Connect with us

Nasıl Yapılır

CTRL+ALT+DELETE Komutu Nasıl Ortaya Çıktı?

Yayınlandı

on

2013 yılında Bill Gates, ctrl+alt+del komutunun bir hata olduğunu kabul etti. Bir etkinlikte bu görevin üç tuş yerine tek tuşla yapılabileceğini söyleyen Gates, bunun için David Bradley’i suçladı. Gelin, bu tuş kombinasyonunun nasıl ünlü olduğunu öğrenelim:

1981 ilkbaharında, David Bradley, Boca Raton’da sıradan bir ofis binasında çalışan seçkin bir ekibin parçasıydı. Görevi ise IBM’in yeni kişisel bilgisayarını geliştirmekti. Apple ve Radioshack zaten küçük bilgisayarlar satıyorlardı ama bu proje (Acorn) acele bir işti ve bir yılda tamamlanmalıydı.

Programcıların en çok şikayet ettiği sorun, bilgisayar bir kodlama problemiyle karşılaştığında tüm sistemi manuel olarak yeniden başlatmak gerekiyordu. Makineyi tekrar başlatmak ise birtakım hafıza testleri gerektiriyordu ve bu zaman kaybı demekti. Bazı günlerde ise bilgisayarı her beş dakikada bir yeniden başlatmaları gerekiyordu ve bu programcıları oldukça yıpratmıştı.

Böylece Bradley, hafıza testleri olmadan bir sistemi sıfırlamayı sağlayan bir klavye kısayolu oluşturdu. Basit bir düzeltmenin onu bir programlama kahramanı haline getireceğini hayal etmemişti ama bir gün bir konferansta birisinin klavyesini imzalayacak kadar ünlü olmuştu. Bu komutun, kullanıcı deneyiminin böylesine ayrılmaz bir parçası haline getireceğini öngörmemişti.

Bradley, 1975 yılında IBM’e programcı olarak girmişti. 1978 yılında, şirketin kişisel bilgisayardaki ilk kusurlu girişimi olan Datamaster üzerinde çalışıyordu. Heyecan verici bir zamandı, bilgisayarlar artık daha erişilebilirdi ve Bradley onları popülerleştirmeye yardımcı oldu.

Eylül 1980’de ise, Acorn’da çalışmak üzere seçilen 12 mühendisten biri oldu. Sıkı sıkıya bağlı ekip, IBM’in New York merkez bürosundan uzaklaştırıldı. O günleri Bradley, “Çok az müdahale edildi ve tasarıma aslında boş bir sayfa ile başladık.” diye anlatır.

Bradley, girdi/çıktı programları yazmaktan, kablo sarma panolarında sorun gidermeye kadar her şey üzerinde çalıştı. Projeye başlayalı beş ay olmuşken ctrl+alt+del komutunu yarattı. Bradley, tuşları klavyedeki yerlerine göre seçti ama ctrl+alt basarken aynı anda del tuşuna basmak pek mümkün görünmüyordu. Bradley, kısayolu müşterilere sunmayı amaçlamamıştı ve popüler olmasını da beklemiyordu. Tek düşündüğü projeyi zamanında tamamlamak için kolaylık yaratmaktı.

Ekip, Acorn’u programa göre bitirmeyi başardı ve 1981 sonbaharında IBM PC raflara yerleşti. Bu bilgisayarlar, oyun oynamak, belge düzenlemek ve numara çevirmek için makineleri kullanan her yaştan insanla milyonlarca kişiye ulaştı.

2001 yılında IBM PC’nin 20.yılını kutlamak için San Jofe Teknoloji Yenilik Müzesi’ne yüzlerce kişi katıldı. Yirmi yılda, şirket dünya çapında 500 milyondan fazla bilgisayar satmıştır. Akşam yemeğinden sonra panel için oturduklarında ilk soru Bill Gates yerine David Bradley’e gitti. Ctrl+alt+del komutunu oluşturmak için harcadıkları bu beş dakikanın ne kadar popüler olduğunu görünce şaşıran programcı övgüleri Bill Gates’e yöneltti:

“Onu icat etmiş olabilirim ama Bill sayesinde ünlü olduğunu düşünüyorum.”


Kaynak.

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gerçek mi?

Anıtkabir’in Tasarım ve Yapım Sürecinin Ardındaki İlginç Gerçekler

Yayınlandı

on

Yazar

Kurtuluş Savaşı’nın başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün anıt mezarı olan Anıtkabir, neredeyse 9 yıl süren yapımında birçok ilginç bilgiyi içinde barındırıyor. Anıtkabir’in tasarlanmasından yapımına kadarki süreçte neler olduğuna hep birlikte bakalım.

Dönemin milletvekillerinden Mithat Aydın, Atatürk’ün bir gezisinde Rasattape için “Bu tepe bir anıt için çok güzel olur.” demesine istinaden Anıtkabir’in yeri olarak Rasattepe’yi önerdi. Vekil Aydın’ın önerisi kabul edildikten sonra Anıtkabir’in tasarımı için uluslararası bir yarışma düzenlendi. Başlangıçta yalnızca yabancı mimarların katılması uygun bulunan yarışma özellikle basın ve aydınlar tarafından büyük tepki gördü.

Türk aydınlarının, “Yapılacak anıtın en büyük özelliği bizim olmasıdır. Böyle millî bir konuyu işlemekten Türk sanatçılarını mahrum etmek haksızlıktır!” diyerek hükümeti eleştirmesinin üzerine yarışmanın hem Türk hem yabancı mimarların katılımına açık olması kararlaştırıldı.

Böyle büyük bir kişilik için yapılacak olan anıt için hemen bir şartname hazırlanarak tüm dünyaya duyuruldu. Şartname’nin maddeleri ise şöyleydi;

1) Anıtkabir, her şeyden önce bir ziyaret yeri olacaktır. Milyonlarca kişinin hayran olduğu birisi için yapılan bir ziyaretgah olarak büyük bir girişe sahip olmalı ve binlerce

2) Yapılacak olan anıt, Mustafa Kemal’in asker olarak, devlet başkanı olarak, bilim insanı ve büyük düşünür olarak tüm vasıflarını simgeleyeceğinden, kişiliği ile oranlı olmalıdır.

3) Anıt, uzaktan görüldüğünde etkileyici bir silüete sahip olacak şekilde tasarlanmalıdır.

4) Atatürk’ün tabutunun konulması için yapılacak olan katafalk, Türk ulusuna saygısını göstermek isteyen insanların bu isteklerini gerçekleştirmelerine olanak tanıyacaktır.

5) Anıtta bir Atatürk Müzesi bir de şeref bölümü olmalıdır.

6) Atatürk’ün lahtinin konulacağı bir şeref holü yapılmalıdır. Yapılacak olan hol, anıtın en önemli bölümü olacağından Ata’ya saygılarını sunmak isteyen herkesin lahte yönelebileceği büyük bir giriş olmalıdır. Ancak, holün insanlar üzerinde bırakacağı tesire yarışmacılar kendileri karar verecektir.

7) Lahdin yeri, şeref holünün ruhunu teşkil edecek olup, lahdin nereye konacağı yarışmacıların kararına bırakılmıştır.

8) Ziyaretçilerin duygu ve düşüncelerini aktarabileceği altın bir kitap bulunacaktır.

9) Atatürk Müzesi, Atamızın fotoğrafları, kıyafetleri, imza ve el yazıları, eşyaları ve çeşitli kitaplarının sergilenmesine elverişli olmalıdır.


Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Kemal Atatürk’ün anıtının tasarımı için düzenlenen bu yarışmada tarafsızlığı koruyabilmek adına farklı milletlerden gelen profesörlerden oluşan bir jüri kuruldu.

“Alman profesör P. Bonatz, İsviçreli profesör Ivan Tenghom, Macar profesör Karoly Wickinger, Türk profesör Arif Hikmet Holtay, Bayındırlık Bakanı yüksek mimar Muammer Çavuşoğlu ve Ankara imar müdürü yüksek mimar Muhlis Sertel” jüri üyeliği yapıyordu.


Yarışmaya 47 sanatçı katıldı. Jüri, Alman, İtalyan ve Türk mimarlar tarafından sunulan 3 projeyi ödüllendirmeye karar verdi. Ancak bu üç proje içerisinden bir türlü seçim yapılamıyordu.

Birçok yetkin insanın görüşlerine danışan Meclis, özellikle araziye uygunluk açısından diğer projelere üstünlük sağladığı gerekçesiyle Türk mimarlar Emin Onay ve Orhan Arda’nın projesini seçti. Emin Onat projesini şöyle açıklıyor:

“Biz, Türk milletinin skolastikten uyanma, Ortaçağ’dan kurtulma yolunda yaptığı devrimin Büyük Önder için kurmak istediğimiz anıtın, onun getirdiği yeni ruhu ifade etmesini istedik. Ata’nın Anıtkabiri’ni, bir sultan veya veli türbesi ruhundan tamamen ayrı, yedibin yıllık bir medeniyetin, rasyonel çizgilerine dayanan klasik bir ruh içinde kurmak istedik.”


Tasarımı kararlaştırılan anıtın yapımı 9 Ekim 1944 tarihinde başlıyor ve Anıtkabir, neredeyse 9 yıl sonra 1 Eylül 1953 tarihinde tamamlanıyor. O zamanın parasıyla 20 Milyon TL’ye mal olan 150.000 ton ağırlığındaki anıt, içerisinde daha birçok anlam taşıyor.

Örneğin, aslanlı yolda bulunan aslanlar, 24 tane olmasıyla 24 Oğuz Boy’unu, çift olması ile birlik ve beraberliği, yatıyor olmaları ile ise barışseverliği temsil ediyor. Ayrıca, girişteki taşların aralarındaki çim boşluklar, insanların etraflarına bakarak veya birbirleriyle konuşarak yürümelerini engelleyerek ziyaretçilerin Atatürk’ün huzuruna başları öne eğik çıkmalarını sağlamak için bırakılmıştır.

Okumaya devam et

Haberler

Deprem sırasında ve sonrasında neler yapılmalı, deprem çantasında neler olmalı?

Yayınlandı

on

Yazar

Deprem riski

İstanbul’da bugün Silivri açıklarında 5,7 büyüklüğünde bir deprem yaşandı.

Depremde sekiz kişi hafif yaralanırken, çok sayıda kişi korku ve panikle sokağa çıktı.

İstanbul’daki sarsıntıyla birlikte, deprem konusu da bir kez daha Türkiye’nin gündemine oturdu.

Deprem anında neler yapılmalı?

Uzmanlar, deprem anında genel davranış biçimini “Yat/Çök-Korun/Kapan-Tutun” hareketinin oluşturduğunu söylüyor.

Arama Kurtarma Derneği’nin (AKUT) hazırladığı Deprem Eğitim El Kitabına göre, özellikle büyük depremlerde ayakta durmak mümkün olmadığından yapılması gereken ilk şeyin emniyetli bir yere yatmak ya da çökmek olması gerekiyor.

Güvenli yerlere örnek olarak, içinde bulunulan binanın çökmesi durumunda kişiye oksijen alabileceği az da olsa bir yaşam alanı yaratabilecek, kanepe, sağlam masa, yatak, çamaşır makinesi gibi üstüne bir şey çökse bile yer hizasıyla sıfırlanmayacak eşyaların hemen yanı başı gösteriliyor.

AKUT, “Yat/Çök-Korun/Kapan-Tutun” hareketini şöyle anlatıyor:

Yat: Yere yüzüstü yatma, ya da yan yatarak bacakları karına çekme (cenin) şeklindedir.

Çök: Özellikle masa altı gibi yerlerin tercih edildiği hallerde uygulanır. İki diz üzerine çökülerek vücut öne eğilir.

Korun/Kapan: Deprem sırasında çevremizden üzerimize düşecek ya da devrilecek cisimlere karşı kendimizi koruma durumunu ifade eder.

Korun: Özellikle baş bölgesinin korunması birinci önceliktir, yastık ya da başka bir cisimle başı ‘korumak’ gibi.

Kapan: Başımızı kollarımızın arasına alarak ‘kapanmak’.

Tutun: Deprem sırasında salınan koltuk ve oturma grubu gibi ağır ve büyük cisimlere tutunarak onlarla beraber sallanabilir ve sizi ezmelerine engel olursunuz.”

AKUT

Deprem sırasında kapı eşikleri durulmaması gereken tehlikeli yerler arasında bulunuyor. Ayrıca, balkon, merdiven boşluğu ve asansörlerin de deprem sırasında kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.

Dolap, gardırop ve büfe gibi devrildiğinde yaralanmalara yol açabilecek büyük eşyaların da duvara sabitlenmesi uzmanlar tarafından yapılan bir başka öneri.

Deprem sonrasında neler yapılmalı?

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Afetlere Hazırlık Yılı projesi kapsamında depremle ilgili de bir dizi video hazırladı.

AFAD’ın hazırladığı deprem sonrasında yapılması gerekenler videosunda şunlar sıralanıyor:

  • “Çevreniz ve kendi emniyetinizden emin olduktan sonra binayı terk edin.
  • Elektrik, gaz ve su vanalarını kapatın, soba ve ısıtıcıları söndürün.
  • Afet ve acil durum çantanızı alarak toplanma alanına gidin.
  • Deprem sonrası yardıma ihtiyaç duyabilecek bebek, çocuk, yaşlı, engelli ve hamilelere destek olmaya çalışın.”

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin hazırladığı kitapçıkta da tsunami riski olması halinde, denize doğru değil, yüksek yerlere kaçılması gerektiği uyarısı yapılıyor.

Deprem riski

İstanbul’da kaç toplanma alanı var?

Toplanma alanları, bir afet anında insanların güvenli bir şekilde ulaşıp temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği mekanlar olarak tanımlanıyor.

Bu alanların, afetzedelerin acil bir durumda afetzedelerin temiz su, yiyecek, giyecek, barınma, temel tıbbi yardım ve psikolojik rehabilitasyon imkanlarına erişimini sağlayacak şekilde tasarlanması gerekiyor.

Uluslararası kabul edilen standart bir toplanma alanının kişi başı 1,5 metrekarelik bir alana sahip olması.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da “10 binlerce toplanma alanı” olduğunu söyledi.

AFAD’a göre, Türkiye’de “81 ilde, uygun her ilçede ve mahallede” toplanma alanı bulunuyor ve İstanbul’daki toplanma alanının sayısı ise 2 bin 850.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da 859 adet yeni afet toplanma alanı tespit ettiklerini ve bunlar arasında hazır olmayanların da hazırlanacağını açıkladı.

Toplanma alanlarının yerlerine turkiye.gov.tr adresindeki e-devlet sistemi üzerinden ulaşılabiliyor.

Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı İnşaat Mühendisleri Odası, büyük çaplı toplanma alanlarının önemli bir kısmının imara açıldığını ve bu alanlara, AVM ve konut projesi gibi yapıların inşa edildiğini açıkladı.

TMMOB’un verdiği bilgiye göre, İstanbul’da şu anda gerekli kriterleri karşılayan 77 toplanma alanı bulunuyor ve AFAD’ın saydığı yerlerin önemli bir kısmını küçük park ya da kalabalık grupları alamayacak kadar küçük açık alanlar oluşturuyor.

İstanbul’da kaç deprem konteyneri var?

İstanbul’da bulunan konteynerlerin sayısıyla ilgili ise çok daha az bilgi mevcut.

İstanbul Valiliği Afet Yönetim Merkezi, 2002 yılında yaptığı bir açıklamada, İstanbul’da 762 mahalle ve 173 köye turuncu renkli yaklaşık 2 bin konteyner yerleştirildiğini söyledi.

Bu konteynerlerin bakımı ve içindeki malzemelerin güncelliğinin korunması işi ise 2012 yılında ilçe belediyelerine devredildi.

Bugün bunlardan kaçının halen aktif olduğu bilinmemekle birlikte, birçoğunun hırsızlık ve yağmalama gibi olaylara maruz kaldığı için kaldırıldığı belirtiliyor.

DEPREM KONTEYNERİ
Image captionAvcılar Bülent Ecevit Parkı’nda bulunan deprem konteyneri

Bazı ilçelerde ise hiç deprem konteyneri bulunmuyor.

Bazı ilçe belediyelerinin web sitelerinde toplanma alanlarıyla birlikte hangi noktalarda konteyner bulunduğu bilgisine de ulaşılabiliyor.

Halen var olan konteynerler ise toplanma alanı olarak tespit edilen yerlerde bulunuyor.

Bu konteynerlerin içinde AFAD tarafından belirlenen malzemelerin yer alması gerekirken, bunların çalışır durumda olmasının sağlanması ve bakımının sorumluluğu da ilçe belediyelerine ait.

Bu konteynerlerin içinde ilk yardım çantası, battaniye, jeneratör, kazma, baret, fener ve halat gibi arama-kurtarma çalışmalarında kullanılabilecek malzemeler yer alıyor.

toplanma alani

Deprem çantasında neler olmalı?

Uzmanlar ve afet konusunda çalışmalar yapan kuruluşlar, bireylere temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri malzemeleri içeren bir çanta veya set hazırlamalarını tavsiye ediyor.

Özellikle 1999 depreminden sonra uzmanların yaptığı uyarıların ardından birçok kişi “deprem çantası” hazırlamıştı.

AKUT’un el kitabında “Acil Durum Seti – 72 Saatlik Yeterlilik Seti” olarak adlandırılan deprem çantasında olması önerilen malzemeler şunlar:

  • “Su,
  • Yiyecek, kolay bozulmayacak (konserve vb.),
  • İlk Yardım Seti (eczanelerde satılmaktadır),
  • Pilli radyo ve yedek pilleri,
  • El feneri (yedek pil ve ampulleri ile),
  • Battaniye,
  • Nakit para,
  • Kibrit / çakmak,
  • Kalem, kağıt,
  • Düdük,
  • Hijyenik ped v.b. ,
  • Sigorta poliçeleri, bonolar, hisse senetleri, kontratlar, senetler v.b. ,
  • Pasaportlar, sigorta kartları, doktor kayıtları v.b. ,
  • Değerli ev eşyalarının envanteri, önemli telefon numaraları.”

Ayrıca bebekli ailelerin de mama, bebek bezi, biberon ve yedek giysi gibi malzemeler alması da öneriliyor.

Hazırlanan bu çantanın evde yaşayan herkesin kolay ulaşabileceği bir yerde tutulması gerekiyor.


BBC

Okumaya devam et

Bilim

Dijitalleşen Dünyaya Rağmen Neden Hala Kalem ve Kağıt Kullanmalıyız?

Yayınlandı

on

Yazar

Günümüzden çok uzak olmasa da eskiden kalem ve kağıt kullanmak oldukça yaygındı. Günlük tutmak birçok kişinin yaptığı bir şeydi. Aynı zamanda insanlar birbirlerine el yazısı mektuplar yazardı.

Kağıt kalem kullanmak her ne kadar zaman alıcı ve zahmetli olsa da, insanların klavyeyi, kalem ve kağıda tercih etmesinin bazı bilişsel zararları bulunabiliyor. Buna paralel olarak kağıt ve kalem kullanmanın da birçok faydası bulunuyor.

Bu yazımda her geçen gün daha da dijitalleşen dünyada neden kalem ve kağıttan kopmamamız gerektiğini anlattım.


Kişisel ve duygu odaklı yazılar, insanların duygularını tanımasına ve duygularıyla uzlaşmalarına yardımcı oluyor.

Bu durum yıllar önce kanıtlandı. 1980’li yıllardan bu yana yapılan çalışmalar, kişilerin her gün 15-30 dakika boyunca duygularını yazmayı içeren “yazma tedavisi”nin fiziksel ve zihinsel sağlığa yararlı olduğunu ölçülebilir sistemlerle ortaya çıkarmıştır.

Bu faydalar daha az stresten, daha az depresyon belirtilerinden; bağışıklık sisteminin gelişimine kadar birçok ögeyi içeriyor.

Kısacası elinizle yazmak sadece bir terapi ya da meditasyon yöntemi değil.

Journal of Traumatic Stress adlı dergide 1999 yılında yapılan bir araştırmaya bakalım:

Yapılan araştırma, stresli bir yaşam deneyimi hakkında kağıt ve kalem kullanarak yazmanın, bu konuda klavye ile yazmanın aksine, daha yüksek seviyelerde duyguların açığa çıkarılmasına ve daha fazla terapötik faydalara çevrilmesine yol açtığını bulmuştur.

Günümüzde birçok insan artık bilgisayarla büyüyor. Dolayısıyla kendini yazılı olarak ifade etmek pek de zor değil. Ancak el yazısını inceleyen uzmanlar, insanların klavye için kalemi bırakmaması gerektiğini savunuyor.


“Alfabenin herhangi bir harfini yazarken zihinsel üretim sürecine girilir. Bu süreç, beyindeki duyguları yöneten bölgenin içinde yaşanır.”

Washington Üniversitesi‘nden eğitim profesörü Virginia Berninger, el yazısı sürecini böyle özetliyor. Bir klavyede tamamen kendi kendine oluşturulmuş bir harfi tuşlamak, bahsi geçen süreci yaşatmayan bir görevdir.

İnsan, beynin duygusal kısmını el yazısı yazarak çalıştırabilir.


Sadece duygular için değil, güçlü bir hafıza için de el yazısı yazmak.

El yazısı yazmak, bir kişinin yeni bilgiyi daha rahat öğrenmesini de sağlıyor.

Frontiers in Psychology isimli dergide 2017’de yayınlanan bir araştırmada, klavye ve kalem tutarak yazma arasındaki öğrenme farkı ölçüldü.

El yazısı yazan kişilerin beyinlerindeki öğrenme ile ilişkili bölgelerinin klavyeyle yazanlara göre daha aktif olduğu bulundu.

Klavye ve elle yazma arasındaki farkı yaratan en önemli unsurlardan biri de “derin kodlama” adı verilen bir kavram. Bu kavramı daha benzer bir örnekten açıklayacağım.

El yazısı, klavye ile yazmaktan daha yavaş bir süreçtir. Psychological Science dergisinde 2014’te yapılan bir araştırmada elle not alan öğrencilerin, dizüstü bilgisayarlarda not alan öğrencilere göre öğrenme ve anlama konusunda daha başarılı olduğu bulundu. Şimdi derin kodlamayı açıklıyoruz:

“El yazısıyla alınan notlarının birincil avantajı, insanları yavaşlatmasıydı.” —Daniel Oppenheimer (çalışmanın ortak yazarı ve Carnegie Mellon Üniversitesi’nde psikoloji profesörü)

Klavye ile not alanlar neredeyse eş zamanlı bir şekilde yazabiliyor. Ancak kağıt ve kalem kullanan insanlar, düşünce geldiği an yazabilecek kadar hızlı değiller. Bu yüzden içeriği kendi sözleriyle ifade etmek zorunda kalıyorlar. Böylelikle derin kodlama süreci başlamış oluyor.

Bunu yapmak için de insanlar öğrenilecek materyal hakkında derinlemesine düşünmek ve argümanları anlamak zorunda.


Yavaşlayın ve bilgileri derinlemesine kodlayın.

Yavaşlamak ve kalem kullanarak yazmak bahsettiklerimin yanında birçok avantaja da sahip. Oppenheimer, klavyeyle yazmanın hızlı olduğu için insanların daha az farklı kelime grubu kullanmasına neden olma eğiliminde olduğunu söylüyor.

Kalem kullanarak yazan insanlar kendilerini ifade ederken en uygun kelimeyi bulmak için daha fazla zamana sahiptir ve bu konuda gelişmeye devam eder.

İlginç bir avantaj ve tam olarak kanıtlanmasa da, el yazısı yazmanın sosyal bağların daha rahat kurulmasını sağladığı yönünde.

Örneğin; bir hastanın semptomlarını not defterine not alan doktor, bunları bilgisayara giren doktordan daha iyi bir iletişim kurabilir.

National Institutes of Health  (NIH) tarafından fonlanan ve Virginia Berninger tarafından yürütülen araştırmada da, ilk önce el yazısıyla yazmayı öğrenmenin, gençlerin eleştirel okuma ve düşünme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olduğunu bulundu.


Kaynaklar: 123456

Okumaya devam et

Nasıl Yapılır

Ataç Kullanmanın Hayatı Kolaylaştıran 10 Yolu

Yayınlandı

on

Yazar

Ataş, garaj kapısı montajlarında ve eski moda fare kapanlarında gördüğümüz burulma yayının uzak bir kuzenidir. Mühendisler hem yayları hem de ataşları çeşitli şekillerde kullanırlar – bu nedenle, sadece birkaç kağıdı bir arada tutmak için ataç kullanıyorsanız, o zaman ataç için bu 10 yaratıcı kullanım günlük nesneler hakkındaki düşüncelerinizi değiştirecektir.

 

ataş smartphone standı

1-Bu ataşlı akıllı telefon standı, mağazadan satın alınan kuzenleri kadar dayanıklı olmasa da, özellikle masanızda video akışı yaparken, bir tutam içinde olacaktır.

 Talimatlar: 

İki ataş ve bir çift iğne burunlu pense kullanarak, her bir ataşın ucunu 90 derece geriye doğru bükün. Ardından, iç halkayı 45 derece geriye doğru bükün ve akıllı telefonunuzun her iki tarafını da yükseltmek için bükülmüş ataşları kullanın.

ataş racerback sütyen kesmek

2-Bu ataş kesmek birkaç üst paketlemeniz gerektiğinde kullanışlı olur, ancak yalnızca bir sütyen – ve mağazadan satın alınan sütyen dönüştürücü klibe 7 $ veya daha fazla harcamak istemezsiniz.

Sütyen kayışlarınızı, sadece bir ataş ile bağlayarak, geri tepmeli tişörtün altına gizleyin. Profesyonel ipucu: sütyeninizi takmadan önce kayışları bağlayın.

ataş laptop kamera kapağı

3-İnternet güvenliği uzmanları, siber bilgisayar korsanlarının görünmesini engellemek için dizüstü bilgisayarınızın ekranının ön tarafındaki kamerasının üzerine bir bant yerleştirmenizi önerir. Ailenizi her skype’ınızda çöp kutusuna bir parça elektrik bandı atmak yerine, bu kullanışlı DIY ataşlı dizüstü kamera kapağını deneyin.

 Talimatlar: 

İğne burunlu pense kullanarak, ataşları birkaç yerine bükün, böylece sırt sırtı tablasına benzer bir sıkma şekli oluşturur. Bükülmüş ataşın ön kanadını elektrik veya vinil bantla kapatın.

ataş yer imleri

4-Ataç, adından da anlaşılacağı gibi, kağıdı birbirine bağlamak için tasarlanmıştır. Öyleyse neden ev tasarımı kataloğunuzdaki veya favori romantizm romanınızdaki birçok yeri işaretlemelerine izin vermiyorsunuz? 

Talimatlar:

Bir ataşın ucuna dekoratif bant, elektrik bandı, kumaş veya yapışkan not parçası sarın.

ataş fermuar çekme

5-Açıkçası, 21. yüzyılda hala fermuar kullanıyor olmamız utanç verici çünkü sürekli bozuluyorlar. Bir sonraki fermuar çekiciniz tamamen raydan çıktığında bu ataş kesmeyi deneyin.

 Talimatlar:

 İğne burunlu pense ile hasarlı fermuar çekicini çıkarın. Ataşın elektrik veya vinil bantla kapatılmasından önce ataşın açık ucunu kaydırıcı gövdesinden geçirin.

ataş temizleyici

6-Etrafta yatan basınçlı hava kabına sahip bir tip siz değilseniz, elektronik cihazlarınızın tüy, ölü cilt hücreleri ve diğer döküntülerle doludur. Ataç, klavye tuşlarının altına girmek ve akıllı cihazlardaki ve video oyun konsollarındaki küçük girdileri temizlemek için mükemmel boyuttur. 

Talimatlar: 

Bir ataç düz bir çizgide bükün ve 1/4 inç dezenfektan silme beziyle örtün.

ataş anahtarlık

7-“Hırdavatçıdan 0,75 dolar gibi bir maliyeti olduğunda neden bir anahtarlık yapayım ki?” Diye soruyor olabilirsiniz. Cevap basit. 0,75 dolarlık bir anahtarlık için hırdavatçıya gitmek isteyen var mı? 

Talimatlar: 

Bir çift iğneli burun pense kullanarak bir ataç düz bir çizgiye çekin. Düzleştirilen ataşları, geniş uçlu bir sihirli işaretleyicinin etrafına bükerek sıkı bir daire oluşturacak şekilde bükün. Voilà, bir ataştan bir anahtarlık yaptın.

ataş kitap ciltleme

8-Yaratıcı hazırlanmış bir kitap raporu veya bir sonraki personel toplantınız için bildiri metni olsun, sayfaları bir lastik bant ve ataş ile birbirine bağlama, entelektüel çalışmanıza dekoratif bir dokunuş katar.

 Talimatlar: 

Bağlı sayfalarınızın ortasına doğru 1-3 inç arayla iki delik açın. Delikli deliklerden küçük bir lastik bant geçirin ve uçlarını bir ataşla tutturun.

Ataş rulo bant

9-Tırnaklarınızı, bir selofan bant rulosunun görünmez ucunun altında çalışarak değerli bir hediye sarma zamanı harcamaktan bıktıysanız, bu ataş kesmek muhtemelen hayatınızı değiştirecek.

Neden kullandığın her nezaman kasette güreşiyorsun? İşiniz bittiğinde şeridin sonuna bir ataş takın. Ataş kolayca banttan çıkar ve tekrar tekrar kullanılabilir.

ataş kablosu ve kablo bağı

10-“Lastik bandı neden sadece ataş olmadan kullanmıyorsunuz?” Diye sormakta haklısınız. Bir ataşın lastik bantla eşleştirilmesi bir verimlilik kesimidir. Kablo sıkıca bağlanana kadar lastik bandın birçok kez etrafına dolaştırılması yerine, ataş, lastik bantı bir kordon etrafındaki yalnızca bir halkadan sonra yakalar ve sabitler. 

Talimatlar :

Bir ataşın ortasından bir lastik bant geçirin ve sıkıca kapatın. Sonra lastik bantı kablonun etrafına sarın ve ataşın içinden sabitleyin.

Okumaya devam et

Nasıl Yapılır

Soğuk Algınlığı veya Grip’in Önlenmesi İçin 10 Önemli İpucu

Yayınlandı

on

Yazar

Soğuk algınlığı veya gripten bu sonbaharda eğlencenizi mahvetmeyin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek, sağlıklı kalmak için çok önemlidir, ancak birkaç yaşam tarzı değişikliği de büyük bir fark yaratabilir. Bu 10 basit ama kritik ipucunun listesi, sağlıklı (ve daha temiz) alışkanlıklar geliştirmenize yardımcı olacak, böylece sezonu hastaya harcamanıza gerek kalmayacak!

Çalar saat kapatmak için ulaşan adam

1-Favori şovunuzdan 5 bölüm daha bekletmek yarına kadar bekleyebilir – söz veriyoruz. Geceleri 7-9 saat uyumaya çalışın, böylece bağışıklık sisteminiz gelen hastalıklara karşı korunma gücüne sahip olacak.

Elde Yıkama - Parmakların Avuç İçine Döndürülmesi

2-Ellerinizi gün boyunca temiz tutarak mikropların yayılmasını önleyin. Ellerinizi sabun ve suyla iyice yıkamak – özellikle yemeklerden önce – mikropları izlerinde bırakmanın en iyi yollarından biridir.

Mobilyaların temizlenmesi ve parlatılması

3-Germ’ler ve bakteriler, ofis masanız, mutfak masanız ve hatta arabanızın içi gibi sık kullanılan yüzeylerde kolayca oluşabilir. Bu lekeleri , hastalık için üreme alanı haline gelmeden önce iyi bir dezenfektan çözeltisi ile düzenli olarak silin .

Yemek yiyor

4-Dostunuzun burgerini bir parça yemeyi veya kuzeninizin güler yüzünü bir yudumlamayı denemeden önce iki kez düşünmek isteyebilirsiniz. Yiyecekleri, içecekleri ve yemek kaplarını paylaşmak, mikropları kişiden kişiye yaymanın hızlı ve kolay bir yoludur. Bu çorba kaşığı kesinlikle bir hafta öksürük ve tıkanıklığa değmez. Dikkatli olun ve yemeklerinizi kendinize saklayın.

Office masasında dijital Tablet ekran temizleme işadamı elinin kırpılmış

5-Neredeyse tüm saatler boyunca cihazlarımızdayız, ancak çoğu zaman mikrop ve pisliklerin temel taşıyıcıları olarak farkedilmezler. Akıllı telefonunuz, dizüstü bilgisayarınız ve uzaktan kumandanız günlük olarak iyi bir şekilde temizlenmesi gereken düzenli olarak kullanılan cihazların listesi arasındadır.

Günbatımında bir şehirde bir bankta ayakkabı bağcığı bağlama akıllı saati olan sportif genç adam.

6-Araştırmalar, rutin egzersizlerin hasta olma şansınızı büyük ölçüde azaltabileceğini kanıtladı. Bu yüzden, yoga, uzun süreli, ağırlık kaldırma veya salsa dans dersi tercih edip, güçlü ve sağlıklı kalmak için haftalık programınızda fiziksel aktiviteye öncelik verdiğinizden emin olun.

Sağlıklı beslenme kavramı.

7-Meyve ve sebzelerin tüketilmesinin, vücudunuzu sağlıklı kalması için gerekli besin ve vitaminlerle beslemenin mükemmel, tamamen doğal bir yol olduğu bir sır değil. Kendinizi seçici bir yiyici olarak kabul ederseniz, endişelenmenize gerek yok! Check out bu fikirleri beğeneceğiniz lezzetli tarifler içine meyve ve sebzeleri gizlice.

Bir kutlama tost yapma altı kişinin havai görünümü

8-Stresli ve uzun bir çalışma haftasından sonra arkadaşlarınızla geçirilen bir gece, doktorun sipariş ettiği gibi görünebilir ancak ölçülü olmak çok önemlidir. Çok fazla alkol almak sizi susuz bırakabilir, bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir ve çeşitli hastalıklara açık kapıyı açabilir.

El ile ağzını kaplayan adamın yakın çekim

9-Bu uç avuç içi temiz tutularak el ele gider. Ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize dokunmaktan kaçının – özellikle ellerini yıkamış değilseniz – ve virüslerin içeri girmesini zorlaştırın.

Çaydan sonra hayat olur

10-Yeşil çay, doğanın birçok mucizesinden biridir. Bağışıklık sisteminize yardımcı bir el verecek mükemmel bakteri avcıları olan antioksidanlarla doludur. Artı, oldukça lezzetli!

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar