Connect with us

Bilim

İşte Türkiye’nin Otomobili

Yayınlandı

on

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun, 2022 yılında üretimine başlayacağı yerli otomobil Gebze’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı törenle tanıtıldı.

Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde düzenlenen “Yeniliğe Yolculuk Buluşması” programına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, TOBB başkan ve yardımcıları, TOGG hissedarları, otomotiv endüstrisi, otomotiv tedarik sanayisi, iş dünyasının temsilcileri, medya temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının yer aldığı 2 bin kişilik bir davetli topluluğu katıldı.

Türkiye'nin Otomobili görücüye çıktı

Modüler ve elektrik güç ünitesi tören alanında sergileniyor

Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik alanında davetliler de büyük kalabalıklar oluşturdu.

Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’in yanı sıra Türkiye’nin Otomobili’ne ait modüler ve elektrik güç ünitesi de tören alanında sergileniyor.

TOGG bünyesindeki görevliler, katılımcıları otomobilin bazı özellikleri hakkında bilgilendirirken, fuaye alanında otomobile ait simülatör ile katılımcılara sürüş deneyimi şansı da verildi.

300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonları mevcut

Segmentinin en uzun aks mesafesine sahip otomobilin teknik özelliklerine ilişkin bilgiler de ilk kez paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’nin Otomobili, 30 dakikanın altında hızlı şarj ile yüzde 80 doluluğa ulaşacak. Doğuştan elektrikli modüler platform ile 300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonlarına sahip olacak otomobil, merkeze sürekli bağlı olacak ve güncellemeleri uzaktan 4G/5G bağlantısıyla alabilecek.

Gelişmiş batarya yönetim ve aktif termal yönetim sistemlerinin sağladığı uzun ömürlü batarya paketine sahip olan otomobil, 200 beygir güç ile 7,6 saniye, 400 beygir güç ile de 4,8 saniye altında 0-100 km/s hızlanabilecek.

Euro NCAP 5 yıldız seviyesine uyumlu, platforma entegre edilmiş batarya ile yüksek çarpışma dayanımı ve yüzde 30 daha fazla burulma direncine sahip olacak. Araç menziline yüzde 20’ye kadar katkı sağlayan geri kazanımlı frenleme de otomobilin önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak

Öte yandan TOGG’dan yapılan açıklamaya göre, TOGG’un kuruluşundan bugüne geçen 18 ayda aldığı mesafeyi ve Türkiye’de teknolojik dönüşüme nasıl öncülük edeceği paylaşılacak.

Resmi kuruluşu 28 Haziran 2018’de gerçekleşen ve kuruluşundan 18 ay sonra 3 boyutlu ilk modelini ve bir konsept aracını gün ışığına çıkaran TOGG, Türk Otomotiv endüstrisinin kalbi olan Marmara Bölgesi’nde kurulacak fabrikasının temelini 2020 yılında atacak. 2030 yılına kadar ise fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen kendisine ait bir ortak e-platform üzerine 5 farklı model üretecek.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2023 hedefleri içinde stratejik öneme sahip projelerden biri olarak değerlendirilen Türkiye’nin Otomobili, hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak.

Bir otomobilden daha fazlası; Yeni akıllı yaşam alanı

Bugün ön gösterimi yapılacak yüzde 100 elektrikli otomobilin önemli özellikleri olacak.

Bir otomobilden daha fazlasını sunan akıllı teknolojiler ile otomobil ev ve iş yerlerinden sonra üçüncü bir yaşam alanı olacak.

Türkiye’nin otomobili bağlantılı altyapısıyla sürekli internetin içinde yerini alacak, internete bağlanabilmek için farklı bir cihaza ihtiyaç duymayacak. Otomobil, tüm akıllı şehir altyapısı, elektrik şebekesi, cihazlar, evler ve binalar ile iletişim halinde olacak ve yaşamın birçok farklı alanında kullanıcısının yerine düşünen bir asistana dönüşecek. İlerleyen yıllarda, özellikle 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bağlantılı otomobil akıllı yaşamın merkezine yerleşecek ve mobilite ekosistemi içinde doğacak yeni hizmetler kullanıcıların hayatına değer katan ve kolaylaştıran farklı bir mobilite deneyimi yaşatacak.

Farklı bir deneyim; Holografik asistan

Türkiye’nin otomobili, sadece elektrikli, bağlantılı ve akıllı olmasıyla değil, sahip olacağı yenilikçi ve yıkıcı teknolojiler ile de kullanıcılarının otomobil deneyimini farklı bir boyuta taşımayı hedefliyor.

Bu doğrultuda, 2023 yılından itibaren dünyada ilk kez Türkiye’nin otomobilinde kullanılmaya başlanacak olan “Holografik Asistan” teknolojisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yenilikçi asistan, sıradan bir sanal gösterge panelinin çok ötesinde bir kullanıcı deneyimi yaşatmak amacı ile ileri göz takip algoritmaları ve holografik üç boyutlu görüntüleme teknolojilerinden faydalanacak. “Holografik Asistan” teknolojisi günümüzde otomobil içerisinde kullanılmakta olan 2 boyutlu ekran teknolojilerinin yerine ilk kez üç boyutlu görüntüleme ve artırılmış gerçekliği getirerek araç içi deneyimini sil baştan şekillendirecek.

Bu teknoloji sayesinde sürücü gözünü yoldan ayırmadan aracın gösterge ekranında verilen bilgileri görmekle kalmayacak, aynı zamanda yol ve çevre hakkında ihtiyacı olabilecek diğer tüm bilgilere ulaşabilecek. Artırılmış gerçeklik ve 3 boyut ile zenginleştirilmiş görüntü sayesinde navigasyon ve diğer sürücü destek sistemlerini daha kolay bir şekilde kullanarak güvenli, konforlu ve interaktif bir sürüş imkanı bulacak. TOGG bu yıkıcı teknolojinin otomotiv sektöründeki ilk uygulayıcısı olarak kullanıcılarına bu benzersiz sürüş deneyimini sunan ilk mobilite şirketi olmayı hedefliyor.

Tamamen yeni doğuştan elektrikli modüler araç platformu

TOGG otomobil gamının tüm modellerine altyapı oluşturacak tamamen yeni ve doğuştan elektrikli araç platformunu özgün, modüler ve üstün olmak üzere 3 ana başlık ile tanımlıyor.

TOGG bu başlıkların içeriğini “Otomotiv sektöründe daha önce ortaya çıkarılmış hiçbir platform ile ilişkisi olmayan, tamamıyla TOGG mühendisleri tarafından geliştirilen ve tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 TOGG’a ait olan, yüksek teknolojiye sahip doğuştan elektrikli ve bağlantılı platform… Azami verimlilik, konfor, dayanıklılık ve güvenlik gerekliliklerini bir arada sağlayabilen; farklı genişlik ve uzunluklara olanak veren modüler mimari… Sınıfının en uzun aks mesafesini sunarak otomobil içindeki yaşam alanının genişlik, ferahlık ve konforunu en üst düzeye taşıyan altyapı…” şeklinde sıralıyor.

Evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek

Düşük toplam sahip olma maliyeti; sessiz, keyifli ve sıfır emisyonla temiz bir sürüş, elektrikli otomobillerin içten yanmalı otomobillere göre sağladığı en temel avantajlar olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin Otomobili, yollara çıkacağı 2022 yılına kadar TOGG’un öncülüğünde yayılımını sağlayacak geniş kapsamlı şarj altyapısı sayesinde evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek. Bağlantılı ve akıllı bir otomobil olmanın sunacağı teknolojik imkanlar ile kullanıcılar otomobillerinin şarjını kolaylıkla planlayıp yönetebilecek.

 

haber: aa.com.tr

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Gözleriniz Açıkken Hapşırırsanız Ne Olur? İşte Gerçek!

Yayınlandı

on

Yazar

Gözlerimiz Açıkken Hapşırırsak gözümüz yerinden çıkar mı?

Tarih kadar eski bir oyun. Donmuş bayrak direğini yala, kaydırağın üstünden atla ve …gözlerini tamamen açarak hapşırmaya çalış. Çocukken girilen iddialaşmaların çoğunun merkezinde küçük bir tehlike korkusu yer almaktadır.

Diliniz bir bayrak direğinin donmuş metaline yapışabilir, kaydıraktan atlayan birisinin kemiği kırabilir ve tabii ki, gözleriniz açıkken hapşırmak gözlerinizin çıkmasına neden olabilir.

Ama bu gerçekten doğru mu?

İlk iki meydan okuma kesinlikle tavsiye edilmemekle birlikte, gözleriniz açık hapşırmanın tehlikeli olduğu fikrine dair çok az bilinen gerçek var.

hapşırmak ile ilgili görsel sonucu

Hapşırmakta Bir Şey Yok

New York Times 1882’de bir hapşırık krizi sırasında bir kadının “ göz küresinin patladığını” yazmasına rağmen, göz kürelerini kaybetme iddialarının neredeyse hepsi yanlıştır.

Hapşırmalar bu kadar zarar verici değildir: tek bir hapşırık hızlı bir hava çıkışına, basınca ve hızı saatte 10 mile kadar çıkan sümkürmeye neden olabilir. Fakat bu, kalıcı bir hasara neden olmak için yeterli değildir.

Texas A&M Huston Tıp Fakültesi’nden Dekan Yardımcısı Dr. David HustonLiveScience’a“ Gözleriniz açık olsa bile, hapşırmadan çıkan basıncın göz kürelerinizin fırlamasına neden olma olasılığının mümkün değil” şeklinde demeç verdi.

Hapşırırken gözlerinizi açık tutmak zor olsa da mümkündür. Aslında, bazı insanlar doğal olarak gözlerini açık tutarlar.

Her iki durumda da, gözleriniz yerinde duracak, çünkü gözlerinizi yerinde tutan göz kapaklarınız değil, her birini saran yarım düzine göz kaslarıdır. Sadece basit bir hapşırma ile gözlerinizin kafanızdan fırlamasına izin vermezler.

İlgili resim

En kötü ne olabilir?

Özellikle şiddetli bir hapşırık krizi yaşarsanız, gözlerinizin kırmızı görünmesine ve kan izine neden olacak küçük bir kan damarınız patlayabilir.

Ağır kaldırma, yorucu bir egzersiz ve hatta doğum nedeniyle aşırı zorlanma halinde de gözlerde kan damarı patlaması olabilir.

Hasar görmüş damar çevresindeki alana kan sızabilir ve zararsız fakat korkutucu görünümlü subaraknoidal kanamalara neden olabilir. Ama bunun gözlerinizin açık veya kapalı olması ile bir ilgisi yoktur. Eğer ağırlık kaldıran insanların ve yeni annelerin gözleri hala sağlamsa, hapşırmak da sizin gözlerinize zarar vermeyecektir.

İlgili resim

Hapşırık Nereden Gelir?

En temelde, hapşırma tahriş veya iltihaplanma dolayısıyla oluşan istenmeyen partiküllerin dışarı atılmasını sağlar. Hapşırmadan önceki zamanı yavaşlatabilseydiniz, vücudunuzda birçok şeyin olduğunu görürdünüz.

Muhtemelen göğsünüzün sıkıştığını ve boğazınızın kapanarak hapşırığın geldiğini haber verdiğini hissederdiniz.

Bu, akciğerlerinizi tahriş edici istilacıyı gezintiye gelen diğer parçacıklarla birlikte dışarı atmak için burnunuzdan havayı itmeye hazırlayan şeydir. Tek bir ‘hapşu’ çevrenize 5000’e kadar parçacık saçabilir.

hapşırmak ile ilgili görsel sonucu

Göğsünüz sıkışarak boğazınız daralırken, gözleriniz bilinçsiz olarak durumu sezerek kapanır. Fakat gözlerin kapanması her hapşırmanın bir bileşeni olmayan hapşırmanınyan etkisi olan bir reflekstir.

Burnunuzdan çıkan her türlü tahriş edici veya kirletici maddeden korunmak için gözleriniz kapanıyor olabilir. Hapşırma bütün bu tahriş edicileri uzaklaştırsa bile, bazıları gözünüze gelir – ki bu onları tekrar vücudunuza geri gönderir.

Ama daha muhtemel olan şet gözlerinizin sebepsiz yere kapanmasıdır. Sadece bir refleks, aynı doktorun dizinize vurduğunda dizinizin atması gibi. Eğer gerçekten sıkı çaba sarf ederseniz, refleksinizi yenerek gözleriniz açık olarak hapşırabilirsiniz. Hapşırmanız bittiğinde hala gözleriniz yerinde olacak.

 

Okumaya devam et

Bilim

Kendi Ses Kaydımızı Neden Beğenmeyiz? Bu Ses Neden Bizi Rahatsız Eder?

Yayınlandı

on

Yazar

Muhteşem sesi olan bir şarkıcı ya da seslendirme sanatçısı değilseniz muhtemelen kendi sesinizin kaydını dinlemekten hoşlanmıyorsunuzdur. Bir kulaklıktan dinlediğiniz o kayıttaki sesin, yıllardır ağzınızdan çıkan ses olduğuna inanmak güçtür. Burada yaşanan gariplik sesinizin başarısızlığı ya da sizin yeteneksizliğiniz değildir. Burada özel bir neden vardır.

Sesleri nasıl duyarız? Elbette kulağımızın algıladığı titreşimlerle. Bu titreşimler, öncelikle orta kulaktaki üç kemiğe ve daha sonra titreşimleri sinir sinyallerine dönüştüren salyangoz şeklindeki bir organ olan Koklea’ya gönderilir.

Bir araba kornası, bir müzik, dalga sesi gibi dışarıdan gelen sesleri kulak kanallarımız aracılığıyla iç kulağımıza ve kokleamıza geçen ses dalgaları sayesinde algılarız. Sesimiz bir hoparlör ya da kulaklık ile kendimize dinletildiğinde, hava kaynaklı titreşimler duyuyoruz. Ancak ses, kendi vokal tonumuzdan geliyorsa durum biraz farklıdır. Konuştuğumuzda duyduğumuz birçok şey dış sesle aynı algılanıyor fakat aynı zamanda çene kemiğimizin ve kafatasının içinden geçen titreşimleri de alıyoruz. Bu durum, ataletsel kemik iletimi olarak da biliniyor. Bu ayrıca duyduğunuz sesin kalitesini de değiştiren bir etken. Kemik iletimi, düşük frekanslı titreşimleri “ortaya çıkarma” eğilimindedir ve sesinizi gerçekte olduğundan daha derin ve daha az gıcırtılı yapar.

Her durumda bu sesten hoşlanmazsınız çünkü bu alışkın olduğunuz ses değildir. Kendiniz için de kolayca ters etkiyi deneyebilirsiniz. Örneğin ellerinizle kulağınızı kapatın, bu sayede sadece kemikle iletilen titreşimleri duyarsınız ve hava ile iletilen titreşimleri engellersiniz. Sesinizin normalden çok daha derin olduğunu fark edeceksiniz. Dolayısıyla malesef gerçek sesiniz kaydettiğinizde duyduğunuz sestir.

Okumaya devam et

Bilim

Bilim adamları İnsan Beyninde Daha Önce Görülmemiş Bir Sinyali Ortaya Çıkardı

Yayınlandı

on

Yazar

Bilim adamları, insan beyninde daha önce görülmeyen benzersiz bir hücre mesajlaşma şekli keşfettiler.

Heyecan verici bir şekilde, keşif beynimizin fark ettiğimizden daha güçlü hesaplama birimleri olabileceğini ima ediyor.

ana makale resmi

Almanya ve Yunanistan’daki enstitülerden araştırmacılar, beynin dış kortikal hücrelerinde, tek başına nöronlara mantıksal işlevlerini yerine getirmek için başka bir yol sağlayabilecek yeni bir ‘dereceli’ sinyal üreten bir mekanizma ortaya çıkardılar.

Nörologlar, epileptik hastalarda ameliyat sırasında çıkarılan doku bölümlerindeki elektriksel aktiviteyi ölçerek ve yapılarını floresan mikroskopi kullanarak analiz ederek, korteksteki bireysel hücrelerin sadece normal sodyum iyonlarını ‘ateşlemek’ için değil, kalsiyum da kullandığını buldular.

Pozitif yüklü iyonların bu kombinasyonu, daha önce hiç görülmemiş olan, kalsiyum aracılı dendritik aksiyon potansiyelleri veya dCaAP’ler olarak adlandırılan voltaj dalgalarını başlattı.

Beyinler – özellikle insan çeşitliliğininkiler – genellikle bilgisayarlarla karşılaştırılır. Analojinin sınırları vardır , ancak bazı seviyelerde görevleri benzer şekilde yaparlar.

Her ikisi de çeşitli işlemleri gerçekleştirmek için bir elektrik voltajının gücünü kullanır. Bilgisayarlarda, transistör adı verilen kavşaklarda oldukça basit bir elektron akışı şeklindedir.

Nöronlarda sinyal, sodyum, klorür ve potasyum gibi yüklü parçacıkları değiştiren bir açma ve kapama kanalları dalgası şeklindedir. Akan iyonların bu nabzına aksiyon potansiyeli denir .

beyin sinyalleri ile ilgili görsel sonucu

Transistörler yerine, nöronlar bu mesajları dendrit adı verilen dalların sonunda kimyasal olarak yönetir.

Humboldt Üniversitesi sinirbilimci Matthew Larkum , Amerikan Bilim İlerleme Derneği’nden Walter Beckwith’e verdiği demeçte , “Dendritler beyni anlamak için merkezi bir konumdadırlar çünkü tek nöronların hesaplama gücünü belirleyen şeyin merkezinde yer alırlar .”

Dendritler sinir sistemimizin trafik ışıklarıdır. Bir aksiyon potansiyeli yeterince önemliyse, mesajı engelleyebilen veya iletebilen diğer sinirlere geçirilebilir.

Bu, beynimizin mantıksal temelleridir – iki biçimde toplu olarak iletilebilen voltaj dalgalanmaları: ya bir AND mesajı (x ve y tetiklenirse, mesaj iletilir); veya bir  OR mesajı (x veya y tetiklenirse, mesaj iletilir).

Tartışmasız, bu hiçbir yerde insan merkezi sinir sisteminin yoğun, buruşuk dış kısmından daha karmaşık değildir; serebral korteks. Daha derin ikinci ve üçüncü katmanlar özellikle kalın, sansasyon, düşünce ve motor kontrolü ile ilişkilendirdiğimiz yüksek dereceli fonksiyonları yerine getiren dallarla doludur.

İlgili resim

Araştırmacılar , “Geleneksel olarak, XOR operasyonunun bir ağ çözümü gerektirdiği düşünülüyordu .”

DCaAP’lerin tüm nöronlar arasında ve yaşayan bir sistemde nasıl davrandıklarını görmek için daha fazla çalışma yapılması gerekmektedir. Bunun insani bir şey olup olmadığından veya hayvan krallığının başka bir yerinde benzer mekanizmaların gelişip gelişmediğinden bahsetmiyorum.

Teknoloji aynı zamanda daha iyi donanım geliştirme konusunda ilham almak için kendi sinir sistemimizi de arıyor ; kendi hücrelerimizin birkaç hilesi daha olduğunu bilmek, transistör ağları için yeni yollara yol açabilir.

Tam olarak, tek bir sinir hücresine sıkıştırılan bu yeni mantık aracının nasıl daha yüksek fonksiyonlara dönüştüğü, gelecekteki araştırmacıların cevaplaması gereken bir sorudur.

Bu araştırma Science dergisinde yayınlandı .

 

Okumaya devam et

Bilim

Yapay Zeka İlk Kez İş Görüşmelerinde Doğru Adayı Bulmak İçin Kullanıldı

Yayınlandı

on

Yazar

Yapay zeka ve yüz analiz yazılımları iş görüşmelerinde yaygınlaşmakta. ABD şirketi HireVue tarafından geliştirilen teknoloji, bir adayın sesini ve tonunu analiz ediyor ve aynı soruları yanıtlarken videoya alındıklarında yüz ifadelerini kaydediyor.

HireVue, bilgi işlem hızı sayesinde işe alım sürecini% 90 hızlandırdığını söylüyor. Ancak yapay zeka ile iş görüşmeleri yaparken dikkatli olmamız gereken önemli riskler var. Sistem beden dilini ve kelime seçimini analiz eder ancak yapılan araştırmaya göre, halkın bu tür bir otomasyon kullanımına karşı olduğu ileri sürülüyor .

Dünyanın en büyük şirketlerinden Unilever, cep telefonlarında veya dizüstü bilgisayarlarda filme aldıkları bir dizi özdeş iş sorusu sorulduğunda adayların dilini, tonunu ve yüz ifadelerini analiz etmek için bu yapay zeka teknolojisini kullanan şirketler arasında yer alıyor.

Yapay zeka, başvuru sahiplerini yaklaşık 25.000 adet yüz ve dil bilgisi veri tabanına göre değerlendiren algoritmalar üzerine kurulmuş. 350 dilsel unsur, bir adayın ses tonu, pasif veya aktif kelime kullanımı, cümle uzunluğu ve konuşma hızı gibi kriterleri içeriyor. Bu teknoloji aynı zamanda adayın ses tonunu, göz açma veya kapatma, kaş kaldırma, dudak ısırma, çene kaldırma ve gülümseme gibi yüz ifadelerini de kontrol ediyor.

Bu teknolojiyi geliştiren ABD şirketi Hirevue, işe alım firmalarının sadece CV’lere güvenmek yerine ilk aşamada daha fazla adayla iş görüşmei yapmalarını sağladığını ve gelecekteki performansın insan önyargısı olmadan daha güvenilir ve objektif bir bakış sağladığını iddia ediyor.

Okumaya devam et

Bilim

Bill Gates’in Tarihe Geçen ve Hayatı Boyunca Unutamadığı 400 Milyar Dolarlık Hatası

Yayınlandı

on

Yazar

Ne kadar başarılı olursanız olun, hatalar her zaman olacaktır. Dünyanın en başarılı iş insanlarından biri, dünyayı değiştiren teknoloji dahisi Bill Gates de hala unutamadığı hatalara sahip.

Geçtiğimiz günlerde Villiage Global isimli şirketin organize ettiği etkinliğe konuk olan Bill Gates, hala pişmanlık duyduğu bir konudan bahsetti.

iOS işletim sisteminin dışında en çok kullanılan mobil işletim sistemi olan Android’in geliştirilmesini Google’a kaptırdığını söyleyen milyarder, Microsoft için Android’in biçilmiş kaftan olabileceğinin de altını çizdi.

Yaptığı hesaplamalara göre 400 milyar dolar kaybı olan Bill Gates:

“Çok önemli bir konuda fena batırdık.”

Bill Gates ve Microsoft’ın kaçırdıkları başka bir tren ise Microsoft Phone konusunda. Dönemin CEO’su  Steve Ballmer, iPhone’un ilk duyurulduğu zaman üzerinde bir klavye bulunmadığı için, bu telefonun iş insanlarına hitap etmeyeceğini söylediğini belirtti.

Ballmer, 2007’de Steve Jobs’ın lansmanı üstüne: “Stratejimiz var. Olağanüstü Windows Mobile cihazlarımız bulunuyor” açıklamasında bulunmuştu.

Microsoft, iPhone’un tasarımındaki klavye eksikliğini fark ettiğinde Google’da çalışan Andy Rubins’in ekibi hızlı bir çalışmayla Android’i dokunmatik ekranlı telefonlara adapte olmuş bir işletim sistemine çevirdi. Böylelikle ilk hamle Google tarafından yapılmıştı.

En yüksek piyasa payına sahip Android (%85) işte böylece Microsoft’un ellerinden kayıp gitmiş oldu.

Eğer Microsoft bu fırsatları değerlendirebilseydi, muhtemelen teknoloji dünyası bambaşka bir yerde olurdu.

Kaynak

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar