Connect with us

Galeriler

En Kötü Kabusların da Ötesinde 10 Eski Farsça Ceza

Yayınlandı

on

Pers İmparatorluğu adalete inanıyordu. Bir suç için ceza verme konusunda katı ve dikkatli kuralları vardı. Hiç kimsenin, ilk suçu için idam edilmemesi gerektiğine inanıyordu ve her suçlunun iyi hali karar vermeden önce göz önünde bulundurulmalıydı. Eğer birisi acı çekecekse, bunu haketmeliydi.

Ama eğer bunu hakettiyseniz ve Persler bundan emin olduysa, Tarihin en yaratıcı ve acımasız cezalarından bazıları ile karşı karşıyasınız demektir. Eski Pers ülkelerinde adalet her zaman hızlı değildi; en kötüsüde kabuslarınızdan parçalanmış gibi, yavaş, uzun ve acılı bir işkenceydi.

10.İnsan derisinden sandalye yapma

Sisamnes adındaki bir Persli yargıç rüşvet alırken yakalandığında, Kral Darius herkese örnek olacak bir şey yapmaya kararlıydı. Darius, Pers mahkemelerinin tarafsız ve adil olması gerektiğine inanıyordu. Sisamnes’in üstünden öyle bir şey yapmalıydı ki aynı hatayı bir daha kimse yapmamalıydı

Sisamnes öldürüldü , ama bu sadece bir başlangıçtı. Boğazı kesildikten sonra, Darius, uygulayıcıların derisinin her santimini yüzüp, onları insan derisinden şeritler yaptırdı. Sonra da Sisamnes’in derisinden yapılmış bir sandalye diktirdi. [1] O zamandan itibaren, her yeni yargıç insan etinden yapılmış bir sandalyeye oturmak zorunda kalacaktı .

Daha da kötüsü: yerine oturması gereken Sisamnes’in kendi oğluydu. Persia’nın davalarına başkanlık ettiği için, her gün babasının etinden yapılmış bir sandalyede oturmak zorunda kalacaktı.

 

9-Kül Havuzunda Boğulma

Eski Pers’te yaşayabileceğiniz en büyük ölümlerden biri küller tarafından boğulmaktı. En kötü suçlular için ayrılmış bir cezaydı: tanrılara karşı ihanet  suçu işleyenler içindi. Ve çok korkunçtu.

Persler, kül ve tekerleklerden başka hiçbir şeyle dolu olmayan, 23 metre yüksekliğinde  içi boş bir kuleye sahipti. Tepesinde kadar bir platform vardı ve suçlu bu platformdan içeri atılacaktı. Kulenin merkezine düşecekti. Düşünce muhtemelen birkaç kemiği kıracaktı, ancak küller planladıkları gibi daha yavaş ve daha vahşi ölümü yaşatacak kadar  hayatta kalmasını sağlayacaktı.

8-Boğazınıza Aşağıya Erimiş Altın Dökme

Roma imparatoru Valerian, Pers askerleri tarafından yakalandığında korkunç bir sonla karşılaştı.

Pers imparatoru Shapur Valerian’ı kişisel kölesi olarak tuttu. Ordusunun önünde onu geçirdi, elleri ve bacakları zincirlendi, ona bir köpek gibi davrandı. Elinden geldiğince onu küçük düşürdü. Atını binmeden önce Shapur, Valerian’ı ellerinden ve dizlerinden aşağı indirerek insan taburesi olarak kullanmasını sağladı. [3]

Shapur oyuncağından sıkıldığında onu öldürdü. Valerian’ın boğazına erimiş altın döktü.

7-İnsanları Ağaçlarla İkiye Bölme

İran’ın sonraki yıllarında, hırsızlar dehşet verici cezalarla uğraşmak zorunda kaldı. İmparatorluğun yollarında bir aracı çalarken veya tacizde bulunanlar ikiye bölünerek ölüm cezasına çarptırıldı. [4]

Cellatlar eliden geldiği kadar birbirine yakın iki büyük ağaç kütüğü birbirine bağlarlardı. Suçluyu üzerine sürüklerler ve  her ağacın üstüne bir bacağı gelecek şekilde bağlarlar. Sonra ağaçları tutan ipi keserdi.

İki ağaç, iplerinden kurtulduğunda, inanılmaz hızlarda ayrılır ve hala onlara bağlı olan suçlunun  vücudunu güçten ikiye bölerdi. Bir saniye içinde,  ağaçlardan her birinde asılı duran vücudun iki yarısı vardı.

Vücudu orada kalacaktı, masum bir insanı soyduğu yolun üzerinde asılı kalacaktı. Perslerin bu kısımlardan geçen herkesinve özellikle hırsızların bu hayatlarına devam etmeleri durumunda ne olacağını sert bir şekilde hatırlatacağına inanıyordu.

6-Hizmetçilerin Başlarını Taşlarla Ezme

Persler suçları konusunda adil olmaya çalıştıkları kadar sınıf statüsünde tam olarak adil olamadılar. Kral her şeyden kurtulabilirdi . Kral 2. Artaxerxes in  annesi,karısını öldürdüğü zaman,  idam edilmesi için kendi annesini getiremedi – onun yerine hizmetçilerini idam ettirdi.

Artaxerxes’in annesi Parysatis, Stateira’dan ve Stateira da kayınvalidesinden nefret ediyordu. Kamuoyunda medeni gibi davranmak zorunda kalmışlardı ama Artaxerxes’in onların çekişmelerini ve birbirlerini öldürmelerini engellemek için kurallar koymak zorunda kaldı. Birlikte yemek yediklerinde, yedikleri her şeyin ikiye bölünmesi ve birbirlerini zehirleyemeyecekleri şekilde paylaşmalarını emretti.

İşe yaramadı. Parysatis bir bıçağın bir tarafına zehir koydu ve hizmetçi etini kesmek için kullandı, Stateira’ya giden etin yarısı zehirlendi . İşe yaradı ve kralın annesi kraliçeyi öldürdü .

Elbette, sorumlu olduğu açıktı, ancak Artaxerxes annesini öldürmek için kendisini getiremedi. Tüm görevlilerini itiraf edene kadar işkence yaptı. Sonra et kesicinin kafasını bir kayaya çarptı. [5] Ancak, Parysatis daha sonra sürgüne gönderildi.

Artaxerxes’in onu geri çağırması çok uzun sürmedi. Ve ayrıca yeni bir eş seçmesine de yardım etti.

devamı:http://listverse.com

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Galeriler

2020’deki olayları bilen astrolog Dinçer Güner: Ani ve skandal değişim dönemi…

Yayınlandı

on

Yazar

Corona salgınını üç ay önce bilen SÖZCÜ astroloji yazarı Dinçer Güner 2020 için uyarılarını şöyle sıraladı

*2020 hafızalarımıza kazınacak. Tarih ve sosyoloji kitaplarında yerini alacak türden olaylar bekliyor dünyayı ve Türkiye’yi.

*Eski tüm sistemlerin büyük kriz ve önemli olaylar ile bitip yeni bir düzene geçiş senesi olacak 2020. Kapitalist sistemin çöküp yerine insan temelli bir sisteme geçiş!

*Nisan ayında Uranüs, Türkiye haritasında Güneş’in tam karşısından geçecek, bu da hem parlamento ve bakanlıklarla ilgili ani ve skandal değişimlere işaret ettiği gibi bazı grev ve protestoları gündeme getirebilir.

*5 Nisan’da (+/- 10 gün) yine Mart ve Haziran diplomatik ilişkilerde ilginç zaman dilimi. Provokasyona gelinmemesi gereken aylar bunlar. Eğitim ve sınav sisteminde değişiklikler olabilir.

*2020 Amerika’nın güç ve toprak kaybı yaşayacağı bir sene olarak tarihe geçebilir. Medeniyetin ve gücün batıdan doğuya kaymaya başlayacağı bir sene göreceğiz. Çin ve Rusya, Amerika’nın yerini alacak.

*Türkiye’nin 2019/2020 Güneş Dönüşü haritasında “Başak” yükselmekte. Hizmet sektöründe önemli değişimler olabilir.  Salgınların artabileceği bir sene olabilir.

*Başak burcu Türkiye haritasında 4. evi temsil etmekte. 4. ev temaları da ülkenin gündem maddesi içinde yer alacak demektir. 4. ev ise muhalefet, topraklar, tarım, yer altı kaynakları, madenler, muhalefeti sembolize eder.

*Özellikle Mart ve Nisan’da muhalefet partilerinde yönetmelik değişikliği, parti içindeki isimlerin görev değişikliği ya da liderlerin değişimi olabilir.

*Muhalefetten sağlık sektörüne, sendikalardan askeri düzene, eğitimden medyaya kadar bir dizi büyük değişimler bizi bekliyor.

*Yeni Ay Türkiye haritasında 2. evde meydana gelecek. Yeni ekonomik modeller, uygulamalar, vergi uygulamaları, faizler, kredilerde önemli büyük ve radikal değişimlerin olacağını bekleyebiliriz.

*Zira Güneş ile Uranüs arasındaki zorlu görünüm, şok edici ani kur dalgalanmalarını, beklenmeyen sert çıkış ve aynı sertlikte düşüşlerin olabileceğine işaret etmekte.

*Alışılagelmiş kuralların çok dışında seyreden bir kur süreci söz konusu olabilir. Ya da ekonomik gelişmeler beklenenden, alışılagelmişin çok dışında yöntemler kullanılabilir.

Okumaya devam et

Galeriler

Kuyumcu Titizliliğiyle Oluşturulmuş Bir Kütüphanenin Olmazsa Olmazı Olan 33 Şahane Kitap

Yayınlandı

on

Yazar

Mükemmel bir kütüphanenin temeli olacak 33 kitap önerisi ile karşınızdayız!

Not: Sıralamanın kitapların değeri ile herhangi bir ilgisi yoktur.

1. “Anna Karenina”, (1877) Lev Nikolayeviç Tolstoy

Anna Karenina (Bantam Classics): Leo Tolstoy, Joel Carmichael ...

Aşkı yüzlerce yazar tarafından ele alınmış bir konudur ancak dünyaca ünlü Rus yazar Tolstoy’un “Anna Karenina”sı gibi destansı olanı pek yoktur. Anna Karenina, 19. yüzyıldaki Rus aristokrasisinde yaşanan bir yasak aşk hikayesi…

2. “Devlet”, (M. Ö. 380) Platon

"Devlet", (M. Ö. 380) Platon

Alfred North Whitehead, “Felsefe tarihi Platon’a düşülen dipnotlardan ibarettir”
diyor. Diyaloglarında hocası Sokrates’i konuşturan Platon’un meşhur kitabı “Devlet” yüzlerce yıldır siyaset ve devlet felsefesi üzerine kafa yoranların, “ideal devlet, toplum nasıl olmalı?”, diye soranların tekrar tekrar okuduğu bir kitap. “Devlet” okunmadan siyaset üzerine söylenen her şey eksik kalacaktır…

3. “Madame Bovary”, (1856) Gustave Flaubert

"Madame Bovary", (1856) Gustave Flaubert

“Madame Bovary”, Gustave Flaubert tarafından 19. yüzyılda yazılmış çok önemli bir romandır.Birçok edebiyat eleştirmeni tarafından ilk çağdaş realist roman sayılan “Madame Bovary” ilk kez 1857 yılında basılmıştır. Bu kitaptan sonra Bovarizm akımı oluşmuş ve psikolojide tatminsizlik, memnuniyetsizlik anlamına gelen bir rahatsızlık olarak yer almıştır.Tabii ki Madame Bovary’nin yaşadığı unutulmaz aşk da hafızalardaki yerini almıştır.

4. “Prens”, (1532) Niccolò Machiavelli

"Prens", (1532) Niccolò Machiavelli

Bugün Makyavelist sözcüğünü duyduğumuzda akla siyasî iktidar ve menfaat uğruna her şeyi yapabilecek, hiçbir etik değeri olmayan şeytanî bir tip gelmektedir. İşte bu sözcük İtalyan siyaset felsefecisi Niccolo Machiavelli’nin adından gelmektedir. Machiavelli, başka kitaplar da yazmış olsa da kötü şöhretini esas olarak “Prens” isimli kitabından kazanmıştır. Machiavelli, bu kitabında iktidar sahiplerine çeşitli öneriler getirmektedir. Ancak çoğunlukla kötücül diyebileceğimiz bu öneriler, aslında Machiavelli’nin ideal yönetim tasarımında yoktur. O “Prens”de olması gerekeni değil, olanı anlatmıştır. Machiavelli bu eseriyle kimilerince siyaset biliminin kurucusu kabul edilmiştir ve denilebilir ki Marx’tan sonra dünya siyasetini en çok etkileyen isim olmuştur.

5. “Böyle Buyurdu Zerdüşt”, (1883) Friedrich Wilhelm Nietzsche

"Böyle Buyurdu Zerdüşt", (1883) Friedrich Wilhelm Nietzsche

Tam adı “Böyle Buyurdu Zerdüşt: Herkes ve Hiç kimse için Bir Kitap” olan eser, dâhi Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin felsefesini anlattığı en önemli eserdir.Nietzsche’nin felsefî görüş ve kavramları açısından çok önemli bir yer tutmaktadır. Eser aynı zamanda çokça eleştirilmiş ve yanlış anlaşılmıştır.

6. “Kırmızı ve Siyah”, (1830) Henri Stendhal

"Kırmızı ve Siyah", (1830) Henri Stendhal

Stendhal, dünya aşk edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olan “Kırmızı ve Siyah”ın konusunu gazetede çıkan bir yargılama haberinden almıştır. Kırmızı ve Siyah’ta, Julien Sorel ile Madame de Renal’in aşkı, tutkulu aşklara güzel bir örnektir. “Kırmızı ve Siyah”, bir aşkın, gittikçe büyüyen bir aşkın hikâyesidir. Korkuları, duraksamaları, ateşli tutkusuyla, usta elinden çıkmıştır.

7. “Genç Werther’in Acıları”, (1774) Johann Wolfgang von Goethe

"Genç Werther'in Acıları", (1774) Johann Wolfgang von Goethe

“Genç Werther’in Acıları”, Johann Wolfgang von Goethe  tarafından 1774 yılında ve iki haftada yazılmış mektup romandır.Goethe, bu romanı yazdığında 25 yaşındaydı. Romanın piyasaya çıkmasının ardından hem pek çok intihar vakası ile karşılaşılmış, hem de Almanya sokakları bir “Werther salgınına” uğrayarak, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiştir.Genç Werther’in Acıları, Werther adındaki genç bir hukuk stajyerinin, diğer taraftan nişanlı bir bayan olan Lotte ile intiharına kadar kurmuş olduğu ızdırap dolu münasebetini konu almaktadır.

8. “Kolera Günlerinde Aşk” (1985) Gabriel Garcia Marquez

"Kolera Günlerinde Aşk" (1985) Gabriel Garcia Marquez

“Kolera Günlerinde Aşk”,  Gabriel García Márquez’in en ünlü romanlarından biridir.19. yüzyılın sonları – 20. yüzyılın başları arasında Fermina Daza, Florentino Ariza ve Doktor Juvenal Urbino üçgeninde gelişen canlı bir karşılıksız aşkı konu alan kitap, acı çekmenin yüce bir davranış olduğu fikrini yoğun şekilde işler. Florentino Ariza sevdiği bir ömür boyu sevdiği Fermina Daza’ya kavuşabilmek için tam 53 yıl 7 ay 11 gün bekler.

9. “Toplum Sözleşmesi”, (1762) Jean-Jacques Rousseau

"Toplum Sözleşmesi", (1762) Jean-Jacques Rousseau

Ünlü Fransız Aydınlanma filozofu Jean-Jacques Rousseau tarafından yazılan “Toplum Sözleşmesi”nde siyasî bir sistemin kurulabilmesi için en iyi yöntemin toplumsal sözleşme olduğu açıklanmaktadır.

10. “Yabancı”, (1942), Albert Camus

"Yabancı", (1942), Albert Camus

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Fransız felsefeci ve edebiyatçı Albert Camus’nün, Saçma (Absürd) felsefesini anlattığı eseridir.Kitabın olay örgüsünde her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter: Cezayir’de rastlantısal biçimde bir Arap’ı öldüren orta sınıftan bir Fransız olan Meursault, kendisini adım adım ölüme götüren süreci tamamen kayıtsız biçimde izler. Yapıtta Meursault kendine, topluma, hayata hatta ölüme dahi kayıtsız kalacak biçimde tüm varoluşa yabancılaşması yalın bir dille anlatılır.

11. “Düşlerin Yorumu”, (1899) Sigmund Freud

“Düşlerin Yorumu”, (1899) Sigmund Freud

Modern düşüncenin gelişiminde Viyanalı nörolog Sigmund Freud’un katkısı asla görmezden gelinemez. 1900 yılında yayımlanan “Rüyaların Yorumu”, onun sonraları daha da geliştireceği düşüncelerinin kaynağı niteliğindedir.Bugün günlük yaşamda da sıklıkla kullanılan başta bilinçaltı (bilinçdışı) olmak üzere birçok kavram ve ufuk açıcı görüş geliştiren Freud, özellikle cinsellik üzerine düşünceleri ile günümüzde dahi sıklıkla kendisine referans verilen ve çok tartışılan bir isim olmayı sürdürüyor.

12. “Karamazov Kardeşler”, (1880), Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

"Karamazov Kardeşler", (1880), Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Dünyadaki en büyük romancıların başında gelen, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin metafizik romanlarının belki de en büyüğü olan “Karamazov Kardeşler” hayata, ölüme, Tanrıya, insan ilişkilerine, özgürlüğe, ideolojilere dair muazzam sorgulamalarla dolu bir çok büyük bir yapıttır.

13. “Türlerin Kökeni”, (1859) Charles Darwin

"Türlerin Kökeni”, (1859) Charles Darwin

Ülkemizde “insanın atası maymun mudur?” gibi popüler ve gündelik tartışmalarca heba edilse de Darwin’in kitabı bugün bilim çevrelerince yasa olarak görülen biyolojik evrim kuramını ilk kez sitemli biçimde ortaya koymuştur. 1859 yılında yayımlanan kitap, Darwin’in özellikle Galapagos Adaları’nda yoğunlaşan 5 yıllık araştırma gezisinin ürünüdür. Kitap yayımlandığı dönemde büyük gürültü kopardı. Özellikle dinî çevrelerin tepkisini çekti.Bilim ve felsefe dünyasında ise büyük yankı ve heyecan uyandırdı. Marx, “Türlerin Kökeni” için Engels’e şöyle diyordu: “İşte bizim tarihsel düşüncemizin biyolojik temeli.”

14. “Dönüşüm”, (1915), Franz Kafka

"Dönüşüm", (1915), Franz Kafka

Kimilerince “uzun öykü” kimilerince ise roman olarak değerlendirilen “Dönüşüm” Gregor Samsa’nın böcekleşmesi ile başlar.Gregor Samsa’nın bir böceğe dönüşmesi, sistem içindeki çarkların bir dişlisi olan; eleştirmeyen, sorgulamayan, sadece boyun eğip, topluma uyan bir kişi olmaktan çıkıp, kendi bireyselliğini bulma ve dolayısıyla toplum dışına itilme anlamını taşır.

15. “Bulantı”, (1938), Jean Paul Sartre

"Bulantı", (1938), Jean Paul Sartre

Nobel Edebiyat Ödülü’nü reddeden Jean Paul Sartre ilk romanı olan eser, varoluşçuluğun kült kitaplarından biridir.”Günlük” biçiminde yazılan kitapta güçlü bir bireyci ve toplum karşıtı görüş ortaya koymuş; kendi felsefesinin temel öğelerini bu kitapta anlatmış ve kitabın başarısıyla büyük bir şöhret sahibi olmuştur.

16. “Siddhartha”, (1922), Herman Hesse

"Siddhartha", (1922), Herman Hesse

Hermann Hesse’nin, Siddhartha Gautama’nın yani Buda’nın hayatını konu alan, Budizmi ve Budist felsefeyi, anlatan, yazarın en ünlü eserleridir.Roman kahramanı Siddhartha, tıpkı Buda gibi bir prenstir.Gerçek bilgiye ulaşmak için babasının uzun süreli direnişine aldırmayarak sarayını, gençliğini ve ailesini geride bırakarak ormanlara çekilir.Gezgin bir dilenci olarak yaşamını sürdürdüğü uzun bir dönemin ardından Buda ile karşılaşır ve aralarında uzunca bir sohbet geçer. Buda ona, Budizm’in yapısını ve felsefi derinliğini anlatır ve Siddhartha hayatında yeni bir yola girer…

17. “1984”, (1949), George Orwell

"1984", (1949), George Orwell

Romanın distopik dünyasında totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama faaliyetleri ile halkın sürekli yönlendirilmesi ve baskı altında tutulması anlatılmaktadır.Kitap komünizm ve faşizm gibi totaliter rejimlerin sağlam bir eleştirisidir. Roman daha sonra çok ünlenecek olan “Büyük Birader” gibi kavramları da içermektedir.Sadece distopya veya felsefî roman türünün en başarılı örneklerinden biri değil, genel anlamda en başarılı roman örneklerinden de biridir…

18. “Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği”, (1984), Milan Kundera

"Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği", (1984), Milan Kundera

“Romanlarımdaki kişiler kendime ilişkin gerçekleşmemiş olabilirliklerdir… Her biri benim ancak kenarında dolaştığım bir sınırı aşmıştır… Çünkü romanın sorguladığı sır o sınırın ötesinde başlar. Roman yazarın itirafları değildir; bir tuzak haline gelmiş dünyamızda yaşanan insan hayatının araştırılmasıdır.”Kundera’nın kendi sözleriyle insan hayatını araştıran bir yapıt “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”.

19. “Gülün Adı”, (1980), Umberto Eco

"Gülün Adı", (1980), Umberto Eco

Yüzey katmanda bir polisiye hikâyesi anlatılırken, derin katmanda Orta Çağ, Hristiyanlık ve bu bağlamda gelişen dinî/felsefi konuların irdelendiği bir yapıttır “Gülün Adı”.Çok konuşulmuş, çok satmış, filme uyarlanmış bir yapıt olmasına popüler olarak nitelendirilemeyecek nitelikli bir eserdir.

20. “Zen ve Motorsiklet Bakım Sanatı”, (1974), Robert M. Pirsig

"Zen ve Motorsiklet Bakım Sanatı", (1974), Robert M. Pirsig

ABD‘li felsefeci Robert M. Pirsig’in 1974 yılında yayımlanmış olan bir kitabı ve nitelik metafiziğini konu eden ilk metinlerden biridir. Kitabın ismi, 1953’te yayımlanan ve Eugen Herrigel imzalı Okçuluk Sanatında Zen isimli bir başka kitabın başlığı üzerinde bir kelime oyununa dayalıdır.

21. “Cesur Yeni Dünya”, (1932), Aldous Huxley

"Cesur Yeni Dünya", (1932), Aldous Huxley

Zamyatin’den bir hayli etkilenen Huxley’in romanı da 26. yüzyılda geçer. Genetik bilimve üreme yolları vasıtasıyla insanlar bir çok yönden değiştirilmiştir. İnsanlar hastalıkları yenmiş; ırklar arasında eşitlik sağlanmış, sağlıklı, zengin ve mutlu bir toplum oluşturulmuştur.İlk etapta ütopya gibi görülecek bu durum ancak bir çok insanî değerin yok edilmesiyle mümkün olmuştur…

22. “Sineklerin Tanrısı”, (1954), William Golding

"Sineklerin Tanrısı", (1954), William Golding

Nobel ödüllü İngiliz edebiyatçı Golding’in romanı 2. Dünya Savaşı‘nın hemen ardından bir nükleer savaş sırasında geçer. Bir adaya bırakılan çocuklar ve gençler arasındaki yaşam ve liderlik mücadelesi anlatılır. Çocukların masumiyeti ve iyilik potansiyeli yerine, “kötülük” olarak adlandırdığımız kimi davranışların insanın özüne ait olduğunu savunur…

23. “Anthony Burgess” (1962), Otomatik Portakal

"Anthony Burgess" (1962), Otomatik Portakal

Orijinal ismi “A Clockwork Orange” olan yapıt İngiliz edebiyatçı ve müzisyen Anthony Burgess tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, esas olarak insanın makineleştirilmesine yönelik klasikleşmiş bir distopya ve kara mizah örneğidir. Yapıt, usta yönetmen Stanley Kubrick tarafından filme de alınmıştır ve en başarılı roman uyarlamalarından biri olarak kabul edilmektedir.“Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…” Anthony Burgess.

24. “Hayvan Çiftliği”, (1945) George Orwell

"Hayvan Çiftliği", (1945) George Orwell

1940’lardaki “reel sos­yalizm”in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.Hayvan Çiftliği’nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır.Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin’i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.

25. “Aylak Adam”, (1959) Yusuf Atılgan

"Aylak Adam", (1959) Yusuf Atılgan

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam… Aylak Adam… Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca.İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı?C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik…

26. “Fahrenheit 451”, (1953) Ray Bradbury

"Fahrenheit 451", (1953) Ray Bradbury

Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı… Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek…Montag’ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra… İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri.

27. “Denemeler”, (1580) Montaigne

"Denemeler", (1580) Montaigne

Michel de Montaigne (1533-1592): “Kendini tanı” ve “Ne biliyorum?” gibi temel sorularla yola çıkarak bir insanda insanlığın bütün hallerini yoklayan “deneme” türünün insim babasıdır.1571’de kitaplarıyla birlikte çiftliğinin kulesine çekilmesiyle başlayan bu yaratıcı süreç, Montaigne’i önce okuduklarıyla ilgili notlar almaya itmiş, aynı notlar zamanla Denemeler’i (1580) oluşturmuş, ve bu kişisel yazılar ilk yayımlanıştan sonra da dallanıp budaklanmayı sürdürmüştür.

28. “Don Kişot”, (1605) Miguel de Cervantes

"Don Kişot", (1605) Miguel de Cervantes

Kahramanlık hikâyeleri okumayı çok seven Don Kişot bir gün şövalye olmaya karar verir. Ve yanına seyisi Sancho Panza’yı da alarak hem gerçek hem de hayalî düşmanlarla savaşıp, heyecanlı maceralara atılır. Dünya edebiyatındaki ilk modern roman olan bu başyapıt 400 yıldan uzun süredir okurlarla buluşmaktadır.

29. “Tutunamayanlar”, (1972) Oğuz Atay

"Tutunamayanlar", (1972) Oğuz Atay

‘Tutunamayanlar’, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay’ın bu ilk romanını “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak niteler.Moran’a göre “Oğuz Atay’ın mizah gücü ve duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar’ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır.”Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, “saldırısı tutunanların anlamayacağı, rededeceği türden bir romanla yapar.”

30. “İlahî Komedya”, (14. yy.) Dante Alighieri

"İlahî Komedya", (14. yy.) Dante Alighieri

Dünya edebiyatının temel metinlerinden biri olan İlahi Komedya, yedi yüz yıllık geçmişiyle birçok edebî esere ilham kaynağı olagelmiştir. Dante’nin hem yazarı hem de başkahramanı olduğu bu destansı anlatıda ölümden sonraki hayata yapılan yedi günlük bir yolculuk anlatılır.Dante, sırasıyla Cehennem, Araf ve Cennet’ten geçerek buralardan edindiği izlenimlerini okuyucuya lirik bir dille aktarır. Böylece Orta Çağ Batılı insanının zihnindeki “ahiret” algısı gözler önüne serilirken, ortaya tarihin en uzun şiirlerinden biri çıkmış olur.

31. “İlyada”, (M.Ö 7- 8) Homeros

"İlyada", (M.Ö 7- 8) Homeros

Şair Homereos’un yazdığı varsayılan büyük bir destandır. Yine bir başka Homeros destanı olan Odeysseia ile birlikte, batı edebiyatının en eski örneği ve tüm zamanların en güzel şiirlerinden kabul edilir.Başta İlyada olmak üzere her iki destan da, Truva Savaşıve bu savaşta yer alan insanlarla ilgili söylenceleri dile getiren, koşukla yazılmıştır. Tarihçiler Yunanistan’da yaşayan Akhalar ile Batı Anadolu’da yaşamış Truvalılar arasındaki bu savaşın yaklaşık üç bin iki yüz yıl önce yaşandığı ve on yıl sürdüğü görüşündedir.Yunancada Truva’nın bir adının da İlios olmasından dolayı Homeros’un bu destanı İlyada adını almıştır.

32. “Kürk Mantolu Madonna”, (1943) Sabahattin Ali

"Kürk Mantolu Madonna", (1943) Sabahattin Ali

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum “Kürk Mantolu Madonna”yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.”

33. “Küçük Prens”, (1943) Antoine de Saint-Exupéry

"Küçük Prens", (1943) Antoine de Saint-Exupéry

“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

Okumaya devam et

Galeriler

Koronavirüs Nedeniyle Online Erişime Açılan 33 Ücretsiz Kaynak

Yayınlandı

on

Yazar

Koronavirüs salgını nedeniyle pek çok kültür sanat etkinliği iptal edilirken, evde geçen günler için müzeler, festivaller, kütüphaneler arşivlerini online olarak kullanıcılara açıyor. Toplu etkinlikler dijitale taşınıyor. #EvdeKal #StayAtHome kampanyasına katılan birçok kurum ve kuruluş daha önce ücretli olan platformlarını ve içeriklerini ücretsiz şekilde erişime açıyor. Biz de sizin için bu kaynakları bir araya getirdik!

1) Dünyanın en önemli belgesel festivallerinden Amsterdam Belgesel Film Festivali (IDFA) festival tarihinden 300 filmi erişime açtı.
2) Viyana Devlet Operası, koronavirüs salgını nedeniyle evlerinde vakit geçirmek zorunda kalanlar için kayıtlarını ücretsiz erişime açtı. Viyana Devlet Operası’nın yayınlarına buradaki sayfadan kayıt olduktan sonra ücretsiz olarak izleyebiliyorsunuz.
3) TÜBİTAK’ın yayınları; Bilim ve Teknik, Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergilerine buradan ulaşabilirsiniz.
4) Documentarist isimli belgesel film festivali, gezegenemizin mevcut durumu hakkında düşünmeye sevk eden belgeselleri “Covid Online Belgesel Günleri” adı altında her gün 1 belgesel olarak yayınlıyor.
5) Salgın nedeniyle ertelenen 18. Filmmor Kadın Filmleri online formata geçerek izleyicilerle programdaki filmleri buluşturuyor.
6) Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü‘ndeki sergiler de online olarak açık.(AÖ)
7) Normalde ayda 8 dolar dijital abonelik ücretiyle çalışan New York Times gazetesi, koronavirüs haberlerinin yer aldığı şu özel sayfadaki tüm içeriklerde ödeme duvarını kaldırdı.
8) Dünyanın en büyük çevrim içi kurs platformlarından Coursera ise daha önce paralı olan yüzlerce kursu, koronavirüsle mücadele kapsamında ücretsiz sunmaya başladı.
9) Sosyal ağ olan LinkedIn ise daha önce ücretli olan 16 kursunu artık ücretsiz olarak sunuyor.
10) SALT Araştırma “Sanat”, “Mimarlık ve Tasarım”, “Kent, Toplum ve Ekonomi” arşiv koleksiyonları erişime açıldı.
11) Socrates Dergi dijital edisyonu bir ay boyunca herkese ücretsiz olduğunu açıkladı. Sepette kullanılacak promosyon kodu: SOCRATESYANINDA
12) Birçok Türkçe kitap bulabileceğiniz sesli kitap uygulaması Storytel, ücretsiz deneme süresini 14 günden 30 güne çıkardı.
13) Cambridge Üniversitesi’nin resmi yayınevinin mayıs sonuna kadar internet sitesinden 700’ü aşkın ders kitabını erişime açtı.
14) İngiliz dizileriyle dikkat çeken Acorn TV için promosyon kodu: FREE30
15) Korku filmlerinin adresi olan Shudder için promosyon kodu: SHUTIN
16) Good Old Games (GOG) ise kataloğundaki yaklaşık 30 bilgisayar oyununu #evdekal kampanyası kapsamında ücretsiz sunmaya başladı. Listede Beneath a Steel Sky ve Ultima 4 gibi klasikler de var.
17) İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi 1928-1942 seneleri arası yayınlanmış 580 bin sayfaya yakın gazeteyi PDF formatında erişime açtı.
18) Chicago Sanat Enstitüsü 50 bini aşkın eseri internette erişime açtı.
19) İthaki Yayınları buradaki Flood’da her gün iki öykü paylaşıyor.
20) Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu bugüne dek kaydı yapılmış olan tüm oyunları dijital erişime açtı.
21) Salgın sebebiyle iptal edilen etkinliklerin sayısının giderek artmasıyla dijital bir proje olarak hayata geçirilen Social Distncing Festival’in websitesinde de farklı disiplinlerden içeriklere ücretsiz ulaşabilirsiniz.
22) Kültür ve Turizm Bakanlığı da bazı performansların videolarını YouTube kanalında paylaştı.
23) 15 – 30 Mart tarihleri arasında geçici olarak ziyarete kapanan Arkas Sanat Merkezi’nin sanal müzesine buradan ulaşabilirsiniz.
24) BBC Learning English, İngilizcesini geliştirmek isteyenlere lower-intermediate, intermediate ve upper-intermediate seviyelerinde online kurslar sunuyor.
25) ‘Ivy League’ üniveristeleri toplam 450 online kursu online erişime açtı.
26) Open Culture Movie üzerinden erişime açılan 1150 film de sıkça tavsiye edilen kaynaklardan.
27) Guggenheim‘daki yaklaşık 200 sanat kitabı ücretsiz erişime açıldı.
28) Türkiye Fransız Kültür Merkezi, online kütüphanesini (Culturethèque) 3 ay boyunca ücretsiz erişime açtı. Cep telefonu, tablet ya da bilgisayardan her yaşa yönelik binlerce fransızca gazete, dergi, kitap ve videoya ulaşabilirsiniz.
29) Yılda yaklaşık 220 performansa ev sahipliği yapan Metropolitan Operaları da daha önce sahnelenen birçok eseri mart ayı sonuna kadar ücretsiz erişime açtı. Özellikle Twitter sayfalarından paylaştıkları önerilere göz atabilirsiniz.
30) Nisan ayı sonuna kadar tüm gösterimlerini iptal eden Paris Operası, ücretsiz olarak mayıs ayına kadar aralarında birçok eseri dışarı çıkamayan sanatseverlerle bir araya getirecek.
31) Nisan ayı sonuna kadar Ontheboards.tv, çağdaş dans performans gösterimlerini ücretsiz olarak paylaşıyor.
32) İsviçre’nin Basel şehrinde her yıl düzenlenen uluslararası sanat fuarı “Art Basel”, yaklaşık 2 bin sanat eserini websitesinde odalar halinde incelenmesine olanak sağlıyor.
33) Sanat hayatına 1990’da başlayan Ankara merkezli Galeri Soyut da ziyaretçilerine websitesinden resim, heykel ve seramik gibi farklı disiplinlerden açılan birçok karma ve kişisel sergiyi 3D tur ile gezme imkanı sunuyor.
Kaynak 12

Okumaya devam et

Galeriler

Virüs ve Salgın Konulu Filmler: Koronavirüs Sebebiyle Evde Vakit Geçirirken İzleyebileceğiniz 20 Film

Yayınlandı

on

Yazar

1) 28 Gün Sonra – 28 Days Later (2002)

IMDb: 7.6
İngiltere’de bir genetik araştırmalar ensitüsünde bilimadamları insan doğasındaki şiddeti ve öfkeyi önleyebilmek amacıyla bazı tehlikeli deneyler yapmış ve bunun sonucunda ‘rage’ adını verdikleri bir virüs geliştirmişlerdir. Ancak bu araştırmalarda denek olarak maymunların kullanıldığını öğrenen hayvan hakları koruyucusu bir grup eylemci, bilimadamlarının maymunlara zarar verdikleri gerekçesiyle kendi yöntemleriyle deneylerin yapıldığı binaya sızarak korunaklı kafeslerde tutulan ve bilimadamlarının ‘rage’ virüsü aşıladıkları maymunlardan birini serbest bırakırlar.Fakat serbest kalan maymun kafesten çıkar çıkmaz eylemcilerden birine saldırır ve olaylar içinden çıkılmaz bir hal alır.

2) Son Umut – Children of Men (2006)

IMDb: 7.9
Dünya, 2027: Gelecek için umut gittikçe önemini kaybeden bir kaynak oluyor. Son doğan bebeğin üzerinden neredeyse 19 yıl geçmiş ve açıklanamayan evrensel çocuksuzluk her geçen yıl beşeriyet sınırlarını, gelecekteki tüm haklarından vazgeçirmeye yaklaştırmıştır. Çoğu insan kaçınılmazı benimsemeyi seçip, ayrılıkçılığın, kanunsuzluğun ve nihilizmin içine çekilirken, diğerleri birleşik bir gezegen ve yavaş yavaş azalan nüfus için mücadeleye devam eder.

3) Ben Efsaneyim – I Am Legend (2007)

IMDb: 7.2
Robert Neville başarılı bir bilim adamıdır ve insanlığı yok edeceğine inanılan,önüne geçilemez tehlikeli virüs ona bulaşmamıştır. Virüs çok kısa bir zamanda insanların ölümüne sebep olmuş, sonuçta Neville New York’ta hayatta kalan tek insan olmayı başarmıştır. Ancak Neville’in durumu çok zordur çünkü belki de dünya üzerindeki tek insan kendisidir. Üç yıl boyunca dolaşmakta, yaydığı radyo mesajları ile hayatta kalan insanlara ulaşmaya çalışmaktadır. Herhangi bir canlıya rastlayamayan Neville aslında yalnız değildir ve her hareketi izlenmektedir. Salgından sağ kurtulan eski insan-yeni mutantlar Neville’in ölümcül bir hataya düşmesini beklemektedirler.

4) Uzay Mikrobu – The Andromeda Strain (1971)

IMDb: 7.2
ABD tarafından uzaya gönderilen uydunun, bir kasabaya düşmesi ve bu olaydan sonra orada yaşayan insanların bir çoğunun ölmesi üzerine ülke kırmızı alarma geçer. Kasaba karantina altına alınır ve alanında uzman birçok bilim insanı bu durumu çözmek için çalışmalara başlarlar.

5) Ölülerin Şafağı – Dawn of the Dead (2004)

IMDb: 7.3
Bir gece içinde dünya, gerçeküstü boyutlarlardaki nedeni anlaşılamayan, açıklanamayan ve öldürücü bir belanın işgal ettiği ve ölülerin ölmediği, yaşayan bir kabusa dönüşür.

6) Ölüm Çığlığı – REC (2007)

IMDb: 7.4
Genç bir TV muhabiri olan Angela ile haber kameramanı Pablo, itfaiyecileri konu edinen bir program hazırlamaktadırlar. Oldukça sıkıcı geçen program bir telefonun gelmesiyle hareketlilik kazanır. Yaşlı bir kadının geçirdiği ev kazası ile ilgili gelen bu ihbar üzerine Angela ve Pablo itfaiyecilerin peşine takılır. Kadının evine varan ekip, evin içinden korkunç çığlıklar duyarlar. Bundan sonrası hafızalardan çıkmayacak bir kabustur.

7) 12 Maymun – Twelve Monkeys (1995)

IMDb: 8.0
Ölümcül bir virüs tüm dünyayı tehdit etmektedir. 1996’da 5 milyar kişinin ölümüne neden olan bu virüs, 2035’te dünya nüfusunun yalnızca yüzde birini hayatta bırakmıştır. Bu virüsün etkilerinden korunabilmek için insanlar yer altında koloniler kurarak yaşamaya başlar. Bu virüsün üstesinden gelebilmek için mahkumlardan James Cole, zaman makinesiyle geçmişe gönderilir. Yanlışlıkla 1990 yılına gönderilen Cole, bilimadamları için virüs hakkında araştırma yapar. Daha sonra zaman yolculuğunu sürdüren Cole, 1996’da akıl hastanesine alınır. Burada Dr. Kathryn Railly ile tanışan Cole, onu içinde bulundukları duruma inandırmaya başlar.

8) Yeryüzündeki Son Aşk – Perfect Sense (2011)

IMDb: 7.1
Tüm dünya duyularını bir bir yitirirken onlar aşık oldular… Kadınlara bağlanmakta sorunları olan yetenekli yemek şefi Michael, soğuk görünümlü güzel doktor Susan ile tanışır.
Susan uzun bir süredir kendini işine adayıp özel hayatından vazgeçmiş, Michael ise kadınlarla ciddi ilişki kurmaktan kaçınmıştır. İkisi de birbirlerine karşı daha önce deneyimlemedikleri derin duygular hissederken, tüm dünyada insanların duyularını sırayla yok eden salgın bir hastalık baş gösterir.İnsanlık sonuna yaklaşırken aşk tüm bu engellere rağmen hayatta kalabilecek midir?

9) Dünya Savaşı Z – World War Z (2013)

IMDb: 7.0
Zombi Savaşı’nın gerçek dehşetiyle yüzleşmenin vaktidir… Çin’de ortaya çıkan bir virüs insanları yaşayan ölüler haline getirmektedir. Ve insan oğlu ikiye ayrılır. Brad Pitt’in hem başrolünü hem de yapımcılığını üstlendiği film, insanlar ve zombiler arasında yaşanan sıra dışı bir savaşı odağına alıyor. Film Max Brooks’un aynı adlı kitabından uyarlandı.

10) Grip – Flu (2013)

IMDb: 6.7
Bilenmeyen bir hastalık aniden baş gösterir, bölgesel yıkımlara sebep olur. Hastalık solunum yoluyla bulaşmaktadır ve hastalığı kaptıktan 36 saat sonra ölüm gerçekleşmektedir. Salgını kontrol altına alabilmek için bireyler çaresizlik içinde mücadele ederler.

11) Körlük – Blindness (2008)

IMDb: 6.6
Bir göz doktorunun normal bir tempoda akan yaşamı, gözlerinin birdenbire kör olduğu şikayeti ile başvuran bir hastası tarafından alt üst olur. Körlük bu göz doktoruna da bulaşır. Nedeni bilinmeyen bir şekilde tüm kent halkında görülmeye başlanan bu olağandışı körlük yalnızca doktorun eşinde rastlanmaz. Olan biteni canlı olarak gören doktorun eşi, yaşanılan kaos ortamında kendisini ve ailesini kurtarmaya çalışır.

12) Kolera Günlerinde Aşk (2007)

IMDb: 6.4
Terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü.
Florentino Ariza,13 yaşında ilk gördüğü andan beri güzel bir Latin kadını olan Fermina Dazave’ye karşılıksız bir aşk duymaktadır. Ancak kızı Fermina için Florentina’dan daha iyi bir damat düşünen baba kızını evden uzaklaştırır. Doktor Juvenal Urbino ise iyi bir damat adayı olarak karşılarına çıkacak, olaylar bu aşk üçgeninde beklenmedik sürprizlerle ilerleyecektir.

13) Enfeksiyon – Infection (2006)

IMDb: 6.1
Bir grup doktor ve hemşire iflasın eşiğine gelmiş bir hastanede sıkıntı içinde çalışmaktadır. Dr. Uozumi ve ekibi, Dr. Akiba ve ekibiyle acil serviste nöbet değişimi yaptıkları sırada yanmış bir hastaya yanlış bir madde enjekte ederler ve hasta ölür.

14) Virus (2019)

IMDb: 8.1
Virüs, Aashiq Abu tarafından Kerala’daki 2018 Nipah virüsü salgını çerçevesinde kurulan ve yönetilen 2019 yapımı bir film. Filmde; gerçek olaylar konu ediniyor.

15) Zombi Ekspresi – Train to Busan (2016)

IMDb: 7.5
Seok-woo (Yoo Gong) kızı Soo-ahn ile birlikte Seul’den Busan’a gitmek üzere bir hızlı trene binmişlerdir. Ancak yolculuk esnasında hızla yayılan bir virüs baş gösterir ve virüse yakalanan herkes kana susamış zombilere dönüşmeye başlar. Virüsten etkilenmemiş yolcular, Busan’a sağ salim varabilmek için son derece tehlikeli bir yolculuğu tamamlamak zorunda kalacaktır.

16) Caddede Panik – Panic In The Streets (1950)

IMDb: 7.3
Sinema klasiği haline gelen filmlerden biri olan “Panic in the Streets” bir veba salgınını konu ediniyor. Elia Kazan tarafından yönetilen filmde, salgını önlemeye çalışan bir sağlıkçı ve bir polisin çabası konu ediliyor.

17) Salgın – Contagion (2011)

IMDb: 6.7
Uluslararası bir yolcu, havaalanının barında kredi kartını garsona vermeden önce çerez kasesine uzanır. Bir iş toplantısı tokalaşmalarla başlar. Kalabalık bir otobüste bir adam öksürür… Bir temas. Bir an. Ölümcül bir virüs bulaşmıştır.

18) Tehdit – Outbreak (1995)

IMDb: 6.6
Sınır tanımayan öldürücü virüs, Zaire Ormanları’ndan California’ya taşınmıştır. Bazıları, virüsün yayılmasını önlemek için tek yolun, şehri içindeki herkesle birlikte bombalamak olduğunu söylemektedir.

19) Ölümcül Deney – Resident Evil (2002)

IMDb: 6.6
Umbrella adındaki Dünya devi bir şirket teknolojik aletler,uzay araçları,sağlık ve kişisel bakım ilaçları ve silah üretimi gibi çeşitli alanlarda üretim yapmaktadır.Dünya’nın pek çok yerinde Umbrella sanayi kuruluşları bulunmaktadır.Ancak Umbrella’nın asıl merkezi Kuzey Amerika’daki Raccon City’dir.Ancak Umbrella hakkında kendi çalışanlarının bile bilmediği bazı tehlikeli,gizli projeler yürütülmektedir.Bunların başında biyolojik silah,genetik testler ve ölümcül bir virüs gelmektedir. Umbrella’nın yürüttüğü bu araştırmaların yapıldığı yer altı tesisi Hive’da T-virüsü adındaki bir enfeksiyon serbest kalır.Bunu takiben tesisin tüm gücünü elinde tutan Kızıl Kraliçe adındaki süper bilgisayar,virüsün yayılmasını engellemek için,tüm çalışanların ölümü pahasına tüm tesisin giriş ve çıkışlarını kapatır.

20) Öldüren Kelimeler – Pontypool (2008)

IMDb: 6.6
Mazy, Pontypool kasaba radyosunda program yapmaktadır. Kasabada korkunç şiddet olayları olduğu şeklinde söylenti yayılmaya başlar. Radyo ekibi, bu söylentilerin İngilizceyle yayılmış bir virüsten kaynaklandığını anlarlar. Kurtarılma ümidiyle yayını sürdürürken acaba radyo dalgalarıyla virüsün yayılmasına yardım mı etmektedirler?

Okumaya devam et

Galeriler

11 Adımda İşlerinizi Ertelemekten Nasıl Kaçınırsınız?

Yayınlandı

on

Yazar

Projeleri, sınava yönelik çalışmaları, ev işlerini ve aslında neredeyse her işinizi son dakikaya bırakanlardansanız siz de bir semptom olan erteleme döngüsüne girmiş olabilirsiniz. Peki “Procrastination” olarak bilinen bu erteleme rahatsızlığının üstesinden nasıl gelebiliriz?

1) Yapacağınız işi parçalara ayırın.

Bir işi sürekli ertelememizin en büyük sebeplerinden biri, o işin bizi gereğinden fazla yoracağını düşünmemizdir. Bu düşünceyi kırmak için yapmanız gereken şeyi parçalara ayırarak yapmaya başlayın. Böylece işin sadece bir bölümüne odaklanırsınız. Ayırdığınız parçalar bile hala sizi ertelemeye itiyorsa o zaman daha fazla parçalar oluşturun. Bu şekilde kendinize karşı daha ikna edici olursunuz.


2) Ortamınızı değiştirin.

Farklı ortamlar verimliliğimizi etkileyen en büyük etkenlerdendir. Eğer çalışma masanız, odanızın dağınıklık derecesi gibi durumlar sizi sürekli ertelemeye itiyorsa işe öncelikle daha düzenli, verimli ve motive edici bir ortam yaratmakla başlayabilirsiniz.


3) Kendinize birden fazla deadline oluşturun.

Tek bir deadline’a sahip olmak sizi ertelemeye iten bir diğer faktördür. Yapmanız gereken işi parçalara ayırmanız gerektiğini söylemiştik. İşte tam da bu noktada böldüğünüz işlerin en küçüğü için bile spesifik bir deadline belirleyin. Bu şekilde kendinizi çalışmaya motive etmiş olursunuz.


4) Sizi ertelemeye iten unsurları azaltın.

Eğer biraz gereğinden fazla ertelemeyi seven bir insansanız ve çalışmaya başladığınız anda verdiğiniz mola süreleri olması gerekenden fazla sürüyorsa molalarınızda sizi oyalayan unsurları elemeye başlamak sizin için doğru bir adım olacaktır. Hemen Facebook hesaplarınızı dondurun demiyoruz ama bildirimleri kapatmak belki daha faydalı olabilir.


5) Sizi harekete geçmeye yönelik motive edecek kişilerle vakit geçirin.

Eminiz ki Steve Jobs veya Bill Gates ile arkadaş olsaydınız harekete geçme isteğiniz ilk 10 dakika içinde gelecekti. ? Takıldığımız, vakit geçirdiğimiz insanlar verimliliğimizi büyük oranda etkiler. Bu yüzden arkadaş çevrenizi oluştururken sizi tembelliğe itecek insanlardan ziyade sizinle birlikte çalışacak, üretken, yaratıcı ve sizi motive edecek insanları tercih etmeniz daha mantıklı olacaktır.


6) Sizinle aynı şartlarda olan bir arkadaş edinin.

Eğer sizinle aynı iş yoğunluğuna sahip ve çalışmayı seven bir arkadaş edinebilirseniz hem çalışma süreciniz daha eğlenceli geçecektir hem de daha verimli çalışmak isteyeceksinizdir. Böylelikle ikinizde birbirinize destek olarak birbirinizi motive edebilirsiniz. Buradaki ilişkiye tamamen profesyonelcer bakın. 🙂


7) Hedeflerinizi çevrenizle paylaşın.

Arkadaşlarınıza, ailenize, ekibinize belirlediğiniz hedefleri anlatın. Onları da sürece dahil edin. Yapmanız ve unutmamanız gereken hedeflerinizi kendinize sık sık hatırlatmak için harika bir yol olabilir.


8) Hedefine çoktan ulaşmış insanların düzenlerini takip edin.

Sizin hedeflediğiniz başarıya ulaşmış insanları bulun, takip edin ve hatta hayattalarsa onlarla iletişime geçin. Hedefinize ulaşmanız adına mükemmel bir motivasyon yöntemi olacaktır.


9) Belirlediğiniz hedefleri gözden geçirin.

Eğer gereğinden fazla uzun bir süredir ulaşmak istediğiniz hedefinizi erteliyorsanız onu tekrar gözden geçirmenin ve aslında ne kadar yol kat ettiğinizi görmenin zamanı gelmiş demektir. Belki de gerçekten hedeflediğiniz şey o değildir ve aslında sizi ertelemeye iten şey de budur.


10) Bulunduğunuz durumu olduğundan daha karmaşık hale getirmekten vazgeçin.

Kendinize sürekli bu işi yapmak için mükemmel zamanı bekliyorum demekten vazgeçin. Çünkü mükemmel zaman diye bir şey yoktur. Yapılması gereken zaman vardır. Mükemmeliyetçi bir zihniyete sahip olmak bizleri ertelemeye iten faktörlerden biridir. Bu yüzden mükemmel zamanlamayı beklemek yerine işlerinizi yapılması gereken zamanda yapın.


11) Artık harekete geçin.

İstediğiniz kadar strateji belirleyin, hipotezler üretin ama harekete geçmediğiniz sürece maalesef hiçbirinin bir anlamı yoktur. Ertelediğiniz sürece tahmin edersiniz ki işler kendi kendine yapılmayacak. Bu yüzden kendinizi toparlayın ve bir an önce harekete geçin.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar