Connect with us

Psikoloji

İdeal İş Gününüzü Uyku Alışkanlıklarınıza Göre Nasıl Ayarlarsınız?

Yayınlandı

on

İdeal Bir İş Gününüzü Uyku Alışkanlıklarınıza Göre Saat Saat Nasıl Tasarlarsınız?

Uyku uzmanı Michael Breus’a göre, uyku tipinizi bilerek çalışma saatlerinizi en iyi şekilde doldurabilirsiniz.

Muhtemelen sabahları bir fincan kahve içmeden işe başlamamış olursunuz.
Ancak Michael Breus’un gördüğü, tam olarak ne zaman kafein almanız gerektiği de uyku tipinize bağlı. Uykuya dalmak ve uyanmak söz konusu olduğunda, Breus dünyada dört çeşit insan olduğunu keşfetti: daha doğrusu 4 çeşit hayvan. Bunlar ayılar, aslanlar, kurtlar ve yunuslar. Her biri, vücudunuzun doğal uyku alışkanlıklarını ve enerji düzenlerini tanımlayan “kronotipi” temsil ediyor. Breus gerçekten bir ayı olduğunuzda kurt gibi davranmamayı bilmenin daha az acı verici uyanmalara sebep olacağını ve genel olarak daha verimli iş günlerine yardımcı olabileceğini söylüyor.

Breus, kronotipinizin vücudunuzun doğal enerji akışından yararlanmak için bir yol haritası sunabileceğine inanıyor. İşte Breus’a göre ayılar, aslanlar, kurtlar ve yunuslar için ideal bir iş gününün nasıl olması gerektiği:

(Tüm tiplere göz atın. Muhtemelen okurken kendinizin hangi türe uyduğunu fark edeceksiniz.)


Ayılar

Ayılar nüfusun% 50-55’idir. Breus ayılar için şu yorumu yapıyor:”Normal uyku programları var, ancak yeterince uyumamış olabilirler.”

Sabah Rutini: 07:00 – 11:00

● Uyanın ve 10 dakikalık egzersiz ile kan akışını sağlayın.
● Hafif bir kahvaltı yapın: meyve, yoğurt, fındık ve bir bardak su.
● Gününüzü planlamak için 15 dakika kadar sürebilir.
● O zaman kahveyi alabilirsin.

En Verimli Çalışma Saatleri: 11:00 – 18:00

● Çok fazla odak gerektiren bir işle çalışmaya başlayın.
● Kafeininiz yükselirken, erken saatlerde öğle yemeğini almak için dışarıya çıkın ve vücudunuza uyanık ve aktif olma zamanını hatırlatan güneş ışığına merhaba deyin.
● Öğle yemeği öğlen saatlerinde, daha değerli işler için size ikinci bir enerji artışı sağlayacak.
● Saat 2 civarında, enerjiniz tükenmeye başlayacak ancak çok iyi bir ruh hali içinde olacaksınız. Toplantılar, beyin fırtınası derken sizi öğleden sonra ayakta tutacak protein ağırlıklı bir atıştırmalık tüketin.

İşten Sonra: 18:00 – 22:00

● Spor yapın.
● Spordan sonra hafif bir akşam yemeği için açık havada dinlenin.
● Akşam yemeğinden sonraki süre sosyalleşmek için en uygun zamandır.

Günün Sonu: 22:00 – 23:00

● Saat 22:00’da tüm cihazlarınızı kapatın.
● Saat 23’e kadar tüm ışıklar sönmeli. Ayılar için bu saatler uyku için en doğru saatlerdir.


Aslanlar

Breus, “Aslanlar alarmsız uyanıyor ve genellikle uyandıklarında hava karanlıktır” diyor. A Tipi kişilikler, yani aslanlar çoğu insan uyanmadan önce e-postalarını göndermiş olanlardır ve bu kesim nüfusun yaklaşık %15’ini temsil eder.

Sabah Rutini: 5:30 – 10:00

● Aslanlar alarm olmadan 5: 30’da kolayca uyanabilirler.
● 6’da yüksek proteinli bir kahvaltı yapın, eğer mümkünse karbonhidratlardan kaçının.
● Meditasyon yapacak bir yer bulun.
● Sabahın erken saatlerinde yapılan bir spor çok iyi gelebilir. Ancak şart değil. Günün ilerleyen saatlerinde de spor yapacak enerjiniz olacak.
● Sabah 9 kahve vakti.

En Verimli Çalışma Saatleri: 11:00 – 17:00

● Kahvaltı zaten üç ya da dört saat önce yapıldı. Bu yüzden bir adet protein barı vb. küçük bir atıştırmalık yiyin.
● En yüksek üretkenlik sürenizi en iyi şekilde değerlendirmek için işinize odaklanın: sabah toplantıları, çağrılar veya birkaç büyük stratejik işle uğraşın.
● Buluşmalar, kişisel toplantılar için bu verimli saatleri harcamayın ve öğle yemeği gibi aralarda halletmeye çalışın.
● Saat 15’ten sonra daha kolay, daha angarya ve daha idari işler için çalışın. Bu saatten sonra yoğun olarak odaklanmanız gereken bir işi kusursuz şekilde yapmanız çok zorlaşacak.

İşten Sonra: 17:00 – 21:30

● Güne erken başladınız dolayısıyla enerjiniz öğleden sonraki her saniye daha da tükeniyor. Dolayısıyla mümkünse ofisten olabildiğince erken çıkın.
● Dilerseniz sporunuza bu aralıkta da yer verebilirsiniz.
● Akşam yemeğinin eşit miktarda protein, sağlıklı yağ ve karbonhidrat dengesi sağladığından emin olun.

Günün Sonu: 21:30 – 22:30

● Ailenizle vakit geçirmek ya da arkadaşlarla takılmak için hala biraz enerjiniz kalmış olabilir, ancak bunun etkisinin düşük kalmasını isteyebilirsiniz.


Kurtlar

Breus’a göre Kurtlar nüfusun %15-20’sini temsil ediyor. Breus onları şöyle tanımlıyor: “Sabahlardan nefret ederler ve onlar genellikle erteleme butonuna birden çok kez dokunanlardır. Sıkça işe geç kalırlar ve genellikle saat sabah 9:00’da üçüncü fincan kahvelerini içiyor olurlar.”

Sabah Rutini: 7: 30-12: 00

● Alarmınızı 7’ye ayarlayın, ancak 20–30 dakika daha uyuyabilmeniz ve sonrasında yataktan çıkabilmeniz için ertelemeye izin verin. Evet bu pek eğlenceli olmayacak.
● Bir pencerenin önünde durun ve büyük bir bardak su için. Güneş ışığı, rehidrate olarak uyanmanıza yardımcı olacaktır.
● 20-30 dakika yürüyüş yapın ya da civarda bisiklet sürün. Beyin fırtınası için iyi bir zaman olabilir.
● E-postanızı henüz açmayın veya iş arkadaşlarınızla etkileşime geçmeye başlamayın. Gün için yapılacaklar listenizi hazırlamanız yeterli.
● Saat 11: 00’de nihayet o kahveyi alabilirsiniz.

En Verimli Çalışma Saatleri: 12:00 – 20:00

● En geç saat 13’te öğle arasına çıkmış olun.
● Öğleden sonra 2’de tekrar işin başında olun. Yapılacaklar listenizdeki zorlu görevlere geçin ya da büyük bir grup beyin fırtınası için hazırlanın.
● Saat 17:00’de hala güçlü ve enerjik olacaksın. Bir şeyler atıştır ve çalışmaya devam et. ● İş arkadaşlarınızdan bazıları eve gitmiş olsa bile devam et. Çünkü akşamın erken saatlerinde enerjileniyorsunuz.

İşten Sonra: 20:00 – 23:00

● Egzersizinizi ya da sporunu akşam 7 veya 8 arasında yapabilirsiniz.
● Eğer spor yaparsanız akşam yemeğiniz akşam 8 veya akşam 9 civarında olmalı.

Günün Sonu: 23:00 – 24:00

● Tüm cihazlarınızı 23:00’da kapatmaya başlayın.
● Dikkatli olmazsanız, gece geç saatlere kadar kalabilirsiniz.


Yunuslar

10 kişiden birinin yunus olduğunu tahmin eden Breus’a göre, yunuslar “düzensiz uyku programları olan endişeli insanlar”. Genellikle kendilerine uykusuzluk tanısı koyuyorlar ve bütün gece e-posta gönderiyorlar.

Sabah Rutini: 06:00 – 10:00

● Yataktan atlayın ve spor ayakkabılarınıza koşun. Hafif bir ter atın ve mümkünse biraz güneş alın.
● Saat 07:30’a kadar serin bir duş alın.
● Sabah 8 civarında kahvaltı edin: yarı karbonhidrat, yarı protein, kafein yok (henüz).
● Günlük hedeflerinizi düşünün ya da yapılacaklar listesi hazırlayın, ancak ilk kahve molasına kadar iş arkadaşlarınızla sosyalleşmeyi bekleyin.

En Verimli Çalışma Saatleri: 10:00 – 18:00

● 09:30’a veya 10:00’a kadar küçük bir kahve alın, ancak mümkünse az kafeinli olsun. İnanın kafeine düşündüğünüzden daha az ihtiyacınız olacak.
● 10:00 ile öğle saatleri arası sizin en yüksek yaratıcılık aralığınız. Bu nedenle, gün için belirlediğiniz daha zor ve büyük resim hedefleri üzerinde çalışın.
● Öğle yemeğinden sonra, 13:00 civarında yorulmuş ve biraz tükenmiş hissedebilirsiniz. Bu nedenle masanızı terk edin ve en az 15 dakika doğrudan güneş ışığı ve temiz hava alın.
● 14:00’dan sonra fazlasıyla dinç olacaksınız. 18:00’a kadar detaylı işler için çalışabilirsiniz.

İşten Sonra: 18:00 – 22:00

● Bir muz kapıp yoga dersine gidin. Bu saatlerde yüksek kondisyonlu bir antrenmandan kaçının.
● Saat 7’de akşam yemeği yiyin ve bu zamanı ailenizle veya arkadaşınızla sohbet etmek için kullanmayı düşünün. Yunuslar, akşam yemeğini çatışmaları çözmek ve başkalarıyla büyük fikirler aracılığıyla düşünmek için ideal buluyorlar.

Gün Sonu: 22:00 – 24:00

● 10:00’a kadar uykunuzu getirecek bir şeyler yapın. Kitap, klasik müzik gibi. Akıllı telefonunuzu kapatın ve yatmadan önce televizyon izleme dürtüsüne karşı koyun. Sıcak bir duş alabilirsiniz.

Kaynak.

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

Birçoğumuzun Hissettiği Ama Adını Bile Bilmediği Duyunca Çok Şaşıracağınız 30 Duygu

Yayınlandı

on

Yazar

İşlevsel olarak düşünmeyi bırakmamız imkânsız. Duygular ve hisler hayatımızın her anını kaplarken, gün içerisinde on binlerce duygu geçişine maruz kalıyoruz. Peki, hissettiğimiz her duyguyu adlandırabiliyor muyuz? Kimisi çok tanıdık geliyor, kimisi ise yabancı bir his bırakıyor. Gelin bakalım o adını koyamadığımız hisler hangileri?

1) Catoptric Rristesse

Her zaman için insanların bizim hakkımızda ne düşündüğünü merak ederiz. Catoptric Rristesse, insanların hakkımızda iyi ya da kötü ne düşündüğünü hakkında hiçbir fikrimizin olmamasının verdiği hüzün durumudur.


2) Sonder

Bir an kafamızı kaldırmaktır, sonder. Bir anlığına “orada benim kadar karmaşık hayatlar var” farkındalığına varmaktır.

 

 


3) Opia

Gün içerisinde birçok insan iletişim halinde oluyor. Bu durum ise hiç tanışmadığımız biriyle göz göze gelip, anlamlandıramadığımız huzursuzluk hissidir.


4) Astrophe

Evrende yalnız olmadığımızı düşündüğümüz zamanlar oluyor. Dünya’da bir kum tanesi kadar küçük olduğumuzu düşünürüz. Gökyüzüne bakıp, kaybolmuşluk hissine kapılırız. Bu durum bize, Dünya’da kapalı kaldığımız hissine sebep olur.

5) Jouska

Hiç olmayacağını bildiğimiz konular üzerine düşünürüz. Gerçekleşmeyecek konular ile kendimiz ile diyaloglar kurarız. Hatta daha ileri gider, başka bir kişi adına belki de kendi adınıza o diyalogu sürdürürsünüz.

6) Zenosyne

Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığımız durumlar oluyor ancak bu durum biraz daha farklı. Günler birbirini kovalarken, zamanın gün geçtikçe daha hızlı aktığını hissetme durumu.

 

 


7) Chrysalism

Yağmurlu bir havada, evde olmanın verdiği haz.

8) Yu-Yi

Anılar, kimi zaman geçmişi özlettirir. Hatırladığımız anlar içerisindeyken; duygulara kapılıp, geçmiş olayları aynı yoğunlukta yaşama isteği.


9) Monachopsis

Kalabalıklar içerisindeyken kendimizi yalnız hissettiğimiz durumlar olur. Bir yere ait hissedemediğimiz, ince fakat kalıcı olan, bir yere ait olmama duygusu.

10) Énouement

Anlık yaşarken, geleceğe yönelik oluşan kaygı durumlarını sıkça yaşıyoruz. Geleceğe vardıktan sonra olaylar geçip, sonuca ulaştığımız zaman oluşan geçmişte ki haline bunu aktaramıyor olmanın verdiği iç burukluğudur.

11) Occhiolism

Küçük ve sınırlı perspektife sahip olduğunun bilincinde olmak.

 

 


12) Onism

Hepimizin aynı anda farklı yerlerde olmak istediği zamanlar olmuştur. Teknoloji her ne kadar buna yetişmeye çalışsa da henüz o seviyeye gelemedi. Bu anlarda ki oluşan farkındalık durumu. Tek bir yerde olmak ya da tek bir vücutta sıkışmış olma düşüncesi ile farkındalığa eriştiğimiz hayal kırıklığı.

13) Ruckkehrunruhe

Tatillerin sonsuza kadar süremeyeceği ne yazık ki ortada. Tatilden dönerken o iç burkucu hissi anlatan durum.


14) Altschmerz

Her gün birbirinden farklı sorunlar ile karşılaşıyoruz. Ama bazı sorunlar var ki yıllardır sonuca bağlanamıyor. Tam da bu durumun vermiş olduğu bezginlik hissi.

15) Nodus Tollens

Değişim, değişmeyen tek şey olarak hayatımızın merkezinde. Bazı anlarda, yaşamın sana ifade edemediği durumlar olur. Bunu farkında varmış olmanın verdiği his.

16) Liberosis

Zaman geçtikçe bazı şeylerin önemini kaybetme duygusu.


17) Adronitis

Hayatımıza yeni insanları katma serüveni bazen bizi oldukça yoran bir duruma dönüşebiliyor. Bu durum içerisindeyken, birini yeterince tanımanın ne kadar zaman alacağını düşünerek hüsrana uğrayacağımız hissi.

 

 


18) Vellichor

Eski mekânların bizi her zaman daha hisli bir hale getirdiği ortada. Eski bir kitapçıya girdiğimizde oluşan hafif efkâr, dalgınlık ve düşüncelilik hali.

 


19) Mauerbauertraurigkeit

Her şeyden uzaklaşmak istediğimiz, kimse ile görüşmek istemediğimiz zamanlar oluyor. Yalnızlaşma isteği ile dolup taştığımız zamanlar da en yakınımızı bile kendimizden uzaklaştırma isteği.

20) Kenopsia

Terk edilmişlik durumu, bizi en çok yıpratan zamanlardır. Bazı şehirlerde, insan kalabalığı olmasına rağmen kimi zaman terk edilmiş gibi sessiz ve ürkütücü bir hava hissettiğimiz durum.

21) Rubatosis

Kalp atışımızı fark etmemizde oluşan o rahatsız edici huzurluksuz hissi.

22) Vemödalen

Tekrarlanmış durumlar da aynı şeyi yaparken farklı duygulara girmeme korkusu. Aynı şeyi yaparken, farklı bir deneyim ya da duyguyu tadamadığımız hayal kırıklığı.

23) Ellipsism

Zaman makinesi, kimi için gelecek kimi için ise geçmişi ifade eder. Çoğumuz geleceği merak ederiz. İnsanlık nereye gidecek ve ne olacak? Bu durumu bilememiş olmanın verdiği hüzün.

24) Anecdoche

Kalabalık ortamlar içerisinde herkesin kendini duyurma isteği vardır. Ancak böyle durumlarda bir bakarız ki herkes konuşuyor ve kimse kimseyi dinlemiyor.


25) Kuebiko

Şiddet içeren durumlara şahit olduktan sonra bitap düşme, tükenmişlik hali.

26) Exulansis

Bazı şeyler bizim için önemli olduğu kadar karşımızda insanlardan da aynı duyguyu yaşamalarını bekleriz. Ancak her zaman sonuç böyle olmaz. Bizi heyecanlandıran, üzen bir olayı karşıdaki kişiye anlatırken aynı tepkileri göremeyince anlatma hevesinin kaçması.

 

 


27) Lachesism

Hayat her zaman iyi şeyler getirmez. Böyle durumlardayken, bir felaketten duyduğumuz kurtulma arzusu.

28) Dysania

Sabah uykusu ne harika bir şey değil mi? Ama maalesef yaşamı idame ettirmek için büyük savaşımızı vererek güne başlamak gerekiyor. Bunun sonucunda, sabahları yataktan kalkamama durumu olarak adlandırdığımız bu hissi yaşıyoruz.

29) Nyctophılıa

Aydınlık bazen yorucu olabiliyor. Böyle durumlarda, birazcık karanlığa ve sakinliğe ihtiyacımız olabiliyor. Karanlığı sevmek, karanlık ortamlarda kendini daha rahat ve huzurlu hissetmek durumu.

30) Fınıfugal

Sonları hangi durumlarda sevip, sevmediğimiz değişebiliyor. Sonlardan nefret etmenin de bir karşılığı var.

Okumaya devam et

Girişimcilik

Mülakatlarda Sorulan “En Zayıf Yönünüz” Sorusuna Nasıl Cevap Vermeliyiz?

Yayınlandı

on

Yazar

Mülakatlarda sıklıkla karşılaşılan sorulardan biri, belki de en tehlikelisi:  “En zayıf yönünüz nedir?” Peki genellikle kendinizi ne kadar iyi tanıdığınızı anlamak için sorulan bu soruya ne tarz cevaplar verebiliriz? En zayıf yönünüzden bahsederken pozitif kalmaya, çözüme odaklanmaya ve dürüst olmaya dikkat etmeniz gerekiyor. Aşağıdaki üç yöntem bu soruyu sizin avantajınıza çevirecektir.


1) İş/Proje için gerekli olmayan özelliklerinizden bahsedin.

Bunun için öncelikle girmek istediğiniz pozisyonun gerektirdiği temel özellikleri iyi analiz etmeniz gerekiyor. Analiz yaptıktan sonra iş ile alakalı olmayan zayıf yönlerinizden dürüstçe bahsedebilirsiniz.

Örneğin; asistanlık başvurusu yaptığınız bir mülakatta birebir ilişkilerinizin ne kadar güçlü olduğunu vurgulayarak büyük gruplara sunum yapmakta zorluk çektiğinizden bahsedebilirsiniz.


2) Güçlendirdiğiniz yönlerinizden bahsedin.

Bu tehlikeli sorudan kaçınmanın bir diğer yolu da önceki çalışmanızda güçlendirdiğiniz yönlerinizi anlatmaktır. Bu sayede karşınızdaki kişiye zayıf yönleriniz olduğunu ancak gerekli olduğu durumlarla karşılaştığınızda onları geliştirebildiğiniz mesajını verirsiniz.

Örneğin; eskiden gelecek haftayı planlamak için son dakikayı beklerdim ancak önceden planlamanın daha etkili olduğunu fark ettim.


3) Olumsuz bir yön aslında başkalarına olumlu olarak gözükebilir.

Esasında pozitif olan bir yönünüzden olumsuzmuş gibi bahsedebilirsiniz.

Örneğin; yapılacaklar listesini bir an önce mükemmel bir şekilde tamamlamak istiyorsunuz diyelim. Bunu ifade etmek size projesini zamanında ve mükemmele yakın bir işle tamamlayan bir çalışan imajı çizecektir.

İşte birkaç cevap örneği:

* Bir proje üzerine çalışırken son teslim tarihine odaklanmam. Onun yerine projeyi daha erken bitirmeye çalışırım.
* Mükemmelliyetçi bir kişiliğim var ancak bunu avantaja çevirdim. Detaycı çalışmama rağmen işlerimi teslim tarihine yetiştirir ve çalışmamın doğru olduğundan emin olurum.
* Önceden bir işi tamamlamadan diğerine geçmezdim. Ancak aynı anda birden fazla proje üzerinde çalışmayı öğrendim ve bunun beni daha verimli ve yaratıcı yaptığını fark ettim.
* Planlı çalışmak iyi olduğum bir konu değil. Bu nedenle organizasyon becerilerime gerçekten yardımcı olan bir zaman yönetimi sistemi uygulamaya başladım.

Kaynak

Okumaya devam et

Psikoloji

Filmlere ve kitaplara konu olmuş: Çoklu kişilik bozukluğu

Filmlere ve kitaplara konu olmuş: Çoklu kişilik bozukluğu;Bir kişilik bölünmesi olarak tanımlanan bu psikolojik rahatsızlık toplumda oldukça sık görülen bir problemdir. Bu rahatsızlığa sahip olan kişilerde

Yayınlandı

on

Yazar

Bir kişilik bölünmesi olarak tanımlanan bu psikolojik rahatsızlık toplumda oldukça sık görülen bir problemdir. Bu rahatsızlığa sahip olan kişilerde genelde pasif bir birincil karakter ve çevresinde oluşturduğu farklı tiplerde ve karakterde oluşturulmuş kişilikler vardır.

Hastalar kendi kişiliklerini yönetemezler ve ek karakterlere ihtiyaç duyarlar. Çoklu kişilik bozukluğu olan kişilerde yan karakterlerin sayısı değişiklik göstermekle beraber 10’lu sayılara kadar çıkabilmektedir. Çoklu Kişilik Bozukluğu sebeplerini bilmeden önce hastalığı iyice tanımak gerekir.

Çoklu kişilik bozukluğu ciddi bir ruhsal problemdir. Uzun süreli tedavi bir tedavi gerektiren bu hastalıkta, kişi ve çevresindekiler hastalık hakkında yeterince bilgi sahibi olmalı ve hastalar bilinçli bir şekilde tedaviye uymalıdır.

Çoklu Kişilik Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir ?

İnsan psikolojisi genetiğin ve çevredekilerin etkisine maruz kalarak kolaylıkla sorunlar ortaya çıkarabilmektedir. Çoklu kişilik bozukluğu hastalığının da genetik ve çevre etkisiyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Özellikle erken yaşlarda oluşmaya başlayan bu hastalık genellikle genetik yatkınlık ve kişinin hafızasında yer eden bir olay sonucu oluşmaktadır. İşte çoklu kişilik bozukluğuna neden olan risk faktörleri;

  1. Aile geçmişinde görülen kişilik bozukluğu ve diğer ruhsal problemler
  2. Aile içi şiddet ve duygusal travma
  3. Kişi için değerli olan bir kişinin vefat etmesi
  4. Erken yaşlarda taciz ve istismara maruz kalma,
  5. Normal beyin kimyasında meydana gelen değişimler, hormonal problemlerin çoklu kişilik bozukluğuna neden olduğu uzmanlar tarafından bildirilmiştir.

Çoklu Kişilik Bozukluğunda Hastalarda Görülen Belirtiler Nelerdir ?

Çoklu kişilik bozukluğu yaşayan hastalar belirtilerini gizleyemezler. Belirgin olan bu belirtiler hastanın çevresindekiler tarafından rahatlıkla fark edilirken hasta orta çıkan bu belirtilerin farkında değildir. Çoklu kişilik bozukluğu olan hastalarda uzmandoktorlar tarafından yapılan araştırmaya göre ek karakter sayısı genellikle 10 kadardır. Bunlardan 2 veya 3 tanesi sürekli kullanılan diğer kişilikler ise nadiren başvurulan karakterlerdir.

Hastaların yarattığı her bir karakter farklı bir kişiliğe ve öyküye sahiptir. Çoklu kişilik bozukluğu tanısı konan hastalar her ortamda bu karakterlerden birine başvurur ve olmadığı bir kişi gibi ön plana çıkar.

Çoklu kişilik bozukluğu yaşayan kişiler kendi içerisinde iç çatışmalara girebilir ve kendi yarattığı karakterler ile sorun yaşayabilirler. Aynı zamanda hastalar anksiyete, depresyon, pasiflik ve suçluluk gibi ruhsal problemler de yaşayabilmektedir. Bu kişiler çevresindekilere karşı farklı kişiler yaratarak davrandığı için davranış bozukluğu görülebilir. Ailesine ve çevresindekilere şiddet uygulamaya meyilli hale gelen hastalar kısa süre içerisinde çevresindeki insanları kaybetmeye başlarlar.

Çoklu Kişilik Bozukluğu Tedavisi Nasıldır ?

Çoklu kişilik bozukluğu ciddi bir sağlık problemidir ve üzerine düşülmelidir. Çoklu kişilik bozukluğunda tedaviye başlamadan önce hastanın bu durumu kabul etmesi gerekmektedir. Hasta ve ailesiyle işbirliği içerisinde planlanacak tedavi yöntemleri uzun soluklu bir tedavi olacaktır.

Öncelikle hastanın kendisinde bir problem olduğunu kabul etmesi gerekir. Tedavide kullanılacak yöntemler hastalığın ilerleme durumuna ve gösterdiği belirtilere göre değişiklik göstermektedir. Tedavinin asıl amacı kişinin yarattığı kişiliklere son vermesi ve tek bir karakter çevresinde toplanmasının sağlanmasıdır. Çoklu kişilik bozukluğunda başvurulan tedavi yöntemleri şu şekildedir;

Bilişsel-Davranışçı Terapi: Bilişsel davranışçı tedavi birçok ruh sağlığı hastalarında kullanıldığı gibi çoklu kişilik bozukluğu hastalarında da başvurulan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yöntemi hastaların duygularını ve düşüncelerini değiştirmeye yönelik yapılan yapılandırılmış bir terapi yöntemidir.

İlaç Tedavisi: İlaç tedavisi hastalığı tamamen ortadan kaldırmada etkili olmamaktadır ancak ilerlemiş vakalarda hastanın ortaya çıkardığı şiddetli belirtileri hafifletmek için destek amaçlı psikiyatri doktorları Antalya tarafından reçete edilebilmektedir. Bu destekleyici ilaç tedavisinde antianksiyete ilaçları ve antidepresanlar kullanılabilmektedir

Bunların yanı sıra günümüzde hipnoz tedavisi ve meditasyon uygulamaları da çoklu kişilik bozukluğu tedavisinde başvurulan yöntemlerdendir.

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Müfettişler COVID-19 Salgını Sırasında Otellerin Çarşaflarını Değiştirip Değiştirmediklerini Görmek İçin Bir Tuzak Kurdu – Otellerin Hepsi Başarısız Oldu

Yayınlandı

on

Yazar

Koronavirüs pandemisinin bize öğrettiği bir şey, temizlik, hijyen ve sanitasyonun ne kadar önemli olduğudur. Sağlığımız için, herkesin güvenliği için. Oteller gibi yerler, işlerinin ve insanların yaşamlarının buna bağlı olduğunu düşünerek Covid-19 kısıtlamasını ve temizliği çok ciddiye almalıdır.

Ancak, TV şovunun Inside Edition’ın mürettebatı öğrendiği gibi, her otelden çok uzakta, yeniden açıldığında işleri doğru şekilde yapıyor. Şovun yapımcıları birkaç üst düzey New York City odasına girdiler ve çarşaflara, yastıklara ve banyo havlularına logolar uygulamak için yıkanabilir bir sprey kullandılar. Bu logolar sadece UV ışığı altında görülebilir.

Mürettebat ertesi gün başka bir isim kullanarak geri döndüğünde ne olduğunu tahmin edebilir misiniz? Evet, bazı logoları buldular! 2019 veya 2018 gibi normal bir yılda olsaydık bu kötü olurdu. Ama 2020’de tam gelişmiş bir salgın sırasında? Bu korkunç.

Daha fazla bilgi: YouTube | Facebook | Instagram | Twitter | InsideEdition.com

Inside Edition’ın bazı üst düzey Manhattan otellerindeki durum hakkındaki tam videosuna buradan göz atabilirsiniz.

Yapımcılar ayrıca masaların, termostatların ve TV’lerin yaygın olarak dokunduğu yüzeyleri de temizlenebilir olup olmadıklarını görmek için yıkanabilir jelle kapladılar.

Inside Edition’ın YouTube videosu çok dikkat çekti: 454 binden fazla kişi beş buçuk dakikalık klibi izledi.

Ekip, çarşaflara, yastıklara ve banyo havlularına logo uygulamak için yıkanabilir ve zararsız bir sprey kullandı. Bu logoları sadece UV ışığı altında görebilirsiniz!

Durumu daha da kötüleştiren, bu işletmelerin bir kısmının yüksek kaliteli Manhattan otelleri olmasıdır. Ödediğiniz para için temizlik ve birinci sınıf hizmet aldığınızı tahmin edersiniz.

Hyatt Place ziyareti

Ertesi gün

Inside Edition’ın raporu, Hyatt Place Times Square’in hala çarşaf ve yastık kılıfı üzerinde görünen UV logosuna sahip olduğunu buldu. Resepsiyon temizlenmiş ve havlu değiştirilmiş olsa da, uzaktan kumanda temizlenmiş değildi.

Hampton Inn ziyaret

Ertesi gün

Bu arada, Hampton Inn Times Square Central’da çarşaf ve yastık kılıfı değiştirilmedi; uzaktan kumanda ve termostat silinmedi.

Trump Uluslararası Otel Ziyareti

Ertesi gün

Fotoğraf: Inside Edition

Son olarak, Trump International Hotel’de yastık kılıfı değiştirilmedi, ancak çarşaf ve havlular vardı. Hyatt ve Hampton ekipleri bulgulardan endişeliydi. Bu arada, Trump International Hotel Inside Edition’ın bulgularını reddetti ve yanlış olduklarını iddia etti.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Bildiklerinizi Unutun: Özgüven Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler

Yayınlandı

on

Yazar

Herhangi bir kişisel gelişim kitabını elinize alın ve sayfalarını çevirin. En çok, hatta neredeyse her sayfada göreceğiniz kadar sık karşınıza çıkan tek kavram, tartışmasız ki özgüven olacaktır.

Her listede tavsiye olarak yerini alıyor, mülakat sorularında dillerden düşmüyor, başlığında özgüven geçen makaleler binlerce okunmaya ulaşıyor. Kısacası özgüvenli olmak, ciddi anlamda bir şehir efsanesi olma yolunda ilerliyor.

Kalıplaşmış kişisel gelişim mitlerini gerçekçi bir şekilde revize etmenin gerekli olduğunu düşünerek, doğru bilinen yanlışları alışılmışın aksine uygulaması havada ve soyut kalmayan tavsiyeleri yanlarına iliştirerek sizin için derledim.

❌Yanlış: Özgüven doğuştan gelen bir özelliktir, yahut bir yetenektir.

✅Gerçek: Özgüven aslında sahip olduğunuz değil, sahip olmaya karar verdiğiniz bir şeydir.

En başarılı, en mutlu olarak niteleyebileceğiniz insanları aklınıza getirin: en güzeli zengin ya da en yetenekli oldukları için mi başarılı ya da mutlular? Yoksa kendilerine bir noktada güvenme kararı aldıkları ve hayalini kurdukları şeyin peşinden gittikleri için mi? Atmanız gereken öncelikli adım, gerçekten özgüvenli olmak istemeniz ve buna karar vermeniz, başka bir deyişle doğuştan özgüvenli olmadığınız gerekçesiyle kendinize inancınızı yitirmemeniz.

 


❌Yanlış: Kendinizi olduğunuz gibi kabullenin, hatalarınızla birlikte sevmeye çalışın.

✅Gerçek: Kendinizi kabullenmek, eksikliklerinizi tümüyle görmezden gelmek anlamına gelmez.

Kusurlarınızı, eksikliklerinizi, geçmişte yapmış olduğunuz hatalarınızı tekrar tekrar düşünmek ve bunlarla ilgili suçlu hissetmek, size uzun vadede hiçbir getiri sağlamayacağı gibi, modunuzun ve kendinize olan güveninizin sürekli düşük kalmasına sebep olacaktır, lakin gerçekçi olmakta fayda var: onları tamamen görmezden gelmeniz de pek mümkün sayılmaz.

Hatalarınızı nasıl tekrarlamayacağınıza odaklanın, kusurlarınızıysa her insanın sahip olduğu fakat kişiden kişiye değişkenlik gösteren ama değiştirilmesi mümkün engeller olarak ele almaya özen gösterin.

Bir kâğıda kendinizde kusur olarak gördüğünüz fiziksel özelliklerinizi (örneğin fazla kilolarınız), karakter özelliklerinizi (örneğin genellikle karamsar bir tutuma sahip olmak) ve alışkanlıklarınızı (örneğin sağlıksız bir beslenme biçimi) listeleyin, sonrasında bunlar ile ilgili neler yapabileceğinize kafa yorun.

Fazla kilolarınızdan ve sağlıksız beslenme düzeninizden şikayetçiyseniz mesela, abur cubur tüketmemek gibi başlangıçta uygulamakta zorlanacak olsanız da uzun vadede yapmanız gerektiğinin farkında olduğunuz bir karar alın ve sürdürmeye çalışın.

 


❌Yanlış: Özgüvenli olmayı öğrendiğiniz an, hayatınızda yeni bir kapı açılacak ve olaylara perspektifiniz tamamen değişiklik gösterecektir, kısaca kalıcı bir kendine güven söz konusudur bu yeteneği geliştirebilen bireylerde.

✅Gerçek: Özgüven, bir kere kazanıldıktan sonra ilelebet baki kalacak diye bir kaide yok.

Amerikan yazar Zin Ziglar “Motivasyonun kalıcı olmadığı söylenir. Duş almak da kalıcı değildir, bu nedenle her gün alınması önerilir.” diyerek aslında durumu epey güzel özetlemiş.

Her gün, ilham verici bir şeyler okumak, kendinize hayallerinizi, hedeflerinizi ve başaran başka insanların da olduğunu, yani imkânsız diye bir şeyin aslında imkansız olduğunu hatırlatmanız gerekli.

Evet, ne yazık ki her gün: Podcast’ler dinleyin, kişisel gelişim kitapları okuyun, motive edici blog’ları ve gelişim dergilerini takip edin.

 Hayalini kurduğunuz yerde olan insanları takipte olun, hatta odanızın duvarına ya da çalışma masanıza size hedefinizi hatırlatacak bir resim ya da poster asın; kendinizi nasıl motive edeceğiniz konusunda tamamen serbestsiniz. Önemli olan, her gün düzenli olarak hevesinizi ve motivasyonunu tazelemeniz ve mümkün olan en uzun süre boyunca korumanız.

 


❌Yanlış: Odaklanmanız gereken asıl nokta, geçmişteki hatalarınızdır ve onlardan ders çıkarmaktır.

✅Gerçek: Hatalarınıza odaklanmak iyidir, ama başarı ve kazançlarınızdan da ders çıkarabilirsiniz.

Başarısızlıklarınızı hatırlamak, başarılı olduğunuz sayısız durumu hatırlamaktan kesinlikle daha kolaydır. Belki de sayısız kere aynı dersten yüksek notlar almış olabilirsiniz, ama son sınavdan aldığınız oldukça düşük not haricinde bir notunuz gelmez dersin adı geçtiğinde.

Çok Satan kitabı Başarı İlkeleri’nde Jack Canfield’da bu konunun üstünde duruyor: başarılarınız aslında düşüncelerinizi yönlendiren ana unsurdur ve ele almanız gereken asıl nokta, başarılı olduğunuz her bir seferde neyi doğru yapmış olduğunuzdur.

Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? İşte size bir öneri:

Hayatınızı üçe bölün. 30 yaşındaysanız yaş aralıkları 0-10, 11-20 ve 21-30 olacak şekilde örneğin. Bu aralıkların her birinde, erişmiş olmaktan gurur duyduğunuz üç şeyi bir kağıda yazın, yani elinizde toplamda 9 başarınız olmalı. Bunları başardığınız zamanda hissettiklerinizi aklınıza getirmeye çalışın.

Bunlar, elde etmeden önce sizi korkutuyor, strese sokuyor ve yeterli olmadığınızı size hissettiriyor muydu? Cevabınız evet, öyle değil mi? Peki hayal ettiğiniz ya da hedeflediğiniz o şeylerin de tıpkı bu başarılarınız gibi olmaması için herhangi bir sebep var mı? Eh, eğer aklınıza bir sebep geliyorsa unutmayın, bu başarılara ulaşmadan önce de bu soruya büyük ihtimalle olduğu cevabını verecektiniz.

 


❌Yanlış: Size bir şeyler katacak ve uzun vadede getirisi olacak hobilerle ilgilenmelisiniz.

✅Gerçek: Sevdiğiniz ve kendinizi kanıtlamak zorunda hissetmediğiniz şeylere vakit ayırın.

Yoğun olduğunuz bir iş/okul döneminden çıktınız, ya da bir tamamen boş ve kendinize ait gününüz var. Ne yaparak bu günü değerlendirmeyi isterdiniz? Peki üzgün, ya da modunuzun düşük olduğu bir günde, keyfinizi yerine getirmek için ne yapmayı tercih ediyorsunuz?

Cevabınız bir klasik roman okumak ya da müze gezmek olmayabilir, ki bu da gayet doğal. Mutfağa girmek, amatör de olsa fotoğraf çekmek ya da bahçecilikle uğraşmaktan keyif alıyor olabilirsiniz, hatta bahsi geçen aktiviteler arasında odanızda müzik açıp içinizden geldiği gibi dans etmek ya da en sevdiğiniz dizinin birkaç bölümünü izlemek de sayılabilir.

Ne olursa olsun; bu tarz faaliyetlere vakit ayırmak, kendinize değer verdiğiniz anlamına gelir ve farkında olmasanız da özgüvenli olmanız yolunda bilinçdışı bir etki gösterirler. Tabii tüm boş vakitlerinizi bu tarz aktivitelerle değerlendirmeniz anlamına gelmiyor bu, ama en yoğun döneminizde dahi bir molaya ihtiyacınız olduğunu da aklınızdan çıkarmayın.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar