Connect with us

Teknoloji

Herkesin Merak Ettiği Soru Kurucusu Tarafından Açıklandı: Instagram Neden Facebook’a Satıldı?

Yayınlandı

on

Instagram’ın kurucusu Kevin Systrom, yakın zamanda Instagram’ın Facebook’a satılması hakkında ilginç bir açıklamada bulundu.

Geçtiğimiz yıl CEOtudent’ta Instagram kurucularının Zuckerberg ile olan tartışmaları sonrası ayrıldıklarını ve sonrasında yeni gelen CEO ile beraber yaşanan süreci kaleme almıştık:

İstifa Eden Kurucularının Ardından Instagram’ın Yeni CEO’su: Adam Mosseri

O günden, günümüze ketumluğundan ödün vermeyen Systrom, katıldığı bir etkinlikte sonunda bu sessizliğe bozdu.

Kendisine Instagram’ın Facebook’a satılması soruldu ve beklenen açıklama bir sene sonra gelmiş oldu.

Soru: Bütün süreç tekrar yaşansa ve Instagram bugünkü halinde olsa hala Facebook’a satar mıydınız?

Systrom’un cevabı: “Eğer biri size gelip 11 kişi karşılığında 1 milyar dolar teklif etse, siz ne cevap verirdiniz?”

Systrom kısaca bu durumdan pişman olmadığını ve yine olsa yine yapacağını örtük bir şekilde anlatıyor.

Ancak bu tablo Facebook’a dair ABD senatosunda tartışılan tekelleşme iddialarını akla getiriyor.

Haziran ayında FTC’nin Facebook’a karşı bir anti-tröst soruşturması başlatmıştı ve Adalet Bakanlığının da anti-tröst gözetimi için şirkete yeni bir dava açtığını hatırlamakta fayda var.

Facebook, astronomik ödemelerle yaptığı satın almalarla uzun süredir pazarda hegemonyasını sürdürmeye devam ediyor. Aynı zamanda Snapchat gibi satın alma teklifini reddeden şirketler de bu kararlarından sonra köşeye sıkıştırılmaya devam ediyor.

Kurucuların inanılmaz derecede karlı çıkışlar yaptığını söylemek mümkün ancak bu durum uzun vadede Facebook’un kontrol edilemez agresifliğini beslemeye devam ediyor.


Kaynak: 1

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İşte Türkiye’nin Otomobili

Yayınlandı

on

Yazar

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun, 2022 yılında üretimine başlayacağı yerli otomobil Gebze’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı törenle tanıtıldı.

Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde düzenlenen “Yeniliğe Yolculuk Buluşması” programına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, TOBB başkan ve yardımcıları, TOGG hissedarları, otomotiv endüstrisi, otomotiv tedarik sanayisi, iş dünyasının temsilcileri, medya temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının yer aldığı 2 bin kişilik bir davetli topluluğu katıldı.

Türkiye'nin Otomobili görücüye çıktı

Modüler ve elektrik güç ünitesi tören alanında sergileniyor

Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik alanında davetliler de büyük kalabalıklar oluşturdu.

Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’in yanı sıra Türkiye’nin Otomobili’ne ait modüler ve elektrik güç ünitesi de tören alanında sergileniyor.

TOGG bünyesindeki görevliler, katılımcıları otomobilin bazı özellikleri hakkında bilgilendirirken, fuaye alanında otomobile ait simülatör ile katılımcılara sürüş deneyimi şansı da verildi.

300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonları mevcut

Segmentinin en uzun aks mesafesine sahip otomobilin teknik özelliklerine ilişkin bilgiler de ilk kez paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’nin Otomobili, 30 dakikanın altında hızlı şarj ile yüzde 80 doluluğa ulaşacak. Doğuştan elektrikli modüler platform ile 300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonlarına sahip olacak otomobil, merkeze sürekli bağlı olacak ve güncellemeleri uzaktan 4G/5G bağlantısıyla alabilecek.

Gelişmiş batarya yönetim ve aktif termal yönetim sistemlerinin sağladığı uzun ömürlü batarya paketine sahip olan otomobil, 200 beygir güç ile 7,6 saniye, 400 beygir güç ile de 4,8 saniye altında 0-100 km/s hızlanabilecek.

Euro NCAP 5 yıldız seviyesine uyumlu, platforma entegre edilmiş batarya ile yüksek çarpışma dayanımı ve yüzde 30 daha fazla burulma direncine sahip olacak. Araç menziline yüzde 20’ye kadar katkı sağlayan geri kazanımlı frenleme de otomobilin önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak

Öte yandan TOGG’dan yapılan açıklamaya göre, TOGG’un kuruluşundan bugüne geçen 18 ayda aldığı mesafeyi ve Türkiye’de teknolojik dönüşüme nasıl öncülük edeceği paylaşılacak.

Resmi kuruluşu 28 Haziran 2018’de gerçekleşen ve kuruluşundan 18 ay sonra 3 boyutlu ilk modelini ve bir konsept aracını gün ışığına çıkaran TOGG, Türk Otomotiv endüstrisinin kalbi olan Marmara Bölgesi’nde kurulacak fabrikasının temelini 2020 yılında atacak. 2030 yılına kadar ise fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen kendisine ait bir ortak e-platform üzerine 5 farklı model üretecek.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2023 hedefleri içinde stratejik öneme sahip projelerden biri olarak değerlendirilen Türkiye’nin Otomobili, hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak.

Bir otomobilden daha fazlası; Yeni akıllı yaşam alanı

Bugün ön gösterimi yapılacak yüzde 100 elektrikli otomobilin önemli özellikleri olacak.

Bir otomobilden daha fazlasını sunan akıllı teknolojiler ile otomobil ev ve iş yerlerinden sonra üçüncü bir yaşam alanı olacak.

Türkiye’nin otomobili bağlantılı altyapısıyla sürekli internetin içinde yerini alacak, internete bağlanabilmek için farklı bir cihaza ihtiyaç duymayacak. Otomobil, tüm akıllı şehir altyapısı, elektrik şebekesi, cihazlar, evler ve binalar ile iletişim halinde olacak ve yaşamın birçok farklı alanında kullanıcısının yerine düşünen bir asistana dönüşecek. İlerleyen yıllarda, özellikle 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bağlantılı otomobil akıllı yaşamın merkezine yerleşecek ve mobilite ekosistemi içinde doğacak yeni hizmetler kullanıcıların hayatına değer katan ve kolaylaştıran farklı bir mobilite deneyimi yaşatacak.

Farklı bir deneyim; Holografik asistan

Türkiye’nin otomobili, sadece elektrikli, bağlantılı ve akıllı olmasıyla değil, sahip olacağı yenilikçi ve yıkıcı teknolojiler ile de kullanıcılarının otomobil deneyimini farklı bir boyuta taşımayı hedefliyor.

Bu doğrultuda, 2023 yılından itibaren dünyada ilk kez Türkiye’nin otomobilinde kullanılmaya başlanacak olan “Holografik Asistan” teknolojisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yenilikçi asistan, sıradan bir sanal gösterge panelinin çok ötesinde bir kullanıcı deneyimi yaşatmak amacı ile ileri göz takip algoritmaları ve holografik üç boyutlu görüntüleme teknolojilerinden faydalanacak. “Holografik Asistan” teknolojisi günümüzde otomobil içerisinde kullanılmakta olan 2 boyutlu ekran teknolojilerinin yerine ilk kez üç boyutlu görüntüleme ve artırılmış gerçekliği getirerek araç içi deneyimini sil baştan şekillendirecek.

Bu teknoloji sayesinde sürücü gözünü yoldan ayırmadan aracın gösterge ekranında verilen bilgileri görmekle kalmayacak, aynı zamanda yol ve çevre hakkında ihtiyacı olabilecek diğer tüm bilgilere ulaşabilecek. Artırılmış gerçeklik ve 3 boyut ile zenginleştirilmiş görüntü sayesinde navigasyon ve diğer sürücü destek sistemlerini daha kolay bir şekilde kullanarak güvenli, konforlu ve interaktif bir sürüş imkanı bulacak. TOGG bu yıkıcı teknolojinin otomotiv sektöründeki ilk uygulayıcısı olarak kullanıcılarına bu benzersiz sürüş deneyimini sunan ilk mobilite şirketi olmayı hedefliyor.

Tamamen yeni doğuştan elektrikli modüler araç platformu

TOGG otomobil gamının tüm modellerine altyapı oluşturacak tamamen yeni ve doğuştan elektrikli araç platformunu özgün, modüler ve üstün olmak üzere 3 ana başlık ile tanımlıyor.

TOGG bu başlıkların içeriğini “Otomotiv sektöründe daha önce ortaya çıkarılmış hiçbir platform ile ilişkisi olmayan, tamamıyla TOGG mühendisleri tarafından geliştirilen ve tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 TOGG’a ait olan, yüksek teknolojiye sahip doğuştan elektrikli ve bağlantılı platform… Azami verimlilik, konfor, dayanıklılık ve güvenlik gerekliliklerini bir arada sağlayabilen; farklı genişlik ve uzunluklara olanak veren modüler mimari… Sınıfının en uzun aks mesafesini sunarak otomobil içindeki yaşam alanının genişlik, ferahlık ve konforunu en üst düzeye taşıyan altyapı…” şeklinde sıralıyor.

Evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek

Düşük toplam sahip olma maliyeti; sessiz, keyifli ve sıfır emisyonla temiz bir sürüş, elektrikli otomobillerin içten yanmalı otomobillere göre sağladığı en temel avantajlar olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin Otomobili, yollara çıkacağı 2022 yılına kadar TOGG’un öncülüğünde yayılımını sağlayacak geniş kapsamlı şarj altyapısı sayesinde evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek. Bağlantılı ve akıllı bir otomobil olmanın sunacağı teknolojik imkanlar ile kullanıcılar otomobillerinin şarjını kolaylıkla planlayıp yönetebilecek.

 

haber: aa.com.tr

Okumaya devam et

Bilim

Robot üreticisi Boston Dynamics CEO’su Raibert: Dengesini nasıl bulduğunu görmek için bir yaşındaki kızımı ittim

Yayınlandı

on

Yazar

robot köpekTelif hakkıREUTERS

Robot üreticisi Boston Dynamics’ın CEO’su Marc Raibert, Atlas adlı robotunu geliştirirken, dengesini nasıl bulduğunu görmek için bir yaşındaki kızını iterek yere düşürdüğünü itiraf etti.

YouTube’da insansı robotun hokey sopasıyla itilmesine rağmen dengesini kaybetmediğini gösteren bir video 34 milyon kez izlendi.

Lizbon’daki ‘Web Zirvesi’nde BBC’nin sorularını yanıtlayan Raibert, “Kızım dengesini bulmaya çalışıyordu. Ne olacağını görmek için ittim. Biraz üzdüm. Ama hâlâ iyi arkadaşız” dedi.

‘Artık robotlarımı da itmiyorum’

Raibert, insanlara nasıl tekrar kalkabildiklerini göstermek için artık robotlarını da itmediğini söyledi, “O zaman bunu kendisiyle gurur duyan bir ebeveyn olarak yaptım” dedi.

Boston Dynamics, robotlarını askeri kullanım amaçlı olarak geliştirmeye başlamıştı. Ama şirket şimdi petrol, gaz ve inşaat sektörlerine açılmayı planlıyor.

Raibert, Spot adlı dört bacaklı robotları kiralamak için 3.500’den fazla başvuru aldıklarını söyledi. Robotun kiralama bedelinin bir lüks araba fiyatında olduğu belirtiliyor.

Henüz kâra geçemeyen Boston Dynamics, daha önce Google’ın çatı şirketi Alphabet’e aitti. Şirketi daha sonra Japon Softbank Group satın aldı.

Raibert, “Takipçilerimizin yüzde 95’inden fazlası videolarımızı beğeniyor. Bunu, insanların yaptığımız şeylere olumlu bakmasının göstergesi olarak kabul ediyorum. Konferanslarda robotlarımızı görenler, fotoğraf çektirmek, onları okşamak istiyorlar” dedi.

Marc RaibertTelif hakkıGETTY IMAGES

‘Atletik zekâ’

Marc Raibert, “Ama diğer taraftan robotlarımız için ‘ürkütücü’ ve ‘korkunç’ gibi ifadeler de kullanılıyor. Bunları gerçekten insanlara sorarak mı yazıyorlar, merak ediyorum” diye konuştu.

Raibert bir defasında robotları için “kâbus nedeni” dediğini belirterek “Şaka yapıyordum” dedi.

Boston Dynamics, dünyanın en gelişmiş robotlarını üretiyor. Ancak şirket şimdilik bilişsel yapay zekâ entegrasyonu yerine “atletik zekâ “ya odaklandığını söylüyor.

Okumaya devam et

Bilim

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu tokatlayıp gıdıklayabileceksiniz

Yayınlandı

on

Yazar

Bilim insanları akıllı telefon gibi cihazlara sarılabileceğini ve onları gıdıklanabilir “yapay deri” geliştirdi.

yapay deri ile ilgili görsel sonucu

 

 

Bilim insanları akıllı telefon gibi cihazlara sarılabileceğini ve onları gıdıklanabilir hale getireceğini söyledikleri bir “yapay deri” geliştirdi.

“Sıkıca kavramak öfkeyi iletiyor, gıdıklamaksa gülen emojiyi ekrana getiriyor ve hafifçe vurmak da şaşıran emoji oluşturuyor”

İnsan derisine benzeyecek ve onu taklit edecek şekilde tasarlanan yeni prototip; gıdıklama, okşama ya da çimdikleme gibi farklı dokunuş biçimlerine cevap veriyor.

 

Skin-On ismi verilen yeni arayüz; cep telefonlarına, giyilebilir cihazlara ve dizüstü bilgisayaların “touchpad”lerine takılabilecek.

Araştırmacıların üzerinde durduğu konulardan biri de yeni teknolojinin emojileri kullanarak “dokunsal duyguları” gösterebileceği.

Telecomm ParisTech adlı teknik üniversiteden doktora öğrencisi Marc Teyssier, “Sıkıca kavramak öfkeyi iletiyor, gıdıklamaksa gülen emojiyi ekrana getiriyor ve hafifçe vurmak da şaşıran emoji oluşturuyor” dedi:

Bu deri ince bir yüzey dokusuna sahip. Algılama, dermis (insan cildinin sinir bulunduran tabakası) ve hipodermis (insan cildinin alttaki yağ tabakası) katmanlarında gerçekleşiyor; esnekliği de çimdikleme gibi anlamlı jestlere imkan tanıyor.

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu şaplaklayıp gıdıklayabileceksiniz
yapay deri ile ilgili görsel sonucu

Bristol Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu yeni teknolojiyi Paris’teki Telecomm ParisTech’le ve Sorbonne Üniversitesi’yle işbirliği yaparak geliştirdi.

Ekip bu çalışmalarının (insan benzeri özelliklere sahip) “antropomorfik cihazların” yer aldığı olası bir geleceğin kapısını araladığını söylüyor.

Bristol Üniversitesi’nden doçent Dr. Anne Roudaut, bu yapay cildin “hissiz ve katı kılıflara alıştığımız için belki sıra dışı görünebileceğini ama daha yumuşak ve şekillendirilebilir teknolojileri kullanmanın güçlü avantajları olduğunu düşündüklerini” belirtti:

Cildin aşinalığı, kullanıcısına daha doğal bir arayüz sunuyor.

yapay deri ile ilgili görsel sonucu

Yapay deri, (“dermis” ve “hipodermis” diye adlandırılan) iki silikon tabakası ve bunların arasına yerleştirilmiş, sensör işlevi gören son derece ince kabloların bulunduğu bir elektrot tabakası kullanılarak oluşturuldu.

İki farklı silikon türü deri benzeri bir yüzey yaratmak için renk verici bir maddeye batırıldı ve şekillendirildi.

Araştırmacılar geliştirdikleri yapay derinin, cihazların “kullanıcının kavrayışını hissetmesine” olanak tanıdığını ve onlara “gıdıklama, okşama, hatta bükme ve çimdikleme gibi etkileşimleri algılama” kabiliyeti kazandırdığını ifade ediyor.

Ekip, ABD’de düzenlenen 32. ACM Kullanıcı Arayüzü Yazılım ve Teknolojileri Sempozyumu’nda sunulacak çalışmalarının, cep telefonu ve akıllı saat kullanıcılarına daha zengin bir duygusal deneyim sunabileceğini düşünüyor.

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu şaplaklayıp gıdıklayabileceksiniz

Teyssier, “Biriyle yüz yüze konuşurken duygularımızı ifade etmek ve daha genel anlamda söylemi zenginleştirmek için dokunmayı tercih ederiz. Ancak artık cihazların aracılık ettiği bir iletişim gerçekleştiriyoruz ve bu iletişim yöntemini kaybettik” dedi:

Bu projeyle birlikte, en iyi iki iletişim yönetimini bir araya getirmeyi deniyoruz. Geliştirdiğimiz bu prototipler, antropomorfik cihazların bulunduğu olası bir gelecek sunuyor.

Bilim insanları insan gibi görünen ve hareket eden robotlar geliştirmeye çalışırken, yapay deri konseptinde de robotik alanına yoğunlaşıyor. Ancak yeni arayüzü geliştiren araştırmacılar, gündelik cihazlar üzerine çalışmakla daha çok ilgilendiklerini belirtiyor.

Dr. Roudaut konuyla ilgili şunları söyledi:

İnsanı makine parçalarıyla geliştirmeye çalışan pek çok çalışmaya tanık oluyoruz; bizse burada başka bir yoldan ilerliyoruz ve her gün kullandığımız cihazları daha çok bize, yani insana benzetmeyi deniyoruz.

 

Kaynak: https://www.independent.co.uk/news/science/artificial-skin-smartphones-ticklish-emojis-skinon-interface-a9163626.html

Okumaya devam et

Teknoloji

Dopamin orucu: Silikon Vadisi’nin yeni trendi

Yayınlandı

on

Yazar

dopamin orucu

ABD’de yapılan araştırmalar insanların her zamankinden çok daha fazla dijital içerik tükettiğini gösteriyor. Bu içerik tüketimi, beynin ödül algısını oluşturan bölümünü harekete geçererek alışkanlık ve hatta bağımlılık yaratıyor.

Son dönemlerde özellikle teknolojinin dünyadaki merkezi Silikon Vadisi’nde, yeme alışkanlığı olarak popülerleşen aralıklı oruç (intermittent fasting) yöntemini teknolojiye uyarlayanların sayısı artıyor.

Business Insider sitesindeki bir haberde, ABD’nin California eyaletinin San Francisco şehrinde yer alan Silikon Vadisi’nde çalışan çok sayıda üst düzey yöneticinin son dönemde “dopamin orucuna” başladığı belirtildi.

Dopamin, beynin salgıladığı özel işlevli bir hormon. Beynin, öğrenme ve yeniliklere verdiği tepkiyi de kontrol ediyor.

San Francisco’da yaşayan psikiyatrist Dr. Cameron Sepah ise “dopamin orucu” terimini ortaya atan uzman.

Sepah’a göre dikkatin bağımlılık yarattığı bir ekonomide yaşıyoruz.

Twitter yerine kitap

Amerikalılar günde ortalama olarak 11 saatini medya iletişim araçlarını kullanarak geçiriyor.

CEO’larla ve yatırımcılarla çalışan Sepah, teknolojinin de yemeğin de ofis yaşamında bağımlılık yaratan unsurlar olduğunu vurguluyor.

Sepah, yeme alışkanlıklarını temel alan aralıklı orucu örnek göstererek teknolojiden sürekli olarak uzak durmanın mümkün olmadığını ancak belli bir süre için bunun gerçekleştirilebileceğini belirtiyor.

Instagram’da dolanmak ya da Reddit’teki yazıları okumak beynin dikkat süresini düşürdüğü gibi duygularımızı kontrol altına almayı da zorlaştırıyor.

Sürekli uyarıcılara maruz kalmak zamanla dopamine duyulan hassaslığı azaltıyor; Sepah bunu “dopamin hacking” olarak tanımlıyor.

O yüzden Sepah’a göre geceleri bilgisayarı kapatmak, haftasonları boş zaman geçirmek ve tatile çıkmak bununla başa çıkmak için iyi yöntemler.

Sepah, Twitter’da vakit geçirmek yerine bir kitap okumanın bile faydalı olacağı görüşünde.

Okumaya devam et

Bilim

Felçli hasta zihniyle kol ve bacaklarını hareket ettirdi

Yayınlandı

on

Yazar

Felçli hasta zihniyle kol ve bacaklarını hareket ettirdi

Fransa’da bir laboratuvarda denenen dış iskelet (eksoskeleton) teknolojisiyle, iki yıldır felçli olan bir hasta kollarını ve bacaklarını hareket ettirdi.

Soyadının açıklanmasını istemeyen 30 yaşındaki Thibault, 2 yıl sonra ilk adımlarını atmanın “ayda yürümeye” benzediğini söyledi.

Thibault, “Kendimi Ay’a ayak basan ilk insan gibi hissettim. 2 yıldır hiç yürümemiştim. Ayakta durmanın nasıl bir duygu olduğunu, bir topluluktaki en uzun boylu kişilerden biri olduğumu unutmuşum” dedi.

Araştırmacılar bu eksoskeleton teknolojisinin gelişmesinin, engelli hastaların hayat kalitesini bir gün köklü bir şekilde değiştirebileceğini vurguluyor.

Beyin ve hareket ilişkisi nasıl kuruluyor?

Beyine yerleştirilen plaketTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Thibault’a yapılan bir ameliyatla beyninin hareketi kontrol eden bölümünün yüzeyine iki parça takıldı.

Beyinden gelen komutları okuyabilen parçalarTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Beyne yerleştirilen bu iki parçanın her birinin üzerinde, beyindeki hareketliliği okuyabilen ve beyinden gelen komutları yakındaki bir bilgisayara ışınlayan elektrotlar var.

Bilgisayardaki yazılım beyin dalgalarını komutlara tercüme ediyorTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Gelişkin bilgisayar yazılımı beyinden gelen dalgaları alıp bunları komutlara tercüme ediyor ve böylece hasta üzerine giydirilen dış iskeleti hareket ettirebiliyor.

Thibault dış iskelet ileTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Thibault’un beyin komutlarını harekete dönüştürebilmesi için dış iskelet giydiriliyor.

yürüyüşTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Thibault “yürüme” düşüncesini aklından geçirdiğinde bu onun bacaklarını harekete geçiren bir dizi komuta dönüşüyor.

El kontrolüTelif hakkıFONDS DE DOTATİON CLİNATEC

Sonra aynı yöntemle kollarını hareket ettiriyor.

Kullanması kolay mı?

4 yıl önce bir gece kulübünde yaşadığı kazada 15 metre yükseklikten düşerek omuriliğini zedeleyen ve felç olan Thibault, yaklaşık 2 yılını hastanede geçirdi.

Fakat 2017 yılında Fransa’daki Grenoble Üniversitesi’nin Clinatec adlı laboratuvarı tarafından yürütülen dış iskelet deneylerine gönüllü oldu.

Başlangıçta beynine yerleştirilen “okuyucu” parçaları kullanarak bilgisayar üzerinden oynanan bir oyunda bir karakteri ya da “avatar”ı kontrol etmeyi öğrendi, sonra kendisini yürütmeyi…

En zoru da kollarını kullanmayı öğrenmek olmuş.

Thibault, “Çok zordu çünkü bir çok kasın hareketini kontrol etmek gerekiyordu. Bu dış iskelet ile yaptığım en müthiş işti” diyor.

Dış iskelet ne kadar başarılı?

Gelişkin bir robot diye de tanımlanabilecek 65 kilo ağırlığındaki dış iskelet hastaya bütün hareket kabiliyetini geri kazandırmıyor.

Fakat benzer teknolojik yaklaşımlar arasında insanların düşünceleriyle bedenlerinin hareketini kontrol edebilmesi bakımından şu ana kadar sağlanan en büyük ilerleme.

Thibault’un üzerindeki dış iskeletle düşme riskini en aza indirebilmek için tavana bağlı bir askıyla ayakta tutulması gerekiyor. Bu da dış iskeletin henüz laboratuvar dışında kullanılacak kadar gelişkin olmaması anlamına geliyor.

BBC’ye konuşan Clinatec Laboratuvarı yetkilisi Profesör Alim-Louis Benabid, “Henüz kendi başına yürüme eylemine hayli uzağız” diyor ve ekliyor:

“Thibault düşmemek için gerekli hızlı ve gelişkin reflekslere sahip değil. Dünyada kimse bunu yapamıyor.”

Thibault’un bu deneyi gerçekleştirebilmek için dış iskeleti kullanarak kolunun üst kısmını hareket ettirmek ve bileklerini döndürmekte belli hedefleri tutturması gerekti.

Profesör Benabid, Thibault’un bu konuda yüzde 71 oranında başarılı olduğunu söylüyor.

Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılan derin beyin stimülasyonu tekniğini geliştiren kişi olan Profesör Benabid, “Sorunu çözdük ve prensibin doğru olduğunu kanıtladık. Bu deney bize dış iskelet kullanımıyla hastanın hareketliliğini artırabildiğimizi ispatlıyor. Bu da hayat kalitesini yükseltme bakımından doğru yönde bir adım” diye konuşuyor.

Bundan sonraki hedef ne?

Fransız uzmanlar eksoskeleton teknolojsini daha da geliştirebileceklerini söylüyorlar.

Şu anda buluşlarının gelişkinlik düzeyi, beyne yerleştirdikleri plaketlerin okuyabildiği ve bilgisayara gönderebildiği, bilgisayarın da komutlara tercüme edip dış iskelete gerçek zamanlı yolladığı veriler ile sınırlı.

Düşünceden harekete dönüşene kadar arada 350 milisaniye geçiyor, yoksa sistemi kontrol etmek güçleşiyor.

Bu beyne yerleştirilen iki plaketin her birinde 64 elektrot bulunması demek. Araştırmacılar şu anda her bir elektrot üzerinde 32 elektrot kullanıyor.

Dolayısıyla beynin mesajlarını çok daha ayrıntılı okuyabilme, bunları daha güçlü bilgisayarlar ve yapay zeka yoluyla daha iyi tercüme etme potansiyeli var.

Ayrıca Thibault’un parmaklarını kullanarak bir şeyleri tutabilmesi ve hareket edebilmesine yönelik planlar da geliştiriliyor.

Thibault şimdiden zihniyle tekerlekli iskemlesini kontrol ediyor.

Uzmanlar ne düşünüyor?

Londra Hijyen ve Tropik Hastalıklar Fakültesi’nden Profesör Tom Shakespeare, “Bu çalışma çok memnuniyet ve heyecan verici ama henüz bu kavramın tedavi amaçlı kullanımına çok uzak olduğumuzu da unutmamalıyız. Bu alanda birdenbire heyecan dalgası oluşması tehlikesi hep var” diye konuşuyor.

“Maliyetin yüksekliğinin getirdiği sınırlamalar yüksek teknolojili çözümlerin dünyadaki omurilik sorunlu hastaların çoğu tarafından hiç bir zaman kullanılamayacağı anlamına geliyor” diyen Profesör Shakespeare, şu anda dünyada hareket engelli insanların sadece yüzde 15’inin tekerlekli iskemle ya da diğer kolaylaştırıcı araçlara erişebildiğini hatırlatıyor.

Dış iskelet deneyinin ayrıntıları The Lancet Neurology dergisinde yayımlandı. bbc

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar