Connect with us

Girişimcilik

Bir Kitabı Yarım Saatte Tamamen Anlamanızı Sağlayan Skimming Tekniği ile Tanışın

Yayınlandı

on

Evet biliyoruz, gün içerisinde sürekli bir koşturma içerisindesin ve gerçekten bir şeyleri okumak için uzunca bir zamanın yok. Hangimizin var ki?

Hayat bize her yerden kısa yolları gösterirken hala tembellik etmemizin hiçbir mantıklı açıklamasını bulamıyoruz. Amacım size yüklenmek değil. Hayatın akışını ve yorgunluğunu herkes kadar hepimiz yaşıyoruz. Bu yüzden okuduğunuz kitabı yarım saat içerisinde anlamınızı sağlayacak bir teknik ile tanıştıracağız sizi; Skimming Tekniği!


Dakikada Bir Sayfa Okuyabiliyoruz

Araştırmalara göre dakikada bir sayfa okuyabiliyoruz. 600 sayfalık bir kitabı okumak için ise aralıksız 10 saat okuma yapmak gerekiyor. Evet yukarıda zamanımızın olmadığı konusunda biraz hayıflandım. Ancak hiçbirimiz 10 saat aralıksız kitap okuyamayacağımızı biliyoruz. En azından beden sağlığı açısından diyelim.

Zamanın hızlanması ve çağa ayak uydurmanın koşturmacası içerisinde odaklanma sorunları da hızla artıyordu. Bir şeye odaklanmak ve onu sürdürebilmek ise büyük emek içeriyor. Son zamanlarda eğitimde yaşanan en büyük sorunlardan biri ise okuduğunu anlayamama problemini doğuruyor. Bu da bizi yeni yöntemler bulmaya ya da var olan klasik yöntemleri hayatımıza dahil etme anlamına geliyor.


Okuma Süresini Kısaltmak ve Anlamak için Skimming Tekniğini Deneyin

Hiç okurken çok fazla zaman harcadığınızı hissettiniz mi? Bir metnin hangi kısımlarının en önemli olduğunu belirlemede sorun mu yaşıyorsunuz? Ana başlığınız altında oyalanmak istemiyor ve okuduğunuzu kapmak istiyorsanız, bu yöntemi mutlaka denemelisiniz. Uzun saatlerle geleneksel okuma tekniği ile zaman kaybetmemek adına uygulayacağınız bu teknik sayesinde kısa zaman içerisinde okuduklarınız üzerinde bir hakimiyet kuracaksınız.


Peki, Etkili Okuma Yöntemi Olan Skimming Tekniği Nasıl Uygulanır?

Burada var olan amaç, kısa süre içerisinde etkili olan tüm bilgiyi elde etmek. Okumaktan kaçmak değil. Skimming Tekniği, bir okuma
seçiminin içeriği hakkında genel bir izlenim elde etmek için bir pasaj içindeki yalnızca ana fikirleri okuma sürecini ifade ediyor.

Skimming Tekniğinden en yüksek verimi almanız için uygulanacak adımlara gelin beraber bakalım.

* Önce tabii ki başlığı okumalısınız. İstediğiniz konuyu size verip veremeyeceğini net olarak ortaya koyacaktır.

* Okumaya başladığınız konu ne ise asla ama asla ilk paragrafı kaçırmayın. Yazar her zaman için ana fikri orada verir. Bu da önemli kısım için kaçırmamanız gereken bir yer.

* Diğer tüm paragrafların ilk cümlesini okuyun.

* Başlıkları ve alt başlıkları okuyun.

* Herhangi bir resim, çizelge veya grafik varsa dikkat edin. Orada istatistiksel bilgilerin tüm özetini çıkarabilirsiniz.

* Herhangi bir italik veya kalın harfli kelime veya kelime öbeğine dikkat edin.

* Ve son olarak, son paragrafı mutlaka okuyun.  Öğrenmek istediklerinizin özeti ya da anlatılanların tüm sonucu her zaman için o son paragraflarda yer alır.


Skimming Tekniğini Doğru Kullandığınızdan Emin Olmak İçin Tarama Yapmalısınız

Skimming Tekniğini aynı zamanda hızlı bir tarama tekniği de demektir. Tarama, belirli bilgileri hızlıca bulmak istediğinizde kullanılacak bir okuma tekniğidir. Tarama tekniğini doğru kullanmanız adına aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz.

* Tararken aklınızda bir soru var ve ilgisiz bilgileri göz ardı ederek sadece cevabı bulmak için bir bölüm okuyorsunuz.

* Aradığınız belirli bilgileri belirtin.

* Cevabın nasıl görüneceğini ve cevabı bulmanıza yardımcı olmak için hangi ipuçlarını kullanabileceğinizi tahmin etmeye çalışın. Örneğin, belirli bir tarih arıyorsanız, sadece sayıları arayan paragrafı hızlı bir şekilde okuyabilirsiniz.

* Hangi bölümleri aradığınızı içerebileceğini belirlemenize yardımcı olacak başlıkları ve diğer yardımları kullanın.


Derin Okuma Zaman Alır

Skimming Tekniğini kullanan kişiler, amaçları için neyin önemli olduğunu biliyorlar.  Amerikalı psikiyatr Edward Hallowell, bu konu hakkında düşüncelerini dile getiriyor:

“İnsanlık tarihinde hiçbir zaman, beyinlerimizin bugün olduğu kadar çok çalışmak zorunda olmadıklarını açıklıyor. Artık bir bilgisayar monitörü veya cep telefonu önünde saatlerce zaman harcayan ve her yönden alınan bilgileri işlemekle meşgul olan bir neslimiz var, bu yüzden düşünme ve hissetme yeteneklerini kaybediyorlar. Bu bilgilerin çoğu yüzeyseldir. İnsanlar derinlikten fedakarlık ediyor ve diğer insanlardan hissederek kesiyorlar. ”

Derin okuma zaman alır. Bilgiyi anlamak için yavaşça okumak birçok kişi için bilişsel olarak kolay değildir. Dikkat çok yorucu. Bu makalenin gerçekten iyi ve zaman ayırmaya değer olup olmadığını nereden biliyorsunuz? Mümkün olan en kısa sürede değerli bilgiler bulması gereken birçok insan için temel bir okuma becerisidir.

Kaynak.

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Girişimcilik

Mülakatlarda Sorulan “En Zayıf Yönünüz” Sorusuna Nasıl Cevap Vermeliyiz?

Yayınlandı

on

Yazar

Mülakatlarda sıklıkla karşılaşılan sorulardan biri, belki de en tehlikelisi:  “En zayıf yönünüz nedir?” Peki genellikle kendinizi ne kadar iyi tanıdığınızı anlamak için sorulan bu soruya ne tarz cevaplar verebiliriz? En zayıf yönünüzden bahsederken pozitif kalmaya, çözüme odaklanmaya ve dürüst olmaya dikkat etmeniz gerekiyor. Aşağıdaki üç yöntem bu soruyu sizin avantajınıza çevirecektir.


1) İş/Proje için gerekli olmayan özelliklerinizden bahsedin.

Bunun için öncelikle girmek istediğiniz pozisyonun gerektirdiği temel özellikleri iyi analiz etmeniz gerekiyor. Analiz yaptıktan sonra iş ile alakalı olmayan zayıf yönlerinizden dürüstçe bahsedebilirsiniz.

Örneğin; asistanlık başvurusu yaptığınız bir mülakatta birebir ilişkilerinizin ne kadar güçlü olduğunu vurgulayarak büyük gruplara sunum yapmakta zorluk çektiğinizden bahsedebilirsiniz.


2) Güçlendirdiğiniz yönlerinizden bahsedin.

Bu tehlikeli sorudan kaçınmanın bir diğer yolu da önceki çalışmanızda güçlendirdiğiniz yönlerinizi anlatmaktır. Bu sayede karşınızdaki kişiye zayıf yönleriniz olduğunu ancak gerekli olduğu durumlarla karşılaştığınızda onları geliştirebildiğiniz mesajını verirsiniz.

Örneğin; eskiden gelecek haftayı planlamak için son dakikayı beklerdim ancak önceden planlamanın daha etkili olduğunu fark ettim.


3) Olumsuz bir yön aslında başkalarına olumlu olarak gözükebilir.

Esasında pozitif olan bir yönünüzden olumsuzmuş gibi bahsedebilirsiniz.

Örneğin; yapılacaklar listesini bir an önce mükemmel bir şekilde tamamlamak istiyorsunuz diyelim. Bunu ifade etmek size projesini zamanında ve mükemmele yakın bir işle tamamlayan bir çalışan imajı çizecektir.

İşte birkaç cevap örneği:

* Bir proje üzerine çalışırken son teslim tarihine odaklanmam. Onun yerine projeyi daha erken bitirmeye çalışırım.
* Mükemmelliyetçi bir kişiliğim var ancak bunu avantaja çevirdim. Detaycı çalışmama rağmen işlerimi teslim tarihine yetiştirir ve çalışmamın doğru olduğundan emin olurum.
* Önceden bir işi tamamlamadan diğerine geçmezdim. Ancak aynı anda birden fazla proje üzerinde çalışmayı öğrendim ve bunun beni daha verimli ve yaratıcı yaptığını fark ettim.
* Planlı çalışmak iyi olduğum bir konu değil. Bu nedenle organizasyon becerilerime gerçekten yardımcı olan bir zaman yönetimi sistemi uygulamaya başladım.

Kaynak

Okumaya devam et

Girişimcilik

Hayatın Her Alanında Başarı ve Verimlilik İçin: 80/20 Pareto İlkesi

Yayınlandı

on

Yazar

İtalyan ekonomist ve sosyolog Vilfredo Frederico Damaso Pareto İtalya’daki arazilerin %80’inin, nüfusun %20’sine ait olduğunu öne sürer. İngiltere ekonomisinde servet ve gelir dağılımı üzerine çalışırken servetin %80’inin nüfusun %20’sine ait olduğunu görür. Kalite yönetimi alanında çok önemli eserler kalem alan Joseph Juran ise etkilerinin %80’inin etkenlerin %20’sinden kaynaklandığını söyler. Bunu ise Pareto İlkesi olarak adlandırır.

Pareto İlkesi’nin ortaya çıkışı ekonomi bazlıdır. Ancak gerçekte sadece ekonomide mi görürüz bu ilkeyi? Tabii ki hayır. Hayatımızın pek çok alanında bu ilkeyle karşılaşıyoruz. Örneğin vaktimizin yaklaşık %80’ini arkadaş çevremizin %20’si ile geçiririz. Yapılan bazı araştırmalara göre trafik kazalarının %80’i sürücülerin %20’si tarafından yapılır. Bu oran kesin olarak 80 ile 20 arasında olmak zorunda değil. Yine bu ilkeye uyan farklı rakamlarla aktarılan bir örnek vermem gerekirse dünya servetinin %86’sı toplumun %8’lik kısmının elindedir.

Ekonomide Pareto İlkesi

Vilfredo Pareto’nun yaptığı analiz neredeyse pek çok ülke için geçerliydi. Örneğin şu an dünyanın en zengin 10 insanını incelediğimizde ilk 3 kişinin servetlerinin toplamı diğer 7 kişinin servetleri toplamı kadar.

Marjinal Fayda ile bu ilkeyi ilişkilendirebiliriz. Bir üretim esnasında üretime katılan ilk işçiler çok daha fazla katkı sağlayacaktır. Tek başınıza bir iş yaptığınızı düşünün. Ortaya çıkan tüm ürün sizin eserinizdir. Bir de 200 kişilik bir ekiple aynı işi yaptığınızı düşünün. Bu durumda 200’de 1’lik bir katkınız olacaktır işe. Bunu göz önünde bulundurarak şunu söyleyebiliriz ki zamanla işçi sayısı arttıkça üretilen ürün miktarı eskisi gibi hızlı bir şekilde artış gösteremez.

Az Ama Verimli Çalışın

Neredeyse ilk yıllarımızdan itibaren acaba şu mu yoksa bu mu diyerek pek çok alanda eğitim gördük. Gördüğümüz eğitimlerde ise haddinden fazla belki de hayatımızın hiçbir noktasında işimize yaramayacak şeyler öğrendik. Bunlar ile Pareto İlkesi’nin ne alakası var? Lise ya da üniversite yıllarınızda sınavlara çalıştığınız günleri düşünün. Bazen günlerce uyumayıp tüm konuları sular seller gibi öğrenebilecekmişçesine çok çalışır insan. Örneğin 100 sayfasından sorumlu olduğu bir kitabın 90 sayfasını çok iyi öğrenir. Ancak o kalan 10 sayfaya pek önem vermez. Sınav anı geldiğinde ise soruların büyük çoğunluğunun o 10 sayfalık kısımdan geldiğini görür.

 

O 10 sayfalık kısmı görebilmek zor olabilir. Ancak imkansız değil. Kendi deneyimlerinizi, fikirlerine önem verdiğiniz kişilerden alacağınız önerileri kullanarak asıl yönelmeniz gereken yerleri bulabilirsiniz. Zamanınızı yaratıcı ve verimli işler için harcamaya özen gösterin.
Kendinize yeni hedefler koymaktan çekinmeyin. Ancak hedeflerinizi koyarken saplam adımlar atmanız gerektiğini unutmayın. Riskleri ve sorunları iyi analiz etmeye çalışın. En çok sorun çıkaran şeylere odaklanın. Eğer o sorunları çözebilirseniz sorunlarınızın yaklaşık %80’ini çözmüş olacaksınız.

Pareto İlkesi hakkında daha farklı şeyler öğrenmek isterseniz:

Doğru azınlığı bulabilmek:

Başarılı insanların daha verimli olabilme sırrı:

Kaynak.

Okumaya devam et

Girişimcilik

Dünyaca Tanınan 10 Başarılı İnsanın Sabah Rutini Nasıl?

Yayınlandı

on

Yazar

 

Uyanır uyanmaz gerçekleştirmeyi tercih ettiğimiz aktiviteler gününüzün geri kalanının şekillenmesinde büyük rol oynuyor. Bazı insanlar için erken uyanmak son derece enerjik hissettirirken, kimileri için zinde bir sabahın sırrı edilen sağlam bir kahvaltıdan geçiyor.

Bir kısmımız ise henüz kendisi için en verimli olan sabah rutinini henüz keşfedememiş olabilir. Güne nasıl daha motivasyon dolu başlayabileceğinizi belirlemenizde fayda sağlayabilmesi için alanında başarılı olan insanların birbirinden farklı sabah rutinlerine göz atabilirsiniz.

1) Richard Branson, Virgin Şirketler Grubu’nun CEO’su

Sabahları erken uyanarak yapılacak işler için ayrılan vaktinin daha nitelikli kılınabileceğini savunan Branson, sabah 5.00’te uyandıktan sonra aklını boşaltmak için önce meditasyon yapıyor. Ardından pozitif bir mod yakalayabilmek için ailesiyle vakit geçiriyor. Sabah rutinini bunlarla da bitirmiyor, motivasyon ve ilham kıvılcımları yakalamak için Bill Gates, Howard Schultz gibi insanların başarı hikayelerini okuyor.

 

2) Scott Adams, Dilbert Çizgi Romanlarının Yaratıcısı – Karikatürist

Günde dört saatten fazla uyumayı vakit kaybı olarak algılayan Adams, saat 05.00 gibi uyanıyor. Her sabah mutlaka kahvesi ve protein barını tüketiyor ve bu ikili eşliğinde yaratıcılığını tetikleyecek haberleri okumayı seviyor. Modunu düşüreceğinden endişelendiği için sabahları politik haberleri okumaktan kaçınıyor.

 

3) Kat Cole, Focus Brands’te Grup Yöneticisi

Afrika’da gerçekleşen insanlara yardım etme amacı taşıyan gönüllü çalışmasından beri temiz suya erişebilmenin büyük bir şans olduğuna inanan Cole, uyanır uyanmaz yaklaşık 709 ml su içmeyi alışkanlık haline getirmiş. Bu esnada ise dünyada neler olup bittiğini ve yatırım yaptığı startupların durumunu kontrol ediyor. Kahvesini evde hazırlamaktansa kahve dükkanında içmeyi tercih ediyor. Hava güzelse yürüyüşün ardından bir kahve dükkanında kahve içerken diğer insanların güne nasıl başladığını gözlemleyi seviyor.

 

4) Howard Schultz, Starbucks Kurucusu

Schultz, sabahları 04.30’da uyanıyor ve üç köpeğini yürüyüşe çıkarıyor. Eve döndükten sonra ise kendine koyu kavrulmuş Aged Sumatra kahvesini hazırlıyor. Starbucks CEO’sunun sabah rutininde kahvenin rol oynaması şaşırtıcı olmasa gerek.

 

5) Jack Dorsey, Twitter’ın Kurucusu

Enerjisi ile üretkenliğinin sabah rutinleştirdiği adımlara bağlı olduğunu düşünen Dorsey, 05.00’te uyandıktan sonra 30 dakika meditasyon ve 7 dakikadan üçer set egzersiz yapıyor. Ardından kafein ihtiyacını giderirken kahvaltı olarak soya sosunda kızartılmış iki adet yumurta yemeyi tercih ediyor.

 

6) Kara Goldin, Hint Water’ın CEO’su

05.30’da güne başlayan Goldin, maillerini kontrol edip aciliyeti olanları belirliyor. Zaman yönetimine önem verdiği için gün içindeki 12 saate dair yapılacakları ajanda üzerinden öncelik sırasına göre belirliyor. Daha sonra içtiği double lattesinin ardından zihnen dengelenmiş ve temizlenmiş hissedebilmek için tercihen bol oksijenli alanlarda daha çok kır kesimlerinde yürüyüşe çıkıyor.

 

7) Obie Mckenzie, BlackRock’ta Genel Müdür

Mckenzie, her sabah tam 84 dakikasını eşiyle sohbet ederek geçiriyor ve bunun onları tüm gün bağlı tuttuğunu söylüyor.

 

8) Arianna Huffington, The Huffington Post’un Kurucu Ortağı ve Baş Editörü

Alarmsız doğal bir şekilde uyanmanın güne en etkili başlama yolu olduğunu savunan Huffington, kendiliğinden güzelce uyanabilmek için vücudun yeterli miktarda uykuyu mutlaka alması gerektiğini söylüyor. Uyandıktan hemen sonra telefonunu kontrol etmiyor bunun yerine derin bir nefes almayı tercih ediyor. Kahvaltı insanı olmadığı için kahveyle güne başlayıp kahvaltılık öğünleri öğle yemeği olarak tercih ediyor.

 

9) Anna Wintour, Vogue’un Genel Yayın Yönetmeni

Vücüdunun adrenalin pompalamasını aktifleştirmek için 05.45’te tenis oynayarak güne başlıyor. Yaklaşık bir saat tenis oynadıktan sonra toplantılarını organize ediyor ve en geç 09.00’da ofisinde oluyor.

 

10) Steve Jobs, Apple Inc. Kurucu Ortağı

Jobs, ayna karşısında kendisine yönelik bir motivasyon konuşması yaparak güne başlıyor. Ardından kendisine şu soruyu yöneltiyor: “Eğer bugün hayatımın son günü olsaydı, bugün yapacaklarımdan dolayı kendimi mutlu hisseder miydim?” Bu soruya çok nadiren hayır cevabını verdiğini de belirtiyor.

Okumaya devam et

Galeriler

80 Yaşındaki Adam Excel Kullanarak Muhteşem Resimler Yaptı (19 Resim)

Yayınlandı

on

Yazar

Japonya’dan 80 yaşındaki Tatsuo Horiuchi, inanılmaz çizim becerileri ile tüm dünyada biliniyor. Bununla birlikte, sanatı için kalem, kalem veya boya kullanmaz. Bunun yerine, Microsoft Excel’de şaheserler yaratıyor!

Yaklaşık 20 yıl önce, emekli olmadan önce Horiuchi, hayatında yeni bir meydan okumaya ihtiyacı olduğunu düşündü. Böylece resim yapmaya başladı. Ancak, sanat malzemelerine para harcamak istemiyordu; PC’sini kullanmaya karar verdi. Ama herhangi bir fantezi dijital çizim yazılımına da gitmedi ve Excel’i seçti.

Horiuchi’nin sanatından hoşlanıyorsanız, resimlerinden birini buradan web sitesinden sipariş edebilirsiniz Hızlı bir ‘merhaba’ demek veya ondan PC bilgeliğini sizinle paylaşmasını istiyorsanız, e-posta adresini de burada bulabilirsiniz. Bu arada, aşağı kaydırın, Horiuchi’nin resimlerinin tadını çıkarın ve yorumlarda hangilerinin en sevdiğinizi bize bildirin sevgili Pandalar!

Tatsuo Horiuchi yaklaşık 20 yıldır Microsoft Excel kullanarak resim yapıyor

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Bilgisayarında Japonya manzaraları çiziyor

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

İşte çalışma süreci böyle görünüyor

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Horiuchi 2000 yılında emekli olduktan sonra çizmeyi öğrenmeye başladı

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Sanat malzemeleri veya dijital yazılım almak istemiyordu. Böylece Excel’e yerleşti.

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

İşte resimlerinden biraz daha

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Burada Horiuchi hakkında bir video izleyebilirsiniz

Horiuchi’nin örneği birçok insana ilham veriyor. Aklınızı ona koyarsanız her şeyin mümkün olduğunu gösterir (çoğumuzun Excel’in nasıl çalıştığını anlamak için sabrımız olduğundan şüpheliyim) ve yaşlandıkça yeni şeyler öğrenmeye devam etmeliyiz.

“Resmimin] hemen iyileşmesini beklemiyordum, bu yüzden 10 yıllık bir plan yaptım,” dedi Horiuchi AFP’ye.

“İlk 3 yıl boyunca ‘çizim’ üzerine yoğunlaştım ve Excel’de havuç ve Japon turp gibi sebzeler ve yabani ot gibi görülebilen her şeyi çizdim. Önümüzdeki 3 yıl boyunca bir resim yapmak için motifleri tek tek birleştirdim. ”

Excel sanat yolculuğuna başladıktan altı yıl sonra Horiuchi bir Excel Authoshape Sanat Yarışması’na başvurdu ve büyük ödülü kazandı. İşte o zaman yeteneklerinden dolayı insanlardan daha fazla ilgi görmeye başladı.

O zamandan beri, bir efsane haline geldi ve bazı eserleri yerel Gunma Sanat Müzesi tarafından bile satın alındı.

Japon sanatçı, Excel’i Microsoft Paint’e tercih ediyor çünkü daha fazla esneklik sunuyor, daha fazla işlevi var ve kullanımı daha kolay.

Okumaya devam et

Çevre

Bu Adamlar Çevreyi Kurtarmak İçin Kaktüs Yapraklarından Deri Yapmanın Bir Yolu Buldu

Yayınlandı

on

Yazar

Barack Obama bir keresinde “Bu gezegeni kurtarmak için bir araya gelmemiz gereken an” dedi. Gezegeni kurtarmak büyük ve oldukça belirsiz bir kavram gibi görünse de, her birimizin atabileceği küçük bir adım vardır. Bazı insanlar büyük (ve eve gitmemek) tercih etseler de. Ve bunu yaptıklarında, geri kalanımızı tamamen büyüleyen tamamen yenilikçi bir şey icat etmeyi başarıyorlar. Kaktüsleri gerçek gibi görünen ve hissedilen vegan deriye dönüştürmek için bir yöntem geliştiren México’dan (Adrián López Velarde ve Marte Cázarez) iki girişimciden bahsediyoruz.

Daha fazla bilgi: desserto.com.mx | Instagram | Facebook | twitter.com

Fotoğraf: desserto.com

Adrian ve Marte, çevre kirliliğinin ciddi bir sorun olduğunu fark ettiler ve bu konuda bir şeyler yapmak için ilham aldıklarında moda ve mobilya otomotiv endüstrilerinde çalışıyorlardı.

Arkadaşlar işlerini bıraktı ve önümüzdeki yıllarından birkaçını dünyayı değiştirme potansiyeline sahip inanılmaz bir şey bulmak için adamaya karar verdi. Temmuz 2019’da pazarlanabilir kaktüs derilerini yaratmayı bitirmeleri yaklaşık iki yıl sürdü.

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Neden kaktüs, soruyorsun? Cevap basit – bu bitkinin büyümesi için fazla suya ihtiyacı yok, süper esnek ve güçlü ve ölmeden düşük sıcaklıkları idare edebilir. Ayrıca, bu Meksika, bu yüzden orada bol kaktüsler var.

Bu adamların yarattığı vegan deriye “Desserto” deniyor ve Nopal kaktüsünden yapılmış dünyanın ilk çevre dostu organik maddesidir.

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Bu malzemenin yüksek derecede sürdürülebilir olduğu ve herhangi bir toksik kimyasal madde içermediği düşünülmektedir. Ayrıca, şirket çok çeşitli renkler, kalınlıklar ve dokular sunar.

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Adrian ve Marte kaktüslerini Zacatecas eyaletinde bulunan bir çiftlikte yetiştirirler.

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Her şeyden önce, bitkinin olgun yapraklarını bulur ve keser, temizler, püre eder, sonra üç gün boyunca güneş altında kuruturlar, daha sonra malzeme işlemeye devam ederler, böylece malzeme daha sonra patentli vegan derilerinin bir parçası olabilir formül.

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Bu vegan malzeme ile ilgili en iyi şeylerden biri, gerçek deri gibi görünüyor ve hissediyor olması. Elastik, nefes alabilir ve son derece özelleştirilebilir. Klasik deriden yapılabilecek her şey “Desserto” vegan deriden de yapılabilir.

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Fotoğrafçı: desserto.pelle

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar