Connect with us

Girişimcilik

Bir Kitabı Yarım Saatte Tamamen Anlamanızı Sağlayan Skimming Tekniği ile Tanışın

blank

Yayınlandı

on

blank

Evet biliyoruz, gün içerisinde sürekli bir koşturma içerisindesin ve gerçekten bir şeyleri okumak için uzunca bir zamanın yok. Hangimizin var ki?

Hayat bize her yerden kısa yolları gösterirken hala tembellik etmemizin hiçbir mantıklı açıklamasını bulamıyoruz. Amacım size yüklenmek değil. Hayatın akışını ve yorgunluğunu herkes kadar hepimiz yaşıyoruz. Bu yüzden okuduğunuz kitabı yarım saat içerisinde anlamınızı sağlayacak bir teknik ile tanıştıracağız sizi; Skimming Tekniği!


Dakikada Bir Sayfa Okuyabiliyoruz

blank

Araştırmalara göre dakikada bir sayfa okuyabiliyoruz. 600 sayfalık bir kitabı okumak için ise aralıksız 10 saat okuma yapmak gerekiyor. Evet yukarıda zamanımızın olmadığı konusunda biraz hayıflandım. Ancak hiçbirimiz 10 saat aralıksız kitap okuyamayacağımızı biliyoruz. En azından beden sağlığı açısından diyelim.

Zamanın hızlanması ve çağa ayak uydurmanın koşturmacası içerisinde odaklanma sorunları da hızla artıyordu. Bir şeye odaklanmak ve onu sürdürebilmek ise büyük emek içeriyor. Son zamanlarda eğitimde yaşanan en büyük sorunlardan biri ise okuduğunu anlayamama problemini doğuruyor. Bu da bizi yeni yöntemler bulmaya ya da var olan klasik yöntemleri hayatımıza dahil etme anlamına geliyor.


Okuma Süresini Kısaltmak ve Anlamak için Skimming Tekniğini Deneyin

blank

Hiç okurken çok fazla zaman harcadığınızı hissettiniz mi? Bir metnin hangi kısımlarının en önemli olduğunu belirlemede sorun mu yaşıyorsunuz? Ana başlığınız altında oyalanmak istemiyor ve okuduğunuzu kapmak istiyorsanız, bu yöntemi mutlaka denemelisiniz. Uzun saatlerle geleneksel okuma tekniği ile zaman kaybetmemek adına uygulayacağınız bu teknik sayesinde kısa zaman içerisinde okuduklarınız üzerinde bir hakimiyet kuracaksınız.


Peki, Etkili Okuma Yöntemi Olan Skimming Tekniği Nasıl Uygulanır?

blank

Burada var olan amaç, kısa süre içerisinde etkili olan tüm bilgiyi elde etmek. Okumaktan kaçmak değil. Skimming Tekniği, bir okuma
seçiminin içeriği hakkında genel bir izlenim elde etmek için bir pasaj içindeki yalnızca ana fikirleri okuma sürecini ifade ediyor.

Skimming Tekniğinden en yüksek verimi almanız için uygulanacak adımlara gelin beraber bakalım.

* Önce tabii ki başlığı okumalısınız. İstediğiniz konuyu size verip veremeyeceğini net olarak ortaya koyacaktır.

* Okumaya başladığınız konu ne ise asla ama asla ilk paragrafı kaçırmayın. Yazar her zaman için ana fikri orada verir. Bu da önemli kısım için kaçırmamanız gereken bir yer.

* Diğer tüm paragrafların ilk cümlesini okuyun.

* Başlıkları ve alt başlıkları okuyun.

* Herhangi bir resim, çizelge veya grafik varsa dikkat edin. Orada istatistiksel bilgilerin tüm özetini çıkarabilirsiniz.

* Herhangi bir italik veya kalın harfli kelime veya kelime öbeğine dikkat edin.

* Ve son olarak, son paragrafı mutlaka okuyun.  Öğrenmek istediklerinizin özeti ya da anlatılanların tüm sonucu her zaman için o son paragraflarda yer alır.


Skimming Tekniğini Doğru Kullandığınızdan Emin Olmak İçin Tarama Yapmalısınız

blank

Skimming Tekniğini aynı zamanda hızlı bir tarama tekniği de demektir. Tarama, belirli bilgileri hızlıca bulmak istediğinizde kullanılacak bir okuma tekniğidir. Tarama tekniğini doğru kullanmanız adına aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz.

* Tararken aklınızda bir soru var ve ilgisiz bilgileri göz ardı ederek sadece cevabı bulmak için bir bölüm okuyorsunuz.

* Aradığınız belirli bilgileri belirtin.

* Cevabın nasıl görüneceğini ve cevabı bulmanıza yardımcı olmak için hangi ipuçlarını kullanabileceğinizi tahmin etmeye çalışın. Örneğin, belirli bir tarih arıyorsanız, sadece sayıları arayan paragrafı hızlı bir şekilde okuyabilirsiniz.

* Hangi bölümleri aradığınızı içerebileceğini belirlemenize yardımcı olacak başlıkları ve diğer yardımları kullanın.


Derin Okuma Zaman Alır

blank

Skimming Tekniğini kullanan kişiler, amaçları için neyin önemli olduğunu biliyorlar.  Amerikalı psikiyatr Edward Hallowell, bu konu hakkında düşüncelerini dile getiriyor:

“İnsanlık tarihinde hiçbir zaman, beyinlerimizin bugün olduğu kadar çok çalışmak zorunda olmadıklarını açıklıyor. Artık bir bilgisayar monitörü veya cep telefonu önünde saatlerce zaman harcayan ve her yönden alınan bilgileri işlemekle meşgul olan bir neslimiz var, bu yüzden düşünme ve hissetme yeteneklerini kaybediyorlar. Bu bilgilerin çoğu yüzeyseldir. İnsanlar derinlikten fedakarlık ediyor ve diğer insanlardan hissederek kesiyorlar. ”

Derin okuma zaman alır. Bilgiyi anlamak için yavaşça okumak birçok kişi için bilişsel olarak kolay değildir. Dikkat çok yorucu. Bu makalenin gerçekten iyi ve zaman ayırmaya değer olup olmadığını nereden biliyorsunuz? Mümkün olan en kısa sürede değerli bilgiler bulması gereken birçok insan için temel bir okuma becerisidir.

Kaynak.

reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Girişimcilik

Fakir Bir Ailede Doğup Ülkenin En Zengin Adamı Olmak: Baidu’nun Kurucusu Robin Li

blank

Yayınlandı

on

Yazar

blank

Robin Li (Li Yanhong), 17 Kasım 1968 doğumlu internet girişimcisi ve Çin’in en popüler arama motoru “Baidu”‘nun kurucularından. Ayrıca da dudak uçuklatan servetiyle Çin’in en zengin insanlarından biri. Peki kısa zamanda edinilmiş bu başarının altında nasıl bir hayat hikayesi yatıyor? Gelin hep beraber bu başarılı adamın bizlere ilham veren yaşamına ve karşılaştığı zorluklara bir göz atalım.


Robin Li, Çin’in Şançi kentinde işçi anne-babanın beş çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Annesi ona daima okuması ve kendisini kurtarması gerektiğini, ailelerinin bir geleceği olmadığını söylüyordu. Robin Li annesinin sözlerini asla kulak ardı etmedi, onun kendisine öğütlediği şeylere sıkı sıkıya tutundu.

blank

Şançi kentinde okula başlayan küçük Li, özellikle annesinin yönlendirmesi sayesinde okulda başarılı bir öğrenci olmuştu. Çocukluğu ve öğretim yılları zorluklar içinde geçen Li Yanhong, liseyi bitirdikten sonra başkent Pekin’de üniversiteye başladı.

Lisede başarılı bir öğrenci olan Li Yanhong, üniversitede bölüm tercihini yaparken o dönemde geleceğin meslekleri arasında gösterilen bilişimi tercih etti. Pekin Üniversitesi’nde dört yıllık bir öğrencilik hayatının ardından genç Li Yanhong, hayallerini gerçekleştirmek için tek yolun ABD’ye gitmek olduğuna karar vermişti.

Genç adam ABD’de Buffalo Üniversitesi’nde bilgisayar eğitimi almaya başladı. Buffalo Üniversitesi’nden 1994 yılında master derecesiyle ayrılan Li Yanhong, ülkesine dönmek yerine, ABD’de iş hayatına atıldı. Burada arama motoru algoritmaları üzerinde çalışmaya başlayan Li, hayatının daha sonraki dönemini arama motoru geliştirmeye adadı.

IDD Bilişim Hizmetleri’nde çalışmaya başlayan Li Yanhong,  burada arama motorları için site sıralamasını ölçen RankDex adlı bir algoritma geliştirdi. Genç Li, RankDex algoritmasını geliştirdiği sırada, ilerde rakip olacağı Google’ın sahipleri Larry Page ve Sergey Brin de “PageRank” adlı benzer bir algoritma üzerinde çalışıyorlardı. ABD’de iş hayatına atıldıktan sonra Robin Li ismini alan Li Yanhong, geliştirdiği “RankDex” algoritması için Amerikan Patent Enstitüsü’nden patent aldı.

blank

Patenti de aldıktan sonra Robin Li artık yeni fırsatlar peşinde koşmaya başladı. Ona bu fırsatı sağlayan ise Çin Hükümeti oldu. Ülkesinin de desteğiyle biyokimyacı arkadaşı Eric Xu’la birlikte arama motoru Baidu’yu kurdu. ABD yatırım bankaları Integrity Partners ve Peninsula Capital’dan 1.2 milyon dolar kredi alarak Baidu’yu kuran Robin Li ve ortağının önü bundan sonra açıktı.

Robin Li kurduğu arama motorunun adını koyarken çok titiz davrandı. Baidu ismi 800 yıl önce Song Hanedanlığı döneminde yazılmış bir şiirden alındı. “Baidu” ideal için kalıcı arayış anlamına geliyordu. Robin Li’ye göre, 1.3 milyar nüfusuyla dünyanın en hızlı gelişen internet piyasası olan Çin’de arama motorunun ismi de yerli olmalıydı.

Fabrika işçisi bir anne-babanın oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Robin Li, 10 yıl gibi kısa bir süre içinde dünyanın en büyük şirketlerinden birini yarattı. 2010 verilerine göre Baidu’da 11 bin kişi istihdam ediyordu. Çin 500 milyon internet kullanıcısıyla, ABD’deki internet kullanıcısı pazarının iki katına ulaştı. Kısa bir süre içinde bu rakamın 750 milyona çıkması beklendi. Bu kadar hızlı büyüyen bir pazarda Baidu’nun sahibi Robin Li de her gün servetine servet katmaya devam ediyor.

Azimli olmanın, sıkı çalışmanın ve idealleri uğruna durmadan çabalamanın başarıyı nasıl getirdiğine dair somut bir örneği daha gördük hep beraber! Şartlar ilk başta istediğiniz gibi olmayabilir, Robin Li’de olduğu gibi zorluklar altında yetişmiş olabilirsiniz ama gerçek başarıyı elde etmek için hiçbir şey bahane değildir. Azmetmekten, istekleriniz uğruna savaşmak asla vazgeçmemeniz dileğiyle!

Eğer gideceğin yoIdan eminsen, engeIIer ‘dinIenme noktan’ oImaktan öteye gidemez.

Kaynak 

Okumaya devam et

Gerçek mi?

JPMorgan’a göre Bitcoin 5’e katlayacak. Bitcoin alınır mı? Kripto Para nedir?

blank

Yayınlandı

on

Yazar

blank

Bitcoin’in, yatırım akımları için altın ile rekabet ettikçe önemli ölçüde daha fazla kazanç potansiyeli taşıyabileceğini savunan JPMorgan Chase & Co.’ya göre popüler kripto parada uzun vadeli hedef 146 bin dolar

Nikolaos Panigirtzoglou öncülüğündeki stratejistlerin notunda, Bitcoin’in ETF’ler veya külçe ve sikke olarak altına yönelik toplam özel sektör yatırımını karşılamak için piyasa değerinin bugünkü 575 milyar dolardan 4.6 kat artması gerekiyor. Bu durumda 146 bin dolarlık teorik fiyat ortaya çıkıyor.

Ancak JPMorgan stratejistleri bu görünümün daha fazla kurumsal yatırımı cezbetmesi için Bitcoin’in volatilitesiyle altının volatilitesini yaklaşmasına bağlı olduğunu ve bu sürecin biraz zaman alacağını belirtiyorlar.

Altının bir alternatif para olarak değerlendirmek Bitcoin’in uzun vadede ciddi bir yükseliş potansiyeli taşıdığını ima ediyor.” denen notta, buna karşın Bitcoin ve altının volatilitelerinin birbirine yaklaşmasının muhtemelen hızlı olmayacağı ve yıllarca sürebileceği belirtildi.

 

Bu durum göz önünde bulundurulduğunda 146 bin doların üzerindeki teorik Bitcoin fiyat hedefinin uzun vadeli hedef olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

Bitcoin hafta sonu tarihte ilk kez 34 bin doları aşmasının ardından Pazartesi günkü işlemlerde yüzde 17 ile Mart ayından beri en sert düşüşünü kaydetti. Geçen yıl fiyatını dörde katlayan piyasa değeri en yüksek kripto parada görülen çalkantı sert fiyat hareketleriyle ünlenmiş olduğunu hatırlatıyor.

Kurumsal yatırımcılar ve Paul Tudor Jones’dan Scott Minerd ve Stan Druckenmiller’a kadar ünlü yatırımcı ya Bitcoin’de alım yaptığı ya da yapabilecekleri yönünde açıklamalarda bulundu. Bazılarının mali ve parasal teşvikin bol olduğu bir ortamda kripto paraların doların zayıflığı ve enflasyon riski karşısında hedge imkanı verdiğini savunmasına karşın, diğerleri perakende yatırımcılar ve trend takip eden quant fonların sürdürülebilir olmayan bir balonu şişirdiğini düşünüyor.

JPMorgan şimdilik Bitcoin için bazı olumsuzluklar görüyor. Spekülatif uzun pozisyonların biriktiğini gösteren indikatörler ve köpük oluşmuş olabileceğini işaret eden küçük miktarda Bitcoin taşıyan yatırım cüzdanlarının artması bu olumsuz durumlar arasında…

Yeni yılın başında değerleme ve pozisyon durumunun Bitcoin için çok daha zorlayıcı bir duruma geldiği belirtilen stratejist notunda şu ifadeye yer veriliyor:

“Mevcut spekülatif çılgınlığın Bitcoin’in fiyatını 50 bin – 100 bin dolar arasındaki piyasa görüşüne doğru itebileceğini ihtimal dışı bırakmamakla birlikte, bu fiyat seviyelerinin sürdürülemez olacağına inanıyoruz.”

Bitcoin Tokyo saatiyle 12.40’ta yüzde 3.3 yükselişle 32,056 dolar oldu. Bloomberg Galaxy Crypto Endeksi yüzde 1.8 yükseldi.

kaynak:

Okumaya devam et

Girişimcilik

Valör ne demek? Valör Nedir? Valör tarihi ne demek?

blank

Yayınlandı

on

Yazar

blank

 

BDDK döviz ve altın alımında geçerli olan 1 günlük valör uygulamasının kaldırıldığı açılamasının ardından vatandaşlar Valör nedir, ne demek? Valör tarihi ne demek? gibi sorularına yanıt aramaya başladı.

VALÖR NEDİR, NE DEMEK?

Valör, faiz hesaplamasına başlangıç oluşturan tarihtir. Kredi hesaplarına alacak geçen hareketler için işlemin yapıldığı günü takip eden ilk iş günüdür. Borç geçen işlemler için valör, işlemin yapıldığı gündür.

VALÖR TARİHİ NEDİR?

Vadeli mevduat hesabı açtığınızda ve paranızı faize yatırdığınızda paranıza faizin işlemeye başlayacağı tarih valör tarihidir. Genel olarak bir bankada vadeli mevduat hesabınıza para yatırdığınız tarihten bir gün sonra faiz işlemeye başlar.

Bazı bankalarda bu tarih, 2 gün ya da 3 gün valörlü olarak uygulanır. Bu durumda banka size daha yüksek faiz verebilir. Valör hesaplama işlemi yapıldığında sunulan faizin gerçek halini de görmüş oluruz. 3 gün valörlü işlem yapıldığında 32 gün için %14 faiz veren bir banka aslında paranızı 35 gün kullanmış demektir.

Bankalarda işlemlerin aynı gün valörlü ya da valörsüz adı altında vakit kaybetmeden başlatılması da olasıdır. Bunun için banka ile pazarlık yapabilirsiniz. Genelde bankaya yatırdığınız paralar 1 gün valörlü değer kazanmakta, bankadan çektiğiniz paralar ise aynı gün valörlü olacak şekildedir.

Kaynak:https://www.haberler.com/valor-nedir-ne-demek-valor-tarihi-ne-demek-13786352-haberi/

Okumaya devam et

Bilim

25 Yılda 8 Sektörde Başarıyı Yakalayan Elon Musk’tan Hızlı Öğrenme Taktikleri

blank

Yayınlandı

on

Yazar

 

blank

Elon Musk’tan öğrenilecek bir sürü şey var. Zira o sıradan bir milyarder değil.


Peki Elon Musk bu günlere nasıl gelebildi?

Elon Musk’ın hayatına baktığımızda doğuştan gelen o farklı zekasının onun başarılarını açıkladığını görebiliyoruz. Fakat bunun yanında çokça okuyan biri olduğu gerçeği de göz ardı edilemez bir gerçek.

blank

Elon Musk’ın hayatındaki en önemli noktalardan biri ilk bilgisayarına sahip olmasıyla başladı. BASIC yazılım dilini anlatan bir kitap hediyesi olan bilgisayarla 3 gece boyunca haşır neşir oldu ve 1984 standartlarına göre 3 günde bilgisayar programcısı olmayı başardı. Bu yazılım dilini öğrenmek ise normalde 6 ay süren bir süreç. Elon Musk 3 gün boyunca uyumadan çalıştı ve hatta Blastar adında bir oyun yaratıp bu oyunu 500 dolara sattı.

Bazı şeyleri hızlı öğrenmek içimizdeki bazı duyguları ateşleyebilir. Ne kadar hızlı bir öğrenici olsanız bile örneğin tıp fakültesinde en az 6 yıl vakit geçirmeniz gerekiyor. Halbuki bazı insanlar 6 yıllık bir eğitim programını 3 yılda öğrenebilecek kapasitede olabilirler. Ancak yine de 3 yıl daha okumaları gerekir.

Bu bağlamda kendi kendini eğitmenin önemi çok büyüktür. Zihninizin kapasitesini doğru kullanabilirseniz zamandan tasarruf edebilir ve bu zamanı daha faydalı ve üretken şeylerle geçirebilirsiniz. Tıpkı 6 ayda öğrenilen bir yazılım dilini Elon Musk’ın 3 günde çözmesi gibi…

Elon Musk’ın okuduğu onca şeyi nasıl öğrenip aklında tuttuğu ise merak konusu. Bu konuda şunu söyleyebiliriz. Kendisi artık öğrenmeyi öğrenmiş bir kişi. Peki bir şeyler öğrenmekle yetinmeyip öğrenme mekanizmasını öğrenen birisinden öğrenmek üzerine tavsiyeler almaya ne dersiniz?

Roket Biliminde master düzeyine gelen hatta bu konuda bir kariyer yapan, ayrıca Paypal’ı ve Tesla Motors’u kuran ve tüm bunlar olurken mümkün olan en kısa zamanda bir sürü bilgiyi beynine kaydetmenin bir yolunu da bulan Elon Musk kadar hızlı öğrenmek istiyorsanız buyurun Elon Musk’ın hızlı öğrenme taktiklerine birlikte bakalım.

 

 

 


1) Bilgi bir ağaçtır.

Elon Musk’ın hayranı bir Reddit kullanıcısı Musk’ın bu kadar çok şeyi bu kadar kısa bir zaman aralığında nasıl öğrendiğini soruyor:

“Çok sayıda kitap okuduğunuzu biliyorum ve çok birikimli insanları da işe alıp adeta onların bilgilerini de kendinize katıyorsunuz. Bu kadar bilgiyi hafızalarınızda tutabilmenin bir yolunu bulmuş gibisiniz. Çok merak ediyorum. Bu konuda nasıl bu kadar iyisiniz?

Musk bu sorudaki genel mantığa karşı çıkıyor. Çünkü Elon Musk, insanların birçoğunun tahmin ettiklerinden çok daha fazla şey öğrenme kapasitesine sahip olduklarını fakat bunu fark etmenin tek yolunun bunu denemek olduğunu söylüyor. İnsanların bu konuda daha cesur, daha disiplinli olmaları gerektiğini söylüyor. Bir de taktik veriyor:

“Bilgiyi semantik(anlamsal) bir ağaç olarak görmek çok önemlidir. Detaylar yapraklardır ve konunun temelleri dallardır. Bir konunun tüm detaylarını öğrenmeye başlamadan hemen önce, konunun temel prensiplerini öğrendiğinizden emin olun. Çünkü bu prensipleri öğrenmezseniz detayları asacağınız bir yer bulamazsınız.”

 

 

 


2) Birbiri arasında bağlantı kuramadığınız şeyleri hatırlamak çok zordur.

Bu düşünce birçok açıdan mantıklıdır. Yeni öğrenilen bir bilgiyi hatırlamanın en iyi yolu o bilgiyi zaten bildiğiniz bir şeyle ilişkilendirmektir. Düşünün! Mesela birçoğumuz bazen insanların isimlerini yaşadıkları ya da çalıştıkları yer ile ilişkilendirerek hatırlarız. Musk da bu fikre katıldığını belirtiyor.

Khan Academy kurucusu Sal Khan TED konuşmasında bu konuyu şöyle özetliyor;

“Zayıf bir temel üzerine inşa edilmiş bir ev her zaman zayıf kalacaktır ve aynısı öğrenme için de geçerlidir.”

 

 

 

Eğer daha hızlı öğrenmek istiyorsanız, Musk’ın önerilerine kulak verin ve stratejik yaklaşın. Bir şeyi hızlı öğrenmeyi amaçlıyorsanız ileri düzey konulardan değil, temel konulardan başlayabilirsiniz. Ve öğrendiğiniz şeyleri zaten sahip olduğunuz bilgilerle ilişkilendirmeye çalışın.

Kaynak.

Okumaya devam et

Girişimcilik

Mülakatlarda Sorulan “En Zayıf Yönünüz” Sorusuna Nasıl Cevap Vermeliyiz?

blank

Yayınlandı

on

Yazar

Mülakatlarda sıklıkla karşılaşılan sorulardan biri, belki de en tehlikelisi:  “En zayıf yönünüz nedir?” Peki genellikle kendinizi ne kadar iyi tanıdığınızı anlamak için sorulan bu soruya ne tarz cevaplar verebiliriz? En zayıf yönünüzden bahsederken pozitif kalmaya, çözüme odaklanmaya ve dürüst olmaya dikkat etmeniz gerekiyor. Aşağıdaki üç yöntem bu soruyu sizin avantajınıza çevirecektir.


1) İş/Proje için gerekli olmayan özelliklerinizden bahsedin.

blank

Bunun için öncelikle girmek istediğiniz pozisyonun gerektirdiği temel özellikleri iyi analiz etmeniz gerekiyor. Analiz yaptıktan sonra iş ile alakalı olmayan zayıf yönlerinizden dürüstçe bahsedebilirsiniz.

Örneğin; asistanlık başvurusu yaptığınız bir mülakatta birebir ilişkilerinizin ne kadar güçlü olduğunu vurgulayarak büyük gruplara sunum yapmakta zorluk çektiğinizden bahsedebilirsiniz.


2) Güçlendirdiğiniz yönlerinizden bahsedin.

blank

Bu tehlikeli sorudan kaçınmanın bir diğer yolu da önceki çalışmanızda güçlendirdiğiniz yönlerinizi anlatmaktır. Bu sayede karşınızdaki kişiye zayıf yönleriniz olduğunu ancak gerekli olduğu durumlarla karşılaştığınızda onları geliştirebildiğiniz mesajını verirsiniz.

Örneğin; eskiden gelecek haftayı planlamak için son dakikayı beklerdim ancak önceden planlamanın daha etkili olduğunu fark ettim.


3) Olumsuz bir yön aslında başkalarına olumlu olarak gözükebilir.

Esasında pozitif olan bir yönünüzden olumsuzmuş gibi bahsedebilirsiniz.

Örneğin; yapılacaklar listesini bir an önce mükemmel bir şekilde tamamlamak istiyorsunuz diyelim. Bunu ifade etmek size projesini zamanında ve mükemmele yakın bir işle tamamlayan bir çalışan imajı çizecektir.

İşte birkaç cevap örneği:

* Bir proje üzerine çalışırken son teslim tarihine odaklanmam. Onun yerine projeyi daha erken bitirmeye çalışırım.
* Mükemmelliyetçi bir kişiliğim var ancak bunu avantaja çevirdim. Detaycı çalışmama rağmen işlerimi teslim tarihine yetiştirir ve çalışmamın doğru olduğundan emin olurum.
* Önceden bir işi tamamlamadan diğerine geçmezdim. Ancak aynı anda birden fazla proje üzerinde çalışmayı öğrendim ve bunun beni daha verimli ve yaratıcı yaptığını fark ettim.
* Planlı çalışmak iyi olduğum bir konu değil. Bu nedenle organizasyon becerilerime gerçekten yardımcı olan bir zaman yönetimi sistemi uygulamaya başladım.

Kaynak

Okumaya devam et
reklam

Facebook

En Çok Okunan Yazılar