Connect with us

Haberler

Karar Resmi Gazetede: TV, Radyo, Video Cihazı ve Cep Telefonlarına Euro Üzerinden Yeni Vergi

Yayınlandı

on

Yurt dışından ithalat yoluyla getirilen televizyon, radyo, video ve birleşik cihazlar ile bunların dışındaki görsel ve işitsel yayınları alabilen cihazlar için bir defaya mahsus olmak üzere 2020 yılından itibaren geçerli olacak şekilde ücret alınmasına karar verildi.

Karar Resmi Gazetede: TV, Radyo, Video Cihazı ve Cep Telefonlarına Euro Üzerinden Yeni Vergi

Karar Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlandı.

51 ekrana kadar 10 euro, 148 ekran ve yukarısı için 80 euro

51 ekrana kadar 10 euro, 148 ekran ve yukarısı için 80 euro

Buna göre televizyonlarda 51 ekrana kadar 10 euro, 52 ekran-67 ekran arası 16 euro, 68 ekran-85 ekran arası 22 euro, 86 ekran-116 ekran arası 34 euro, 117 ekran-148 ekran arası 40 euro, 148 ekran ve yukarısı için 80 euro, oto televizyonu için ise 8 euro ücret alınacak.

Taşınabilir radyo alıcılarından 2 euro ücret alınacak

Taşınabilir radyo alıcılarından 2 euro ücret alınacak

Radyolarda ise cep tipi, 1 euro, saatli radyo ve radyolu saatler, bir müzik aleti üzerindeki radyolar, oyuncaklar üzerindeki radyolar ve ışıldaklar ve radyolu vantilatörlerden 1 euro, oto radyo alıcılarından 1 euro, taşınabilir radyo alıcılarından 2 euro ücret alınacak.

Video cihazlardan da 18 euro alınacak.

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

İşte Türkiye’nin Otomobili

Yayınlandı

on

Yazar

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun, 2022 yılında üretimine başlayacağı yerli otomobil Gebze’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı törenle tanıtıldı.

Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde düzenlenen “Yeniliğe Yolculuk Buluşması” programına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, TOBB başkan ve yardımcıları, TOGG hissedarları, otomotiv endüstrisi, otomotiv tedarik sanayisi, iş dünyasının temsilcileri, medya temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının yer aldığı 2 bin kişilik bir davetli topluluğu katıldı.

Türkiye'nin Otomobili görücüye çıktı

Modüler ve elektrik güç ünitesi tören alanında sergileniyor

Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik alanında davetliler de büyük kalabalıklar oluşturdu.

Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’in yanı sıra Türkiye’nin Otomobili’ne ait modüler ve elektrik güç ünitesi de tören alanında sergileniyor.

TOGG bünyesindeki görevliler, katılımcıları otomobilin bazı özellikleri hakkında bilgilendirirken, fuaye alanında otomobile ait simülatör ile katılımcılara sürüş deneyimi şansı da verildi.

300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonları mevcut

Segmentinin en uzun aks mesafesine sahip otomobilin teknik özelliklerine ilişkin bilgiler de ilk kez paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’nin Otomobili, 30 dakikanın altında hızlı şarj ile yüzde 80 doluluğa ulaşacak. Doğuştan elektrikli modüler platform ile 300+ ve 500+ kilometre menzil opsiyonlarına sahip olacak otomobil, merkeze sürekli bağlı olacak ve güncellemeleri uzaktan 4G/5G bağlantısıyla alabilecek.

Gelişmiş batarya yönetim ve aktif termal yönetim sistemlerinin sağladığı uzun ömürlü batarya paketine sahip olan otomobil, 200 beygir güç ile 7,6 saniye, 400 beygir güç ile de 4,8 saniye altında 0-100 km/s hızlanabilecek.

Euro NCAP 5 yıldız seviyesine uyumlu, platforma entegre edilmiş batarya ile yüksek çarpışma dayanımı ve yüzde 30 daha fazla burulma direncine sahip olacak. Araç menziline yüzde 20’ye kadar katkı sağlayan geri kazanımlı frenleme de otomobilin önemli özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak

Öte yandan TOGG’dan yapılan açıklamaya göre, TOGG’un kuruluşundan bugüne geçen 18 ayda aldığı mesafeyi ve Türkiye’de teknolojik dönüşüme nasıl öncülük edeceği paylaşılacak.

Resmi kuruluşu 28 Haziran 2018’de gerçekleşen ve kuruluşundan 18 ay sonra 3 boyutlu ilk modelini ve bir konsept aracını gün ışığına çıkaran TOGG, Türk Otomotiv endüstrisinin kalbi olan Marmara Bölgesi’nde kurulacak fabrikasının temelini 2020 yılında atacak. 2030 yılına kadar ise fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen kendisine ait bir ortak e-platform üzerine 5 farklı model üretecek.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2023 hedefleri içinde stratejik öneme sahip projelerden biri olarak değerlendirilen Türkiye’nin Otomobili, hedeflenen teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olacak.

Bir otomobilden daha fazlası; Yeni akıllı yaşam alanı

Bugün ön gösterimi yapılacak yüzde 100 elektrikli otomobilin önemli özellikleri olacak.

Bir otomobilden daha fazlasını sunan akıllı teknolojiler ile otomobil ev ve iş yerlerinden sonra üçüncü bir yaşam alanı olacak.

Türkiye’nin otomobili bağlantılı altyapısıyla sürekli internetin içinde yerini alacak, internete bağlanabilmek için farklı bir cihaza ihtiyaç duymayacak. Otomobil, tüm akıllı şehir altyapısı, elektrik şebekesi, cihazlar, evler ve binalar ile iletişim halinde olacak ve yaşamın birçok farklı alanında kullanıcısının yerine düşünen bir asistana dönüşecek. İlerleyen yıllarda, özellikle 5G teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte bağlantılı otomobil akıllı yaşamın merkezine yerleşecek ve mobilite ekosistemi içinde doğacak yeni hizmetler kullanıcıların hayatına değer katan ve kolaylaştıran farklı bir mobilite deneyimi yaşatacak.

Farklı bir deneyim; Holografik asistan

Türkiye’nin otomobili, sadece elektrikli, bağlantılı ve akıllı olmasıyla değil, sahip olacağı yenilikçi ve yıkıcı teknolojiler ile de kullanıcılarının otomobil deneyimini farklı bir boyuta taşımayı hedefliyor.

Bu doğrultuda, 2023 yılından itibaren dünyada ilk kez Türkiye’nin otomobilinde kullanılmaya başlanacak olan “Holografik Asistan” teknolojisi için hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yenilikçi asistan, sıradan bir sanal gösterge panelinin çok ötesinde bir kullanıcı deneyimi yaşatmak amacı ile ileri göz takip algoritmaları ve holografik üç boyutlu görüntüleme teknolojilerinden faydalanacak. “Holografik Asistan” teknolojisi günümüzde otomobil içerisinde kullanılmakta olan 2 boyutlu ekran teknolojilerinin yerine ilk kez üç boyutlu görüntüleme ve artırılmış gerçekliği getirerek araç içi deneyimini sil baştan şekillendirecek.

Bu teknoloji sayesinde sürücü gözünü yoldan ayırmadan aracın gösterge ekranında verilen bilgileri görmekle kalmayacak, aynı zamanda yol ve çevre hakkında ihtiyacı olabilecek diğer tüm bilgilere ulaşabilecek. Artırılmış gerçeklik ve 3 boyut ile zenginleştirilmiş görüntü sayesinde navigasyon ve diğer sürücü destek sistemlerini daha kolay bir şekilde kullanarak güvenli, konforlu ve interaktif bir sürüş imkanı bulacak. TOGG bu yıkıcı teknolojinin otomotiv sektöründeki ilk uygulayıcısı olarak kullanıcılarına bu benzersiz sürüş deneyimini sunan ilk mobilite şirketi olmayı hedefliyor.

Tamamen yeni doğuştan elektrikli modüler araç platformu

TOGG otomobil gamının tüm modellerine altyapı oluşturacak tamamen yeni ve doğuştan elektrikli araç platformunu özgün, modüler ve üstün olmak üzere 3 ana başlık ile tanımlıyor.

TOGG bu başlıkların içeriğini “Otomotiv sektöründe daha önce ortaya çıkarılmış hiçbir platform ile ilişkisi olmayan, tamamıyla TOGG mühendisleri tarafından geliştirilen ve tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde 100 TOGG’a ait olan, yüksek teknolojiye sahip doğuştan elektrikli ve bağlantılı platform… Azami verimlilik, konfor, dayanıklılık ve güvenlik gerekliliklerini bir arada sağlayabilen; farklı genişlik ve uzunluklara olanak veren modüler mimari… Sınıfının en uzun aks mesafesini sunarak otomobil içindeki yaşam alanının genişlik, ferahlık ve konforunu en üst düzeye taşıyan altyapı…” şeklinde sıralıyor.

Evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek

Düşük toplam sahip olma maliyeti; sessiz, keyifli ve sıfır emisyonla temiz bir sürüş, elektrikli otomobillerin içten yanmalı otomobillere göre sağladığı en temel avantajlar olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin Otomobili, yollara çıkacağı 2022 yılına kadar TOGG’un öncülüğünde yayılımını sağlayacak geniş kapsamlı şarj altyapısı sayesinde evlerde, ofislerde ve yol üzerindeki istasyonlarda şarj edilebilecek. Bağlantılı ve akıllı bir otomobil olmanın sunacağı teknolojik imkanlar ile kullanıcılar otomobillerinin şarjını kolaylıkla planlayıp yönetebilecek.

 

haber: aa.com.tr

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Milli Eğitim Bakanlığı, Devamsızlık Yapan Öğrencinin Velisine Para Cezası Kesecek

Yayınlandı

on

Yazar

Milli Eğitim Bakanlığı bir süredir yaşanan devamsızlık sorununa farklı çözümler getirmeye çalışıyordu. Fakat hala net bir çözüm bulunamadı. Şimdi de il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin bilgilendirilmesiyle yeni bir proje hayata geçirildi. Yeni sisteme göre devamsızlığı olan öğrencinin ailesine para cezası kesilecek.


MEB, 2018’de ‘Devamsızlık yapmayan öğrencilere başarı belgesi’ uygulamasını başlatmıştı. Fakat proje istenildiği kadar başarılı olmadı.

Devamsızlığı önlemek adına tasarlanan ödül mekanizmaları da devamsızlık problemine çözüm olmadı. MEB öğrenci devamsızlığının en önemli nedenlerini ekonomik, sosyal ve kültürel olarak sıraladı ancak çözüme ulaşmak için bu da yeterli olmadı.


Yeni tasarıya göre, devamsızlık yapan öğrenci velisi mektupla uyarılacak. Eğer sorun devam ederse de veliye para cezası kesilecek.


En çok devamsızlık meslek liselerinde ve imam hatiplerde.

En çok devamsızlık yapılan okullara bakıldığında ortaöğretimde imam hatip liselerinin ile mesleki ve teknik liselerin olduğu açıklandı. Anadolu İmam Hatip liselerinde 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrencilerin oranı 2018-2019 eğitim öğretim yılında %36’yken mesleki ve teknik liselerde ise %44 olarak açıklandı.


Bakanlık tarafından il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine, sekiz maddelik, “Sürekli Devamsız Öğrenciler ile İlgili Yapılacak İşlemler” listesi gönderildi.

Okullara gönderilen “Yapılacak İşlemler Listesi”nde şu adımlar yer alıyor:

● Öğrencilere ve velilere, devamsızlık konusunda toplantı yapılarak yazılı ve sözlü bilgi verilmesi, öğrenci bir gün bile gelmez ise velinin telefonla aranması,

● Devamsızlığın yedinci ve 12’nci günlerinde veliye devamsızlık mektubu gönderilmesi, sorun halen devam ediyorsa muhtarlık ile tebligat yoluna geçilmesi,

● Halen öğrenci okula gelmiyor ise kaymakamlık tebligatı yapılıp para cezası kesilmesinin sağlanması gerekmektedir.

kaynak: https://ceotudent.com/milli-egitim-bakanligi-devamsizlik-yapan-ogrencinin-velisine-para-cezasi-kesecek

Okumaya devam et

Haberler

Yeni Bir İddia: Leonardo da Vinci Bir Bayılma Sebebiyle Mona Lisa Tablosunu Bitirememiş

Yayınlandı

on

Yazar

Rönesans sanatçısı sol eliyle çizmesine rağmen, tablolarını sağ eliyle boyadığını ve yaralanması sonucunda eserlerinin çoğunu yarım bıraktığı düşünülüyor.

Yeni bir araştırma, Leonardo da Vinci’nin bayılama nöbeti geçirip kolundan ağır yaralanmasından sonra Mona Lisa’yı bitiremediğini iddia ediyor.

Rönesans sanatçısı sol eliyle çizmesine rağmen, tablolarını sağ eliyle boyadığını ve yaralanması sonucunda eserlerinin çoğunu yarım bırakmak zorunda kaldığı söyleniyor. Da Vinci’nin yarım bıraktığı en ünlü eserlerinden birisi ise “Bilgelerin Tapınması (Adoration of the Magi) adlı tablosudur;

Ressamın, kariyerinin son dönemlerinde vücudunun sağ tarafını zayıflatan bir felç geçirdiği düşünülüyor. Paletleri ve fırçaları tutma şeklini etkilediği ve bu durum hem biyolojik bulgularla hem de portrelerinden görülebiliyor.

Bununla birlikte, Kraliyet Tıp Derneği Dergisi’nde yayınlanan yeni bir araştırmada, da Vinci’nin sağ elinde bir bastonla büzülmüş bir sekilde resmi yayınlandı.

Roma’da Villa Salaria Kliniğinde plastik rekonstrüktif ve estetik uzman cerrahı olan ve aynı zamanda yardımcı yazar Dr Davide Lazzeri: “İnme sonrası kas spastisitesinde görülen tipik bir sıkışık el göstermek yerine, resim genellikle pençe eli olarak bilinen ulnar palsi gibi alternatif bir tanı yansıtmaktadır” dedi.

Ayrıca senkop veya bayılma nöbetinin de da Vinci’nin sağ üst kolunda travmaya neden olabileceğini ileri sürdü. Ulnar siniri, omuzdan parmağa doğru uzanır ve elin karmaşık hareketlerini yönetir.

Dr Lazzeri : “Bu da, kariyerini son beş yılını ressam ve öğretmen olarak sürdürürken, Mona Lisa da dahil olmak üzere sayısız tabloyu neden eksik bıraktığının açıklaması olabilir.

(Da Vinci’nin Louvre’da sergilenen orjinal Mona Lisa tablosunun öncesinde bir kısmını çizdiği düşünülen Isleworth Mona Lisa tablosu)

Kaynak

Okumaya devam et

Haberler

Deprem sırasında ve sonrasında neler yapılmalı, deprem çantasında neler olmalı?

Yayınlandı

on

Yazar

Deprem riski

İstanbul’da bugün Silivri açıklarında 5,7 büyüklüğünde bir deprem yaşandı.

Depremde sekiz kişi hafif yaralanırken, çok sayıda kişi korku ve panikle sokağa çıktı.

İstanbul’daki sarsıntıyla birlikte, deprem konusu da bir kez daha Türkiye’nin gündemine oturdu.

Deprem anında neler yapılmalı?

Uzmanlar, deprem anında genel davranış biçimini “Yat/Çök-Korun/Kapan-Tutun” hareketinin oluşturduğunu söylüyor.

Arama Kurtarma Derneği’nin (AKUT) hazırladığı Deprem Eğitim El Kitabına göre, özellikle büyük depremlerde ayakta durmak mümkün olmadığından yapılması gereken ilk şeyin emniyetli bir yere yatmak ya da çökmek olması gerekiyor.

Güvenli yerlere örnek olarak, içinde bulunulan binanın çökmesi durumunda kişiye oksijen alabileceği az da olsa bir yaşam alanı yaratabilecek, kanepe, sağlam masa, yatak, çamaşır makinesi gibi üstüne bir şey çökse bile yer hizasıyla sıfırlanmayacak eşyaların hemen yanı başı gösteriliyor.

AKUT, “Yat/Çök-Korun/Kapan-Tutun” hareketini şöyle anlatıyor:

Yat: Yere yüzüstü yatma, ya da yan yatarak bacakları karına çekme (cenin) şeklindedir.

Çök: Özellikle masa altı gibi yerlerin tercih edildiği hallerde uygulanır. İki diz üzerine çökülerek vücut öne eğilir.

Korun/Kapan: Deprem sırasında çevremizden üzerimize düşecek ya da devrilecek cisimlere karşı kendimizi koruma durumunu ifade eder.

Korun: Özellikle baş bölgesinin korunması birinci önceliktir, yastık ya da başka bir cisimle başı ‘korumak’ gibi.

Kapan: Başımızı kollarımızın arasına alarak ‘kapanmak’.

Tutun: Deprem sırasında salınan koltuk ve oturma grubu gibi ağır ve büyük cisimlere tutunarak onlarla beraber sallanabilir ve sizi ezmelerine engel olursunuz.”

AKUT

Deprem sırasında kapı eşikleri durulmaması gereken tehlikeli yerler arasında bulunuyor. Ayrıca, balkon, merdiven boşluğu ve asansörlerin de deprem sırasında kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.

Dolap, gardırop ve büfe gibi devrildiğinde yaralanmalara yol açabilecek büyük eşyaların da duvara sabitlenmesi uzmanlar tarafından yapılan bir başka öneri.

Deprem sonrasında neler yapılmalı?

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Afetlere Hazırlık Yılı projesi kapsamında depremle ilgili de bir dizi video hazırladı.

AFAD’ın hazırladığı deprem sonrasında yapılması gerekenler videosunda şunlar sıralanıyor:

  • “Çevreniz ve kendi emniyetinizden emin olduktan sonra binayı terk edin.
  • Elektrik, gaz ve su vanalarını kapatın, soba ve ısıtıcıları söndürün.
  • Afet ve acil durum çantanızı alarak toplanma alanına gidin.
  • Deprem sonrası yardıma ihtiyaç duyabilecek bebek, çocuk, yaşlı, engelli ve hamilelere destek olmaya çalışın.”

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin hazırladığı kitapçıkta da tsunami riski olması halinde, denize doğru değil, yüksek yerlere kaçılması gerektiği uyarısı yapılıyor.

Deprem riski

İstanbul’da kaç toplanma alanı var?

Toplanma alanları, bir afet anında insanların güvenli bir şekilde ulaşıp temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği mekanlar olarak tanımlanıyor.

Bu alanların, afetzedelerin acil bir durumda afetzedelerin temiz su, yiyecek, giyecek, barınma, temel tıbbi yardım ve psikolojik rehabilitasyon imkanlarına erişimini sağlayacak şekilde tasarlanması gerekiyor.

Uluslararası kabul edilen standart bir toplanma alanının kişi başı 1,5 metrekarelik bir alana sahip olması.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da “10 binlerce toplanma alanı” olduğunu söyledi.

AFAD’a göre, Türkiye’de “81 ilde, uygun her ilçede ve mahallede” toplanma alanı bulunuyor ve İstanbul’daki toplanma alanının sayısı ise 2 bin 850.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da 859 adet yeni afet toplanma alanı tespit ettiklerini ve bunlar arasında hazır olmayanların da hazırlanacağını açıkladı.

Toplanma alanlarının yerlerine turkiye.gov.tr adresindeki e-devlet sistemi üzerinden ulaşılabiliyor.

Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı İnşaat Mühendisleri Odası, büyük çaplı toplanma alanlarının önemli bir kısmının imara açıldığını ve bu alanlara, AVM ve konut projesi gibi yapıların inşa edildiğini açıkladı.

TMMOB’un verdiği bilgiye göre, İstanbul’da şu anda gerekli kriterleri karşılayan 77 toplanma alanı bulunuyor ve AFAD’ın saydığı yerlerin önemli bir kısmını küçük park ya da kalabalık grupları alamayacak kadar küçük açık alanlar oluşturuyor.

İstanbul’da kaç deprem konteyneri var?

İstanbul’da bulunan konteynerlerin sayısıyla ilgili ise çok daha az bilgi mevcut.

İstanbul Valiliği Afet Yönetim Merkezi, 2002 yılında yaptığı bir açıklamada, İstanbul’da 762 mahalle ve 173 köye turuncu renkli yaklaşık 2 bin konteyner yerleştirildiğini söyledi.

Bu konteynerlerin bakımı ve içindeki malzemelerin güncelliğinin korunması işi ise 2012 yılında ilçe belediyelerine devredildi.

Bugün bunlardan kaçının halen aktif olduğu bilinmemekle birlikte, birçoğunun hırsızlık ve yağmalama gibi olaylara maruz kaldığı için kaldırıldığı belirtiliyor.

DEPREM KONTEYNERİ
Image captionAvcılar Bülent Ecevit Parkı’nda bulunan deprem konteyneri

Bazı ilçelerde ise hiç deprem konteyneri bulunmuyor.

Bazı ilçe belediyelerinin web sitelerinde toplanma alanlarıyla birlikte hangi noktalarda konteyner bulunduğu bilgisine de ulaşılabiliyor.

Halen var olan konteynerler ise toplanma alanı olarak tespit edilen yerlerde bulunuyor.

Bu konteynerlerin içinde AFAD tarafından belirlenen malzemelerin yer alması gerekirken, bunların çalışır durumda olmasının sağlanması ve bakımının sorumluluğu da ilçe belediyelerine ait.

Bu konteynerlerin içinde ilk yardım çantası, battaniye, jeneratör, kazma, baret, fener ve halat gibi arama-kurtarma çalışmalarında kullanılabilecek malzemeler yer alıyor.

toplanma alani

Deprem çantasında neler olmalı?

Uzmanlar ve afet konusunda çalışmalar yapan kuruluşlar, bireylere temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri malzemeleri içeren bir çanta veya set hazırlamalarını tavsiye ediyor.

Özellikle 1999 depreminden sonra uzmanların yaptığı uyarıların ardından birçok kişi “deprem çantası” hazırlamıştı.

AKUT’un el kitabında “Acil Durum Seti – 72 Saatlik Yeterlilik Seti” olarak adlandırılan deprem çantasında olması önerilen malzemeler şunlar:

  • “Su,
  • Yiyecek, kolay bozulmayacak (konserve vb.),
  • İlk Yardım Seti (eczanelerde satılmaktadır),
  • Pilli radyo ve yedek pilleri,
  • El feneri (yedek pil ve ampulleri ile),
  • Battaniye,
  • Nakit para,
  • Kibrit / çakmak,
  • Kalem, kağıt,
  • Düdük,
  • Hijyenik ped v.b. ,
  • Sigorta poliçeleri, bonolar, hisse senetleri, kontratlar, senetler v.b. ,
  • Pasaportlar, sigorta kartları, doktor kayıtları v.b. ,
  • Değerli ev eşyalarının envanteri, önemli telefon numaraları.”

Ayrıca bebekli ailelerin de mama, bebek bezi, biberon ve yedek giysi gibi malzemeler alması da öneriliyor.

Hazırlanan bu çantanın evde yaşayan herkesin kolay ulaşabileceği bir yerde tutulması gerekiyor.


BBC

Okumaya devam et

Haberler

Boston Dynamics’in Meşhur Robotu Atlas, Akrobatları Kıskandırıyor!

Yayınlandı

on

Yazar

Gelişmiş robotlarıyla bilinen Boston Dynamics şirketinin meşhur robotu Atlas şimdi de taklalar atıyor!

Atlas robotun özellikleri saymakla bitmiyor.

Atlas robotun özellikleri saymakla bitmiyor.

Robot daha önce de dengede durabilme, parkur performansları gibi görüntüleriyle dikkatleri üzerine çekmişti.

Denge konusunda ise bir hayli başarılı Atlas robot.

Denge konusunda ise bir hayli başarılı Atlas robot.

Aldığı darbeler karşısında dimdik ayakta kalabiliyor. Düşmesi durumunda ise anında toparlayıp ayağa kalkıyor.

O robot şimdi ise akrobatlara meydan okuyor!

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar