Connect with us

Bilim

Gözleriniz Açıkken Hapşırırsanız Ne Olur? İşte Gerçek!

Yayınlandı

on

Gözlerimiz Açıkken Hapşırırsak gözümüz yerinden çıkar mı?

Tarih kadar eski bir oyun. Donmuş bayrak direğini yala, kaydırağın üstünden atla ve …gözlerini tamamen açarak hapşırmaya çalış. Çocukken girilen iddialaşmaların çoğunun merkezinde küçük bir tehlike korkusu yer almaktadır.

Diliniz bir bayrak direğinin donmuş metaline yapışabilir, kaydıraktan atlayan birisinin kemiği kırabilir ve tabii ki, gözleriniz açıkken hapşırmak gözlerinizin çıkmasına neden olabilir.

Ama bu gerçekten doğru mu?

İlk iki meydan okuma kesinlikle tavsiye edilmemekle birlikte, gözleriniz açık hapşırmanın tehlikeli olduğu fikrine dair çok az bilinen gerçek var.

hapşırmak ile ilgili görsel sonucu

Hapşırmakta Bir Şey Yok

New York Times 1882’de bir hapşırık krizi sırasında bir kadının “ göz küresinin patladığını” yazmasına rağmen, göz kürelerini kaybetme iddialarının neredeyse hepsi yanlıştır.

Hapşırmalar bu kadar zarar verici değildir: tek bir hapşırık hızlı bir hava çıkışına, basınca ve hızı saatte 10 mile kadar çıkan sümkürmeye neden olabilir. Fakat bu, kalıcı bir hasara neden olmak için yeterli değildir.

Texas A&M Huston Tıp Fakültesi’nden Dekan Yardımcısı Dr. David HustonLiveScience’a“ Gözleriniz açık olsa bile, hapşırmadan çıkan basıncın göz kürelerinizin fırlamasına neden olma olasılığının mümkün değil” şeklinde demeç verdi.

Hapşırırken gözlerinizi açık tutmak zor olsa da mümkündür. Aslında, bazı insanlar doğal olarak gözlerini açık tutarlar.

Her iki durumda da, gözleriniz yerinde duracak, çünkü gözlerinizi yerinde tutan göz kapaklarınız değil, her birini saran yarım düzine göz kaslarıdır. Sadece basit bir hapşırma ile gözlerinizin kafanızdan fırlamasına izin vermezler.

İlgili resim

En kötü ne olabilir?

Özellikle şiddetli bir hapşırık krizi yaşarsanız, gözlerinizin kırmızı görünmesine ve kan izine neden olacak küçük bir kan damarınız patlayabilir.

Ağır kaldırma, yorucu bir egzersiz ve hatta doğum nedeniyle aşırı zorlanma halinde de gözlerde kan damarı patlaması olabilir.

Hasar görmüş damar çevresindeki alana kan sızabilir ve zararsız fakat korkutucu görünümlü subaraknoidal kanamalara neden olabilir. Ama bunun gözlerinizin açık veya kapalı olması ile bir ilgisi yoktur. Eğer ağırlık kaldıran insanların ve yeni annelerin gözleri hala sağlamsa, hapşırmak da sizin gözlerinize zarar vermeyecektir.

İlgili resim

Hapşırık Nereden Gelir?

En temelde, hapşırma tahriş veya iltihaplanma dolayısıyla oluşan istenmeyen partiküllerin dışarı atılmasını sağlar. Hapşırmadan önceki zamanı yavaşlatabilseydiniz, vücudunuzda birçok şeyin olduğunu görürdünüz.

Muhtemelen göğsünüzün sıkıştığını ve boğazınızın kapanarak hapşırığın geldiğini haber verdiğini hissederdiniz.

Bu, akciğerlerinizi tahriş edici istilacıyı gezintiye gelen diğer parçacıklarla birlikte dışarı atmak için burnunuzdan havayı itmeye hazırlayan şeydir. Tek bir ‘hapşu’ çevrenize 5000’e kadar parçacık saçabilir.

hapşırmak ile ilgili görsel sonucu

Göğsünüz sıkışarak boğazınız daralırken, gözleriniz bilinçsiz olarak durumu sezerek kapanır. Fakat gözlerin kapanması her hapşırmanın bir bileşeni olmayan hapşırmanınyan etkisi olan bir reflekstir.

Burnunuzdan çıkan her türlü tahriş edici veya kirletici maddeden korunmak için gözleriniz kapanıyor olabilir. Hapşırma bütün bu tahriş edicileri uzaklaştırsa bile, bazıları gözünüze gelir – ki bu onları tekrar vücudunuza geri gönderir.

Ama daha muhtemel olan şet gözlerinizin sebepsiz yere kapanmasıdır. Sadece bir refleks, aynı doktorun dizinize vurduğunda dizinizin atması gibi. Eğer gerçekten sıkı çaba sarf ederseniz, refleksinizi yenerek gözleriniz açık olarak hapşırabilirsiniz. Hapşırmanız bittiğinde hala gözleriniz yerinde olacak.

 

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

250 Milyon Yıl Sonra Dünya Nasıl Gözükecek?

Yayınlandı

on

Yazar

Öldükten sonra Dünya’ya ne olacağını bilemezsiniz ancak bu güzel video sayesinde gözünüz açık gitmeyeceksiniz. Buyrun, kendiniz görün.

250 milyon yılda dünya

bildiğiniz gibi dünya’nın dış kabuğu, manto üzerinde yavaşça kayan plakalardan, başka bir deyişle levhalardan oluşuyor. bu durum dünya’nın yüzeyinin, kıtaları birleştirerek veya ayırarak zamanla değişmesine, hareket etmesine olanak sağlıyor.

işte, northwestern üniversitesi’nin bu alandaki profesörü chris scotese’in hazırladığı, levha tektoniklerinin, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin gelecekte dünya’nın görünümünü nasıl etkileyeceğini konusundaki araştırmalarından yola çıkarak hazırladığı animasyonlu güzel bir modelleme videosu.

ilgili animasyon videosu

ayrıca ilgili profesöre ait bu youtube kanalında farklı konularda kendisinin hazırlamış olduğu birçok animasyon videosuna ulaşabilirsiniz:

Okumaya devam et

Bilim

Okuduğu Kitapları Unutanlar Buraya: Okuduklarınızı Hatırlamanın En Etkili Yolu

Yayınlandı

on

Yazar

Bill Gates, dünyanın en başarılı isimlerinden biri. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki Bill Gates’in başarısının arkasındaki ipuçlarını yeterince biliyor muyuz?
Yaratıcılık, hayal gücü, vizyonerlik, çalışkanlık gibi olmazsa olmazların yanında Bill Gates’in başarısını borçlu olduğunu söylediği bir özelliği daha var: Çok okumak! “Bu mu yani, çok okuyunca her şey halloluyor mu” dediğini duyar gibiyim, biraz sabretmeni istiyorum. Birazdan işine çok yarayacak ipuçları öğreneceksin. Hazırsan başlayalım.
Birçok başarılı insanın “Çok okuyun!” dediğini biliyorsundur. Roman, öykü, sektörel kitaplar, kişisel gelişim kitapları ve senin okuman için hazırlanmış tüm kaynaklar, gelişimine katkı sağlıyor.
Az veya çok, sonuç olarak sana bir şeyler katıyor ve bir sonraki problemini çözerken yanında oluyor. Ama okuduğunuz kitapları yalnızca okuyup bir sonrakine geçmemeniz gerekiyor. Kitabı okurken yapacağınız bir hamle, kitabın sizin üzerinizdeki etkisini çok daha artıracak.

Bağlantı kurmadığınız bilgileri daha çabuk unutursunuz.

Bill Gates, yılda yaklaşık 50 kitap okuyan bir kitap kurdu. Okuduğu kitaplardan daha fazla verim alabilmek adına bir teknik uyguluyor. Zihnini boş bir yazı tahtası şeklinde hayal ediyor okumaya başladığında. Okudukça önemli noktaları bu tahtaya yazarak notlar alıyor zihnine. Bu süreçte notları arasında belirli modeller çıkarmaya çalışıyor ve bağlantılar kuruyor.
Zihin şeması yöntemi, okuduklarınızı daha uzun süre hatırlamanıza ve bilgilerin daha güçlü olmasına yardımcı oluyor. Bill Gates, bu durumu şöyle örneklendiriyor:

Karşınızdakinden, taşları rastgele dağıtılmış bir satranç tahtasını ezberlemesini isterseniz bunu yapamaz. Çünkü tahtaların nasıl oraya geldiğinin mantığını bilmiyor. Bağlantıları çözemiyor, bu yüzden rastgele dağıtılmış parçaların yerlerini hatırlaması zor oluyor.

Bir çerçeve dahilinde öğrenmeye çalışın.

Öğrenirken konu hakkında genel bir çerçeve oluşturup notlarını bu çerçevenin içine yerleştirmen süreci kısaltan bir yöntemdir. Çerçeve dahilinde düşünerek birbiriyle alakasız olduğunu düşündüğün bilgilerin de aslında bir noktada bağlantılı olduğunu fark edeceksin. Bilgiler, zihninde dağınık bir şekilde durduğu zaman unutman kolaylaşır. Bir model ve ilişki ağıyla öğrenmen bilgilerin belirli bir düzende durmasını sağlar. Bağlı bilgileri unutman da daha zor olur.

Büyük resmi oluşturmanın temeli: tarih

İster çerçeve ister anlam ağacı ister harita olarak adlandır, bağlantı kurarak öğrendiğiniz bir yöntem kullanıyorsan ilk olarak edinmen gereken bilgiler konunun tarihidir. En mantıklı ve akla yatkın modellemeyi yapabilmek için olgunun tarihini bilmeniz işini kolaylaştıracaktır. Konunun tarihini öğrenerek sebep-sonuç ilişkisini kurabilirsin. Bu sayede bilgiler arasındaki bağlantılar daha sağlam olur.

Elon Musk da bu yöntemi tercih edenlerden.

Reddit’teki bir soruya cevap verirken Elon Musk da bu yöntemi kullandığını ifade ediyor. Musk, bilgileri semantik (anlamsal) bir ağacın dallarına dönüştürdüğünü belirtiyor. Bunun, bir şeyin temellerini öğrenmek için çok işe yaradığını da ekliyor.

Okumaya devam et

Bilim

Sabahları Nasıl Daha İyi Uyanırsınız ve Yatağa Geri Dönme Hissinden Nasıl Kurtulabilirsiniz?

Yayınlandı

on

Yazar

 

Sabahları Instagram hikayelerinde smoothie ve kahvelerini keyifle içen insanları gördüğünüzde sizde “Nasıl olabilir?” diye düşünüyor musunuz?
İşin içinde biraz abartı yok mu? Elbette var ama aslında bunu başarmak çok da zor değil. Nasıl mı? Her gün yapabileceğiniz, uygulaması kolay bir rutin oluşturarak. Bir fitness veya sağlıklı yaşam uzmanının tüm bir rutinini yapmak zorunda değilsiniz. Kendinize yeni bir rutin oluşturabilirsiniz.
Kendi rutininizi geliştirmeye başladığınızda, bunu özel ihtiyaçlarınıza göre optimize edin. Belki 20 dakikalık meditasyon yerine, 5 dakikalık meditasyon da işe yarayabilir. Sert bir spor yerine birkaç esneme hareketi yapabilirsiniz.
Tüm gün neler yaptığınızı bir günlüğe yazmak yerine, o gün minnettar olduğunuz şeyleri bir Google Dökümanı’na kaydedebilirsiniz. Sabahları daha iyi yöneterek günün geri kalanını daha rahat geçirebilme konusunda biraz daha iyileşebilirsiniz.

Çevrimdışı Kalın

WayofGray.com’dan Sophie Gray sabahları güne hazırlanırken ve kahvaltı yaparken telefonuna bakmadığını söylüyor. Uyandıktan sonra en az 30-60 dakika arası telefona bakılmaması gerektiğini savunuyor.
Verimlilik guruları ve Peak Performance yazarları olan Brad Stulberg ve Steve Magness de bunu deslekliyor. Telefonunuzdan ne kadar uzak durursanız ve dikkatiniz ne kadar az dağılırsa o kadar iyi olur. O gün yapmanız gereken birincil şeyleri, e-postalarınıza ve Instagram’a bakmadan önce yapmanız sizi daha mutlu hissettirecektir.
The Balance Blonde blog yazarı Jordan Younger, “Bu yıl resmen gün boyunca sürdürülebilir enerji ve ilhamla gelişmek için ihtiyacım olanı vermeyi öğrenmenin yılı oldu.” diyor. “Sabah hayatımda daha fazla huzur ve dinginlik istedim ve bunun için sabah rutinim konusunda ciddileşmeye karar verdim. Her gün, çalışmaya ve dünyayla iletişim kurmaya hazır olana kadar telefonuma bakmadığım bir dijital detoksla başlıyorum! “

Güneş Alın

Melissa Hemsley “Evden çalışmak bazen evden ayrılmanıza gerek olmadığı anlamına gelebilir, ancak benim için her gün temiz hava, canlılık duygusu ve D vitamini için çok önemli.” diyor. Gün ışığı iç vücut saatinizi sıfırlamanıza yardımcı olur. Daha iyi uyku sağlar ve vücudunuza ihtiyaç duyduğu şeyleri ayarlamasına izin verir.
Araştırmalar da bunu ortaya koyuyor: Mutlu ve enerjik kalmak için D vitaminine ihtiyacımız var. Böyle bir çalışma, depresyonda olan genç kadınlarda D vitamini eksikliğinin olduğunu gösterdi. Bunu çözmek için takviye almanıza gerek yok. Sadece her gün güneş ışığı alarak bunu yapabilirsiniz.
Eğer evden çalışıyorsanız dışarıda yürüyüş yapmak size “zamanınız” ve çalışma saatleri arasındaki farkı verecektir. Pandemi sürecinde olduğumuz için bunu dört dörtlük uygulayamayabiliriz. Fakat sık sık balkona çıkarak ya da pencere kenarında zaman geçirerek yapabiliriz.

Dilinizi Temizleyin

Başarılı yazar Jasmine Hemsley şöyle diyor: “Dişinizi fırçaladıktan ve diş ipi kullandıktan sonra ağzınızdaki toksinler dilinize yapışıyor. Bakır veya paslanmaz çelik dil temizleyici ile dilinizi temizleme işlemi ortaya çıkan toksinleri ortadan kaldırır.” Dil temizlemek belki de hoşunuza gitmeyebilir. Ancak sabahları güzellik ve temizlik rutinine sahip olmak, sizin yataktan daha enerjik kalkmanızı sağlayacak ve daha uyanık hissetmenize yardımcı olacaktır.

Meditasyon

Younger, “Uyanıyorum, mutfağımda bir çay veya kahve yapıyorum, yoga matımı uzatıyorum ve bir farkındalık meditasyon pratiği yapıyorum.” diyor. Meditasyon daha doğru nefes almanızı sağlayacaktır. Kulağa basit bir şeymiş gibi gelse de nefese odaklanmak için son derece önemlidir.
Bir araştırmaya göre meditasyon sizi daha yaratıcı yapar. Sabahların bir başka şampiyonu meditasyonudur, çünkü sabah saatleri manevi farkındalığımızın en yüksek olduğu andır. Sabah meditasyonunu sadece yogiler yapmaz, bunu iyi hissetmek isteyen herkes yapar.
ToneltUp.com’dan Karena Dawn şöyle diyor: “Nerede olursam olayım, meditasyon yoluyla günü nasıl yaşamak istediğimi ve amacımı belirleyerek kendim için mutlaka birkaç dakikamı ayırıyorum. Bunun ardından sabah sporuna gidiyorum.”

Hızlı Bir Egzersiz Yapın

Dawn kan pompalamak için her sabah antreman yapıyor. Kahvaltı yapmadan önce düşük tempolu bir egzersiz yaparsanız; aç halinizdeki durumun avantajlarından yararlanacak ve ekstra güç ile aerobik kapasite kazanacaksınız. Bir araştırmaya göre, kahvaltı öncesi egzersiz yaparsanız %20 daha fazla yağ yakabilirsiniz. Ayrıca dürüst olalım, gerçekten iyi bir egzersiz sonrası kahvaltının tadı çok daha güzel olacaktır.

 

Okumaya devam et

Bilim

Konuşurken Dikkat: İnsanlara Değersiz Olduklarını Hissettiren ve Kalplerini Kıran 21 Söz

Yayınlandı

on

Yazar

 

Her dilde olumlu olanlara oranla daha fazla olumsuz kelime olduğunu biliyor muydunuz? Olumsuz duygularımızı tanımlamak için çok fazla kelimeye ihtiyacımız var gibi görünüyor, ancak bir avuç olumlu olanla yetiniyoruz.

Örneğin bir araştırmada çoğu kültürün yedi temel duygu için aynı kelimelere sahip olduğu keşfedilmiştir: sevinç, korku, öfke, üzüntü, iğrenme, utanç ve suçluluk. Burada bile bir olumlu duygu ve altı olumsuz duygu yer alıyor.

Pek çoğumuz olumsuz yorumlarımızı kontrol altında tutmakta zorlanıyoruz. Bu içerikte çevrenizdekilere zarar vermeye, onlara kendilerini değersiz hissettirmeye ve korkutmaya son vermek adına kaçınmanız gereken 25 olumsuz kelime yer alıyor.

 

1) Yapamazsın: Birine bir şey yapamayacağını söylediğinizde, çoğu zaman size inanır (haklı olsanız da olmasanız da). Özellikle de bu kişi, görüşlerinize güveniyor ve saygı duyuyorsa size inanıp yapabileceği şeyi yapamayacaktır.

2) Sorumsuz: Ebeveynleriniz sizi sorumsuz olarak nitelendirdiyse, bunun nasıl hissettirdiğini biliyorsunuzdur. Bu kelimeyi gerçekten zorunda kaldığınız durumlar için saklayın.

3) Başarısız: “Sen başarısızsın.” Bu kelimeyi başka biriyle ilişkili olarak kullanmaya gerçekten gerek var mı?

 

4) Kötü: Birinin davranışlarını tanımlamak için bu kelimeyi kullanmak (hatta daha da kötüsü, karakteri için kullanmak) yararsızdır. Birinin davranışları gerçekten “kötü” olmadıkça yapıcı eleştiri sunmak için kullanabileceğiniz çok daha doğru ve yararlı kelimeler var.

 

5) Senden utanıyorum: Bunun ne kadar cesaret kırıcı olabileceğini biliyorsunuz. Karşınızdaki insana bunu söylemeden önce hayal kırıklığınızı ifade etmek için kullanabileceğiniz daha az zarar verici kelimelerin olup olmadığını kendinize sorun.

6) Yolumdan çekil: “Yapmaya çalıştığım şeyin önüne geçiyorsun.” Birinin tamamen işe yaramaz ve önemsiz hissetmesini istiyorsanız bu harika bir ifadedir. Aktarmaya çalıştığınız şey bu değilse, farklı bir kelime kullanmayı deneyin.

7) Beceriksiz: Bu, çalışanlarını korkutmak isteyen ve problemli patronlar tarafından tercih edilen favori bir kelimedir. Bir çalışana daha fazla denemesi gerektiğini ya da beklentilerinizi karşılamadığını söylemek başka bir şeydir. Onlara beceriksiz demek ise başka bir şey.

8) Senden nefret ediyorum: Bu ifade çoğumuzun asla söylemeyi ummayacağı bir anlam derinliği taşır. Ayrımcılık ve ırkçılık imajlarını ortaya koyar ve yalnızca en uç ve haklı durumlar için saklanmalıdır.

 

9) Tuhaf: Birisine “tuhaf” demek sizin normal olduğunuzu ve onun anormal olduğunu varsayar. Aslında bazı durumlarda hepimiz “tuhaf” olarak kabul edilebiliriz, ancak bu kelimeyi kullanmamak daha iyidir.

10) Hayal kırıklığı: Birisine tam bir hayal kırıklığı olduğunu söylemekten daha kötü bir şey var mı? Daha iyi bir alternatif, “Yaptığın şey beni hayal kırıklığına uğrattı” demek olabilir. Bu, bir eylemden veya davranıştan memnun kalmamanızı ifade ederken yine de kişiye saygınızı göstermenizi sağlar. Başka bir cümle daha: “Bunu bir dahaki sefere farklı bir şekilde deneyelim” olabilir.

11) Yapma: Açıkçası bu kelimenin yararlı olduğu zamanlar vardır. Ancak sürekli olarak bu kelimeyi kullanmak karşı tarafın özgüvenini düşürecek ya da ters tepmesine neden olacaktır. Ayrıca olabildiğince emir kiplerinden uzaklaşmak gerekiyor.

 

12) Utangaç: Yirmi yıl önce bu kelime genellikle sessiz sakin tipler için kullanılırdı. Kelimenin anlam olarak bir problemi yok. Ancak bu insanlara topluluk içinde “utangaç” diye seslenmek, bunu sürekli bir neden olarak kullanmak ya da belirtilmesi gereken bir şey olduğunu düşünmek de yanlış. Bu oldukça küçümseyici ve kırıcı. Mesela: “Utangaç olduğunu biliyorum, ama yarınki toplantıda bir konuşma yapabilir misin?”

13) Yanlış: Bu kelime de “Yapma” demek gibidir. Bazen bir şeylerin yanlış olduğu doğrudur. Fakat sürekli olarak birisine yanlış bir şey yaptığını veya görüşlerinin yanlış olduğunu söylemek muhtemelen iplerin kopmasına neden olacaktır.

14) Tembel: Bu kelime nadiren de olsa işe yarayabilir çünkü karşı tarafın motive olmasını sağlayabilir. Ancak, birinin davranışı (veya eksikliği) için başka bir seçeneğiniz yoksa işte o zaman bu kelimeyi tercih edin.

15) Kalitesiz: Birisine sizden veya bir başkasından daha kalitesiz olduğunu söylediyseniz sonrasında iyi tepkiler almayı beklemeyin.

16) Sıkıcı: İşler sıkıcı, insanlar değil. Birisi size sıkıcı geliyorsa muhtemelen onu gerçekten tanımak için zaman ayırmadınız ya da ilgi alanlarınız farklı demektir.

17) Çirkin: Birisine çirkin diyorsanız bunun nedeni büyük olasılıkla, kendi görünüşünüz hakkında düşündükleriniz ve hissettiklerinizle ilgili sorunlarınızın olmasıdır. Bu kelimeyi kullanmak için hiçbir zaman doğru bir zaman yoktur, en azından bir insan ile ilişkili olarak.

 

18) Asla: Bu kelimeyi kullanmak genellikle bir şey hakkında çok güçlü bir hissiniz olduğunu gösterir. Ancak durumun doğru bir analizi olmayabilir. Birini korkutmak veya incitmek istiyorsanız (örneğin “Denediğin şeyde asla başarılı olamazsın.”) bu kelimeyi kullanmak doğrudur. Ama niyetiniz bu değilse muhtemelen farklı bir yaklaşım benimsemek daha iyi olacaktır.

19) Suratsız: Üzgün, yorgun ya da düşünceli anlarınızda birinin size “çok suratsızsın” demesinden daha kötü bir şey yoktur. Birisine suratsız demeden önce bunun altında yatan sebebi bulmanız daha mantıklı olacaktır.

20) Saçma: Birine fikrinin veya görüşünün saçma olduğunu söylemek, onu yerin dibine sokmak için harika bir yoldur. Temel olarak, “Fikriniz çok kötü, düşünmeye bile değmez” demekle aynıdır.

21) İşe yaramaz: Birine bunu söylemek hiç de mantıklı değil. Bir insanın çok çalışmadığını düşünüyorsanız ona bunu direkt olarak böyle söyleyin.

Kaynak.

Okumaya devam et

Bilim

NASA’nın Mars kaşifi karşılaştığı sorunun üstesinden geldi

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) Mars’a indirdiği sismik inceleme aracı InSight yaklaşık bir yıldır karşılaştığı bir sorunun üstesinden sonunda geldi.

Yayınlandı

on

Yazar

NASA’nın Kızıl Gezegen Mars’ta incelemelerde bulunan ‘InSight’ isimli aracı bir yıldır çözemediği sorunun üstesinden geldi.

Uzay ajansından konu ile ilgili yapılan açıklamaya göre,   Insight Mars’ın yer altını incelemek için kritik öneme sahip olan ‘köstebek’ isimli parçayı yer altına sokmayı başardı.

NASA Insight isimli Twitter hesabında yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Robotik kolumdan aldığım birkaç desteğin yardımıyla köstebek yer altındaki görevine başlamış gibi gözüküyor. Dünya’dan milyonlarca mil uzakta bu soruna çare aramak gerçekten çok zordu. Hâlâ köstebek kendi başına kazabiliyor mu görmemiz gerekiyor.”

Lockheed Martin tarafından üretilen InSight uzay aracı, 26 Kasım 2018’de, 6 aylık yolculuğun ardından Mars’ın yüzeyine iniş yapmıştı.

Saatte 19 bin 800 kilometre hızla ilerleyen uzay aracı, Mars’ın atmosferinde kritik olan 6 buçuk dakikalık iniş yolculuğunu da başarılı bir şekilde atlatmayı başardıktan sonra gezegendeki görevine başlamıştı.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar