Connect with us

Gerçek mi?

Disiplin ve Adanmışlık: Amazon’un Kurucusu Jeff Bezos’un İlham Veren Hikayesi

Yayınlandı

on

Dünyanın en zengin insanı, dijital bir devin kurucusu ve inek bir öğrenci. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’un hayatı hiçbir şeyin kolay gerçekleşmeyeceğini, hayatta hedeflere ulaşmak için çok çalışmak ve risk almak gerektiğini anlatıyor. Düzenli bir hayat yaşarken, bir anda bu düzeni elinin tersiyle itip fırsatları kovalayan bir girişimcinin, dijital dünyanın efsanesinin hikayesine yakından bakalım.

Merak dolu bir çocukluk geçirdi. Öyle ki başka gezegenlere gitmenin hayalini kuruyordu.


Biyolojik babasını hiç tanımadı.

Annesi ve üvey babası Mike Bezos tarafından büyütüldü.


Annesi ve üvey babası Jeff’in dünyaya karşı çok büyük bir merak beslediğini ve onun özel olduğunu fark etti.

3 yaşındayken, normal bir yatakta yatmak istediği için beşiğini bir tornavidayla ayırdı.


Jeff lisedeyken kendisini “inek öğrenci” olarak tanımlıyordu.

Star Trek’i herhangi bir spor branşına tercih ediyordu.


Princeton’dan mühendislik ve bilgisayar bilimi bölümlerinden mezun oldu.


Wall Street’te çalışmaya başladı ve kariyer basamaklarını hızla tırmandı.

2 sene içerisinde kıdemli asbaşkan oldu.


Jeff bir gün, internet teknolojilerinin bir yılda %2300 büyüdüğü haberini okudu.

Ve aniden yükselen bu yeni teknoloji konusunda çalışma kararı aldı.

“İş hayatında en tehlikeli şey evrimleşmemektir. Yapmamız gereken her zaman geleceğe bakıp geleceğe evrilmek.”


Başarma şansının %30 olduğunu bile bile kendi rahat işinden ayrıldı ve yakın çevresinden borç aldı.

Çevresindeki insanlar Jeff’in kendisine inanıyordu, başarma ihtimali düşük olan iş planına değil. Bu yüzden kendisine yatırım yaptılar.

“Başarısız olsam dahi pişman olmayacağımı biliyordum. Denemeseydim, bu en büyük pişmanlığım olacaktı.”


Eşiyle Seattle’a taşındı ve garajında Amazon.com adlı internet sitesini kurdu.


Bir kitap kurdu olduğu için, öncelikle kitap satma kararı aldı.

Kitap satmayı kendisi için başarı ihtimali en yüksek olan seçenek olarak gördü.

“Zor şeyleri başararak itibarınızı arttırırsınız.”


Düşük beklentilere rağmen Amazon henüz ilk ayında dünyanın dört bir yanında siparişler almaya başladı.


Birkaç yıl içinde ise Amazon dünyanın en büyük online kitap satıcısı oldu.


“Dot-com Balonu Krizi” ortaya çıktığında, analistler Amazon’un piyasadan silineceğini öngörmüştü.


Jeff’in Amazon’a inancı tamdı, risk alarak verdiği hizmeti ve ürünleri ikiye katlamayı tercih etti.

E-kitap okuyucu, video yayını ve bulut hizmeti vermeye başladı. Büyük riskti, ama işe yaradı.


Ve Amazon dünyanın en büyük internet şirketine dönüştü.

Her yıl, yüzlerce milyarlık ürün satışı yapmaya devam etti.


Gerektiğinde risk alışı, fikirlerine bağlılığı ve disiplini Jeff Bezos’u birçok sektörde devleştirdi ve efsaneleştirdi. 2017 Yılında ise 150 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin insanı oldu.

“Sonuçta biz, yaptığımız seçimleriz. Kendi harika hikâyenizi oluşturun.”

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gerçek mi?

Ünlü Fotoğrafçı, İlginç Fotoğraflar Çekmek İçin Kullandığı Hileleri 30 Örnekle Açıklıyor (Yeni Resimler)

Yayınlandı

on

Yazar

Barselona merkezli fotoğrafçı Jordi Puig, fotoğrafçılığı herkes için erişilebilir hale getirme misyonunu üstleniyor. Puig, büyüleyici fotoğraflar çekmek için lüks ekipmanlara ihtiyacınız olmadığını bize göstermek istiyor; sadece biraz yaratıcılık ve pratik. Ve gerçekten ikna edici davalar ortaya koyuyor.

Fotoğrafçı, çekimlerine sahne arkası görüntüleri ile eşlik ediyor ve insanlara istedikleri görünümü veya efekti nasıl elde edeceklerini öğretiyor. 

Daha fazla bilgi:  Instagram

# 1

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçı Jordi Puig Batlló, bu çarpıcı görüntülerin çekilmesinde erkek kardeşinden çok yardım alıyor. Puig’in ağırlıklı olarak sinematik olan fotoğraf tarzı, bir film yapımcısı olarak önceki çalışmalarından ilham alıyor.

INSIDER’a “Her şey sanatsal bir bakış açısına sahip olabilir” dedi . “Her şeyi fotoğraflayabilirim. Asıl mesele açıyı, etkiyi ve perspektifi bulmaktır.”

# 2

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 3

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 4

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

Mükemmel çekimi yapmak için kaç kişi çalışır?

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

# 6

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

HO! bu SÜPER SERIN! böyle ışıkları olsaydı% 100 denerdim

# 7

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Bu yüzden kabloyu düzenlemek zorunda kaldı

# 8

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 10

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

# 12

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Zinciri yeniden düzenlemeleri gerektiğini varsayıyorum.

# 15

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 20

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 21

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 22

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

Bir paspası gerçekten ilginç bir şeye dönüştürmeyi başardılar!

# 24

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

 

Okumaya devam et

Galeriler

1 Milyon TL Değerinde Maserati Karşılığında Evcil Hayvanınızdan Vazgeçer misiniz?

Yayınlandı

on

Yazar

Evcil hayvanınızdan ne için vazgeçerdiniz? 30 bin TL nakit? 1 milyon TL değerinde bir Maserati? Bakalım insanlar evcil hayvanlarından ne kadar için vazgeçmişler…

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Kimliğimizin Bilinmemesi Bizi Cesur mu Yapıyor Yoksa İçimizdeki Canavarı mı Uyandırıyor?

Yayınlandı

on

Yazar

Tarihin en önemli sosyologlarından biri Zygmunt Bauman, Akışkan Doğanlar adlı kitabında, “İnternet”i büyük beklentiler ve hüsrana uğramış umutlar kombinasyonu olarak tanımlıyor. Bunu şöyle anlatıyor:

“İnternet hayatımıza bireysel özgürlükleri ve insan refahını heyecan verici derecede artırmak üzerine girdi, peki bugün sonuç ne? İdeal, politik ve demokratik yaşam alanı olmayı taahhüt eden internet; sonuçta demokrasi krizini, çatışmaları ve diktatörlükleri artıran bir yapıya büründü.”

Bunun en önemli nedeninin kimliğin belirsizliği ve gizlenebilmesi olduğunu iddia ediyor. Normal şartlarda birinin yüzüne karşı kolayca “hırsızsınız, katilsiniz” demek pek mümkün değilken, şiddete oldukça uzak kabul edilebilecek biri çok uzak mesafelerden en sağlam küfürleri ve hakaretleri sıralayabiliyor. (Elbette yan komşunuz da olabilir!)

Bazılarınız ABD’li psikolog Philip Zimbardo’nun bir grup genç kız üzerinde yaptığı deneyi hatırlayabilir.

Bazılarınız ABD’li psikolog Philip Zimbardo’nun bir grup genç kız üzerinde yaptığı deneyi hatırlayabilir.

Deneyde Zimbardo, kız öğrenci grubunun kimliklerini gizlemek için onların Klu Klux Klan’dakilerin giydiğine benzer ve kimliğin anlaşılmasını engelleyen bir kıyafet giymelerini sağlıyor. Diğer bir grup kız öğrenciye ise herhangi bir kıyafet sınırı koymuyor. Kendi gündelik kıyafetleriyle rahatça deneye katılıyorlar. İki gruptan da başka insanlara elektrik vermeleri isteniyor. İlginç bir şekilde kimliğini gizlemek için başlık takılması istenenler, başlık takmayanlara nazaran elektrik akım düğmesine takmayanlara göre iki kat daha fazla süre basmışlardır. Yani uzun süre işkence edebilmişlerdir.

İnternet iki farklı dünya yarattı.

Biri yaşadığımız gerçek dünya diğeri ise kimliğimizin daha gizli olduğu ve perdenin arkasında kaldığımız bir dünya. İkinci dünya gittikçe büyüyor ve internet üzerinden verilen tepkilere de kamu otoriteleri sessiz ve tepkisiz kalamıyor.

Bir gruba “Suçu kanıtlanana kadar herkes masumdur!” hukuki ilkesine katılıyor musunuz?” ya da “Eğer masum olsaydınız ve birileri iftira atsaydı, ne hissederdiniz?” diye sorsaydım muhtemelen insanların çoğu ilkine “Medeniyetin gereği!” ikincisine ise “Çok kötü hissederdim.” derdi. Peki nasıl oluyor da hukuki sürece girmiş birçok konuda elimizde gerçekten hiçbir delil olmadan sosyal medyada birilerini katil, hırsız diye suçlayabiliyoruz? Medeniyet dediğimiz şey bırakın hukuki süreçte olanları, suçluların bile hakları olduğuna inandığımız zaman var olabilen bir şey.

Dijital dünyanın kamu otoriteleri üzerinde büyük etkisi var hatta sosyal medyayı tatmin etmek için hukuk dışı bile davranabiliyorlar. Sosyal medyada tepki gösterenlerin de haklılık payları yüksek çünkü adalete güven duygusunda ve adaletin hızında önemli problemler var.

Adalet işini yapamadığında linç kültürü hızlanmaya ve güçlenmeye başlıyor. Halide Edip Adıvar’ın 1923’te yazdığı “Vurun Kahpeye” romanındaki linç kültürü sosyal medya açısından çok da farklı değil. O zaman bir köyde ağzından tükürük saçan nefret dolu insanlar vardı, bugün onlar hâlâ varlar ve sosyal medyadalar. O gün romandaki gericiliği temsil eden Hacı Fettah adlı karakter, bugün sosyal medyada daha modern insanlarla temsil edilse de “İdealist Aliye” olmak isterseniz size bazı önerilerim var.

1. Sosyal medyada bir şey paylaşmadan önce haberin doğruluğundan emin olmak için gereken tüm çabayı gösterin ve eğer emin olamıyorsanız paylaşmayın!

1. Sosyal medyada bir şey paylaşmadan önce haberin doğruluğundan emin olmak için gereken tüm çabayı gösterin ve eğer emin olamıyorsanız paylaşmayın!

Eğer paylaşırsanız hukuki yaptırımlarla baş başa kalabilirsiniz. Ya da bir Hacı
Fettah’ın piyonu olma olasılığınız var. Sosyal medya şeffaf değildir, perdelerin arkasında hep birileri ya da bir ideoloji vardır.

2. Suçu ispatlanmamış hiç kimseyi suçlu ilan etmeyin.

Hukuki sorumluluk bir kenara ahlaki olarak masum bir insanı suçluyor olabilirsiniz. Birilerini suçlamak için sosyal medya en iyi ortam olmayabilir.

3. Sosyal medyada sizin gibi düşünmeyenleri hemen arkadaş listenizden çıkarmayın.

Bunu yaparsanız hep sizin gibi düşünenleri takip ederek körelirsiniz. Sizden farklı düşünenlerin ne düşündüğünü anlamaya çalışın. Dünyanın bölünme ve ötekileşme nedenlerinden biri budur. Ötekileştirmeden rahatsızsanız ve bunu siyasilerin yaptığına inanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bunu yapan biziz.

4. Başkalarının ne düşündüğünü ve neden öyle düşündüğünü suçlamadan anlamaya çalışın.

4. Başkalarının ne düşündüğünü ve neden öyle düşündüğünü suçlamadan anlamaya çalışın.

Yaptıklarımızı yapmaya devam edersek dijital dünya bizi çok daha fazla bölecektir.

Geçenlerde siyasi görüşe sahip TV kanallarından birine maruz kalıyorum. Yanımdaki bana sordu:

“Ne kadar haklı değil mi?”

“Ben sadece nefret görüyorum.” dedim. “Söyledikleri sadece düşmanca.” diye ekledim.

“Haklı değil mi?” dedi.

“Yıllardır aynı şeyleri duyuyorum, her gün TV’de birbirine benzeyen birkaç kişi çıkıyor ve aynı muhalefet şekli ya da aynı iktidar şeklinde bağırıyor ama hepsi nefret dolu.” dedim.

“Haklı değil mi?” dedi.

Nefret, bu dünyada kötüye bile yönelse fayda yaratmayacaktır.

Nefret, bu dünyada kötüye bile yönelse fayda yaratmayacaktır.

Sadece nefreti, acıyı daha da büyütecektir.

Dijital dünya, renkli basın, TV’ler bizim duygusal reflekslerimizden beslenirler ancak okuyucular olarak dijital yetkinliklerimizi geliştirmek, bizi daha iyi bir yere götürebilir. Siz ise savaşa değil barışa ortak olun, nefret ile değil sevgiyle iş birliği yapın.

Ne düşünüyorsunuz kendi öfkeniz ve kendi nefretiniz hakkında?

Yorumlarda görüşlerinizi okumayı çok isterim.

Eğer yazdıklarımın bir kısmına bile katılıyorsanız hadi biz de tam tersi bir akım başlatalım. Barış kelimesi bile ideolojilerdeki yerini aldı. Hadi biz #insanısevgiyasatir (İnsanı Sevgi Yaşatır) diyelim.

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Doğrusunu Öğrendiğinizde Kendinize Gelemeyeceksiniz: Yanlış Kullandığımız Atasözleri ve Deyimler

Yayınlandı

on

Yazar

Bazı atasözleri ve deyimler var ki, sık kullansak da dile yanlış şekilde yerleştiği için bir türlü doğrusunu öğrenemiyoruz.

Not: Kaynak olarak 1980 yılından önce Türk Dili Kurumu tarafından basılan Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü kullanılmıştır.

1. “Aptala malum olur” değil.

"Aptala malum olur" değil.

Doğrusu: “Abdala malum olur.” Abdal, bilge kişi ve gezgin anlamına gelir. Bilge kişiye malum olması da çok doğaldır.

2. “Azimle sıçan betonu deler” değil.

"Azimle sıçan betonu deler" değil.

Doğrusu: “Azimli sıçan betonu deler.” Sıçan, bir fare türüdür. Dolayısıyla azimli bir sıçanın betonu delmesi mucize gibi olsa da, mücadeleyi anlatır.

3. “Eşek hoşaftan ne anlar?” değil.

"Eşek hoşaftan ne anlar?" değil.

Doğrusu: “Eşek hoş laftan ne anlar?” Zamanla ‘hoş laf’ tamlamasının bozulmasıyla ‘hoşaf’tan anlamak haline gelen bu atasözü, beğenilecek bir şeyi küçümseyenleri anlatırken kullanılır.

4. “Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü” değil.

"Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü" değil.

Doğrusu: “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü.” Buradaki zürefa, zarif kimse anlamına gelir.

5. “Su küçüğün, söz büyüğün” değil.

"Su küçüğün, söz büyüğün" değil.

Doğrusu: “Sus küçüğün, söz büyüğün.” Büyüklerin sayılması anlamına gelir.

6. “Kısa kes Aydın havası olsun” değil.

"Kısa kes Aydın havası olsun" değil.

Doğrusu: “Kısa kes, Aydın abası olsun.” Aba, bir tür kıyafettir. Aydın’ın yöresel kıyafetlerindeki aba kısadır ve bu atasözü az ve öz konuşmanın önemini vurgulamaktadır.

7. “Göz var, nizam var” değil.

"Göz var, nizam var" değil.

Doğrusu: “Göz var, izan var.” Bu atasözü, bir şeyin görme ve akıl yoluyla anlaşılacağını anlatır.

8. “Su uyur, düşman uyumaz” değil.

"Su uyur, düşman uyumaz" değil.

Doğrusu: “Sü uyur, düşman uyumaz.” Sü, eski dilde asker anlamına gelir. Düşmana karşı her zaman uyanık kalmak gerektiğini anlatır.

9. “Saatler olsun” değil.

"Saatler olsun" değil.

Doğrusu: “Sıhhatler olsun.” Hamamdan çıkanlara ya da tıraş olanlara söylenen bir nezaket sözüdür.

10. “İnce eleyip sık dokumak” değil.

"İnce eleyip sık dokumak" değil.

Doğrusu: “İnce eğirip sık dokumak.” Bir karar vermeden önce etraflıca düşünmek anlamına gelir.

11. “Ateş olsa cürmü kadar yer yakar” değil.

"Ateş olsa cürmü kadar yer yakar" değil.

Doğrusu: “Ateş olsa cirmi kadar yer yakar.” Cirim, hacim demektir. Hasmın pek önemsenmediğini anlatır.

12. “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.”

"Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz."

Doğrusu: “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” Buradaki Ane, Bağdat civarında bulunan bir uçurumdur.

Okumaya devam et

Galeriler

Fotoğrafçı Sadece İnsan Vücudunu Kullanarak Manzaralar Oluşturuyor Ve Sonuç Görkemli Görünüyor (13 Fotoğraf)

Yayınlandı

on

Yazar

Carl Warner kendisini, hiçbir şeyden bir şey ortaya çıkaran ya da bir şeyi basitçe yakalamak yerine diğerine dönüştüren bir ‘fotografik illüstratör’ olarak görüyor. Ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorsanız, Bodyscapes adlı dizisinden başka bir yere bakmayın .

Sıradışı ve hassas kompozisyon ve ışıklandırma sayesinde Warner, iyi inşa edilmiş kaslı bir gövdeden anıtsal manzaralar ortaya çıkardı. Doğru, sahnelerin çoğu birkaç modelden oluşuyormuş gibi görünse de, hepsi aslında tek bir kişiden yapılmıştı; görüntüler birden fazla çekimden özenle birbirine eklendi.

Dirsekler ve dizler dağ oldu, sırtlar ve boyunlar vadilere ve tatlılara dönüştü ve illüzyonlar gerçekten etkileyici. Kaydırmaya devam edin ve kendinizi kontrol edin.

Daha fazla bilgi:  carlwarner.com  | Facebook  | Instagram

Uzanmış Kadın Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Uyuyan Adam Çölü

Resim kredisi: Carl Warner

Fingers Mağarası

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, her fotoğraf çekiminden önce kompozisyonları çizdi, ancak kamerayı eline aldığında başka pozlar da gördü, bu yüzden yeni şekilleri de seriye dahil etti. Bu beklenmedik öğeleri yeni vizyonuna uyacak şekilde, konturları vurgulamak için genellikle hem tungsten hem de flaş aydınlatma ekipmanı kullanarak çekti: fotoğrafçı stüdyoda doğal güneş ışığını yeniden yaratmaya çalıştı, bu da manzaralardaki gerçekçilik hissini arttırmak zorunda kaldı.

Shin Diz Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Boğaz Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Abdo-men Mağarası

Resim kredisi: Carl Warner

Dirsek Noktası

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, Bodyscapes için hem modeller hem de arkadaşlar poz verdi . Bored Panda’ya “İş viral hale geldiğinden beri, insanlardan poz vermem için birçok teklif aldım” dedi . “Ancak, bedenleri onları kişisel yolculuklarında taşıyan tanınmış insanları fotoğraflayarak işi ileriye taşımak istiyorum.”

Omuz Tepesi Vadisi

Uykucu

Resim kredisi: Carl Warner

Başsız Ufuk

Resim kredisi: Carl Warner

Fotoğrafçı, “Çıplak çekim yapmanın doğası gereği çekimler oldukça samimi olaylardır” dedi. Yani sadece ben ve asistanımdık. Giysi izi kalmamasını ve cildin iyi ve nemli olmasını sağlamanın dışında çok az hazırlık var. “

İkiz tepeler

Resim kredisi: Carl Warner

Pektoral Kumullar

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, Zabriskie Point filmindeki çöl seks sahnesinin Bodyscapes için büyük bir ilham kaynağı olduğunu itiraf etti , ancak bu görüntülerin erotik olduğunu düşünmediğini söyledi. Daha ziyade, fotoğrafçı, çalışmalarında neredeyse jeolojik bir şey olduğuna inanıyor; buruşukluklar ve kırışıklıklar, kayadaki kırışıklıkları ve boğumları yansıtıyor ve eğimli bacaklar, yıpranmış tepelerin görüntülerini çağrıştırıyor. Yaşamdan yoksun özelliklerin organik temsilleri gibi.

Sırt Çölü

Resim kredisi: Carl Warner

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar