştirin. Dikkat etmeniz gereken nokta, serpiştirdiğiniz bilgilerin hikayenin akışında birbiri ile bağlantılı olmasını sağlamak.

11) Kayıt cihazı kullanın: Özellikle duyarak öğrenen biri iseniz bu teknik tam size göre. Öğrenmekte olduğunuz bilgiyi ses kayıt cihazı ile kaydedin. Sonrasında birkaç kez daha dinleyin.

12) Görselleştirin: Bir şeyi öğrenirken vücut dilinizi kullanın böylece kas hafızanızı da harekete geçirebilirsiniz.

Kaynak.

Okumaya devam et

İnsanlar

Zuckerberg ve Musk’un da Kullandığı Bi Öğrenme Tekniği: 20 Saat Kuralı

blank

Yayınlandı

on

Yazar

Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak oldukça kolay fakat bilgiyi tam anlamıyla öğrenip uzmanlık alanı haline getirmek hepimiz için zor bir süreç. Fakat başarıya ulaşmış insanlar, Zuckerberg ve Elon Musk gibi kişiler kendilerini genç yaşlarında nasıl bu kadar donanımlı hale getirebildiler?

Cevabı olağan dışı bir zeka değil, ya da insanlık dışı bir çalışma süreci de değil… Aslında cevap, herkesin hayatında uygulayabileceği kolay bir yöntemi disiplinli bir şekilde kendi yaşamlarına entegre etmelerinde saklı.

Şimdi bunu nasıl yaptıklarını aşağıdaki videodan izleyelim,

20 Saat Kuralı’nın diğer tüm detayları ise Josh Kauffman’ın yaptığı TED konuşmasında:

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Strese Bakış Açınızı Tamamen Değiştirecek 2 Dakikalık Video

blank

Yayınlandı

on

Yazar

blank

Neredeyse her canlı, öyle ya da böyle hayatında stresle karşılaşır. Gündelik yaşantımızda ise stres artık hayatımızın bir parçası olmuş durumda. Kimileri stresten kaçmaya çalışır, kimileri onunla mücadele etmeye çalışır. Bazıları da vardır ki, stresi kabullenip gelişim için kullanır.

Dr. Abraham Twerski bir psikiyatr, haham ve yazar. Her ne kadar dini kişiliği yüzünden ilk görenler başta ona ön yargılı olsa da, olaylara karşı çok sade ve derin analizlere sahip.

Abraham Twerski’ye göre:

Istakozun büyümesine imkan sağlayan en büyük tetikleyici, kabuğunun onu rahatsız etmesidir. Stresli zamanlar, aynı ıstakoz örneğindeki gibi insanlar için de büyümenin bir işaretidir. Kendimizi rahatsız hissetmezsek, yerimizi değiştiremeyiz ve büyüyemeyiz.

Okumaya devam et
reklam

Facebook

En Çok Okunan Yazılar