Connect with us

Teknoloji

Çin’de ‘Gülümseyerek öde’ sistemi yaygınlaşıyor, ‘çirkin çıkanlar’ için güzelleştirici filtreler geliyor

Yayınlandı

on

Çin’de, yüz tanıma teknolojisiyle alışveriş mahremiyet haklarının ihlal edilebileceğine ilişkin kaygılara rağmen giderek yaygınlaşıyor. Banka hesaplarına erişim için yüzlerini tanımlatan milyonlarca kişi, alışverişlerini sadece “gülümseyerek” yapıyor.

İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesinin haberine göre, dünyada mobil ödeme sisteminin en yaygın olduğu ülke olan Çin’de birçok işletmede pos makineleri dijital ödeme sistemi ya da banka hesaplarına bağlı kameralarla donatılmış durumda.

300 şubesinde bu teknolojiyi kullanan ve 400 şubesinde de uygulamayı devreye sokmaya hazırlanan Wedome adlı fırın zincirinden Bo Hu, “Cep telefonumu bile getirmeme gerek yok. Yanıma hiçbir şey almadan alışverişe çıkabiliyorum” diyor.

‘Uygur Türklerini fişlemek için kullanılan teknoloji’

Gazeteye göre ülkede bu teknoloji daha çok vatandaşları izlemek için zaten yaygın olarak kullanılıyor. Çin yönetiminin Şincan’daki Uygur Türklerini “fişlemek” için bu teknolojiyi kullanması tepkilere neden olmuştu.

Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi’nden Çin araştırmaları uzmanı Adam Ni, “Büyük bir risk var. Devlet bu teknolojiyi siyasi muhalifleri izlemek, Şincan örneğinde olduğu gibi etnik grupları denetim altında tutmak ve potansiyel suçluları belirlemek için bile kullanabilir. Yüz tanıma teknolojisi verileri toplama ve kullanımına ilişkin en tartışmalı unsur bu” diye konuştu.

ÇinTelif hakkıGETTY IMAGES

Alipay 3 yılda 420 milyon dolar yatırım yapacak

Guardian’a göre, veri güvenliği ve mahremiyet kaygılarına rağmen birçok tüketici, yüz tanıma teknolojisini benimsemiş durumda.

E-ticaret devi Alibaba’nın ödeme sistemi Alipay’in 100 kentte kullanılabilen yüz tanıma teknolojisi cihazları, değişime öncülük ediyor.

Bu alanda kısa zamanda büyük bir ilerleme bekleyen şirket üç yıl içinde bu teknolojiye 420 milyon dolar daha yatırım yapmayı planlıyor.

600 milyon kullanıcısı olan WeChat’in sahibi “Tencent” şirketi de geçen ay “Frog Pro” adlı bir ödeme makinesi geliştirdi. Sektörde birçok start-up da kendine yer bulmaya çalışıyor.

Küresel sektör analizleri yapan Counterpoint şirketinin uzmanlarından Mengmeng Zhang, “Büyük mobil ödeme şirketlerinin girişimleri sonucunda yüz tanıma teknolojisiyle ödeme sisteminin çok yaygınlaşması potansiyeli var. Alipay, sistemi yaygınlaştırmak için bu teknolojiye milyarlar yatırıyor. Perakendecilere teşvikler, bu sistemi kullanan tüketicilere ödüller dağıtıyor” dedi.

Tianjin’deki IFuree adlı bir süpermarkette müşteriler ödemelerini kasaya gitmeden yapıyor. 3 boyutlu bir kamera, kapıda müşterilerinin yüzlerinin genişliğini, yüksekliğini ve derinliğini tarıyor. Ödeme noktasında yüz, tekrar bu kez daha hızlı taranarak ödeme tamamlanıyor.

‘Çirkin çıkıyorum’

“Sina Technology” adlı internet sitesinin araştırmasına göre, bu sistemle ödeme yapanların yüzde 60’ı kamerada “çirkin çıkmaktan” şikayet ediyor.

Alipay bu kaygılara yanıt olarak kameralarında “güzelleştirici” filtreler kullanacağını açıkladı. BBC

Bilim

Robot üreticisi Boston Dynamics CEO’su Raibert: Dengesini nasıl bulduğunu görmek için bir yaşındaki kızımı ittim

Yayınlandı

on

Yazar

robot köpekTelif hakkıREUTERS

Robot üreticisi Boston Dynamics’ın CEO’su Marc Raibert, Atlas adlı robotunu geliştirirken, dengesini nasıl bulduğunu görmek için bir yaşındaki kızını iterek yere düşürdüğünü itiraf etti.

YouTube’da insansı robotun hokey sopasıyla itilmesine rağmen dengesini kaybetmediğini gösteren bir video 34 milyon kez izlendi.

Lizbon’daki ‘Web Zirvesi’nde BBC’nin sorularını yanıtlayan Raibert, “Kızım dengesini bulmaya çalışıyordu. Ne olacağını görmek için ittim. Biraz üzdüm. Ama hâlâ iyi arkadaşız” dedi.

‘Artık robotlarımı da itmiyorum’

Raibert, insanlara nasıl tekrar kalkabildiklerini göstermek için artık robotlarını da itmediğini söyledi, “O zaman bunu kendisiyle gurur duyan bir ebeveyn olarak yaptım” dedi.

Boston Dynamics, robotlarını askeri kullanım amaçlı olarak geliştirmeye başlamıştı. Ama şirket şimdi petrol, gaz ve inşaat sektörlerine açılmayı planlıyor.

Raibert, Spot adlı dört bacaklı robotları kiralamak için 3.500’den fazla başvuru aldıklarını söyledi. Robotun kiralama bedelinin bir lüks araba fiyatında olduğu belirtiliyor.

Henüz kâra geçemeyen Boston Dynamics, daha önce Google’ın çatı şirketi Alphabet’e aitti. Şirketi daha sonra Japon Softbank Group satın aldı.

Raibert, “Takipçilerimizin yüzde 95’inden fazlası videolarımızı beğeniyor. Bunu, insanların yaptığımız şeylere olumlu bakmasının göstergesi olarak kabul ediyorum. Konferanslarda robotlarımızı görenler, fotoğraf çektirmek, onları okşamak istiyorlar” dedi.

Marc RaibertTelif hakkıGETTY IMAGES

‘Atletik zekâ’

Marc Raibert, “Ama diğer taraftan robotlarımız için ‘ürkütücü’ ve ‘korkunç’ gibi ifadeler de kullanılıyor. Bunları gerçekten insanlara sorarak mı yazıyorlar, merak ediyorum” diye konuştu.

Raibert bir defasında robotları için “kâbus nedeni” dediğini belirterek “Şaka yapıyordum” dedi.

Boston Dynamics, dünyanın en gelişmiş robotlarını üretiyor. Ancak şirket şimdilik bilişsel yapay zekâ entegrasyonu yerine “atletik zekâ “ya odaklandığını söylüyor.

Okumaya devam et

Bilim

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu tokatlayıp gıdıklayabileceksiniz

Yayınlandı

on

Yazar

Bilim insanları akıllı telefon gibi cihazlara sarılabileceğini ve onları gıdıklanabilir “yapay deri” geliştirdi.

yapay deri ile ilgili görsel sonucu

 

 

Bilim insanları akıllı telefon gibi cihazlara sarılabileceğini ve onları gıdıklanabilir hale getireceğini söyledikleri bir “yapay deri” geliştirdi.

“Sıkıca kavramak öfkeyi iletiyor, gıdıklamaksa gülen emojiyi ekrana getiriyor ve hafifçe vurmak da şaşıran emoji oluşturuyor”

İnsan derisine benzeyecek ve onu taklit edecek şekilde tasarlanan yeni prototip; gıdıklama, okşama ya da çimdikleme gibi farklı dokunuş biçimlerine cevap veriyor.

 

Skin-On ismi verilen yeni arayüz; cep telefonlarına, giyilebilir cihazlara ve dizüstü bilgisayaların “touchpad”lerine takılabilecek.

Araştırmacıların üzerinde durduğu konulardan biri de yeni teknolojinin emojileri kullanarak “dokunsal duyguları” gösterebileceği.

Telecomm ParisTech adlı teknik üniversiteden doktora öğrencisi Marc Teyssier, “Sıkıca kavramak öfkeyi iletiyor, gıdıklamaksa gülen emojiyi ekrana getiriyor ve hafifçe vurmak da şaşıran emoji oluşturuyor” dedi:

Bu deri ince bir yüzey dokusuna sahip. Algılama, dermis (insan cildinin sinir bulunduran tabakası) ve hipodermis (insan cildinin alttaki yağ tabakası) katmanlarında gerçekleşiyor; esnekliği de çimdikleme gibi anlamlı jestlere imkan tanıyor.

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu şaplaklayıp gıdıklayabileceksiniz
yapay deri ile ilgili görsel sonucu

Bristol Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu yeni teknolojiyi Paris’teki Telecomm ParisTech’le ve Sorbonne Üniversitesi’yle işbirliği yaparak geliştirdi.

Ekip bu çalışmalarının (insan benzeri özelliklere sahip) “antropomorfik cihazların” yer aldığı olası bir geleceğin kapısını araladığını söylüyor.

Bristol Üniversitesi’nden doçent Dr. Anne Roudaut, bu yapay cildin “hissiz ve katı kılıflara alıştığımız için belki sıra dışı görünebileceğini ama daha yumuşak ve şekillendirilebilir teknolojileri kullanmanın güçlü avantajları olduğunu düşündüklerini” belirtti:

Cildin aşinalığı, kullanıcısına daha doğal bir arayüz sunuyor.

yapay deri ile ilgili görsel sonucu

Yapay deri, (“dermis” ve “hipodermis” diye adlandırılan) iki silikon tabakası ve bunların arasına yerleştirilmiş, sensör işlevi gören son derece ince kabloların bulunduğu bir elektrot tabakası kullanılarak oluşturuldu.

İki farklı silikon türü deri benzeri bir yüzey yaratmak için renk verici bir maddeye batırıldı ve şekillendirildi.

Araştırmacılar geliştirdikleri yapay derinin, cihazların “kullanıcının kavrayışını hissetmesine” olanak tanıdığını ve onlara “gıdıklama, okşama, hatta bükme ve çimdikleme gibi etkileşimleri algılama” kabiliyeti kazandırdığını ifade ediyor.

Ekip, ABD’de düzenlenen 32. ACM Kullanıcı Arayüzü Yazılım ve Teknolojileri Sempozyumu’nda sunulacak çalışmalarının, cep telefonu ve akıllı saat kullanıcılarına daha zengin bir duygusal deneyim sunabileceğini düşünüyor.

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu şaplaklayıp gıdıklayabileceksiniz

Teyssier, “Biriyle yüz yüze konuşurken duygularımızı ifade etmek ve daha genel anlamda söylemi zenginleştirmek için dokunmayı tercih ederiz. Ancak artık cihazların aracılık ettiği bir iletişim gerçekleştiriyoruz ve bu iletişim yöntemini kaybettik” dedi:

Bu projeyle birlikte, en iyi iki iletişim yönetimini bir araya getirmeyi deniyoruz. Geliştirdiğimiz bu prototipler, antropomorfik cihazların bulunduğu olası bir gelecek sunuyor.

Bilim insanları insan gibi görünen ve hareket eden robotlar geliştirmeye çalışırken, yapay deri konseptinde de robotik alanına yoğunlaşıyor. Ancak yeni arayüzü geliştiren araştırmacılar, gündelik cihazlar üzerine çalışmakla daha çok ilgilendiklerini belirtiyor.

Dr. Roudaut konuyla ilgili şunları söyledi:

İnsanı makine parçalarıyla geliştirmeye çalışan pek çok çalışmaya tanık oluyoruz; bizse burada başka bir yoldan ilerliyoruz ve her gün kullandığımız cihazları daha çok bize, yani insana benzetmeyi deniyoruz.

 

Kaynak: https://www.independent.co.uk/news/science/artificial-skin-smartphones-ticklish-emojis-skinon-interface-a9163626.html

Okumaya devam et

Teknoloji

Dopamin orucu: Silikon Vadisi’nin yeni trendi

Yayınlandı

on

Yazar

dopamin orucu

ABD’de yapılan araştırmalar insanların her zamankinden çok daha fazla dijital içerik tükettiğini gösteriyor. Bu içerik tüketimi, beynin ödül algısını oluşturan bölümünü harekete geçererek alışkanlık ve hatta bağımlılık yaratıyor.

Son dönemlerde özellikle teknolojinin dünyadaki merkezi Silikon Vadisi’nde, yeme alışkanlığı olarak popülerleşen aralıklı oruç (intermittent fasting) yöntemini teknolojiye uyarlayanların sayısı artıyor.

Business Insider sitesindeki bir haberde, ABD’nin California eyaletinin San Francisco şehrinde yer alan Silikon Vadisi’nde çalışan çok sayıda üst düzey yöneticinin son dönemde “dopamin orucuna” başladığı belirtildi.

Dopamin, beynin salgıladığı özel işlevli bir hormon. Beynin, öğrenme ve yeniliklere verdiği tepkiyi de kontrol ediyor.

San Francisco’da yaşayan psikiyatrist Dr. Cameron Sepah ise “dopamin orucu” terimini ortaya atan uzman.

Sepah’a göre dikkatin bağımlılık yarattığı bir ekonomide yaşıyoruz.

Twitter yerine kitap

Amerikalılar günde ortalama olarak 11 saatini medya iletişim araçlarını kullanarak geçiriyor.

CEO’larla ve yatırımcılarla çalışan Sepah, teknolojinin de yemeğin de ofis yaşamında bağımlılık yaratan unsurlar olduğunu vurguluyor.

Sepah, yeme alışkanlıklarını temel alan aralıklı orucu örnek göstererek teknolojiden sürekli olarak uzak durmanın mümkün olmadığını ancak belli bir süre için bunun gerçekleştirilebileceğini belirtiyor.

Instagram’da dolanmak ya da Reddit’teki yazıları okumak beynin dikkat süresini düşürdüğü gibi duygularımızı kontrol altına almayı da zorlaştırıyor.

Sürekli uyarıcılara maruz kalmak zamanla dopamine duyulan hassaslığı azaltıyor; Sepah bunu “dopamin hacking” olarak tanımlıyor.

O yüzden Sepah’a göre geceleri bilgisayarı kapatmak, haftasonları boş zaman geçirmek ve tatile çıkmak bununla başa çıkmak için iyi yöntemler.

Sepah, Twitter’da vakit geçirmek yerine bir kitap okumanın bile faydalı olacağı görüşünde.

Okumaya devam et

Bilim

Felçli hasta zihniyle kol ve bacaklarını hareket ettirdi

Yayınlandı

on

Yazar

Felçli hasta zihniyle kol ve bacaklarını hareket ettirdi

Fransa’da bir laboratuvarda denenen dış iskelet (eksoskeleton) teknolojisiyle, iki yıldır felçli olan bir hasta kollarını ve bacaklarını hareket ettirdi.

Soyadının açıklanmasını istemeyen 30 yaşındaki Thibault, 2 yıl sonra ilk adımlarını atmanın “ayda yürümeye” benzediğini söyledi.

Thibault, “Kendimi Ay’a ayak basan ilk insan gibi hissettim. 2 yıldır hiç yürümemiştim. Ayakta durmanın nasıl bir duygu olduğunu, bir topluluktaki en uzun boylu kişilerden biri olduğumu unutmuşum” dedi.

Araştırmacılar bu eksoskeleton teknolojisinin gelişmesinin, engelli hastaların hayat kalitesini bir gün köklü bir şekilde değiştirebileceğini vurguluyor.

Beyin ve hareket ilişkisi nasıl kuruluyor?

Beyine yerleştirilen plaketTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Thibault’a yapılan bir ameliyatla beyninin hareketi kontrol eden bölümünün yüzeyine iki parça takıldı.

Beyinden gelen komutları okuyabilen parçalarTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Beyne yerleştirilen bu iki parçanın her birinin üzerinde, beyindeki hareketliliği okuyabilen ve beyinden gelen komutları yakındaki bir bilgisayara ışınlayan elektrotlar var.

Bilgisayardaki yazılım beyin dalgalarını komutlara tercüme ediyorTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Gelişkin bilgisayar yazılımı beyinden gelen dalgaları alıp bunları komutlara tercüme ediyor ve böylece hasta üzerine giydirilen dış iskeleti hareket ettirebiliyor.

Thibault dış iskelet ileTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Thibault’un beyin komutlarını harekete dönüştürebilmesi için dış iskelet giydiriliyor.

yürüyüşTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Thibault “yürüme” düşüncesini aklından geçirdiğinde bu onun bacaklarını harekete geçiren bir dizi komuta dönüşüyor.

El kontrolüTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Sonra aynı yöntemle kollarını hareket ettiriyor.

Kullanması kolay mı?

4 yıl önce bir gece kulübünde yaşadığı kazada 15 metre yükseklikten düşerek omuriliğini zedeleyen ve felç olan Thibault, yaklaşık 2 yılını hastanede geçirdi.

Fakat 2017 yılında Fransa’daki Grenoble Üniversitesi’nin Clinatec adlı laboratuvarı tarafından yürütülen dış iskelet deneylerine gönüllü oldu.

Başlangıçta beynine yerleştirilen “okuyucu” parçaları kullanarak bilgisayar üzerinden oynanan bir oyunda bir karakteri ya da “avatar”ı kontrol etmeyi öğrendi, sonra kendisini yürütmeyi…

En zoru da kollarını kullanmayı öğrenmek olmuş.

Thibault, “Çok zordu çünkü bir çok kasın hareketini kontrol etmek gerekiyordu. Bu dış iskelet ile yaptığım en müthiş işti” diyor.

Dış iskelet ne kadar başarılı?

Gelişkin bir robot diye de tanımlanabilecek 65 kilo ağırlığındaki dış iskelet hastaya bütün hareket kabiliyetini geri kazandırmıyor.

Fakat benzer teknolojik yaklaşımlar arasında insanların düşünceleriyle bedenlerinin hareketini kontrol edebilmesi bakımından şu ana kadar sağlanan en büyük ilerleme.

Thibault’un üzerindeki dış iskeletle düşme riskini en aza indirebilmek için tavana bağlı bir askıyla ayakta tutulması gerekiyor. Bu da dış iskeletin henüz laboratuvar dışında kullanılacak kadar gelişkin olmaması anlamına geliyor.

BBC’ye konuşan Clinatec Laboratuvarı yetkilisi Profesör Alim-Louis Benabid, “Henüz kendi başına yürüme eylemine hayli uzağız” diyor ve ekliyor:

“Thibault düşmemek için gerekli hızlı ve gelişkin reflekslere sahip değil. Dünyada kimse bunu yapamıyor.”

Thibault’un bu deneyi gerçekleştirebilmek için dış iskeleti kullanarak kolunun üst kısmını hareket ettirmek ve bileklerini döndürmekte belli hedefleri tutturması gerekti.

Profesör Benabid, Thibault’un bu konuda yüzde 71 oranında başarılı olduğunu söylüyor.

Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan derin beyin stimülasyonu tekniğini geliştiren kişi olan Profesör Benabid, “Sorunu çözdük ve prensibin doğru olduğunu kanıtladık. Bu deney bize dış iskelet kullanımıyla hastanın hareketliliğini artırabildiğimizi ispatlıyor. Bu da hayat kalitesini yükseltme bakımından doğru yönde bir adım” diye konuşuyor.

Bundan sonraki hedef ne?

Fransız uzmanlar eksoskeleton teknolojsini daha da geliştirebileceklerini söylüyorlar.

Şu anda buluşlarının gelişkinlik düzeyi, beyne yerleştirdikleri plaketlerin okuyabildiği ve bilgisayara gönderebildiği, bilgisayarın da komutlara tercüme edip dış iskelete gerçek zamanlı yolladığı veriler ile sınırlı.

Düşünceden harekete dönüşene kadar arada 350 milisaniye geçiyor, yoksa sistemi kontrol etmek güçleşiyor.

Bu beyne yerleştirilen iki plaketin her birinde 64 elektrot bulunması demek. Araştırmacılar şu anda her bir elektrot üzerinde 32 elektrot kullanıyor.

Dolayısıyla beynin mesajlarını çok daha ayrıntılı okuyabilme, bunları daha güçlü bilgisayarlar ve yapay zeka yoluyla daha iyi tercüme etme potansiyeli var.

Ayrıca Thibault’un parmaklarını kullanarak bir şeyleri tutabilmesi ve hareket edebilmesine yönelik planlar da geliştiriliyor.

Thibault şimdiden zihniyle tekerlekli iskemlesini kontrol ediyor.

Uzmanlar ne düşünüyor?

Londra Hijyen ve Tropik Hastalıklar Fakültesi’nden Profesör Tom Shakespeare, “Bu çalışma çok memnuniyet ve heyecan verici ama henüz bu kavramın tedavi amaçlı kullanımına çok uzak olduğumuzu da unutmamalıyız. Bu alanda birdenbire heyecan dalgası oluşması tehlikesi hep var” diye konuşuyor.

“Maliyetin yüksekliğinin getirdiği sınırlamalar yüksek teknolojili çözümlerin dünyadaki omurilik sorunlu hastaların çoğu tarafından hiç bir zaman kullanılamayacağı anlamına geliyor” diyen Profesör Shakespeare, şu anda dünyada hareket engelli insanların sadece yüzde 15’inin tekerlekli iskemle ya da diğer kolaylaştırıcı araçlara erişebildiğini hatırlatıyor.

Dış iskelet deneyinin ayrıntıları The Lancet Neurology dergisinde yayımlandı. bbc

Okumaya devam et

Nasıl Yapılır

CTRL+ALT+DELETE Komutu Nasıl Ortaya Çıktı?

Yayınlandı

on

Yazar

2013 yılında Bill Gates, ctrl+alt+del komutunun bir hata olduğunu kabul etti. Bir etkinlikte bu görevin üç tuş yerine tek tuşla yapılabileceğini söyleyen Gates, bunun için David Bradley’i suçladı. Gelin, bu tuş kombinasyonunun nasıl ünlü olduğunu öğrenelim:

1981 ilkbaharında, David Bradley, Boca Raton’da sıradan bir ofis binasında çalışan seçkin bir ekibin parçasıydı. Görevi ise IBM’in yeni kişisel bilgisayarını geliştirmekti. Apple ve Radioshack zaten küçük bilgisayarlar satıyorlardı ama bu proje (Acorn) acele bir işti ve bir yılda tamamlanmalıydı.

Programcıların en çok şikayet ettiği sorun, bilgisayar bir kodlama problemiyle karşılaştığında tüm sistemi manuel olarak yeniden başlatmak gerekiyordu. Makineyi tekrar başlatmak ise birtakım hafıza testleri gerektiriyordu ve bu zaman kaybı demekti. Bazı günlerde ise bilgisayarı her beş dakikada bir yeniden başlatmaları gerekiyordu ve bu programcıları oldukça yıpratmıştı.

Böylece Bradley, hafıza testleri olmadan bir sistemi sıfırlamayı sağlayan bir klavye kısayolu oluşturdu. Basit bir düzeltmenin onu bir programlama kahramanı haline getireceğini hayal etmemişti ama bir gün bir konferansta birisinin klavyesini imzalayacak kadar ünlü olmuştu. Bu komutun, kullanıcı deneyiminin böylesine ayrılmaz bir parçası haline getireceğini öngörmemişti.

Bradley, 1975 yılında IBM’e programcı olarak girmişti. 1978 yılında, şirketin kişisel bilgisayardaki ilk kusurlu girişimi olan Datamaster üzerinde çalışıyordu. Heyecan verici bir zamandı, bilgisayarlar artık daha erişilebilirdi ve Bradley onları popülerleştirmeye yardımcı oldu.

Eylül 1980’de ise, Acorn’da çalışmak üzere seçilen 12 mühendisten biri oldu. Sıkı sıkıya bağlı ekip, IBM’in New York merkez bürosundan uzaklaştırıldı. O günleri Bradley, “Çok az müdahale edildi ve tasarıma aslında boş bir sayfa ile başladık.” diye anlatır.

Bradley, girdi/çıktı programları yazmaktan, kablo sarma panolarında sorun gidermeye kadar her şey üzerinde çalıştı. Projeye başlayalı beş ay olmuşken ctrl+alt+del komutunu yarattı. Bradley, tuşları klavyedeki yerlerine göre seçti ama ctrl+alt basarken aynı anda del tuşuna basmak pek mümkün görünmüyordu. Bradley, kısayolu müşterilere sunmayı amaçlamamıştı ve popüler olmasını da beklemiyordu. Tek düşündüğü projeyi zamanında tamamlamak için kolaylık yaratmaktı.

Ekip, Acorn’u programa göre bitirmeyi başardı ve 1981 sonbaharında IBM PC raflara yerleşti. Bu bilgisayarlar, oyun oynamak, belge düzenlemek ve numara çevirmek için makineleri kullanan her yaştan insanla milyonlarca kişiye ulaştı.

2001 yılında IBM PC’nin 20.yılını kutlamak için San Jofe Teknoloji Yenilik Müzesi’ne yüzlerce kişi katıldı. Yirmi yılda, şirket dünya çapında 500 milyondan fazla bilgisayar satmıştır. Akşam yemeğinden sonra panel için oturduklarında ilk soru Bill Gates yerine David Bradley’e gitti. Ctrl+alt+del komutunu oluşturmak için harcadıkları bu beş dakikanın ne kadar popüler olduğunu görünce şaşıran programcı övgüleri Bill Gates’e yöneltti:

“Onu icat etmiş olabilirim ama Bill sayesinde ünlü olduğunu düşünüyorum.”


Kaynak.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar