Connect with us

Haberler

Deprem sırasında ve sonrasında neler yapılmalı, deprem çantasında neler olmalı?

Yayınlandı

on

Deprem riski

İstanbul’da bugün Silivri açıklarında 5,7 büyüklüğünde bir deprem yaşandı.

Depremde sekiz kişi hafif yaralanırken, çok sayıda kişi korku ve panikle sokağa çıktı.

İstanbul’daki sarsıntıyla birlikte, deprem konusu da bir kez daha Türkiye’nin gündemine oturdu.

Deprem anında neler yapılmalı?

Uzmanlar, deprem anında genel davranış biçimini “Yat/Çök-Korun/Kapan-Tutun” hareketinin oluşturduğunu söylüyor.

Arama Kurtarma Derneği’nin (AKUT) hazırladığı Deprem Eğitim El Kitabına göre, özellikle büyük depremlerde ayakta durmak mümkün olmadığından yapılması gereken ilk şeyin emniyetli bir yere yatmak ya da çökmek olması gerekiyor.

Güvenli yerlere örnek olarak, içinde bulunulan binanın çökmesi durumunda kişiye oksijen alabileceği az da olsa bir yaşam alanı yaratabilecek, kanepe, sağlam masa, yatak, çamaşır makinesi gibi üstüne bir şey çökse bile yer hizasıyla sıfırlanmayacak eşyaların hemen yanı başı gösteriliyor.

AKUT, “Yat/Çök-Korun/Kapan-Tutun” hareketini şöyle anlatıyor:

Yat: Yere yüzüstü yatma, ya da yan yatarak bacakları karına çekme (cenin) şeklindedir.

Çök: Özellikle masa altı gibi yerlerin tercih edildiği hallerde uygulanır. İki diz üzerine çökülerek vücut öne eğilir.

Korun/Kapan: Deprem sırasında çevremizden üzerimize düşecek ya da devrilecek cisimlere karşı kendimizi koruma durumunu ifade eder.

Korun: Özellikle baş bölgesinin korunması birinci önceliktir, yastık ya da başka bir cisimle başı ‘korumak’ gibi.

Kapan: Başımızı kollarımızın arasına alarak ‘kapanmak’.

Tutun: Deprem sırasında salınan koltuk ve oturma grubu gibi ağır ve büyük cisimlere tutunarak onlarla beraber sallanabilir ve sizi ezmelerine engel olursunuz.”

AKUT

Deprem sırasında kapı eşikleri durulmaması gereken tehlikeli yerler arasında bulunuyor. Ayrıca, balkon, merdiven boşluğu ve asansörlerin de deprem sırasında kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.

Dolap, gardırop ve büfe gibi devrildiğinde yaralanmalara yol açabilecek büyük eşyaların da duvara sabitlenmesi uzmanlar tarafından yapılan bir başka öneri.

Deprem sonrasında neler yapılmalı?

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Afetlere Hazırlık Yılı projesi kapsamında depremle ilgili de bir dizi video hazırladı.

AFAD’ın hazırladığı deprem sonrasında yapılması gerekenler videosunda şunlar sıralanıyor:

  • “Çevreniz ve kendi emniyetinizden emin olduktan sonra binayı terk edin.
  • Elektrik, gaz ve su vanalarını kapatın, soba ve ısıtıcıları söndürün.
  • Afet ve acil durum çantanızı alarak toplanma alanına gidin.
  • Deprem sonrası yardıma ihtiyaç duyabilecek bebek, çocuk, yaşlı, engelli ve hamilelere destek olmaya çalışın.”

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin hazırladığı kitapçıkta da tsunami riski olması halinde, denize doğru değil, yüksek yerlere kaçılması gerektiği uyarısı yapılıyor.

Deprem riski

İstanbul’da kaç toplanma alanı var?

Toplanma alanları, bir afet anında insanların güvenli bir şekilde ulaşıp temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği mekanlar olarak tanımlanıyor.

Bu alanların, afetzedelerin acil bir durumda afetzedelerin temiz su, yiyecek, giyecek, barınma, temel tıbbi yardım ve psikolojik rehabilitasyon imkanlarına erişimini sağlayacak şekilde tasarlanması gerekiyor.

Uluslararası kabul edilen standart bir toplanma alanının kişi başı 1,5 metrekarelik bir alana sahip olması.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da “10 binlerce toplanma alanı” olduğunu söyledi.

AFAD’a göre, Türkiye’de “81 ilde, uygun her ilçede ve mahallede” toplanma alanı bulunuyor ve İstanbul’daki toplanma alanının sayısı ise 2 bin 850.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da 859 adet yeni afet toplanma alanı tespit ettiklerini ve bunlar arasında hazır olmayanların da hazırlanacağını açıkladı.

Toplanma alanlarının yerlerine turkiye.gov.tr adresindeki e-devlet sistemi üzerinden ulaşılabiliyor.

Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı İnşaat Mühendisleri Odası, büyük çaplı toplanma alanlarının önemli bir kısmının imara açıldığını ve bu alanlara, AVM ve konut projesi gibi yapıların inşa edildiğini açıkladı.

TMMOB’un verdiği bilgiye göre, İstanbul’da şu anda gerekli kriterleri karşılayan 77 toplanma alanı bulunuyor ve AFAD’ın saydığı yerlerin önemli bir kısmını küçük park ya da kalabalık grupları alamayacak kadar küçük açık alanlar oluşturuyor.

İstanbul’da kaç deprem konteyneri var?

İstanbul’da bulunan konteynerlerin sayısıyla ilgili ise çok daha az bilgi mevcut.

İstanbul Valiliği Afet Yönetim Merkezi, 2002 yılında yaptığı bir açıklamada, İstanbul’da 762 mahalle ve 173 köye turuncu renkli yaklaşık 2 bin konteyner yerleştirildiğini söyledi.

Bu konteynerlerin bakımı ve içindeki malzemelerin güncelliğinin korunması işi ise 2012 yılında ilçe belediyelerine devredildi.

Bugün bunlardan kaçının halen aktif olduğu bilinmemekle birlikte, birçoğunun hırsızlık ve yağmalama gibi olaylara maruz kaldığı için kaldırıldığı belirtiliyor.

DEPREM KONTEYNERİ
Image captionAvcılar Bülent Ecevit Parkı’nda bulunan deprem konteyneri

Bazı ilçelerde ise hiç deprem konteyneri bulunmuyor.

Bazı ilçe belediyelerinin web sitelerinde toplanma alanlarıyla birlikte hangi noktalarda konteyner bulunduğu bilgisine de ulaşılabiliyor.

Halen var olan konteynerler ise toplanma alanı olarak tespit edilen yerlerde bulunuyor.

Bu konteynerlerin içinde AFAD tarafından belirlenen malzemelerin yer alması gerekirken, bunların çalışır durumda olmasının sağlanması ve bakımının sorumluluğu da ilçe belediyelerine ait.

Bu konteynerlerin içinde ilk yardım çantası, battaniye, jeneratör, kazma, baret, fener ve halat gibi arama-kurtarma çalışmalarında kullanılabilecek malzemeler yer alıyor.

toplanma alani

Deprem çantasında neler olmalı?

Uzmanlar ve afet konusunda çalışmalar yapan kuruluşlar, bireylere temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri malzemeleri içeren bir çanta veya set hazırlamalarını tavsiye ediyor.

Özellikle 1999 depreminden sonra uzmanların yaptığı uyarıların ardından birçok kişi “deprem çantası” hazırlamıştı.

AKUT’un el kitabında “Acil Durum Seti – 72 Saatlik Yeterlilik Seti” olarak adlandırılan deprem çantasında olması önerilen malzemeler şunlar:

  • “Su,
  • Yiyecek, kolay bozulmayacak (konserve vb.),
  • İlk Yardım Seti (eczanelerde satılmaktadır),
  • Pilli radyo ve yedek pilleri,
  • El feneri (yedek pil ve ampulleri ile),
  • Battaniye,
  • Nakit para,
  • Kibrit / çakmak,
  • Kalem, kağıt,
  • Düdük,
  • Hijyenik ped v.b. ,
  • Sigorta poliçeleri, bonolar, hisse senetleri, kontratlar, senetler v.b. ,
  • Pasaportlar, sigorta kartları, doktor kayıtları v.b. ,
  • Değerli ev eşyalarının envanteri, önemli telefon numaraları.”

Ayrıca bebekli ailelerin de mama, bebek bezi, biberon ve yedek giysi gibi malzemeler alması da öneriliyor.

Hazırlanan bu çantanın evde yaşayan herkesin kolay ulaşabileceği bir yerde tutulması gerekiyor.


BBC

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Japonya’da Velilere Gönderilen, Çocuklar İçin 18 Maddelik ‘Davranış Listesi’

Yayınlandı

on

Yazar

 

Japonlar için davranışın ve birtakım tutumların çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu davranış ve tutumlar bütününü genelde çocuk yaşta okulda ve aile içinde öğreniyorlar. Bununla ilgili uyarılan velilerden birine okuldan gönderilen listeyi 9GAG aracılığı ile sizlerle paylaşıyorum.


1) Birisi konuşurken dikkatli bir şekilde dinle.

2) İnsanlara selam ver, soruları açık bir şekilde ve duyulabilir bir sesle cevapla.

3) Sandalyede uygun bir şekilde otur.

4) Başkalarına ait olan eşyaların, sana ait olmadığını anla.

5) Ayakkabılarını çıkardıktan sonra düzenli bir şekilde yerine koy.

6) Giysilerinin temiz olduğundan ve kırışık olmadığından emin ol.

7) Masanı ve çevreni düzenli tut.

8) Gece erken yatmayı, sabah ise erken kalkmayı öğren ve bu sorumluluğa alış.

9) Kahvaltıyı önemse.

10) Dişlerini her zaman fırçala.

11) Asla yalan söyleme.

12) Kimseyi dışlama ve kimseye dışlanmış hissettirme.

13) Eğer birinin bir problemi varsa ona yardımcı ol.

14) Kimse hakkında kötü şeyler söyleme.

15) İnsanlarla iyi geçinmeyi, oynamayı ve bir şeyler öğrenmeyi alışkanlık haline getir.

16) Sadece tek başına oynama. Başkalarıyla da oynayabilecek kadar sıcakkanlı ol.

17) Hem doğada zaman geçirip rahatlamak, hem de daha fazla hareket etmek için dışarıda oyna.

18) Eğer hata yaptıysan büyük bir ciddiyetle özür dile.

Kaynak.

Okumaya devam et

Galeriler

Babası 5 Aylık Oğluna Rap Savaşında Meydan Okuyor, Bebeğin Kahkahası Mağlup Ediyor

Yayınlandı

on

Yazar

Haydi bu uzun haftayı  olumlu bir notla bitirelim, olur mu? Aslında, bu olay için gerçekten özel bir şey hazırlandı. Bu, bir baba ve 5 aylık oğlu arasında bir rap savaşı.

Temel olarak, Baltimore’dan B-doe adlı bir rapçi olan bu baba,  oğlu Quentin ile rap yapmaya karar verdi. Ve bu küçük fasulye henüz konuşamasa bile, oradaki en ölümcül silahı kullanarak savaşı kazanıyor:GÜLME.

Sadece devam et ve kendin gör.

Sadece bu ikisine bak!

Yani, bu küçük tatlıyı kim suçlayabilir? Cidden, babanla rap yapmaya çalışırken daha komik bir şey düşünebilir misin?

İyi haber — bu ikisi arasında yakalanan tek rap savaşı değil!

Okumaya devam et

Haberler

ABD’de el dezenfektanı içen 3 kişi öldü, 1 kişi kör oldu

ABD’de el dezenfektanı içen 3 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin kalıcı olarak kör olduğu ve 3 kişinin ise yoğun bakımda olduğu belirtildi.

Yayınlandı

on

Yazar

ABD’nin New Mexico eyaletinde el dezenfektanı içen 3 kişinin metanol zehirlenmesi sonucu öldüğü, 3 kişinin ise yoğun bakımda tedavilerinin sürdüğü bildirildi.

Eyaletin sağlık bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, dezenfektan içen bir kişinin ise kalıcı olarak kör olduğu ifade edildi.

New Mexico eyaleti Sağlık Bakanı Kathy Kunkel yaptığı açıklamada, “Metanol içeren bir el dezenfektanı içtiyseniz, lütfen tıbbi yardım alın. Metanol zehirlenmesi için bir panzehir kullanılabilir.

Abir kişiye ne kadar erken müdahale edilirse, iyileşme ihtimali o kadar artar” dedi. Yüksek miktarda metanol alınması, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, bulanık görme, kalıcı körlük, sinir sisteminde kalıcı hasara ya da ölüme neden olabiliyor.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump Nisan ayında Beyaz Saray’da düzenlenen korona virüs bilgilendirme toplantısında, “Peki dezenfektanları vücuda enjekte edeceğimiz bir yol var mıdır? Belki de içimizde bir çeşit temizlik yapabiliriz.

Biliyorsunuz, virüs ciğerlere iniyor. Buna bir bakmak ilginç olabilir” açıklamasını yapmıştı. Trump, açıklaması nedeniyle gelen tepkiler sonrası bunun muhabirlere yönelik kinayeli bir soru olduğunu söylemişti.

Okumaya devam et

Haberler

Rusya’da anayasa değişikliği referandumuna ait internet sitesine siber saldırı

Rusya’da anayasa değişikliği için yapılan referandumun internet sitesine Singapur ve İngiltere’den siber saldırılar yapıldığı belirtildi.

Yayınlandı

on

Yazar

Rusya Federasyonu Merkez Seçim Komisyonu’nun yaptığı açıklamada, anayasa değişikliği referandumuna ait internet sitesine Singapur ve İngiltere merkezli siber saldırıların yapıldığı belirtildi.

 

İnternet sitesi anayasa ve oy kullanma prosedürlerinde yapılacak değişiklikler hakkında bilgi içeriyor.

Okumaya devam et

Haberler

George Floyd eylemleri: Gösteriler ne anlama geliyor, bundan sonra ne olacak?

Andre Vltchek’e göre ırkçılık sorunu ABD’nin temellerinde yatıyor ve ABD’de ırkçılık karşıtlığıyla sistem karşıtlığı aynı şeyi ifade ediyor. Donald Trump’ı ABD siyasetinde bir tür anomali olarak tanımlamak ise ‘tamamen ikiyüzlülük’.ABD Minneapolis’te George Floyd’un öldürülmesiyle başlayan eylemler, ABD sınırlarını da aşarak dünya çapında yeni bir ırkçılık karşıtı dalga yarattı. Eylemlerin merkezi ABD’de protestocularla polis arasında yaşanan sert çatışmalar kadar, eylemlerin niteliği ve geleceğine ilişkin de çeşitli tartışmalar gündeme geldi. Protestolarla ilgili gündeme gelen ‘Eylemler ne anlama geliyor? ABD’de ırkçılık ne boyutta? Yaşanan çatışmaların tek suçlusu Trump yönetimi mi? Bundan sonra ne olacak?’ gibi soruları, gazeteci/yazar Andre Vltchek ile konuştuk. Vltchek, yaşanan ırkçılık sorununun öncelikle ABD’nin ‘temellerinde yattığını’ söyledi: ‘Yerli halkın soykırımı, kölelik, ırk ayrımcılığı ve nihayetinde emperyalizm ve neo-sömürgecilik.’ Vltchek, George Floyd cinayeti sonrasında yaşanan eylemlerle ilgili olarak ise, cinayetin ‘çoğu insan için bardağı taşıran son damla’ olduğunu belirtti ve “Ülke ‘patladı’. Ya da daha doğrusu, onlarca yıldır ezilen, sessiz ve aşağılanmış olanlar öfkelerini dile getirdi” ifadelerini kullandı. Öte yandan, “Eylemler ABD’de olumlu yönde bir değişikliğe yol açabilir mi?” sorusunu yanıtlayan Vltchek, ABD yönetim sisteminin ‘buna izin vermeyeceği’ görüşünde: “Devam eden protestolar, ABD’nin beyaz olmayan sakinlerinin ‘özgürlüğün kalesi’ olarak adlandıran ülkede yaşamak zorunda kaldıkları dehşete dikkat çekebilir. Ancak ülkeyi yöneten rejim hiçbir zaman temel veya ‘pozitif’ değişikliklere izin vermeyecektir.” Floyd cinayetinin ardından başlayan eylemlerle ilgili en çok tartışılan konulardan bir diğeri ise eylemlerin niteliği. Öne çıkan bir görüşe göre, eylemler yalnızca ‘ırkçılık karşıtı’ bir nitelik taşırken, bir diğer görüşe göre ise eylemler var olan sınıfsal çelişkileri de yansıtıyor. ‘ABD’de ırkçılık karşıtlığı, sistem karşıtlığıyla eş anlamlı’

Yayınlandı

on

Yazar

ABD Minneapolis’te George Floyd’un öldürülmesiyle başlayan eylemler, ABD sınırlarını da aşarak dünya çapında yeni bir ırkçılık karşıtı dalga yarattı. Eylemlerin merkezi ABD’de protestocularla polis arasında yaşanan sert çatışmalar kadar, eylemlerin niteliği ve geleceğine ilişkin de çeşitli tartışmalar gündeme geldi. Protestolarla ilgili gündeme gelen ‘Eylemler ne anlama geliyor? ABD’de ırkçılık ne boyutta? Yaşanan çatışmaların tek suçlusu Trump yönetimi mi? Bundan sonra ne olacak?’ gibi soruları, gazeteci/yazar Andre Vltchek ile konuştuk. Vltchek, yaşanan ırkçılık sorununun öncelikle ABD’nin ‘temellerinde yattığını’ söyledi: ‘Yerli halkın soykırımı, kölelik, ırk ayrımcılığı ve nihayetinde emperyalizm ve neo-sömürgecilik.’ Vltchek, George Floyd cinayeti sonrasında yaşanan eylemlerle ilgili olarak ise, cinayetin ‘çoğu insan için bardağı taşıran son damla’ olduğunu belirtti ve “Ülke ‘patladı’. Ya da daha doğrusu, onlarca yıldır ezilen, sessiz ve aşağılanmış olanlar öfkelerini dile getirdi” ifadelerini kullandı. Öte yandan, “Eylemler ABD’de olumlu yönde bir değişikliğe yol açabilir mi?” sorusunu yanıtlayan Vltchek, ABD yönetim sisteminin ‘buna izin vermeyeceği’ görüşünde: “Devam eden protestolar, ABD’nin beyaz olmayan sakinlerinin ‘özgürlüğün kalesi’ olarak adlandıran ülkede yaşamak zorunda kaldıkları dehşete dikkat çekebilir. Ancak ülkeyi yöneten rejim hiçbir zaman temel veya ‘pozitif’ değişikliklere izin vermeyecektir.” Floyd cinayetinin ardından başlayan eylemlerle ilgili en çok tartışılan konulardan bir diğeri ise eylemlerin niteliği. Öne çıkan bir görüşe göre, eylemler yalnızca ‘ırkçılık karşıtı’ bir nitelik taşırken, bir diğer görüşe göre ise eylemler var olan sınıfsal çelişkileri de yansıtıyor. ‘ABD’de ırkçılık karşıtlığı, sistem karşıtlığıyla eş anlamlı’ Vltchek ise, Batı sisteminin ‘endemik olarak ırkçı’ olduğunu söyleyerek, ırkçılık karşıtı eylemlerin sistem karşıtlığıyla eşit olduğu düşüncesini dile getirdi: “Protestolar, özü itibarıyla ırkçılık karşıtıdır. Bunun yanında, bazı bireyler ve gruplar da ABD içindeki derin sınıf çelişkilerine dikkat çekmeye çalışıyor.Unutmayalım ki tüm Batı sistemi endemik olarak ırkçıdır, bu yüzden ‘ırkçılık karşıtlığı, ‘sistem karşıtlığı’ ile eş anlamlıdır. Şaşırtıcı ve cesaret verici bir şekilde, birçok protestocu şimdi sadece erkek ve kız kardeşleri için değil, tüm dünyadaki insanlar için, batılı yöneticiler tarafından ezilmiş olanlar için’ de adalet istiyor. Bu, genellikle bir ‘sömürgeci efendinin’ sağladığı ayrıcalıklardan yararlanan ve dünyamızın yapılandırılma biçiminde önemli değişiklikler istemeyen ABD beyaz orta sınıfından pek duymadığınız bir şeydir. Bu, bir bakıma, ‘İmparatorluk’ için yalnızca iki tanınabilir ırkın olduğu teorisini destekliyor: beyaz ve ‘öteki’. Ve şimdi Amerikan şehirlerinin sokaklarında olan şeyler de ırkçılıkla ilgili. Bu durum 500 yıldır böyleydi, ancak birçok batılı siyasi figür ve entelektüel bu gerçeği yüksek sesle dile getirmiyor.” Tek suçlu Trump mı? ABD’deki eylemler kadar, Trump yönetiminin eylemcilere ilişkin tavrı da tartışma konusu oldu. Ulusal Muhafızları şehirlere çağıran Trump, eylemlerin yayılmasından ‘aşırı sol’ ile ‘güçsüz demokrat belediye başkanlarını’ sorumlu tutarak gösterileri şimdiden seçim malzemesi haline getirmeye başladı. Bu durum ayrıca, ABD kamuoyundaki ‘Trump karşıtlığını’ da yükseltti. Ancak, yaşanan ırkçı cinayetler ve eylemcilere yönelik sert polis müdahalesinin sorumluluğu yalnızca Trump yönetiminin mi? Vltchek, bu soruyu ise şu şekilde yanıtladı:  “Donald Trump’ı ABD siyasetinde bir tür anomali olarak tanımlamak tamamen ikiyüzlülük. Obama’nın ölüm saçan dış politikası gerçekten daha mı iyi? Obama Afrikalı-Amerikalı insanların yaşamlarını iyileştirdi mi? Tabii ki hayır. Ya Clinton? Evet, hem Obama’nın hem de Clinton’un belli bir ‘cazibesi’ vardı ve bu tam da Avrupalıların sevdiği şeydi. Afrika ya da Orta Doğu’da masum milyonları öldürmek sorun değil. ABD Başkanları (Batı) etiketlerini, ‘sofra adabını’ bildiği sürece, geri kalan her şey affedilir. Tabii ki, Donald Trump veya George W. Bush gibi bireyler tehlikeli canavarlardır, ancak genel olarak eylemleri, kameraların önünde, çok daha uygun bir şekilde davrananlarla aynıdır. Sorduğunuz şey kolayca cevaplanabilir: ABD yönetimi altındaki protestoculara karşı ‘sert tutum’ alınacaktır. Vahşet, esas olarak Washington tarafından, ulusun doğumundan beri kullanılmaktadır. Yerli Amerikalılar soykırım olarak tanımlanabilecek cinayetlerle katledildi. İsyancı köleler tecavüze uğradı, işkence gördü ve öldürüldü. Savaşları protesto eden öğrencilere ateş açıldı ve öldürüldü. Ancak, şu anda olan şey kötü, korkunç, ama hiç de yeni değil.” ‘ABD ve Hong Kong’daki eylemler taban tabana zıt’ Floyd eylemleri aynı zamanda çeşitli Avrupa ülkelerine de yayılarak dünya çapında bir eylemlilik sürecini de beraberinde getirdi. Öte yandan, ‘Özgürlük’ ve ‘baskıya karşı direnme’ gibi sloganlarla düzenlenen eylemler, benzer sloganlar kullanıldığı için Hong Kong eylemlerine de benzetildi. Peki, ABD ile Çin arasında öne çıkan gerilim başlıklarından biri olan Hong Kong meselesi, ABD’deki George Floyd eylemlerine ne kadar benziyor? İkisi arasında bir paralellik kurulabilir mi? Vltchek’e göre bu iki eylemlilik süreci birbirine taban tabana zıt: “Durumu analiz etmek için haftalar geçirdiğim Hong Kong’da, çoğunlukla gençler İngiliz eğitim sistemi, Batı propagandası ve Avrupa ve ABD büyükelçiliklerinin ve örgütlerinin doğrudan katılımıyla raydan çıkmıştı. Dış güçlerin çıkarları açıktı: Çin liderliğini itibarsızlaştırmak ve mümkün olduğunca çok zarar vermek. Hong Kong’da patlak veren isyanlarda ‘kendiliğinden’ hiçbir şey olmadı. ABD’de ise, polis şiddeti ve George Floyd’un korkunç ölümü, ülkenin dört bir yanındaki sayısız topluluk ve şehirde içgüdüsel öfke patlamalarına yol açtı. Hong Kong’da, Pekin karşıtı isyanlar “Ya belli bir şekilde davranırsa ve kesinlikle meşru yasaları belirli bir şekilde kullanırsa?” gibi spekülasyonlara dayanırken, ABD’de yaşanan ‘korkular’ gerçek: Aşırı kalabalık cezaevleri, hayal edilemez polis vahşeti. Binlerce kişi polis tarafından vurularak öldürüldü, bunların çoğu da etnik azınlıklara mensup. ABD ve Avrupa soykırımlar yaratıyor ya da en azından destekliyor. Çin ise hastaneler, okullar, demiryolları, otoyollar ve fabrikalar inşa ediyor. Hangi sistemin daha korkunç olduğu açık. Ve gezegenimizin buna isyan etmesi gerekiyor.” Bundan sonra ne olacak? George Floyd eylemlerinde ‘Bundan sonra ne olacağına ilişkin’ öngörülerde bulunan Vltchek, ABD ile Avrupa’nın ‘isyanı önemsizleştirmek için ellerinden geleni yapacaklarını’ vurgulayarak şunları söyledi: “Protestolar, kimlerin katılacağına ve kimlerin harekete geçeceğine bağlı olarak sönebilir veya devam edebilir. George Floyd’un korkunç ölümü, hem çok gerçek, hem de semboliktir. Geçenlerde yazdığım ‘ABD tarafından ezilen Dünya nefes alamıyor: Soykırım ve kölelik üzerine’ başlıklı makalemde belirttiğim gibi, Minneapolis’teki cinayet, büyük bir uluslararası sorun haline geldi ve batı emperyalizmine karşı küresel bir ayaklanmayı tetikleyebileceği anlaşılıyor. Elbette, ABD ve Avrupa isyanı önemsizleştirmek için ellerinden geleni yapacaklar. Vatandaşlarının birçoğu şu anda ‘Barış’, ‘Aşk’ ve ‘Irk önemli değil’ gibi sözleri konuşuyor ve yazıyor. Tabii ki, iktidar ırkı ve iktidar kültürü için en çok arzu edilen sonuç statükonun korunmasıdır: İnsanlar protesto ederler, sonra evlerine dönerler ve her şey eskisi gibi kalır. Siyahlar eziyet görmeye devam ederler, ‘Beyaz olmayan dünya’ itaatkar koşullarda yaşamak zorunda kalır. Milyonlarca insan ölmeye devam eder ve böylece ayrıcalıklı olanlar şanslı hayatlarını yaşarlar. Beyaz Batılı güçlerin gezegenimizin geri kalanını bir toplama kampına çevirdiği 500 yılı aşkın tarih, halının altına süpürülüyor ve tamamen sansürleniyor. Ancak bir gün, dünyanın bu tür düzenlemeleri çökecek. Bir gün; ya çok yakında, şu anda tanık olduğumuz şeyin bir sonucu olarak ya da çok uzak olmayan bir gelecekte. Çünkü böyle bir ‘düzenleme’ ahlaki açıdan yanlış ve sürdürülemez. Devrim Batı’dan gelmeyecek. Batılı ‘sözde Sol’dan bile değil. Batı solu şimdi komplo teorilerinde, Soros ve diğerlerini ‘Afro-Amerikan isyanlarını finanse ettikleri için’ suçluyor. Devrim dışarıdan gelecek – ezilen dünyadan. Ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki azınlıklar katılacak, çünkü bunlar Gezegenimizin hem ‘dış’ hem de ‘ezilen’ bölümünün bir parçası.” Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik’in görüşlerini yansıtmayabilir.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar