Connect with us

Psikoloji

İdeal İş Gününüzü Uyku Alışkanlıklarınıza Göre Nasıl Ayarlarsınız?

Yayınlandı

on

İdeal Bir İş Gününüzü Uyku Alışkanlıklarınıza Göre Saat Saat Nasıl Tasarlarsınız?

Uyku uzmanı Michael Breus’a göre, uyku tipinizi bilerek çalışma saatlerinizi en iyi şekilde doldurabilirsiniz.

Muhtemelen sabahları bir fincan kahve içmeden işe başlamamış olursunuz.
Ancak Michael Breus’un gördüğü, tam olarak ne zaman kafein almanız gerektiği de uyku tipinize bağlı. Uykuya dalmak ve uyanmak söz konusu olduğunda, Breus dünyada dört çeşit insan olduğunu keşfetti: daha doğrusu 4 çeşit hayvan. Bunlar ayılar, aslanlar, kurtlar ve yunuslar. Her biri, vücudunuzun doğal uyku alışkanlıklarını ve enerji düzenlerini tanımlayan “kronotipi” temsil ediyor. Breus gerçekten bir ayı olduğunuzda kurt gibi davranmamayı bilmenin daha az acı verici uyanmalara sebep olacağını ve genel olarak daha verimli iş günlerine yardımcı olabileceğini söylüyor.

Breus, kronotipinizin vücudunuzun doğal enerji akışından yararlanmak için bir yol haritası sunabileceğine inanıyor. İşte Breus’a göre ayılar, aslanlar, kurtlar ve yunuslar için ideal bir iş gününün nasıl olması gerektiği:

(Tüm tiplere göz atın. Muhtemelen okurken kendinizin hangi türe uyduğunu fark edeceksiniz.)


Ayılar

Ayılar nüfusun% 50-55’idir. Breus ayılar için şu yorumu yapıyor:”Normal uyku programları var, ancak yeterince uyumamış olabilirler.”

Sabah Rutini: 07:00 – 11:00

● Uyanın ve 10 dakikalık egzersiz ile kan akışını sağlayın.
● Hafif bir kahvaltı yapın: meyve, yoğurt, fındık ve bir bardak su.
● Gününüzü planlamak için 15 dakika kadar sürebilir.
● O zaman kahveyi alabilirsin.

En Verimli Çalışma Saatleri: 11:00 – 18:00

● Çok fazla odak gerektiren bir işle çalışmaya başlayın.
● Kafeininiz yükselirken, erken saatlerde öğle yemeğini almak için dışarıya çıkın ve vücudunuza uyanık ve aktif olma zamanını hatırlatan güneş ışığına merhaba deyin.
● Öğle yemeği öğlen saatlerinde, daha değerli işler için size ikinci bir enerji artışı sağlayacak.
● Saat 2 civarında, enerjiniz tükenmeye başlayacak ancak çok iyi bir ruh hali içinde olacaksınız. Toplantılar, beyin fırtınası derken sizi öğleden sonra ayakta tutacak protein ağırlıklı bir atıştırmalık tüketin.

İşten Sonra: 18:00 – 22:00

● Spor yapın.
● Spordan sonra hafif bir akşam yemeği için açık havada dinlenin.
● Akşam yemeğinden sonraki süre sosyalleşmek için en uygun zamandır.

Günün Sonu: 22:00 – 23:00

● Saat 22:00’da tüm cihazlarınızı kapatın.
● Saat 23’e kadar tüm ışıklar sönmeli. Ayılar için bu saatler uyku için en doğru saatlerdir.


Aslanlar

Breus, “Aslanlar alarmsız uyanıyor ve genellikle uyandıklarında hava karanlıktır” diyor. A Tipi kişilikler, yani aslanlar çoğu insan uyanmadan önce e-postalarını göndermiş olanlardır ve bu kesim nüfusun yaklaşık %15’ini temsil eder.

Sabah Rutini: 5:30 – 10:00

● Aslanlar alarm olmadan 5: 30’da kolayca uyanabilirler.
● 6’da yüksek proteinli bir kahvaltı yapın, eğer mümkünse karbonhidratlardan kaçının.
● Meditasyon yapacak bir yer bulun.
● Sabahın erken saatlerinde yapılan bir spor çok iyi gelebilir. Ancak şart değil. Günün ilerleyen saatlerinde de spor yapacak enerjiniz olacak.
● Sabah 9 kahve vakti.

En Verimli Çalışma Saatleri: 11:00 – 17:00

● Kahvaltı zaten üç ya da dört saat önce yapıldı. Bu yüzden bir adet protein barı vb. küçük bir atıştırmalık yiyin.
● En yüksek üretkenlik sürenizi en iyi şekilde değerlendirmek için işinize odaklanın: sabah toplantıları, çağrılar veya birkaç büyük stratejik işle uğraşın.
● Buluşmalar, kişisel toplantılar için bu verimli saatleri harcamayın ve öğle yemeği gibi aralarda halletmeye çalışın.
● Saat 15’ten sonra daha kolay, daha angarya ve daha idari işler için çalışın. Bu saatten sonra yoğun olarak odaklanmanız gereken bir işi kusursuz şekilde yapmanız çok zorlaşacak.

İşten Sonra: 17:00 – 21:30

● Güne erken başladınız dolayısıyla enerjiniz öğleden sonraki her saniye daha da tükeniyor. Dolayısıyla mümkünse ofisten olabildiğince erken çıkın.
● Dilerseniz sporunuza bu aralıkta da yer verebilirsiniz.
● Akşam yemeğinin eşit miktarda protein, sağlıklı yağ ve karbonhidrat dengesi sağladığından emin olun.

Günün Sonu: 21:30 – 22:30

● Ailenizle vakit geçirmek ya da arkadaşlarla takılmak için hala biraz enerjiniz kalmış olabilir, ancak bunun etkisinin düşük kalmasını isteyebilirsiniz.


Kurtlar

Breus’a göre Kurtlar nüfusun %15-20’sini temsil ediyor. Breus onları şöyle tanımlıyor: “Sabahlardan nefret ederler ve onlar genellikle erteleme butonuna birden çok kez dokunanlardır. Sıkça işe geç kalırlar ve genellikle saat sabah 9:00’da üçüncü fincan kahvelerini içiyor olurlar.”

Sabah Rutini: 7: 30-12: 00

● Alarmınızı 7’ye ayarlayın, ancak 20–30 dakika daha uyuyabilmeniz ve sonrasında yataktan çıkabilmeniz için ertelemeye izin verin. Evet bu pek eğlenceli olmayacak.
● Bir pencerenin önünde durun ve büyük bir bardak su için. Güneş ışığı, rehidrate olarak uyanmanıza yardımcı olacaktır.
● 20-30 dakika yürüyüş yapın ya da civarda bisiklet sürün. Beyin fırtınası için iyi bir zaman olabilir.
● E-postanızı henüz açmayın veya iş arkadaşlarınızla etkileşime geçmeye başlamayın. Gün için yapılacaklar listenizi hazırlamanız yeterli.
● Saat 11: 00’de nihayet o kahveyi alabilirsiniz.

En Verimli Çalışma Saatleri: 12:00 – 20:00

● En geç saat 13’te öğle arasına çıkmış olun.
● Öğleden sonra 2’de tekrar işin başında olun. Yapılacaklar listenizdeki zorlu görevlere geçin ya da büyük bir grup beyin fırtınası için hazırlanın.
● Saat 17:00’de hala güçlü ve enerjik olacaksın. Bir şeyler atıştır ve çalışmaya devam et. ● İş arkadaşlarınızdan bazıları eve gitmiş olsa bile devam et. Çünkü akşamın erken saatlerinde enerjileniyorsunuz.

İşten Sonra: 20:00 – 23:00

● Egzersizinizi ya da sporunu akşam 7 veya 8 arasında yapabilirsiniz.
● Eğer spor yaparsanız akşam yemeğiniz akşam 8 veya akşam 9 civarında olmalı.

Günün Sonu: 23:00 – 24:00

● Tüm cihazlarınızı 23:00’da kapatmaya başlayın.
● Dikkatli olmazsanız, gece geç saatlere kadar kalabilirsiniz.


Yunuslar

10 kişiden birinin yunus olduğunu tahmin eden Breus’a göre, yunuslar “düzensiz uyku programları olan endişeli insanlar”. Genellikle kendilerine uykusuzluk tanısı koyuyorlar ve bütün gece e-posta gönderiyorlar.

Sabah Rutini: 06:00 – 10:00

● Yataktan atlayın ve spor ayakkabılarınıza koşun. Hafif bir ter atın ve mümkünse biraz güneş alın.
● Saat 07:30’a kadar serin bir duş alın.
● Sabah 8 civarında kahvaltı edin: yarı karbonhidrat, yarı protein, kafein yok (henüz).
● Günlük hedeflerinizi düşünün ya da yapılacaklar listesi hazırlayın, ancak ilk kahve molasına kadar iş arkadaşlarınızla sosyalleşmeyi bekleyin.

En Verimli Çalışma Saatleri: 10:00 – 18:00

● 09:30’a veya 10:00’a kadar küçük bir kahve alın, ancak mümkünse az kafeinli olsun. İnanın kafeine düşündüğünüzden daha az ihtiyacınız olacak.
● 10:00 ile öğle saatleri arası sizin en yüksek yaratıcılık aralığınız. Bu nedenle, gün için belirlediğiniz daha zor ve büyük resim hedefleri üzerinde çalışın.
● Öğle yemeğinden sonra, 13:00 civarında yorulmuş ve biraz tükenmiş hissedebilirsiniz. Bu nedenle masanızı terk edin ve en az 15 dakika doğrudan güneş ışığı ve temiz hava alın.
● 14:00’dan sonra fazlasıyla dinç olacaksınız. 18:00’a kadar detaylı işler için çalışabilirsiniz.

İşten Sonra: 18:00 – 22:00

● Bir muz kapıp yoga dersine gidin. Bu saatlerde yüksek kondisyonlu bir antrenmandan kaçının.
● Saat 7’de akşam yemeği yiyin ve bu zamanı ailenizle veya arkadaşınızla sohbet etmek için kullanmayı düşünün. Yunuslar, akşam yemeğini çatışmaları çözmek ve başkalarıyla büyük fikirler aracılığıyla düşünmek için ideal buluyorlar.

Gün Sonu: 22:00 – 24:00

● 10:00’a kadar uykunuzu getirecek bir şeyler yapın. Kitap, klasik müzik gibi. Akıllı telefonunuzu kapatın ve yatmadan önce televizyon izleme dürtüsüne karşı koyun. Sıcak bir duş alabilirsiniz.

Kaynak.

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

Kendinizi Kaybolmuş ve Yalnız Hissettiğinizde Hatırlamanız Gereken 12 Şey

Yayınlandı

on

Yazar

Tanıdığınız en karizmatik, en güçlü insanlar bile, hayatta kaybolduklarını ve diğerlerinden izole olduklarını hissettikleri anlar yaşarlar. Bu duyguda yalnız olmadığımızı bilmek güzel olsa da, soru hala orada duruyor: kaybolmuş ve yalnız hissettiğimizde ne yapmalıyız? İşte böyle anlarda hatırlamanız gereken 12 şey:


1) Bu şekilde hissetmenin yanlış olmadığını kabul edin.

Herkes zaman zaman yalnız kalmalıdır. Açıkçası, buna ihtiyacımız var. Ancak tabii ki her zaman insanlarla temas halinde olmaya alışkınsanız, bu zamanlar sizin için zor zamanlar olabilir. Ancak tüm bunlarla birlikte, kendi kendinize nasıl yalnız ve rahat olunacağını öğrenmek, özgüveninizin artmasını sağlar. Vakit geçirmek, bir şeyler yapabilmek ve paylaşabilmek için arkadaş bulmaya çalıştığımız her seferde, kendimize güvenme fırsatından vazgeçiyoruz. Kendi kendinize zaman ayırma alışkanlığını kucaklama zamanı!


2) Yalnızlığı kendiniz için bir rehber olarak kullanın.

Şu sözü mutlaka duymuşsunuzdur: “Nereye gittiğini bilmek için nerede olduğunu bilmen gerekir.” Yalnızlık, bir şeylerin arayışında olduğunuzu işaret etmek için bir yaşam sinyali görevi görür. Issızlığın ortasındayken kendinize verdiğiniz cevaplar, ruhunuzun derinliklerinden gelen yalansız ve saf cevaplardır. Unutmayın, hayatta hissettiklerinizden çok daha fazlası vardır.


3) Yalnızlığın, kendinizle yüzleşmeniz için bir fırsat olduğunu bilin.

Her ne kadar rahatlatıcı da olsa, başkaları sizin için ya da siz başkaları için vazgeçilmez bir sığınak olduğunuzda bu, bazı durumların gerçekleriyle karşılaşmamız gerektiğinde dikkat dağıtıcı bir ortam yaratabilir. Yalnızlık, üzerinde durmak istediğimiz durumlarla aramızdaki kovalamacayı kesip atar ve sizi elinizdeki gerçek sorunla uğraşmaya zorlar. Yalnızlığı, her şeyi düzeltmek için katalizör görevi görebilecek bir nimet olarak görebilirsiniz!


4) Düşündüğünüzden daha fazla kontrole sahip olduğunuzu unutmayın.

Tipik olarak, kendimizi kayıp ya da yalnız hissettiğimiz anlar bize her şeye olumsuz açıdan yaklaşmamız için oldukça geçerli bir bahane sunar. Böyle anlar, istemsiz olarak üzerinde durduğunuz her konuda kendinizi kurban psikolojisine sokmanıza ve durumları bu şekilde değerlendirmenize neden olabilir. İşin aslına bakarsanız, kimse sizin ne hissedeceğinize karar veremez ve bu aslında sadece sizinle ilgili bir durumdur. Seçebileceğiniz şey, karşılaştığınız durumlara nasıl tepkiler vereceğinizdir; bu sizin yegane gücünüzdür.


5) Yalnız olma hissinin sunabileceği özgürlüğü benimseyin.

Birçokları, yalnız olmak ile kendine acımayı aynı kefeye koyar ve bu iki durumun birbirini beslediğini düşünür hatta ve hatta bu besleme durumuna bizzat katkıda bulunur. Ancak siz, yalnızlığı kendine acıma duygusuyla eşleştireceğinize, yalnızlığın getirdiği özgürlük duygusunu benimseyebilirsiniz. Hayatınızdaki çoğu insan, bazen de bizzat kendiniz, yaşama devam edebilmek için başkalarının onaylarına ihtiyaç duyar. Ancak yalnız olduğunuzda, kimsenin onayı ya da görüşü sizin için bir şey ifade etmeyecek, böylece tatlı bir özgürlüğün keyfini çıkaracaksınız. Ancak unutmayın, yalnız olun ya da olmayın, birilerinin onayına asla ihtiyacınız yok! 🤗


6) Olduğunuz kişiyi, olduğu şekilde kabul edin.

Yalnızlık ve kafa karışıklığı, aslı benlik ve kişiliğinizden uzaklaştığınızda sizi bulabilir. Aslında bu durumlar, birbirini tetikleyen durumlar bile olabilir. Belki de olduğunuz yeni kişi, eski benliğinizden çok farklı isteklere, hayat gayelerine sahip olabilir. Değişim kaçınılmazdır. Olduğunuz ya da olacağınız kişi yolunda kendinizi kaybolmuş hissetmeniz oldukça normal. Bunu bilin ve şu an oldunuz kişiyi, olduğu şekilde kabul edin. Aynı şekilde geçmişte olduğunuz ve gelecekte olacağınız kişiyi kucaklamayı, ona da minnetinizi sunmayı, arkadaşça karşılamayı unutmayın.


7) Elinizden geleni yapmak için çaba gösterin.

Genelde kaybolmuş ve yalnız hisseden insanlar, kendilerini mutlak bir yenilgi içinde hissederler. Standartların çok altında işler yapacaklarına kendilerini inandırmışlardır çünkü içinde bulundukları durum nedeniyle kendilerine olan özsaygıları oldukça düşmüştür. Hissettiklerinizin asla kendinize duyduğunuz değeri azaltmasına izin vermeyin. Her zaman elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. Özellikle hissettiğiniz bu duygular içerisindeyken gösterdiğiniz çaba, sizi hem kendi gözünüzde hem de başkalarının gözünde oldukça değerli kılacaktır.


8) Unutmayın ki, mücadele ettiğiniz bu zamanlar oldukça değerlidir.

Yalnızlık ve kaybolmuşluk denizinde mücadele etmeye başladığınızda sürekli geçmişteki hatalarınızı düşünüp verdiğiniz kararlar konusunda kendinizi suçlamak oldukça kolaydır. Bu hareket, sizi dibe çekmekten ve olumsuzluk hissini sürdürmenize neden olmaktan başka bir işe yaramayacaktır, emin olun. Kendinizi pişmanlıklarla derine çekmek yerine, bir ayağınızı diğerinin önüne koyun ve zaman boyunca verdiğiniz tüm olumlu kararları düşünün. Böylece, üstesinden geldiğiniz tüm olumsuzlukları atlattığınız için kendinizi kutlayabilirsiniz.


9) Yaşadıklarınızın bir nedeni olduğunu unutmayın.

Hayatta karşılaştığımız olumlu ya da olumsuz her durum, bize bir şeyler öğretmek için oldu ve olacak. Şanslıysak, bazen bize sunulmaya çalışılan dersi başarıyla alabiliriz. Tam aksi durumda ise başettiğimiz duruma karşı olan yaklaşımımız mutlaka birilerine ilham olacaktır, özellikle de kendimize. Yalnızlık ve kaybolmuşluk hissi bize bir şeyler öğretmediği zamanlarda bile bizim aracılığımızla başkalarına bir şey öğretiyor ya da bizi karşılaşacağımız başka durumlara hazırlıyor olabilir.


10) Bu süreçte günlük tutmayı alışkanlık haline getirin.

Yalnızlık ve kaybolmuşluk hissi sizi sardığında günlük tutmak oldukça faydalıdır. Böylece süreç sonunda yaşadıklarınıza, yaşadıklarınızı nasıl aştığınıza dair kayıtlarınıza dönüp bakabilir ve kendinizle gurur duyabilirsiniz. Nasıl hissettiğiniz, bu hislerle nasıl başa çıktığınız konusunda bir yol haritanız bile olabilir artık!


11) Bu şekilde hisseden ilk kişi siz değilsiniz, merak etmeyin.

Daha önce bu şekilde hisseden ilk kişinin biz olduğumuzu düşünmek oldukça yaygın bir durumdur. Böyle düşünürüz çünkü yalnızlık ve kaybolmuşlukla baş ederken etrafımızda hayatı oldukça yolundaymış gibi görünen kişilere odaklanır, onlara imreniriz. Gerçek şu ki, etrafımızdakilerin, paylaşmayı seçmedikleri sürece nelerle mücadele ettiklerini bilemeyiz. Güvendiğiniz birisine bu duyguları yaşadıklarında bununla nasıl başa çıktıklarını sorun. Öğrendiklerinize şaşırabilirsiniz.


12) Bu duygularınız sürekli bir şekilde devam ediyorsa, yardım almayı ertelemeyin.

Kaybolmuş ve yalnız hissetme durumlarını herkes yaşar, ancak çoğu insan kısa bir süre sonra bu duyguların üstesinden gelir. Sıkıntılarınız düşündüğünüzden daha uzun bir süre devam ediyorsa, yardım istemek için beklemeyin. Yaşadığınız durumları rasyonel bir şekilde analiz etme yeteneğinizin kaybolmaya başladığını ve üstesinden gelemeyeceğiniz duyguların sizi sardığını hissettiğinizde tıbbi yardıma başvurmanın en doğru hareket olduğunu ve bu hareketin asla yanlış olmadığını bilin.

Kaynak.

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Milli Eğitim Bakanlığı, Devamsızlık Yapan Öğrencinin Velisine Para Cezası Kesecek

Yayınlandı

on

Yazar

Milli Eğitim Bakanlığı bir süredir yaşanan devamsızlık sorununa farklı çözümler getirmeye çalışıyordu. Fakat hala net bir çözüm bulunamadı. Şimdi de il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin bilgilendirilmesiyle yeni bir proje hayata geçirildi. Yeni sisteme göre devamsızlığı olan öğrencinin ailesine para cezası kesilecek.


MEB, 2018’de ‘Devamsızlık yapmayan öğrencilere başarı belgesi’ uygulamasını başlatmıştı. Fakat proje istenildiği kadar başarılı olmadı.

Devamsızlığı önlemek adına tasarlanan ödül mekanizmaları da devamsızlık problemine çözüm olmadı. MEB öğrenci devamsızlığının en önemli nedenlerini ekonomik, sosyal ve kültürel olarak sıraladı ancak çözüme ulaşmak için bu da yeterli olmadı.


Yeni tasarıya göre, devamsızlık yapan öğrenci velisi mektupla uyarılacak. Eğer sorun devam ederse de veliye para cezası kesilecek.


En çok devamsızlık meslek liselerinde ve imam hatiplerde.

En çok devamsızlık yapılan okullara bakıldığında ortaöğretimde imam hatip liselerinin ile mesleki ve teknik liselerin olduğu açıklandı. Anadolu İmam Hatip liselerinde 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrencilerin oranı 2018-2019 eğitim öğretim yılında %36’yken mesleki ve teknik liselerde ise %44 olarak açıklandı.


Bakanlık tarafından il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine, sekiz maddelik, “Sürekli Devamsız Öğrenciler ile İlgili Yapılacak İşlemler” listesi gönderildi.

Okullara gönderilen “Yapılacak İşlemler Listesi”nde şu adımlar yer alıyor:

● Öğrencilere ve velilere, devamsızlık konusunda toplantı yapılarak yazılı ve sözlü bilgi verilmesi, öğrenci bir gün bile gelmez ise velinin telefonla aranması,

● Devamsızlığın yedinci ve 12’nci günlerinde veliye devamsızlık mektubu gönderilmesi, sorun halen devam ediyorsa muhtarlık ile tebligat yoluna geçilmesi,

● Halen öğrenci okula gelmiyor ise kaymakamlık tebligatı yapılıp para cezası kesilmesinin sağlanması gerekmektedir.

kaynak: https://ceotudent.com/milli-egitim-bakanligi-devamsizlik-yapan-ogrencinin-velisine-para-cezasi-kesecek

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Birçoğumuz Hayattan Geri Kalıyor: Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Yayınlandı

on

Yazar

Yeni biriyle tanışırken veya tanıdığımız biriyle diyalog halindeyken, kalabalık bir ortama girdiğimizde, topluluk önünde konuşma yapacağımızda ve hatta minibüste ineceğimiz yeri söylerken bile kendimizi gergin hissedebiliriz. Sosyal anksiyete bozukluğuna sahip kişiler için bu tarz basit durumlar kabus haline gelebilir ve kendilerini sosyal beceri gerektiren ortamlardan ve koşullardan uzak tutmak için çaba gösterirler.

Bu kaçış hali aile, okul, kariyer, özel hayat gibi sosyal performans gerektiren önemli alanları olumsuz etkilemeye başlar. Kaygı ve depresyon kaçınılmaz olur.

Peki birçoğumuzun hayatının önemli ölçüde etkileyen sosyal anksiyete (sosyal fobi) nedir?

Sosyal anksiyeteye sahip olan bir kişi, başkaları tarafından yargılanmaktan, eleştirilmekten, başkalarının önünde rezil olmaktan ve küçük düşmekten çok korkar. Bu nedenle sosyal ortamlardan kaçınır veya kendisini güvende hissedebilmek adına bu ortamlarda kendisi gibi davranamaz. Sosyal anksiyete bozukluğu tanısı koyulan kişilerin kaygı seviyeleri o kadar yüksektir ki bu kaygı seviyesi kişiyi günlük hayatını, ilişkilerini ve sosyal aktiviteleri sağlıklı bir şekilde yürütemez hale getirir.

Kaygıyı arttıran sebepler kişiden kişiye göre farklılık gösterse de sosyal anksiyete sahibi kişilerin korkularını tetikleyen bazı durumlar vardır:

● Toplum içerisinde yemek yeme

● Kalabalık bir ortama girme

● Yabancı biri ile ilk kez telefonda konuşma

● Bir ortamda ilgi odağı olma

● Yetkili biri ile konuşma

● Başkaları tarafından izlenirken çalışma

● Yeni insanlarla tanışma

● Biri ile aynı fikirde olmadığını ifade etme

● Topluluk önünde hata yapma


Sosyal anksiyete bozukluğunun altında yatan sebepler nelerdir?

Sosyal anksiyeteye sahip kişiler kendilerini yetersiz, sıkıcı ve değersiz hissederler. Ayrıca sosyal bir ortamda nasıl davranmaları ile ilgili yüksek standartlı kuralları bulunur. “Herkes beni sevmeli, her zaman harika görünmeliyim, daima hatasız ve etkileyici konuşabilmeliyim.” şeklinde düşünceleri vardır. Bu kurallar nedeniyle herhangi bir ortama girdiklerinde ortam hakkında negatif varsayımlarda bulunabilirler ve sosyal herhangi bir etkileşimi güvensiz olarak algılarlar.

Kişinin kendisi ve başkaları hakkında negatif ve çarpıtılmış düşünceleri olması ve kendisine koyduğu sert kurallar nedeniyle sosyal ortamlarda yüksek seviyede kaygı ile baş başa kalırlar.


Sosyal anksiyete bozukluğu bazı fobileri de beraberinde getirir.

Scopophobia: İzlenilmekten hatta bir anlık bakılmaktan korkma durumudur. Genelde bu fobi bakılma ve olumsuz olarak yargılanma korkusuyla ortaya çıkar. Fiziksel görünümünüzle ilgili bir güvensizlik nedeniyle ortaya çıkabilir. Bu güvensizlik, bir yabancının veya sevdiklerinin kişiye doğrudan baktıklarında çirkin olacağını düşünmesinden korkmasına neden olur.

Glossophobia: Araştırmalar, insanların %75’inin bu fobiye sahip olduğunu gösteriyor. Glossophobia, topluluk önünde konuşmaktan korkma durumudur. Bu fobiye sahip kişiler, böyle durumlarda bir dizi fiziksel semptom yaşarlar. Bu semptomlar, bir grup insanla konuşmak zorunda kaldıklarında ortaya çıkar. Ağız kuruluğu, terleme ve kızarma gibi tepkiler gösterirler. Böyle bir fobiye sahip olmak, sunum yapmanın sıklıkla gerekli olduğu iş veya okuldan kaçınılmasına neden olabilir. Eğer korku şiddetliyse, kişi kendi arkadaşlarından oluşan küçük bir grubun önünde konuşmaktan bile çekinebilir.

Toplum içinde yemek yeme fobisi: Resmi bir ismi olmamasına rağmen diğer fobiler kadar ciddi bir fobidir. Bu fobiye sahip kişiler, yedikleri yemeğin çok yağlı veya sağlıksız olması yüzünden yargılanmaktan dahi korkarlar. Bunun günlük yaşam üzerinde ciddi bir etkisi olabilir. Bu fobiden muzdarip kişiler, yemek yeme içeren sosyal olaylardan kaçınabilir. Aynı zamanda kişinin yetersiz ve sağlıksız beslenmesine neden olabilir.


Sosyal anksiyete ile nasıl baş edilir?

Sosyal anksiyetesi olan kişi kaygısını azaltmak ve kendisini güvende hissedebilmek için rahat hissedemediği ortamlarda kendisi gibi davranmamaya başlar veya ortamdan kaçar ve bu iki davranış da onun savunma mekanizması haline gelir.

Bu iki davranış, kaygısını yönetebileceği gerçeğini görmesini engeller. Örneğin sunum yapmaktan kaçınan bir kişiyi düşünelim. Sürekli bundan kaçındığı için aslında topluluk önünde konuşma konusunda ne kadar yetenekli olduğunu fark edemez veya sunum sırasında yaptığı bir hatayı kapatma yeteneğini göz ardı eder.

Sosyal anksiyetenin çözümlerinden biri bilişsel davranışçı terapidir. Bu terapinin en önemli amacı, kişinin inançları ve varsayımları ile ilgili daha gerçekçi bir bakış açısı elde etmesine yardımcı olmaktır. Diğer bir amacı ise bireyin kaygı ile baş etme stratejilerini değiştirmesini sağlamaktır.

Kişinin çarpıtılmış düşünceleri azaldığında sosyal ortamlarda bulunmaktan çekinmez. Ve sosyal ortamlarda aktifleştikçe kafasında yarattığı fikirler ile ilgili daha sağlıklı bilgi toplama şansı elde eder.


Kaynaklar: 12

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Nesin Sen?

Yayınlandı

on

Yazar

Nesin Sen? [What are you?] [[ar yu kola?? hehe :D]]

Sen kendi vücudun musun? Eğer öyle isen, bu nasıl işliyor?

Hadi bir sürü kafa karıştırıcı soruyu inceleyelim.

Okumaya devam et

Psikoloji

İyimser Hiççilik

Yayınlandı

on

Yazar

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar