Connect with us

Bilim

Kadın ve Erkek Beyni Biyolojik Olarak Farklı mı?

Yayınlandı

on

Bu sorunun etrafındaki bilimsel tartışmalar devam ediyor, ancak bir nörobilimci beyinlerimizin tahmin ettiğimizden daha fazla benzediğimizi söylüyor.

Popüler bilim uzun zamandır erkek ve kadın beyni arasındaki gizli biyolojik farklılıkları ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Ancak Chicago Tıp Fakültesi’nde çalışmalarını sürdüren nöroloji profesörü ve yazar Lise Eliot, cinsiyetler arasında doğuştan gelen farklılıkları aramaya gidenlerin onları bulamayacağını söylüyor.

2018’deki Aspen Ideas etkinliğinde Lise Eliot şöyle dedi:

“İnsanlar erkeklerin Mars’tan, kadınların Venüs’ten olduğunu söylüyor. Ancak beyin unisex bir organ.”

Bu cesur bir ifadeydi. Bu konuda bilim ikiye bölündü. Medyada sürekli Eliot’un tezini çürütüyor gibi görünen araştırmalarla karşılaşıyor fakat bu araştırmalar tam olarak neyi ölçüyor buna iyi bakılmalı! Örneğin, İngiltere’deki geniş çaplı bir araştırma, erkeklerin beyin bölgelerinin çoğunun kadınlardan daha büyük olduğunu ve ortalama olarak kadınların daha kalın serebral kortekslere sahip olduğunu keşfetti. Peki bu beynin performansına ve çalışmasına nasıl etki ediyor? Cevap: belirsiz. Başka bir araştırma, birçok insanda ortalama olarak beyin yapısındaki cinsiyet farklılıklarının var olduğu açıklaması yaptı. Hemen arkasından da beynin zaten bireysel özelliklerin bir karışımı olduğu açıklamasını yaptı. Yani yine elde var sıfır.

Ancak, beyinleri ne olursa olsun, kadınlar ve erkekler arasındaki davranış ve performans farklılıklarının sosyalleşme ile güçlü bir şekilde şekillendiğini söyleyebiliriz.

Eliot’a karşı tezler sunan sinirbilimciler, bu davranışların hormonlarla ilgili olabileceğini ve testosteron miktarının kadın ve erkek beyinlerindeki karar mekanizmalarına etkileri olabileceğini söylüyor. Aslında bakarsanız testosteron saldırganlıkla bağlantılı olmasına rağmen, erkek davranışları için evrensel bir açıklama sunmaz. Eliot ayrıca, cinsiyetten bağımsız olarak herkesin rekabetçi veya saldırgan olabileceğini, ancak erkeklerin ve kadınların, sosyal normlara dayalı bu özellikleri ifade etmenin farklı yollarının olabileceğini söylüyor.

Eliot bu araştırmaların doğru olabileceğini ancak akademik kurumların medya ile bir araya gelerek ilgi çekme odağında araştırma sonuçlarının çarpıtıldığını söylüyor.

Örneğin Independent’ta yayımlanan ve erkek beyninin kadın beynine göre %10 daha büyük olduğunu söyleyen şu makale! Doğru ama bu sadece fiziksel bir büyüklük. Bundan bahsedilmiyor. Zaten tüm erkek organları ortalama olarak daha büyüktür, ancak bu farklı şekilde çalıştıkları anlamına gelmez.

Yanlış anlaşılmalara sebebiyet veren başka bir örneğe bakalım.

1970’li yıllarda o zamanki Harvard Üniversitesi Rektörü Lawrence Summers da dahil olmak üzere çoğu kişi erkeklerin bilim, matematik, mühendislik gibi alanlarda neden kadın sayısının daha düşük olduğuna bir açıklama getirmek için matematik bölümündeki kadınların daha kötü performans gösterdiğini anlatan bir açıklama yaptı. Eliot, o yıllardaki bu açıklama için “İnsanlar matematikte dahi olmanın bir erkek fenomeni olduğunu söylediler” diyor.

Elbette daha sonra gerçek ortaya çıktı. Meğer bilim, matematik, mühendislik gibi alanları seçmek isteyen kadınlar hep caydırılmaya çalışılmış. Eliot o zaman açıklanan rakamlara göre kadınların şu an aradaki farkı ciddi oranda kapatmaya başladığını söylüyor.

Eliot konuyla ilgili fikrini şu sözle sonlandırıyor:

”Erkek ve kadın kalbi ya da böbreği birbirinden ne kadar farklıysa, erkek ve kadın beyni de birbirinden o kadar farklı.”

Kaynak.

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Uzay Ve Bilim: Evrende Zaman Nasıl İşliyor? (BELGESEL) FULL-HD

Yayınlandı

on

Yazar

Okumaya devam et

Bilim

2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

Yayınlandı

on

Yazar

1. 47 milyon yıllık bir fosil keşfedildi ve insan evriminde kayıp bir zincir olma olasılığı bilim dünyasını oldukça çalkaladı.

47 milyon yıllık bir fosil keşfedildi ve insan evriminde kayıp bir zincir olma olasılığı bilim dünyasını oldukça çalkaladı.

Evrim tartışmalarına yeni bir boyut katan ve günümüze neredeyse hiç bozulmadan gelen ‘Ida’ isimli primat fosili inceleyen, Norveçli bilim adamı Jorn Hrum, “İnsan evriminin ilk evrelerini anlayabilmek için çok önemli bir buluş çünkü bu şu ana kadar bulunan en eski ve en iyi durumdaki memeli fosili. Bu fosil, ilk memelilerin evrimini anlamak açısından çığır açabilir.” açıklamasında bulundu.

2. Hubble uzay teleskobu, o yıla kadar elde edilen “en eski galaksi” görüntülerini yakaladı!

Hubble uzay teleskobu, o yıla kadar elde edilen "en eski galaksi" görüntülerini yakaladı!

NASA ve Avrupa Uzay Ajansının ortak projesi olan Hubble teleskobu 13 milyar ışık yılı uzaklığındaki ulaşılan en derin evrenin, Büyük Patlama’dan 600 milyon yıl sonraki halini görüntülemeyi başardı.

3. 2009 yılının belki de en büyük bilimsel olaylarından biri de, insan evrimi konusunda yeni soru işaretleri yaratan ‘ARDİ’ oldu.

2009 yılının belki de en büyük bilimsel olaylarından biri de, insan evrimi konusunda yeni soru işaretleri yaratan 'ARDİ' oldu.

4.4 milyon yaşındaki Ardipithecus ramidus iskeleti 17 yıl sonra bir araya getirildi ve bu zamana kadar keşfedilen en eski insan iskeleti olarak atalarımız konusunda yeni ipuçları ortaya koydu.

Kaliforniya Üniversitesi’nde uzman Tim White,“İskeletin biyolojik özelliklerinin kavranabilmesi için asıl gerekli olan bölümler kafatası, dişler, leğen kemiği, bacaklar, el ve ayaklardır. Elimizde bunların tümü var. Bu fosillerin en müthiş yönü, evrim sürecinde 4.5 milyon yıl öncesine uzanan kara bir deliğe ışık tutması.” yaptığı açıklamasıyla, Ardi’nin keşfedilmesiyle insanlık tarihinde bir aydınlanma yaşandığının altını çizdi.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

4. Rus ve Amerikan fizikçilerin uranyum ötesi olarak kategorize ettikleri Tennesin veya Ununseptiyum olarak adlandırılan 117. element keşfedildi.

Rus ve Amerikan fizikçilerin uranyum ötesi olarak kategorize ettikleri Tennesin veya Ununseptiyum olarak adlandırılan 117. element keşfedildi.

Halojen ailesinin en ağır üyesi, atom numarası 117 olan Ununseptiyum elementi, varlığı kanıtlandıktan sonra Tennesin ismiyle element simgesi “Ts” olarak periyodik tabloda yerini aldı. Ömrü 80 milisaniye civarında olan elementin varlığı dört yıllık sıkı bir çalışmanın ardından 2014 yılında kanıtlandı.

5. Sibirya’daki Denisova mağarasında bulunan küçük bir parmak kemiğinin DNA dizisi çıkarıldı ve yeni bir insan türü keşfedildi: Denisovalılar!

Sibirya’daki Denisova mağarasında bulunan küçük bir parmak kemiğinin DNA dizisi çıkarıldı ve yeni bir insan türü keşfedildi: Denisovalılar!

Denisovalılar arkalarında çok az fosil kalıntı bıraktı. Sadece bir parmak kemiği ve birkaç diş… Bulunan azı dişleri üzerinde yapılan DNA analizleri ve mağaradan elde edilen yeni tarihlerle, mağarada şaşırtıcı derecede erken bir zamanda yaşadıkları ortaya çıktı.

Analizler parmak fosilinin en az 50,000 yıl öncesine ait olduğunu ve diğer iki azı dişinin sahiplerinin de 170,000 yıl önce mağarada öldüğünü ortaya koydu.

6. Dünyanın ilk sentetik yaşam formu oluşturuldu ve yeni bir DNA üretildi!

Dünyanın ilk sentetik yaşam formu oluşturuldu ve yeni bir DNA üretildi!

İlk kez insanların genetik haritasını çıkaran bilim insanı Dr. John Craig Venter, bu sefer de dünyanın ilk sentetik yaşam formunu oluşturarak biyoteknoloji alanında çığır açtı. Yeni bir DNA yapısı oluşturan Venter ve ekibi, yapay kromozomu bir bakteriye nakletti. Sonucunda, yapay bir DNA’dan, yapay bir canlı elde ettiler!

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

7. İlk kez beyin implantı yapılarak maymunların sanal bir kolu hareket ettirmesi ve nesneleri hissetmesi sağlandı.

İlk kez beyin implantı yapılarak maymunların sanal bir kolu hareket ettirmesi ve nesneleri hissetmesi sağlandı.

Sıra dışı deneyde maymunlar, kolu yalnızca düşünerek kontrol etmek için kullandılar ve doğrudan beyinlerine gönderilen elektrik sinyalleriyle dokundukları nesnelerin dokusunu hissetmeleri sağlandı.

Duke Üniversitesi’nden Miguel Nicolelis ve araştırma ekibi, felçli kişilerin kollarını ve bacaklarını tekrar kullanmalarına, dokundukları nesneleri ve yürüdükleri yerlerde dokunma hissini kazanmalarına yardımcı olmak için bütün bu sistemi inşa ettiler. Bilim insanları, herhangi bir dokunma hissi olmadan, insanların tutmaya çalıştığı nesneleri ezmesi veya düşürmesi, araziyi ayaklarının altına alması ve tökezlemesinin kolay olacağını belirtti bu sebeple çok yönlü bir sistem kuruldu.

8. Karahindiba çiçeği üzerindeki fotoğrafıyla akıllara kazınan dünyanın en hafif metali, Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi.

Karahindiba çiçeği üzerindeki fotoğrafıyla akıllara kazınan dünyanın en hafif metali, Guiness Rekorlar Kitabı'na girdi.

Amerika’da Hughes Araştırma Laboratuvarı (HRL) tarafından geliştirilen nikel ve fosfor içeren mikro kafes, en hafif sünger olarak bilinen strafordan 100 kat daha hafif.

Hughes Araştırma Laboratuvarı’nın yöneticisi Bill Carter, “En hafif metali üretmenin amacı, imalat işlemlerindeki esnekliği ortaya koyabilmekti. Aynı yöntemle alüminyum kadar yoğun fakat hava kadar hafif, güçlü ve yararlı bir materyal üretebiliriz. Bu sadece teori değil, ufak bir değişiklikle ulaşılması mümkün bir hedef” dedi.

9. NASA’nın Dawn isimli uzay aracı, bilinen en büyük ikinci asteroit olan Vesta’nın yörüngesine girdi.

NASA'nın Dawn isimli uzay aracı, bilinen en büyük ikinci asteroit olan Vesta'nın yörüngesine girdi.

Dawn uzay aracı 2011 yılında, 310 mil genişliğindeki (500 kilometrelik genişlikte) asteroidin yörüngesine girdi. Mars ve Jüpiter’in yörüngeleri arasında, ana asteroit kuşağının bir parçası olan Vesta’ya ulaşmak için 2,5 milyar kilometreden fazla mesafe katetti.

Vesta görevinin başındaki isim Chris Russell, “Bu gerçekten heyecan verici bir görev, sadece asteroidin etrafındaki yörüngeye girmek değil, aynı zamanda güneş sistemimizin tarihindeki en eski bölümlerini keşfetme şansımız var.” sözleriyle uzay boşluğundaki bu inanılmaz görevin geleceği nasıl aydınlatacağını vurguladı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

10. Uzayın keşfinde yeni bir dönemin başlangıcı SpaceX’in Dragon’u, uzay istasyonuna ulaşan ‘ilk özel uzay aracı’ görevini başarı ile tamamladı!

Uzayın keşfinde yeni bir dönemin başlangıcı SpaceX'in Dragon'u, uzay istasyonuna ulaşan 'ilk özel uzay aracı' görevini başarı ile tamamladı!

Elon Musk tarafından kurulan özel uzay şirketi SpaceX, 31 Mayıs 2012 tarihinde Dragon adlı uzay aracı, NASA ile anlaşma imzalayarak uzaya çıkan ilk özel roket unvanıyla tarihi görevini başarıyla tamamladı.

Dragon kargo uzay aracı, Uluslararası Test İstasyonu’na ilk gelen uzay aracı olarak tarih yazdı. O zamandan beri Dragon, NASA ile ticari anlaşmalar çerçevesinde kargo taşımayı sürdürüyor.

11. Bilim insanları ‘Tanrı parçacığı’ diye bilinen Higgs bozonunun izine rastladı.

Bilim insanları 'Tanrı parçacığı' diye bilinen Higgs bozonunun izine rastladı.

4 Temmuz 2012 tarihinde, CERN’de Büyük Hadron Çarpıştırıcısı adlı atomaltı parçacık hızlandırıcısında çalışan bir grup bilim insanı, Higgs bozonu ile uyumlu olduğunu düşündükleri deney sonuçlarını açıkladı. 2012 yılında yapılan araştırmalar sayesinde varlığı kesin olarak 2013 yılında kanıtlandı.

Higgs bozonu, maddenin yapıtaşı olan temel atomaltı parçacıkları ve bu parçacıkların birbiriyle olan etkileşimlerini açıklayan matematiksel modeldeki eksik halkaydı ta ki 2012 yılına kadar… 45 yıldır bilim dünyasının aradığı parçacığın ismi de, fikir babası olan bilim insanı Peter Higgs’ten geliyor.

12. H5N1 kuş gribi virüsü “şarbondan daha korkunç” tartışmalarıyla yeniden gündeme geldi.

H5N1 kuş gribi virüsü "şarbondan daha korkunç" tartışmalarıyla yeniden gündeme geldi.

Haziran ayında, araştırmacılar memeliler arasında bulaşabilecek virüsü genetik olarak değiştirebilecekleri ölümcül H5N1 kuş gribi virüsüne dair oldukça tartışmalı bir çalışma yayınladılar.

Dünya Sağlık Örgütü’nü sentetik grip virüsü araştırması üzerine bir moratoryum çağrısı yaptı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

13. Yeni insan fosilinden 400.000 yıllık bir DNA zinciri çıkarıldı!

Yeni insan fosilinden 400.000 yıllık bir DNA zinciri çıkarıldı!

İspanya’da keşfedilen 400.000 yıllık insan fosilinden mitokondriyal bir genom elde edildi! DNA üzerinde yapılan analizler, keşfedilen bu yeni insan türünün Denisovalılara yakın olduğunu ortaya koydu.

İspanya’da bulunan mağaradan çıkarılan fosiller, Sima İnsanları olarak biliniyor. Dahası Sima insanlarından elde edilen genomun, keşfedilen en eski insan genomlarından biri olduğu tespit edildi.

14. 36 yıldır uzay boşluğunda yolculuğuna devam eden Voyager 1, Güneş sistemini terk eden ilk uzay aracı oldu.

36 yıldır uzay boşluğunda yolculuğuna devam eden Voyager 1, Güneş sistemini terk eden ilk uzay aracı oldu.

1977 yılında Prof Dr. Carl Sagan ve ekibinin önderliğinde Voyager 1 ve Voyager 2 isimli uzay araçları birkaç ay ara ile Dünya’nın dışına fırlatıldı.

Voyager 1 uzay aracı bünyesindeki güneş panelleri ile enerjisini sağlayarak yoluna devam ediyor. Fakat Güneş sisteminden çıkması ile birlikte akıllarda oluşan soru işareti aynı oldu… Enerjisini nereden sağlayacak? Beklenen kötü sonuç olmadı ve Voyager 1 aracı kendisine en yakın yıldızdan ışık alarak yoluna devam etti.

15. Sağlık sektöründe tartışmalara yol açarken, insan hayatında çığır açan yöntem!

Sağlık sektöründe tartışmalara yol açarken, insan hayatında çığır açan yöntem!

İnsan vücudunda hasar gören organlarını tamir etmekte kullanılan kök hücreleri elde etmek için 17 yıl süren bir çalışmanın ardından, Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi döllenmiş yumurtanın peş peşe bölünerek klonlanması ile insan embriyolarından kök hücreler üretti.

İngiltere’de 1996 yılında insan embriyosu üretmek için Dolly adlı koyun kopyalanmıştı. “Hayvanlarda güvenli olmayan bu yöntem, insanlarda da güvenli olmayacaktır. Bu yüzden böyle bir girişim yapılmamalı.” gibi tartışmaları da beraberinde getiren yöntemin amacına ulaşabilmesi ise soru işareti…

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

16. Oldukça ender görülen ‘kara deniz şeytanı’ olarak bilinen fener balığı ilk kez görüntülendi.

Oldukça ender görülen 'kara deniz şeytanı' olarak bilinen fener balığı ilk kez görüntülendi.

Kaliforniya kıyılarında uzaktan kumandalı bir araçla denizin derinliklerinde saklanan fener balığı ilk defa kameralara yakalandı ve sonunda bilim dünyası yeni bir türü daha belgeledi. Ender bulunan balık, yırtıcı görünümünden dolayı kara deniz şeytanı olarak da adlandırılıyor.

17. Rosetta: 1980’li yıllarda planlandı, 2004’te uzaya fırlatıldı ve tarihte ilk kez 2014 yılında kuyruklu yıldıza iniş yaptı!

Rosetta: 1980'li yıllarda planlandı, 2004'te uzaya fırlatıldı ve tarihte ilk kez 2014 yılında kuyruklu yıldıza iniş yaptı!

Gökbilimciler, Avrupa Uzay Ajansı tarafından geliştirilen Rosetta uzay aracını 67P/Churyumov-Gerasimenko isimli bir kuyruklu yıldıza yolladı. Rosetta, Philae olarak bilinen çıkartma gemisinin üstündeki kameralardan çekilmiş bir selfie bile gönderdi. Dahası, Rosetta 2014 yılına kadar Jüpiter’in yörüngesine en yakın uçan uzay aracı oldu.

Tarihi iniş için, Rosetta kuyruklu yıldız yüzeyine Philae aracını bıraktı ve enerji yetersizliği yüzünden uyku moduna geçen Philae, kendini kapatmadan önce kuyruklu yıldızın yüzeyinden topladığı organik molekülleri Dünya’ya göndermeyi başardı.

18. Dünya’nın en eski adli tıp vakası çözüldü, İngiliz krallarından biri aldatılmış olabilir!

Dünya'nın en eski adli tıp vakası çözüldü, İngiliz krallarından biri aldatılmış olabilir!

Leichester Üniversitesi Genetik Departmanı’ndan Doktor Turi King ve ekibi, belirsiz kimliği ile tartışmalar yaratan kral III. Richard’a ait bir iskeleti 529 yıl sonra analiz etti ve dünyanın en eski tıp vakasını çözümleyerek tarihe geçtiler.

III. Richard’ın akrabalarından alınan DNA örnekleriyle, babadan geçen Y kromozomlarının farklı olması sonucunda kralın aldatılmış olduğu ortaya çıktı. Sadece III. Richard’ın soyunu değil, İngiliz Kraliyet soyunu da etkileyen bu durumu açıklığa kavuşturmak için, diğer kralların iskeletlerinden DNA örnekleri toplanarak test edilecek.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

19. 30 yıl aradan sonra yeni bir antibiyotik geliştirildi!

30 yıl aradan sonra yeni bir antibiyotik geliştirildi!

Massachusetts’teki Northeastern Üniversitesi’nde bilim insanları ‘Metisilin’ adlı antibiyotiğe dirençli bakterilerle savaşan Teixobactin ismini verdikleri yeni bir antibiyotik geliştirdi.

Bu keşif sayesinde insanoğlu artık antibiyotiğe dirençli bakterilerle mücadele edebilecek. Aynı zamanda, basit ama ölüme yol açabilecek bakterilerin etkisiz kalmasını da sağlıyor.

20. 2015 yılında ses getiren gelişmelerden biri de, keskin bir görüş kalitesi sunarak, gözlük ve lenslere meydan okuyan ‘biyonik mercek’ buluşu oldu.

2015 yılında ses getiren gelişmelerden biri de, keskin bir görüş kalitesi sunarak, gözlük ve lenslere meydan okuyan 'biyonik mercek' buluşu oldu.

Kanada’da bulunan Ocumetics Technology Corp şirketinin kurucusu Dr. Garth Webb’in geliştirdiği  “Ocumetics Biyonik Mercek”  adı verilen buluş, sekiz yıllık bir araştırma sonucunda en mükemmel görüş netliği sağlayan bu eşsiz biyonik mercek, gözlük ve lens kullanıcıları için müjde oldu. Aynı zamanda bu biyonik mercek insanların katarakt hastalığına yakalanmasına da engel oluyor.

21. 2015 yılına kadar keşfedilen atalarımıza ait en eski fosil bulundu!

2015 yılına kadar keşfedilen atalarımıza ait en eski fosil bulundu!

ABD’li bilim insanları, Etiyopya’daki Afar Çölü’nde 3,5 ile 3,8 milyon yıl öncesine ait fosil kalıntıları arasında birkaç tam çene ve bir iskelet buldu. Fosiller incelendiğinde 2015 senesine kadar keşfedilen en eski kalıntılar olduğu ortaya çıktı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

22. SpaceX gelecek için büyük adımlar attı, Falcon 9 roketinin dikey inişi tarihe geçti!

SpaceX gelecek için büyük adımlar attı, Falcon 9 roketinin dikey inişi tarihe geçti!

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın okyanus üzerinde roketlerin iniş yapması için yerleştirdiği özel gemilere, SpaceX şirketinin Falcon 9 isimli roketini başarıyla fırlatsa da, indirme aşamasında ana roketin devrilmesi ile başarısızlıkla sonuçlandı fakat her halükarda bu yıla damgasını vuran gelişmelerden biri oldu.

Bir roketin dikey olarak inebilme kabiliyeti, ucuz ve kolay bir şekilde tekrar kullanılabileceği anlamına geliyor, bu da inanılmaz miktarda para tasarrufu sağlayacak sistemin ilk denemesi için, oldukça başarılı bir adım diyebiliriz.

23. Gizemli Dokuzuncu Gezegen hipotezi ilk kez 2016 yılında ortaya atıldı.

Gizemli Dokuzuncu Gezegen hipotezi ilk kez 2016 yılında ortaya atıldı.

Varlığı hala günümüzde tartışılan, ortaya birçok hipotez atılmasına sebep olan Dokuzuncu Gezegen ilk kez 2016 yılında soru işaretleri ile ortaya çıktı.

Dünya’dan 10 kat daha büyük bir kütleye sahip ve Neptün’den 20 kat daha uzak olduğu düşünülen dev gezegen için kolları sıvayan astrofizikçi Konstantin Batygin konuyla ilgili “Eğer Dokuzuncu  Gezegen’in varlığını görmezden gelirsek, bu durum problemi çözmektense daha fazla sorun ortaya çıkarır.” dedi.

24. Dünyanın en büyük asal sayısı keşfedildi!

Dünyanın en büyük asal sayısı keşfedildi!

ABD’deki Missouri Üniversitesi’nde bir bilgisayar tarafından  22.338.618 milyon basamaklı bir asal sayı keşfedildi. Önceki rekor sahip asal sayıdan 7 milyon basamak daha uzun.

Yeni asal sayı matematiksel olarak 2^74,207,281-1 şeklinde ifade ediliyor.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

25. Erken doğumlar için tasarlanan yapay bir rahimde kuzu büyütüldü.

Erken doğumlar için tasarlanan yapay bir rahimde kuzu büyütüldü.

ABD’de erken doğumlarda bebeğin organlarının gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlaması için geliştirilen yapay rahimde, test amacıyla erken doğan bir kuzu gözlemlendi. Testin sonucu ise oldukça başarılı! 28 gün boyunca yapay rahimin içinde kalan kuzunun organları sağlıklı bir şekilde gelişmeye devam etti.

Anne karnı ile birebir imkanları sunması için tasarlanan yapay rahim, 22 hafta erken doğan bir bebeğin gelişimini tamamlama kapasitesine sahip.

26. Uzayın karanlık boşluğunda umut ışığı olan, Trappist-1 yıldız sisteminde 7 gezegen keşfedildi!

Uzayın karanlık boşluğunda umut ışığı olan, Trappist-1 yıldız sisteminde 7 gezegen keşfedildi!

NASA, Trappist-1 yıldız sisteminin yörüngesinde Dünya büyüklüğünde 7 öte gezegen keşfetti. Dahası, Trappist-1’de bulunan gezegenlerden 3’ü Dünya gibi Güneş’e oldukça uygun bir mesafede konumlanıyor ve öte gezegenlerin 6’sında buz veya su olduğu keşfedildi.

Keşif hakkında yapılan araştırmalar sonucunda 2 gezegenin Dünya koşullarına benzer özellikler taşıması, gelecek için hepimize umut oldu.

27. CRISPR gen teknolojisi sayesinde gen değişimleri artık mümkün!

CRISPR gen teknolojisi sayesinde gen değişimleri artık mümkün!

Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’ndeki bilim insanları sadece tıp alanında değil birçok alanda çığır açacak CRISPR gen teknolojisini kullanarak, insan embriyosundaki kusurlu genleri silmeyi başardı. Bu benzersiz teknoloji sayesinde kronik ağrılardan, kalp kası sertleşmesine sebep olan genlere kadar birçok alanda başarılı sonuç elde edildi.

CRISPR gen teknolojisi aynı zamanda tarım alanında da kullanılarak bitki genetiği üzerinde geliştirmeler yapılması bekleniyor.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

28. 65.000 yıllık! Dünyanın en eski mağara resimleri keşfedildi.

65.000 yıllık! Dünyanın en eski mağara resimleri keşfedildi.

İspanya’da La Pasiega mağarasında bulunan, kronolojik sıralamada modern insana en yakın tür olarak bilinen Neandertaller’in kırmızı toprak boyası kullanarak yaptığı dünyanın en eski mağara resimleri geçmişimizi aydınlattı.

29. Bilim insanları daha önce varlığını bilmediğimiz yeni bir organ keşfetti.

Bilim insanları daha önce varlığını bilmediğimiz yeni bir organ keşfetti.

Mount Sinai Beth Israel Tıp Merkezi’nde tedavi esnasında keşfedilen organın, insan vücudu içerisindeki diğer organlar arasında en hacimlisi olduğu düşünülüyor. ‘İnterstitium’ adı verilen organ şok emici görevi görerek diğer organların zarar görmesini engelliyor.

30. Dickinsonia, şu zamana kadar yaşamış en eski hayvan olarak 558 milyon yıl sonra tarihe geçti.

Dickinsonia, şu zamana kadar yaşamış en eski hayvan olarak 558 milyon yıl sonra tarihe geçti.

Rusya’da bulunan 1,4 metre boyundaki fosilde kolestrolden dolayı oluşan yağlar bulundu. İyi korunan dokularından elde edilen verilerle, yaşamış en eski hayvan olduğunu kanıtlandı. Bu eşsiz keşif beraberinde yaşadığı dönemi ve o döneme ait canlı yapısını anlama konusunda bilim dünyasına birçok yenilik kattı.

31. 2018’e damgasını vuran en büyük olaylardan biri de dünyanın en büyük roketi ‘Falcon Heavy’nin uzaya fırlatılması oldu.

2018'e damgasını vuran en büyük olaylardan biri de dünyanın en büyük roketi 'Falcon Heavy'nin uzaya fırlatılması oldu.

SpaceX şirketi dünyanın en güçlü roketi olan Falcon Heavy aracını, Kennedy Uzay Üssü’nden uzaya fırlattı. Dahası, Falcon Heavy Elon Musk’ın 100 bin dolar değerindeki Tesla Roadster model aracını da uzaya taşıdı.

Dev Arşiv! 2019 Yılını Geride Bırakırken Son 10 Yılda Bilim Dünyasına Damgasını Vurmuş 35 Bilimsel Gelişme

32. Bu yıl insanlık tarihini yeniden yazan bir gelişme yaşadık… 67.000 yaşında ‘yeni bir insan türü’ keşfedildi.

Bu yıl insanlık tarihini yeniden yazan bir gelişme yaşadık... 67.000 yaşında 'yeni bir insan türü' keşfedildi.

Filipinler’de Callao Mağarası’nda bilim insanlarının daha önce hiç karşılaşmadığı yepyeni bir insan türüne ait  67.000 yıllık, 13 kemik ve diş kalıntısına ulaşıldı. Homo luzonensis adı verilen yeni insan türü, en yakın tarihsel süreçte yaşayan atalarımız olarak tarihe geçerken, birçok yeni araştırmayı da beraberinde getirdi.

33. Karşınızda Ay’ın bu zamana kadar çekilen en net fotoğrafı!

Karşınızda Ay'ın bu zamana kadar çekilen en net fotoğrafı!

Hindistan’ın Vikram adı verilen uzay aracından iniş sırasında bağlantısını kaybetmesiyle biz görevin başarısız olduğunu sanarken, Ay yörüngesinde dönmeye devam eden araçtan bu zamana kadar çekilmiş en detaylı fotoğraflar geldi!

Terrain Mapping Camera ile alınan bu görüntüler, bu zamana kadar çekilen Ay fotoğrafları arasında en net çözünürlüğe ve detaya sahip eşsiz kaynaklar.

34. SpaceX’in en zolu görevi: Falcon Heavy beraberinde 24 uyduyla uzaya fırlatıldı.

SpaceX'in en zolu görevi: Falcon Heavy beraberinde 24 uyduyla uzaya fırlatıldı.

Falcon Heavy 2018 yılında Elon Musk’ın Tesla aracını uzaya taşıma şovuyla dikkatleri üzerine çekerken, 2019’da 24 uyduyu beraberinde taşıyarak bu zorlu görevle gündeme oturdu.

35. Bu seneye damgasını vuran ‘Canavar Kara Delik’ fotoğrafı, tarihe evrenin bilinen ilk kara delik fotoğrafı olarak geçti.

Bu seneye damgasını vuran 'Canavar Kara Delik' fotoğrafı, tarihe evrenin bilinen ilk kara delik fotoğrafı olarak geçti.

Dünya’dan tam 500 bin katrilyon kilometre uzaklıkta, Güneş’ten 6.5 milyar kat büyük kütlesi ile tarihe geçen canavar kara delik Event Horizon Teleskopu ile yakalandı.

Peki sizi en çok etkileyen ve son 10 yıla damgasını vurduğunu düşündüğünüz gelişme hangisi yorumlarınızı bekliyoruz…

Okumaya devam et

Bilim

En Güçlü Öğrenme Tekniği ile Tanışın (Üstelik En Ufak Bir Çalışma Gerektirmiyor)

Yayınlandı

on

Yazar

Öğrenmenizi geliştirecek en önemli şeylerden birinden bahsedeceğiz. Hafıza, dikkat ve enerji seviyeleri üzerindeki etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış bir teknikten. Yine de çok ihtiyacımız olmasına rağmen maalesef birçoğumuzun büyük sınavlara hazırlanırken önemsemediği bir şey.


En güçlü öğrenme tekniği

Bu teknik uykudur.

Geceleri 7-8 saat uyumak, öğrenebilme yeteneğinin üzerinde çok büyük bir etkiye sahiptir. Uykuyu kesmek (bir gece bile olsa) hem öncesi hem sonrasında öğrendikleriniz üzerinde geri dönüşü olmayan etkiler yaratabilir.

Uyku pasif bir faaliyet değildir. Dinlenmek dışında hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünse de zihin, uykuda oldukça aktiftir.

Uyku, çoğunlukla REM (hızlı göz hareketi, rüyalar) ve NREM (derin uyku içeren, REM olmayan) olmak üzere iki kategoriye ayrılır.

Başınız yastığın üzerindeyken beyniniz önemli işlerle meşguldür. Örneğin, uykunun bellek için önemini gösteren ilk çalışmalardan biri John Jenkins ve Karl Dallenbach tarafından 1924 yılında yapılan çalışmadır. Çalışma, kişilerin aynı zaman zarfında uyanıkkenki ve uyurkenki unutkanlık oranlarını karşılaştırdılar. Sonuçlar ise oldukça çarpıcı:

Uyurken bir şeyleri unutmamız yavaşlarken uyanık olduğumuz zamanlarda bir şeyleri unutmaya devam ederiz.

Bu durumda NREM uykusu özellikle önemli bir rol oynar. Uyku araştırmacısı Matthew Walker bunu şöyle açıklıyor:

“Gerçekten de eğer böyle bir çalışmaya katılsanız ve elimdeki tek bilgi o geceki derin NREM uykusunun miktarı olsaydı, öğrendiklerinizin ne kadarını hatırlayacağınızı yüksek doğrulukla tahmin edebilirdim.”


Uyku hapları, alkol, kafein ve dahası

Eğer sağlıklı bir uyku çekmek istiyor ve gece uykusunun öğrenmeyi hızlandırıcı faydalarından yararlanmak istiyorsanız, tükettiğiniz maddelere karşı dikkatli olmanız gerekiyor.

Örneğin alkolün uykuya yardımcı olduğuna inanılmakta. Ancak alkolün yatıştırıcı etkileri, NREM uykusunun bellek birleştirme etkilerini inhibe eder. Bu nedenle, bir gece dışarıda içmek anılarınız üzerindeki etkileri açısından uyumadan geçirdiğiniz bir gece kadar kötü olabilir.

Uyku hapları, düzenli uykunun sağlıklı yararlarının çoğunu önler. Bu nedenle uykusuzluk sorunlarınızı arttırabilir ve daha da kötüleştirebilir. Bunun yerine uykusuzluk için bilişsel davranışçı terapiler daha faydalı olabilir, araştırmalar haplardan ziyade birinci basamak tedavinin bu terapiler olması gerektiğini gösteriyor.

Yüksek odak seviyesine ulaşmak için öğrenciler tarafından yaygın olarak kullanılan ilaçlar da özellikle öğleden sonra alındıklarında uykuyu olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, içtiğiniz kafein veya daha iyi çalışmanıza yardımcı olacağını düşündüğünüz uyarıcılar öğrenmenizi daha az verimli hale getirebilir.

Yapay ışık, biyolojik saatinizi bozabilir ve uygun bir şekilde dinlenebilmeniz için yeterince erken bir saatte uykuya dalmanızı zorlaştırır.


Peki bunların yerine neler yapılabilir?

Sadece hafızayı sağlamlaştırmak için değil, aynı zamanda enerjinizi, dikkatinizi, duygusal istikrarınızı ve ruh halinizi iyileştirmek için uyumanın faydalarını elde etmek için iki yönlü bir yaklaşım uygulayabilirsiniz.

Birincisi, uykunun öğrenmenin aktif bir parçası olduğunu kabul etmektir. Çalışmaya daha fazla zaman ayırmak için uykudan fedakarlık yapmak verimsizdir. Öğrenmeye yönelik hiçbir yaklaşım, gecede 7-8 saatten daha az uyumayı planın bir parçası yapmamalıdır.

İkincisi, daha iyi uyumak için bir plan yapmaktır. Uykunun önemli olduğunu kabul etseniz bile, alışkanlıklarınızın idealin altına düşmesi kolaydır. Uygun uyku süresi ile öğrenme kalitenizi en üst düzeye çıkarmak için yapabileceğiniz birkaç adım vardır:

1. Alkol ve kafeini sınırlandırın.

2. Akşam 9’dan sonra ekranlardan ve parlak ışıklardan kaçının.

3. Tatil günleri de dahil olmak üzere aynı saatlerde uyuyun ve uyanın.

4. Daha fazla çalışmak için uykudan ödün vermeyin.

Uyku ile öğrenme arasındaki bağlantı, bir sporcu için egzersiz ve toparlanma arasındaki bağlantı gibidir. Güçlenebilmeleri için kaslara iyileşmeleri için zaman vermeniz gerekir.

Beyin kas olmasa da uyku ve öğrenme arasında benzer bir durum var. Uykusuz kaldıkça öğrendiklerinizi pekiştiremezsiniz. Kalıcı anılar oluşturmak yerine, daha önce öğrendiklerinizin üzerine yazma olasılığınız daha yüksektir.


Kaynak.

Okumaya devam et

Bilim

Robot üreticisi Boston Dynamics CEO’su Raibert: Dengesini nasıl bulduğunu görmek için bir yaşındaki kızımı ittim

Yayınlandı

on

Yazar

robot köpekTelif hakkıREUTERS

Robot üreticisi Boston Dynamics’ın CEO’su Marc Raibert, Atlas adlı robotunu geliştirirken, dengesini nasıl bulduğunu görmek için bir yaşındaki kızını iterek yere düşürdüğünü itiraf etti.

YouTube’da insansı robotun hokey sopasıyla itilmesine rağmen dengesini kaybetmediğini gösteren bir video 34 milyon kez izlendi.

Lizbon’daki ‘Web Zirvesi’nde BBC’nin sorularını yanıtlayan Raibert, “Kızım dengesini bulmaya çalışıyordu. Ne olacağını görmek için ittim. Biraz üzdüm. Ama hâlâ iyi arkadaşız” dedi.

‘Artık robotlarımı da itmiyorum’

Raibert, insanlara nasıl tekrar kalkabildiklerini göstermek için artık robotlarını da itmediğini söyledi, “O zaman bunu kendisiyle gurur duyan bir ebeveyn olarak yaptım” dedi.

Boston Dynamics, robotlarını askeri kullanım amaçlı olarak geliştirmeye başlamıştı. Ama şirket şimdi petrol, gaz ve inşaat sektörlerine açılmayı planlıyor.

Raibert, Spot adlı dört bacaklı robotları kiralamak için 3.500’den fazla başvuru aldıklarını söyledi. Robotun kiralama bedelinin bir lüks araba fiyatında olduğu belirtiliyor.

Henüz kâra geçemeyen Boston Dynamics, daha önce Google’ın çatı şirketi Alphabet’e aitti. Şirketi daha sonra Japon Softbank Group satın aldı.

Raibert, “Takipçilerimizin yüzde 95’inden fazlası videolarımızı beğeniyor. Bunu, insanların yaptığımız şeylere olumlu bakmasının göstergesi olarak kabul ediyorum. Konferanslarda robotlarımızı görenler, fotoğraf çektirmek, onları okşamak istiyorlar” dedi.

Marc RaibertTelif hakkıGETTY IMAGES

‘Atletik zekâ’

Marc Raibert, “Ama diğer taraftan robotlarımız için ‘ürkütücü’ ve ‘korkunç’ gibi ifadeler de kullanılıyor. Bunları gerçekten insanlara sorarak mı yazıyorlar, merak ediyorum” diye konuştu.

Raibert bir defasında robotları için “kâbus nedeni” dediğini belirterek “Şaka yapıyordum” dedi.

Boston Dynamics, dünyanın en gelişmiş robotlarını üretiyor. Ancak şirket şimdilik bilişsel yapay zekâ entegrasyonu yerine “atletik zekâ “ya odaklandığını söylüyor.

Okumaya devam et

Bilim

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu tokatlayıp gıdıklayabileceksiniz

Yayınlandı

on

Yazar

Bilim insanları akıllı telefon gibi cihazlara sarılabileceğini ve onları gıdıklanabilir “yapay deri” geliştirdi.

yapay deri ile ilgili görsel sonucu

 

 

Bilim insanları akıllı telefon gibi cihazlara sarılabileceğini ve onları gıdıklanabilir hale getireceğini söyledikleri bir “yapay deri” geliştirdi.

“Sıkıca kavramak öfkeyi iletiyor, gıdıklamaksa gülen emojiyi ekrana getiriyor ve hafifçe vurmak da şaşıran emoji oluşturuyor”

İnsan derisine benzeyecek ve onu taklit edecek şekilde tasarlanan yeni prototip; gıdıklama, okşama ya da çimdikleme gibi farklı dokunuş biçimlerine cevap veriyor.

 

Skin-On ismi verilen yeni arayüz; cep telefonlarına, giyilebilir cihazlara ve dizüstü bilgisayaların “touchpad”lerine takılabilecek.

Araştırmacıların üzerinde durduğu konulardan biri de yeni teknolojinin emojileri kullanarak “dokunsal duyguları” gösterebileceği.

Telecomm ParisTech adlı teknik üniversiteden doktora öğrencisi Marc Teyssier, “Sıkıca kavramak öfkeyi iletiyor, gıdıklamaksa gülen emojiyi ekrana getiriyor ve hafifçe vurmak da şaşıran emoji oluşturuyor” dedi:

Bu deri ince bir yüzey dokusuna sahip. Algılama, dermis (insan cildinin sinir bulunduran tabakası) ve hipodermis (insan cildinin alttaki yağ tabakası) katmanlarında gerçekleşiyor; esnekliği de çimdikleme gibi anlamlı jestlere imkan tanıyor.

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu şaplaklayıp gıdıklayabileceksiniz
yapay deri ile ilgili görsel sonucu

Bristol Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu yeni teknolojiyi Paris’teki Telecomm ParisTech’le ve Sorbonne Üniversitesi’yle işbirliği yaparak geliştirdi.

Ekip bu çalışmalarının (insan benzeri özelliklere sahip) “antropomorfik cihazların” yer aldığı olası bir geleceğin kapısını araladığını söylüyor.

Bristol Üniversitesi’nden doçent Dr. Anne Roudaut, bu yapay cildin “hissiz ve katı kılıflara alıştığımız için belki sıra dışı görünebileceğini ama daha yumuşak ve şekillendirilebilir teknolojileri kullanmanın güçlü avantajları olduğunu düşündüklerini” belirtti:

Cildin aşinalığı, kullanıcısına daha doğal bir arayüz sunuyor.

yapay deri ile ilgili görsel sonucu

Yapay deri, (“dermis” ve “hipodermis” diye adlandırılan) iki silikon tabakası ve bunların arasına yerleştirilmiş, sensör işlevi gören son derece ince kabloların bulunduğu bir elektrot tabakası kullanılarak oluşturuldu.

İki farklı silikon türü deri benzeri bir yüzey yaratmak için renk verici bir maddeye batırıldı ve şekillendirildi.

Araştırmacılar geliştirdikleri yapay derinin, cihazların “kullanıcının kavrayışını hissetmesine” olanak tanıdığını ve onlara “gıdıklama, okşama, hatta bükme ve çimdikleme gibi etkileşimleri algılama” kabiliyeti kazandırdığını ifade ediyor.

Ekip, ABD’de düzenlenen 32. ACM Kullanıcı Arayüzü Yazılım ve Teknolojileri Sempozyumu’nda sunulacak çalışmalarının, cep telefonu ve akıllı saat kullanıcılarına daha zengin bir duygusal deneyim sunabileceğini düşünüyor.

Yeni “yapay deri” sayesinde cep telefonunuzu şaplaklayıp gıdıklayabileceksiniz

Teyssier, “Biriyle yüz yüze konuşurken duygularımızı ifade etmek ve daha genel anlamda söylemi zenginleştirmek için dokunmayı tercih ederiz. Ancak artık cihazların aracılık ettiği bir iletişim gerçekleştiriyoruz ve bu iletişim yöntemini kaybettik” dedi:

Bu projeyle birlikte, en iyi iki iletişim yönetimini bir araya getirmeyi deniyoruz. Geliştirdiğimiz bu prototipler, antropomorfik cihazların bulunduğu olası bir gelecek sunuyor.

Bilim insanları insan gibi görünen ve hareket eden robotlar geliştirmeye çalışırken, yapay deri konseptinde de robotik alanına yoğunlaşıyor. Ancak yeni arayüzü geliştiren araştırmacılar, gündelik cihazlar üzerine çalışmakla daha çok ilgilendiklerini belirtiyor.

Dr. Roudaut konuyla ilgili şunları söyledi:

İnsanı makine parçalarıyla geliştirmeye çalışan pek çok çalışmaya tanık oluyoruz; bizse burada başka bir yoldan ilerliyoruz ve her gün kullandığımız cihazları daha çok bize, yani insana benzetmeyi deniyoruz.

 

Kaynak: https://www.independent.co.uk/news/science/artificial-skin-smartphones-ticklish-emojis-skinon-interface-a9163626.html

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar