Connect with us

Girişimcilik

Kurutulmuş Balık Ticaretinden Teknoloji Devi Olmaya: Samsung’un Hikayesi

Yayınlandı

on

Televizyondan buzdolabına; klimadan akıllı telefona… Teknoloji denilince akla gelen ilk şirketlerden biri Samsung. Birçok insan Samsung’u, Apple, Facebook, Microsoft, Google ve Amazon gibi teknoloji devleri dediğimiz şirketler ile birlikte olarak anıyor. Ancak tabii Samsung’un da buraya ulaşmak için kat etmesi gereken zorlu bir yol vardı.

Samsung, 1938 yılında, Çin’e kurutulmuş balık ihraç eden bir şirket olarak kuruldu.

1938 yılında Byung-Chul Lee, Kore’de gıda ihracatı yapacak bu şirketi kurmaya karar verdi. Böylece Çin’e kurutulmuş balık, un, sebze gibi ürünler ihraç etmeye başladı. Şirketi büyütmek isteyen Lee, sadece gıda ile yetinmeyerek şirketin ilgi alanını genişletmeye başladı. Böylece, 1950 ve 1960 yıllarında, Samsung, sigorta ve tekstil sektörlerine de girdi.

Samsung Electronics 1969 yılında başlatıldı.

Şirketin bu bölümü genellikle televizyon üretmeyi amaçlıyordu. Samsung’un ilk siyah-beyaz televizyonu 1970 yılında satışa çıktı. Aynı yıl, mikrodalgalar, buzdolapları, çamaşır makineleri üretilmeye başlandı. Alanlarını genişletmek adına petrokimyasallar dahil birçok alana daha el attılar.

Elektronik alanlarına yoğunlaşmaları daha çok 1980’li yıllarda oldu.

Renkli televizyonlar, bilgisayar, VCR üretmeye başladılar. Aynı zamanda bu süreç boyunca Samsung, ihracatının büyük bir kısmını Kuzey Amerika’ya yapmaya başladı.

1989 yılında Samsung-BP Chemicals’ı kurmak için BP ile çalışmaya başladı.

Böylelikle şirket Kore’ye kimyasal satmaya başlamış olsa da hala asıl amaçları teknoloji idi. 1990’lı yılların ortasında bilgisayarlar için hafıza kartı ve harddisk üretimine yoğunlaştılar. Hafıza kartları ve harddiskler bugün hala Samsung’un ürünlerinin büyük bir kısmını oluşturuyor.

Bir şirket efsanesine göre, Samsung’un ürettiği ilk cep telefonu 1995 yılında piyasaya sürüldüğünde çalışmaz haldeymiş.

O zamanın yönetim kurulu başkanı Kun-Hee Lee, bu durumu öğrendiğinde telefonun üretildiği fabrikayı ziyarete gitmiş ve oradaki bütün ürünleri yakmış.

Samsung, bu talihsizlikten sonra internete bağlanabilen ilk telefonunu 1999 yılında piyasaya sürdü.

Kun-Hee Lee’nin tepkisinden sonra cep telefonu işini daha büyük bir ciddiyetle ele alan Samsung, internete bağlanabilen telefonu piyasaya sürdüğünde büyük başarı elde etti. Öyle ki bu telefon, günümüzde hala Samsung’un en çok kar ettiği elektronik alet ünvanını elinde tutuyor.

1990’ların sonunda cep telefonlarının yanında televizyon üretimine de önem verildi. 1998 yılında seri üretimle ilk dijital televizyonu üretmeyi başardılar ve bu televizyon 1999 yılında piyasaya sürüldü.

2000’li yıllarda HD televizyonlar üretmeye başlayan Samsung, bugün satın alınabilecek en iyi HD televizyonları yapıyor.

2010 yılında Mobil Dünya Kongresi’nde ilk android telefonu olan Galaxy S’i tanıttı.

Galaxy serisi hızlı ve başarılı bir gelişim kaydetti. Şuan piyasada alınabilecek en iyi akıllı telefonlardan biri olarak görülüyor. Samsung, ayrıca, aynı yıl Galaxy Tab isimli ilk android tableti de piyasaya sürdü.

2013 yılına geldiğimizde Samsung, geleceğin akıllı televizyonunu CES (Tüketici Elektronik Fuarı)’de tanıttı.

Bu televizyon, program bilgisini kablodan veya uydu alıcısından sağlıyordu.

Günümüze gelecek olursak: Samsung pazarlamadaki başarısı ve ürünlerinin güzelliği ile bir çok rakibinden iyi iş çıkarıyor.

Rakiplerinden daha fazla akıllı telefon piyasaya sürüyor ve çok çeşitli elektronik parçaları üretebiliyor. Şirket, Galaxy Note 7’lerinin patlamasıyla ilgili sorunlar yaşasa da toparlanmayı bildi.

Kaynak

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Girişimcilik

Robert Downey Jr’ın Asla Pes Etmemeniz Gerektiğini Gösteren İlham Dolu Hikayesi

Yayınlandı

on

Yazar

 

“Iron Man”, “The Avengers” ve “Sherlock Holmes” gibi filmlerden bildiğimiz Hollywood’un en ünlü ve başarılı aktörlerinden biri olan Robert Downey Jr.’ın bu uğurda yürüdüğü yol oldukça engebeliymiş. Downey, bize çabalamadan hiçbir şeyi başaramayacağımızı hayatı ile gösteriyor.Robert “John” Downey Jr, 1965 Manhattan doğumlu. Babası yönetmen ve oyuncuydu, böylece Robert daha 5 yaşındayken küçük roller almaya başladı….

Uyuşturucu ile tanıştığında 6 yaşındaydı.

Babası uyuşturu bağımlısı olduğu için küçük yaştan beri uyuşturucular içinde büyüdü. Downey 6 yaşındayken esrar kullanmasına izin veriliyordu. Ve henüz 9 yaşındayken Robert Downey Jr. bir bağımlı olmuştu.

“Babamla birlikte uyuşturucu kullandığımda, bunun bana olan sevgisini anlatmak için bildiği tek yol olduğunu düşünüyordum.”

1984 yılında tanıştığı Sarah Jessica Parker ile olan birliktelikleri 7 yıl sonunda uyuşturucu nedeniyle sona erdi.

1991 yılında Downey’nin uyuşturucu bağımlılığı son derece kötüye gidiyordu ve bu, ilişkisinin bitmesine sebep oldu. Sonrasında hayatı tamamiyle kontrolden çıktı. 1996 yılına gelindiğinde, çok kez tutuklandı, rehabilitasyona katıldı, defalarca mahkemeye çıktı ve hapse girdi. İlk tutuklanmasının ardından aşırı madde kullanımı nedeniyle bir komşusunun evine girip uyuyakaldı ve bu nedenle 3 yıl boyunca uyuşturucu testine girerek rehabilitasyon tedavisi gördü. 1997 yılında ise uyuşturucu testi talimatlarından birisini kaçırdığı için 6 ay hapse
mahkum edildi.

2001 yılında hapisten çıktığında ne parası ne de bir ailesi vardı.

Hapiste çok kötü şeyler yaşadığını anlatan Robert Downey Jr., iki kez kendi kanından oluşan bir havuzda  uyandığını söylüyor. Ayrıca hapisten çıktığında kaybedilebilecek her şeyini kaybetmiş olan Downey, geçimini sağlamak için bir pizzacıda işe girdi. Burada saati yalnızca 8 sente çalışıyordu.

Bizim “süper kahramanımıza” dönüşmesi ise 2003 yılından sonra gerçekleşti.

2003 yılında yapımcı Susan Levin ile tanıştı. Bu güçlü kadına aşık oldu ve evlenme teklifi etti. Ancak Susan, uyuşturucuyu bırakmazsa asla onunla evlenmeyeceğini söyleyerek bu teklifi geri çevirdi. 2 yıl sonra Downey Jr. uyuşturucudan tamamen temizlenmişti ve 2005 yılında Susan
Levin ile evlendiler. Onun için 2005 yılı öncesi artık tarih olmuştu, şimdi geleceğe bakma zamanıydı.
Yaptıklarının sorumluluğunu üstlendi ve büyük başarılara sahip oldu. Bahaneler üretmeyi bıraktı ve kendisini ittiği umutsuzluktan kurtarabileceğine karar verdi.

“Bence güç ilerleyebilmenin, ilerleyebileceğinize inanmanın kaynağıdır. Ve sonunda size, arkanıza bakıp neler yaptığınızla yüzleşebilmenin güvenini verir.”

…Robert Downey Jr. Şuan dünya çapında tanınıyor ve Hollywood’un en başarılı aktörlerinden biri. 2012-2015 yılları arasında Forbes’in en çok kazanan Hollywood aktörleri listesinde yer aldı. Diyeceğimiz o ki; Hayatınız ne kadar zor olursa olsun, asla pes etmeyin. Başarılı olmanın en önemli gereksinimi başarıyı istemek ve uğruna fedakarlık yapabilmektir.

Okumaya devam et

Girişimcilik

Ailesi Günlük 1$ Kazanırken Flappy Bird’ü Yaratan Gencin Hikayesi

Yayınlandı

on

Yazar

Zengin olan uygulama geliştiricileri arasında öyküsü en ilham verenlerden birinin Flappy Bird’in geliştiricisi Dong Nguyen olduğunu fark edeceksiniz. Dong, Vietnam’da yaşayan, hepimiz gibi evinde oturup televizyon seyreden, kalkıp okula giden, okulda öğretmenlerinden azar işittikten sonra stajyer olarak çalıştığı oyun geliştirme şirketine gidip Facebook’ta arkadaşlarının fotoğraflarını beğenip sonra tekrar evine dönen ve televizyon seyretmeye devam eden sıradan bir gençtir.

Ancak kader onun başına ağ örmeye kararlıdır ve Dong bir akşam evde oturmuş tavuklu noodle yerken Angry Birds’in çok kompleks bir oyun olduğunu düşünüp daha basitini yapmak ister ve bilgisayarını açıp iOS programlamayı öğrenmeye başlar. Öğrendiği dili test etmek için de dünyada görebileceğiniz en basit oyunlardan birini üç gün içinde yapar: Flappy Bird…

Hatta oyun o kadar amatörcedir ki, Dong oyunun grafiklerini bile bilgisayarında kurulu diğer oyunların dosyaları arasından çalar. Sonuçta ortaya beton kolonların arasından uçmaya çalışan minik, şapşal, aptal, yeteneksiz bir kuşun bitmek bilmeyen öyküsü çıkar. Oyuncuların da tek yapması gereken, belli bir ritim ile ekrana dokunmaktır.

Bu oyunu Apple Store’da ücretsiz olarak yayınlayan Dong elbette kimseyi etkileyemez. Milletin işi gücü yok da amatör çocuk oyunu mu oynayacaktı? Zengin olmak o kadar da kolay değildi elbette. Peki Dong’un oyunu nasıl oldu da bu kadar popüler oldu?

Dong, oyununun kategorisini “aile uygulamaları” olarak değiştirir. Bu sırada oyun sosyal medyada birkaç kişinin dikkatini çeker ve alay etmek amacıyla bu saçma oyunu paylaşırlar. Sonuçta insanlar ilk etapta alay etmek için merak ettikleri bu oyuna başlamışlardır artık ve çekirdek çitlemek gibi kendilerini durdurması zor bir alışkanlığın içinde bulurlar. Dolayısıyla oyunu oynamaya devam ederler.

Bir süre sonra da Dong’un Twitter hesabına küfürler yağmaya başlar. Bu sürükleyici ama bomboş, anlamsız, saçma oyunu yaptığı için. Oyuna bağımlı olanlar ölüm tehditleri savurmaya başlar. Oyun kısa sürede fenomene dönüşür. Dünya çapında herkes ondan bahsetmeye başlar. Oyun internette bir mim haline dönüşür.

Dong önceleri bu tepkilerden çok çekinip oyunu yayından çeker ancak sonra abileri onu akıllandırmış olacak ki, Vietnamlı sıradan bir çocukcağız olan Dong uygulama içi reklamlardan her gün 50 bin dolar kazacağı oyunu yeniden yayınlar. O günden bugüne kadar Vietnam’daki ailesi günde 1 dolar kazanırken o her sabah güne 50 bin dolar daha zenginleşmiş olarak başlar. Bugün serveti on milyonlarca doları geçiyor ve hızla büyümeye devam ediyor.

Okumaya devam et

Girişimcilik

1995’ten 2015’e Elon Musk’ın Girişimleri ve Yatırımları

Yayınlandı

on

Yazar

2016 Nisan ayı itibariyle, Elon Musk yaklaşık 14,3 milyar dolarlık bir adam. Herkes onun peşinde, herkes onun gibi olmaya çalışıyor. İş dünyasına ve teknolojiye ışık tutan adam Musk, nasıl şu an olduğu yere geldi, nelere girişti ve nelere yatırım yaptı?

1-) Zip2 Corporation, Musk’ın 1995’te kurduğu ilk şirketiydi.

Stanford Üniversitesi Fizik Bölümünü bırakıp kurduğu bu şirkette Musk, Navteq’ten sağladığı dijital internet haritalarını, işyeri adresi rehberlerine bağladı ve internetin ilk sarı sayfalarını yarattı. Bu şirket İnternet gazetelerine harita ve işyeri adresi rehberleri sağlıyordu.

Daha sonra 1999 senesinde; Musk, şirketini bilgisayar üreticisi Compaq’a 307 milyon Dolar karşılığında sattı. Bu miktar, o zamanlar bir internet şirketi için ödenen en yüksek ücretti.

2-) 1999 yılında daha sonra PayPal ile birleşecek olan, internetten ödeme sağlayan X.com’u kurdu.

Zip2’yi sattıktan sonra satıştan aldığı paranın 10 milyon dolarıyla bir online finansal servis şirketi X.com’u kurdu. Musk ödemeleri elektronik posta aracılığıyla yapmayı sağlayan yeni bir teknoloji üzerinde yoğunlaşmak istiyordu, şirketini, internet üzerinden para transfer etme işlemi olan PayPal’ı geliştiren rakibi Confinity şirketi ile birleştirdi. Lakin daha sonra Confinity Musk’ı kişilik çatışmaları gibi sebeplerden ötürü yönetim kurulundan kovdu. Daha sonra 2002 yılında, PayPal’ı eBay satın aldı.

3-)1998 yılında kuzeniyle beraber, bir enformasyon teknolojileri şirketi olan Everdream Corporation’ı kurdu.

Elon Musk ve kuzeni Lydon Rive’in kurduğu bu şirket küçük işletmelere masaüstü yönetim hizmetleri sağlıyordu. Ayrıca Everdream şirketi, virüsten koruma yazılımı yönetip geliştiriyor, veri yedekleme işlemi gerçekleştiriyor ve veri şifreleme işlemi uyguluyordu. Rive ve ikiz kardeşi Russ şirketi 2007’de Dell’e sattı.

4-) Musk 2002’de hepimizin bildiği SpaceX olarak da bilinen Space Exploration Technologies (Uzay Keşif Teknolojileri) şirketini kurdu.

SpaceX’in dünyanın 4,5 milyar yıl önceki doğumundan bu yana en önemli projelerden biri olduğunu Musk şu şekilde açıkladı.

“Dünyada; tek hücreli yaşam, çok hücreli yaşam, bitkilerin gelişimi ve sonrasında da hayvanların gelişimi gibi dönemler yaşandı. Bu zaman zarfında; başka bir gezegendeki yaşamın tükenişini incelemeyi, okyanustaki yaşamın karaya geçişini incelemekten biraz daha önemli bulurum.”

Hedefine ulaşmak için Musk, Hawthorne Kaliforniya’da roketleri daha ucuza yapmak adına bu şirketi kurdu. 2012 senesinde Uluslararası Uzay İstasyonu ile Dünya arasında yük taşıyan ilk ticari uzay aracı SpaceX’in Dragon aracı oldu. Musk Dragon kapsülüyle insanları Mars’a göndermek ve Mars’ta bir kolonileşme olmasını sağlamak istiyor.

5-) Yine 2002’de kardeşi Kimbal ile Musk Vakfını kurdu.

Vakfın kuruluş amacı yenilenebilir enerji, uzay keşifleri, bilim ve mühendislik dallarında eğitim, çocuk hastalıkları gibi konulardaki araştırmalar için destek ödenekleri sağlamaktı. Musk Vakfı bugüne kadar toplamda 753,700 Dolar bağış yaptı.

6-) Tesla Motors büyüyor! 2004 senesinde elektrikli araba dünyasını değiştirmek için Tesla Motors’a yatırım yaptı.

Tesla Motors 2003 yılında Martin Eberhard ve Mare Tarpenning tarafından kurulmuştu. Musk şirkete çok fazla yatırım yaptı, daha sonra da yönetim kuruluna da katıldı. Şirketin ürettiği ilk araba Roadster herkesin aklını başından aldı. Çünkü bu araba 4 saniyeden az bir sürede 0 km’den 96 km’ye ulaşabiliyordu ve sadece tek şarjla 400 km gidebiliyordu. 2008’de piyasaların çökmesiyle Musk şirkette daha da aktif oldu ve bugün hala elinde tuttuğu CEO pozisyonuna getirildi.

Daha sonra Tesla Motors’un Model S arabaları o kadar iyiydi ki; aldığı olumlu oylarla Comsumer Reports oylama sistemini çökertti. Şirketin uygun fiyatlı yeni arabası Model 3 sedan, insanlar arasında öylesine fazla coşku yarattı ki 14 milyar Dolarlık ön sipariş alarak tarihe geçti.

7-) Surrey Satellite Technology şirketinde de hisse sahibi. Bu şirket küçük bir uydu şirketi ama Elon Musk’ın gözünden kaçmamış.

2005 yılında %10’luk bir hisse aldığı, Surrey Satellite Technology şirketi, işe amatör radyo uyduları yaparak başladı. Şimdi ise hava gözlemleri, iletişim ve diğer amaçlar için küçük uzay araçları yapıyor ve fırlatıyor.

😎 Güneş Enerjisi ile ilgili çalışan Solar City’e yatırım yaptı.

Musk sürdürülebilir ve yeşil teknolojinin en önemli taraftarlarından biri. Tesla şirketinin enerji tasarrufu anlayışına sahip çıkarak 2006 yılında da kuzenleri Lyndon ve Peter Rive
Tarafından kurulan Solar City’e yüklü bir yatırım yaptı. Solar City ülkenin en büyük ev güneş enerjisi panelleri montajcısı. Aynı zamanda elektrikli araçlar için şarj istasyonları kurup denetimini gerçekleştiriyor. Nisan 2015’de SolarCity, Tesla akülerine güneş enerjisiyle çalışan yedek akü sistemi dahil etmek için Tesla şirketiyle ortak olduklarını açıkladı.

9-) 2007’de Ne-Nasıl yapılır videosu paylaşan site Mahalo’ya yatırım yaptı.

Mahalo, başlangıçta kullanıcıların soru sormalarına ve cevaplamalarına olanak sağlıyordu. Daha sonra 2011 yılında Google geldi ve site büyük bir çöküş yaşadı. Çalışanlarını işten çıkardı. Daha sonra orijinal ne nasıl yapılır tarzı videolar, canlı yayınlar, kullanıcılar tarafından gerçekleştirilen soru cevap oturumları yaratarak stratejisini değiştirdi. Hatta 2011 yılında Elon Musk ile bir video serisi hazırladı.

10-) Twitter, Facebook gibi internet uygulamalarının her yerde ödeme kabul edebilmesini amaçlayan şirket Stripe’a yatırım yaptı.

Online ödeme şirketi olan Stripe’ın günümüz değeri 5 milyar dolara yakın. Ayrıca tweetlere “satın al” butonu ekleyen Twitter ile yeni bir ortaklıkları var.

11-) İşler hep iyi gitmedi, birkaç başarısız yatırımı da oldu. Bunlardan biri de 2012 senesinde kapılarını kapatan DNA Şirketi Halcyon Molecular Inc.

DNA’daki gizli kalmış sırları keşfetmek adına 2008 yılında kurulan şirket, 2012 yılında kapılarını kapattı.

12-) Musk’ın Tesla’ya adanan bir bilim müzesine bağış yapmış olması kaçınılmaz değil mi?

New York’daki Nikola Tesla’ya adanan yeni bilim müzesine 2014 yılında 1 milyon Dolar bağış yaptı.

Müzenin merkezi, Tesla’nın mesaj gönderme ve kablosuz elektrik aktarımı deneyleri yapmak için inşa ettiği dev verici kulesiyle aynı yerde, Musk, dünyanın en hızlı şarj istasyonu olacak olan Tesla Süperkompresör istasyonunu merkezin otoparkına inşa etmeyi planlıyor.

13-) Yapay zekâ ile arasının pek iyi olmadığını bildiğimiz Elon Musk, buna rağmen Vicarious isimli şirkete yatırım yapıyor.

Artık nerdeyse herkes Elon Musk’ın yapay zekaya güvenmediğini biliyor. Hatta kendisi yapay zekayı “şeytan çağırma” olarak niteledi.
2010 yılında kurulan Vicarious’ a Musk, 2014 yılında 40 milyon dolarlık yatırım ile katkıda bulundu. Vicarious’un internet sitesine göre şirket “görüş, dil ve temel kontrollerde insan seviyesinde zekaya sahip bir algoritmik mimari tasarlıyor”.

14-) Musk’ın bir diğer yapay zekâ yatırımı DeepMind Technologies.

Musk yapay zekâ için;

“Karşılığında gerçek bir yatırım yapmak gibi bir bakış açım yok… Sadece yapay zekâ alanında neler olduğuna dikkat etmek istiyorum. Bence burada potansiyel olarak tehlikeli bir sonuç var. Bunun hakkında bildiğiniz üzere “Terminatör” gibi filmler var.”

“Bazı korkutucu sonuçlar var ve biz bu sonuçların iyi olduğundan emin olmamız gerekiyor.”

2014’te Google’a satılan DeepMind Technologies’in hedefi makine öğrenimi ve nörobilimi birleştirip güçlü ve çok amaçlı bilgisayar algoritmaları yaratarak insan zekasını çözmek.

15-) 2015’te insan benzeri yapay zekâ üretimindeki riskleri azaltmak için araştırmalar yapan Future of Life Enstitüsü’ne 10 milyon dolar bağışladı.

Enstitüde projeler kendi içerisinde ayrılıyor. Yapay zekâ için etik kurallar ve sistemler yaratmayı amaçlayan projeler varken, yapay zekâ destekli silahları kontrol altında tutmaya çalışan projeler de mevcut.

16-) İnsanlığa katkı sağlayacak teknolojik buluşlara teşvik etmek amacıyla yarışmalar düzenleyen kâr amacı gütmeyen X Prize Foundation’ın Kurul Üyesi.

17-) Beyin sinyallerini analiz eden ürünler geliştiren NeuroVigil Şirketinin 2015 yılında ana yatırımcısı oldu.

2007’de kurulan Şirket ilaç şirketlerine, nörolojik ve nörodejeneretif hastalıkları olan hastalara tanı konması ve tedavi edilmesinde olduğu kadar, klinik araştırmalar yapmalarında da yardımcı olmak için beynin elektrik sinyallerini analiz etmeye odaklanıyor.

18-) 2013 yılında yüksek hızlı ulaşım sistemi Hyperloop’u halka duyurmak için kullandı.

Hyperloop, insanları tüpler içindeki kapsüllerle saatte 800 kilometreyi aşan bir hızla taşımayı planlayan bir raylı sistem. Musk, Hyperloop’u başlangıçta San Francisco ve Los Angeles arasında seyahat etmek için hızlı, güvenli ve enerjiden tasarruf edilen bir yol olarak gördü.

19-) Aralık 2015’te kâr amacı gütmeyen OpenAI’ı kurdu.

OpenAI’in; önde gelen bilim insanları ve kurumlarının katkıda bulunabileceği, işbirlikçi ve açık bir şekilde çalışabileceği, araştırma makaleleri, blog yayınları, kod ve patentlerin bir deposu haline getirilmesini amaçladı.

Şirket bağışlardan yaklaşık 1 milyon dolar topladı ve tabi ki bunda Elon Musk’ın da payı vardı.

1995’ten bu yana birçok alanda bilimi destekleyen Elon Musk’a haddim olmayarak başarılarının devamını diliyorum. 🙂

Okumaya devam et

Girişimcilik

Zuckerberg’in, Jobs’ın Yerine Onlar Gelecek: Teknolojinin En Yeni 9 Milyarderi

Yayınlandı

on

Yazar

Mark Zuckerberg, Jeff Bezos ve Elon Musk’ı mutlaka duymuşsunuzdur.

Peki, Patrick Collison, David Zalik ya da Lucy Peng’i duydunuz mu?

İlk gruptakilerin, teknoloji milyarderi olmaya devam eden startup kurucuları olduğunu biliyorsunuzdur. Asıl bilmediğiniz, teknoloji milyarderleri kulübüne katılan ikinci gruptaki kişiler.

Forbes’un zenginler listesi ve Bloomberg milyarderler endeksine dayanarak hazırlanan bu liste ile kulübün yeni üyelerine bir göz atalım.

Liste, servetlerinin çoğunu son 3 yılda yapan kişilerle sınırlanmıştır.  Farklı ülkelerden ve kıtalardan olan bu 9 kişinin çeşitli teknoloji sektörlerinde şirketleri ve yüzlerce trilyon net varlıkları var. İşte en yeni 9 teknoloji milyarderi:

1) Rishi Shah, Outcome Health CEO’su

Yaş: 31
Net varlık: 3.6 milyar dolar
Şirket: Sağlık teknolojisi firması Outcome Health
Görevi: CEO, Kurucu

Bir doktorun oğlu olan Shah, şimdi şirketin başkanı olan Shradha Agarwal ile Outcome Health’i kurmak için Northwestern Üniversitesi’nden ayrıldı. Outcome Health, doktorlara ve diğer sağlık uzmanlarına tablet ve büyük dokunmatik ekranlı cihazlar satıyor ve hastalarla sağlık durumları, tedavileri ve diğer konularla ilgili iletişim kurmalarına yardımcı olacak yazılımlar sağlıyor. Cihazlar ayrıca reklamları da gösteriyor.
Outcome Health’in değeri Mayıs 2017’de 5,6 milyon dolar olarak belirlendi. Shah, şirketin %80’ine sahip.

2) Frank Wang, DJI Technology CEO’su

Yaş: 37
Net varlık: 3.2 Milyar Dolar
Şirket: Çinli drone üreticisi DJI Technology
Görevi: Kurucu, CEO

Wang’ın şirketi, DJI Technology, bu kadar popüler olmadan önceki zamanlardan beri drone satıyor. Şimdi, işleri büyüdü. Goldman Sachs, 2016 ve 2020 yılları arasında robotik uçaklara harcanacak toplam miktarın 100 milyar doları bulacağını tahmin ediyor. Goldman Sachs’a göre, DJI’ın satışları geçen yıl drone pazarının tüketici ve ticaret bölümlerinin yaklaşık %70’ini oluşturuyordu.

Wang, 2006 yılında Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ndeki yurt odasından DJI için çalışmalara başladı ve şirketi, gerçekten uçabilen bir uçmaya-hazır-drone pazarlayan ilklerdendi. Wang, o zamandan beri sektörden yararlanıyor ve 2017’de Asya’nın en genç milyarderi oldu.

3) Jan Koum, WhatsApp CEO’su

Yaş: 41
Net varlık: 9,7 milyar dolar
Şirket: Mesajlaşma uygulaması geliştiricisi WhatsApp
Pozisyon: CEO, Kurucu Ortak

Koum, 16 yaşındayken annesi ile Ukrayna’dan, California Mountain View’a taşındı ve lisedeyken kendi kendine bilgisayar teknolojisini öğrendi. Yahoo’da mühendis olarak çalışmaya başlamadan önce yemek fişleriyle geçimini sağlayarak yoksul büyüdü. Yahoo’dan ayrıldıktan sonra Güney Amerika’da vakit geçirdi ve Facebook’ta bir iş başvurusunda bulundu ancak reddedildi.

Daha sonra, Kaum ve ortağı Brian Acton WhatsApp’ı yayınladı. Uygulama, kullanıcıların durum güncellemelerini arkadaşlarıyla paylaşmasına izin veren bir hizmet olarak başladı ancak kısa sürede bugünkü mesajlaşma servisine dönüştü.

2014’te WhatsApp, Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’in ilgisini çekti. Facebook’un 2014’te WhatsApp’ı 22 milyar dolarlık nakit ve hisse karşılığı satın almayı teklif etmesinden önce Zuckerberg ve Kaum bu alışveriş için iki yıl boyunca konuştular. Facebook’un hisse senedi değeri arttıkça Koum’un net varlığı da yükseldi.

4) Brian Acton, WhatsApp Kurucu Ortağı

Yaş: 45
Net değer: 6,7 milyar dolar
Şirket: WhatsApp
Görev: Kurucu Ortak (ayrıldı)

Acton, kariyerinin çoğunu Koum’la birlikte geçirmiştir. Yahoo’da Kaum’la birlikte çalıştı ve bu internet devinden ayrıldıktan sonra Koum ile birlikte Güney Amerika’ya yolculuk etti.
Güney Amerika’dan döndüklerinde, Acton Facebook’ta bir işe başvurdu ve reddedildi. Daha sonra Kaum ile birlikte WhatsApp’ı kurdu ve Facebook’un satın almasından sonra da şirkette onunla birlikte devam etti.

Acton, Koum ile yollarını yeni ayırdı. Facebook ve WhatsApp’tan Eylül ayında ayrıldıktan sonra “kar amacı gütmeyen, teknoloji ve iletişimin kesiştiği noktada” olacak kar amacı gütmeyen bir girişim başlatacağını Facebook’ta paylaştı.

5) Adam Neumann, WeWork CEO’su

Yaş: 38
Net varlık: 2,6 milyar dolar
Şirket: İşbirliği alan sağlayıcı WeWork
Pozisyon: CEO, Kurucu Ortak

Neumann, İsrail ordusunda bir subay olarak görev yaptıktan sonra 2001’de İsrail’den ABD’ye taşındı. Brooklyn’de bir bebek giyim şirketi olan önceki işini yürütürken bugünkü WeWork fikri aklına geldi.
Yakındaki bir depo binasının boş olduğunu fark etti ve orayı yönetmesine ve kiralamasına izin vermesi için sahibini ikna etti. Bu, GreenDesk şirketinin temelini oluşturdu. Neumann ve ortağı Miguel McKelvey, WeWork’ü kurmak için 2010 yılında GreenDesk’teki hisselerini sattı.

Bugün, WeWork’ün ülke çapında 40 ilde ofisleri bulunmaktadır. Softbank’te 3 milyar dolarlık bir yatırıma imza attıktan sonra, kısa bir süre önce değerinin 21 milyar dolar olduğu belirlendi.

6) David Zalik, GreenSky CEO’su

Yaş: 43
Net varlık: 2 milyar dolar
Şirket: Finansal teknoloji sağlayıcısı GreenSky
Pozisyon: CEO, Kurucu Ortak

Yine bir İsrail vatandaşı olan Zalik, dört yaşındayken ailesiyle birlikte Alabama’ya taşındı. Çok zeki bir çocuktu. 13 yaşında SAT üniversite sınavına girdi. Liseye gitmek yerine, Auburn Üniversitesi’ne girdi. Zalik, ilk işi olan MicroTech’i kurmak için mezun olmadan Auburn’den ayrıldı. 1996’da MicroTech’i sattı. Birkaç az başarılı girişimden sonra ev dekorasyonu yapanlar, sağlık hizmetleri verenler ve diğer küçük işler için, müşterilerin ödemelerini kredi ile yaptırmalarını sağlayan GreenSky’ı kurdu.

Capital One kurucu ortağı Nigel Morris, 2014 yılında GreenSky’a miktarı tam olarak bilinmeyen yedi rakamlı bir yatırım yaptı. O sonbaharda, TPG de dahil olmak üzere girişim yatırımcıları, 1.8 milyar dolar değerleme ile GreenSky’da %17 hisse satın aldı. 2016 yılına gelindiğinde, Fifth Third, şirkete yatırım yaptı ve GreenSky’ın değerlemesi iki katına çıktı.

7) John(Stripe Yönetim Kurulu Başkanı) ve Patrick Collison(Stripe CEO’su)

Yaşlar: John 27, Patrick 29
Net varlık: Her biri 1,1 milyar dolar
Şirket: Çevrimiçi ödeme işlemcisi Stripe
Pozisyonlar: John, Başkan ve Kurucu Ortak; Patrick, CEO ve Kurucu Ortak

Collison kardeşler, İrlanda’nın orta kesiminde küçük bir köyde büyüdüler ve genç yaşta kod yazmayı birbirleriyle rekabet ederek birbirlerine öğrettiler. Patrick ortaokuldan 16 yaşında mezun oldu ve daha sonra MIT’ye kaydoldu. John da, birkaç yıl sonra Harvard’a kayıt olarak Amerika’ya onun yanına gitti.

İkisi de, Silikon Vadisi’ne gidip Stripe’ı kurmak için 2009’da üniversiteden ayrıldı. Bugün, Stripe’ın Lyft, Google, Best Buy gibi müşterileri var. Kasım 2016’da şirketin değeri, 150 milyon dolarla 9.2 milyar dolar değerine yükseldi ve Collison kardeşleri milyarder yaptı.

8) Lucy Peng, Ant Financial Yönetim Kurulu Başkanı

Yaş: 44
Net varlık: 1.14 milyar dolar
Şirket: Mobil ödeme sağlayıcısı Ant Financial
Pozisyon: Yönetici

Peng, Alibaba’nın 18 kurucusundan biriydi ve mobil ödeme servisi AliPay’in CEO’su da olmak üzere şirkette çok sayıda görevde bulundu. Alibaba, şimdiki Ant Financial olan AliPay ile bölününce, Peng de onun başında kaldı.

Ant’in değeri, yakın zamanda 74.5 milyar dolar olarak belirlendi ve Peng şu anda Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor. Mart 2017’de ilk kez Forbes milyarder listesine girdi.

9) Satoshi Nakamoto, Bitcoin’in Yaratıcısı

Yaş: Bilinmiyor
Net varlık: Bilinmiyor
Şirket: Bilinmiyor
Pozisyon: Bilinmiyor

Nakamoto, muhtemelen Bitcoin’in esrarengiz yaratıcısının (veya yaratıcılarının) takma adı. Nakamoto’nun gerçek kimliğiyle ilgili çok fazla yorum yapıldı, ancak hiçbiri teyit edilmedi. 2013 yılında bitcoin geliştiricisi Sergio Lerner, Nakamoto’nun neredeyse 1 milyon dolar değerinde bitcoine sahip olduğunu tahmin etmişti. Bitcoin’in fiyatı o zamandan beri katlanarak artıyorken, Nakamoto milyonlarca veya milyarlarca dolarlık bir servete sahip olabilir.

Kaynak.

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Yurt Dışında Yaşamak İstiyorum Ama Nasıl? İşte 11 Adımlık Güzel Bir Rehber

Yayınlandı

on

Yazar

yurt dışında yaşamak

1) Şirketini Değiştirmeden Yurt Dışında Çalışmak Mümkün Mü?

En kolayı mevcut iş yerinizin yurt dışı işbirliklerine veya ofislerine başvurmak.

Gereken koşulları öğrenerek, açık pozisyonlar hakkında bilgi almak ve bunun için çalışmak. Bu süreçte şirket insan kaynaklarınızla veya gitmek istediğiniz ülkedeki çalışanlar ile bağlantıya geçebilirsiniz. Mail ve iletişim bilgileri zaten sistemde mevcuttur, değilse de LinkedIn’den ekleyerek mesaj atabilirsiniz.


2) Hangi Ülkede Yaşamak İstiyorsun?

Hatta hangi şehirde yaşamak istiyorsun? “Evet sanki bu karar da bana kalmıştı Neresi olursa giderim ki ben” deme lütfen. Gözlemlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki; yapılan en büyük hata onun bunun sözlerini baz alıp, kendi yaşam tarzını ve isteklerini hiçe sayarak bir yere taşınmaya karar vermek.

Bir dakika, sen soğuk havalara katlanabilir misin? Doğayı seviyor musun? Akşam iş çıkışı arkadaşlarla bir kaç bir şeyler içmeden olmaz mı diyorsun? Seminerler, kongreler, iş imkanları fazla mı olsun? Nerede evinde gibi hissedebilirsin? Hayat pahalı mı? Kalabalık mı olsun, yoksa izole mi? Yalnız kalabilir misin?

Karakterinize uygun bir yere gidin, hayattan yapmaktan hoşlandığınız şeyleri yapmaya devam edebileceğiniz yerlere gidin. Kendinizi düşünün, karakterinizi düşünün, hayatta ne yapmak istediğinizi düşünün, ona uygun bir yer düşünün.

Lütfen ama lütfen sadece bir yeri terk etme güdüsüyle davranmayın. Kendiniz için, sevdiğiniz bir şeyleri yapabilmek için gidin. Gidecekseniz güzel bir hayat kurabilmek için gidin. Acıdan kaçmak iyi bir motivasyon kaynağı, fakat isteklerin ve neyi sevdiğin de bir o kadar önemli.

Buna ekran karşısında karar vermen çok zor. Oranın havasını solumadan buna karar vermek, çoğu zaman gidenler için hayal kırıklığına sebep olabiliyor. Beklentilerimiz hep çok yüksek çünkü. Gidemiyorsak bile oradaki lokal insanlarla konuşmak, soru sormak önemli. Kendimizi ve ihtiyaçlarımızı tanımak da.

Yaşamak istediğin 5 yeri yaz hadi, ve neden oralarda yaşamak istediğini. Bakalım ortak noktaları ne? Bunları barındıran başka yerler de olabilir mi? Biraz daha araştır lütfen.


3) O Dili Öğren, Hatta Bir Tane Daha Öğren

“Yurt dışında yaşamak istiyorum” diyenlerin bahanesiz bir şekilde çözmesi gereken bir konu bu. Hangi ülkeye gitmek istiyorsan, o ülkenin anadilini konuşabilmek çok büyük avantaj. Eğer konuşamıyorsan da İngilizce’ne ek olarak o dili kendi çabalarınla öğrenmeye başla lütfen. Harika uygulamalar var bunun için.

Araştır lütfen, kendi kendine öğrenemiyorsan da hem bulunduğun yerdeki, hem de yurt dışındaki dil okullarına bakabilirsin taşınma kararı almadan önce. Karar veremeyenlerin en çok tercih ettiği yöntemlerden birisi de bu. Ya da istersen şöyle yöntemler de var.


4) Keşke Hep Öğrenci Kalsam Diyenler İçin Kurs, Yüksek Lisans, Doktora?

Bu konuda çok deneyimim olmasa da, bir enstitü aracılığıyla yurt dışına çıkmak seni rahatlatabilir. En azından ne iş yapmak istediğine karar vermen için zaman kazandırır.

Yeteneklerini geliştireceğin kısa dönemli sertifika programları ya da kursları da araştırabilirsin. Aşçılık, Yazılım, Gamification, İnovasyon, Girişimcilik, Sihirbazlık artık ne istiyorsan araştır lütfen.

Yüksek lisans veya doktora için ise inan bana sürece çok hakim değilim ama o okulda okuyan harika insanlar belki sana yardımcı olabilir, sormaya ne dersin?

Bir de eğer ciddiysen bu kararında, IELTS sınavına girebilirsin en kısa zamanda. İş ve üniversite başvuruları için çok önemli, tabii bu sınavın fiyatı biraz pahalı olduğu için iyi hazırlanıp girmek önemli. Çünkü son iki yılda en düşük notunun 6 veya 6.5 olması bekleniyor çoğu ülkede(Özellikle de İngiltere’de ve Avustralya’da).


5) Portföyün, Özgeçmişin, Referansların Hazır ve Güncel mi?

Ve tabii ki İngilizce mi?

Global bir dilde hazırlaman seni daha görünür ve ulaşılabilir yapacaktır. Özellikle LinkedIn profilinin İngilizce olması önemli ama yeterli değil.

Ya cidden bunları yazarken sıkılıyorum, belki okurken sen de sıkılıyorsun ama tekrar etmek gerek bazen. Zaten işin en sıkıcı tarafları bunları güncellemek. Erteleyip duruyoruz hep öyle değil mi, ama aynı zamanda o kadar önemli ki. Haydi az kaldı biraz daha zorlayacağım sizi izninizle.

Evet nerede kalmıştık 🙂

İnsan kendini anlatırken ve betimlerken nedense çok sıkılıyor, hemen olsun bitsin istiyor ama eh işte bu işler pek de öyle yürümüyor dostum. Yurt dışında yaşamak da başlı başına zor bir süreç zaten.

Güvendiğin birine fikirlerini sorabilirsin, destek alabilirsin. Başka bir bakış açısından fikir almak iyidir. Senin göremediğin hataları düzeltebilir. Aman diyeyim CV’nde ya da başvurunda yazım hatası olmasın, lütfen. Dikkat.

Görünür ve hazır olabilmen için şimdiye kadarki tüm başarıların mümkünse yazılı olarak hazır olsun. Anahtar kelimelerini belirle ki seni ulaşılabilir kılsın.


6) Peki Nasıl Başvuru Yapacağız?

Test ve ezber mantığıyla olmaz ki ama bu işler. Alışmışız hep, “apply” tuşuna basmak sanıyoruz iş başvurusunu, oysa ki çoook çok önceden başlaması gerek bu sürecin. Yurt dışında yaşamak hayalinden bahsediyoruz sonuçta. O tuşa basmak sadece kısa dönemli bir araç seni iş görüşmesine çağırmaları için. Asıl matematik ondan önce, ama her şeyini hatasız, güncel, enerjik ve ilgi çekici olarak hazırladıktan sonra başvuru aşaması geliyor.

Sizlerle bazı iş başvuru sitelerini paylaşmak isterim, daha fazlasını da siz paylaşabilir ya da bana değerli yorumlarınızla önerebilirsiniz. Paylaşmak değer vermektir.

www.glasdoor.com // www.monster.com // www.academicwork.com // www.manpower.com // www.jobvite.com // berlinstartupjobs.com jobspotting.com/en/ // jobbatical.com/explore // www.europelanguagejobs.com // www.indeed.co.uk // ec.europa.eu/eures/public/en/homepage // jobs.gaijinpot.com // www.toplanguagejobs.co.uk // www.make-it-in-germany.com/en // http://www.ewirecruitment.com // angel.co/jobs // monsterboard.nl

Bu arada, hatırlatmakta fayda var, kimse ama kimse bu sitelere girip sizin yerinize başvuru yapmayacak. Bütün bunları sizin yapmanız gerekiyor.

Gideyim de ne iş olsa yaparım deme, araştır lütfen. Çünkü bizler üniversite okurken garsonluk yapmanın tuhaf kaçtığını düşünerek yetiştik ama yurt dışındaki yaşıtlarımız o yaşlarda ne iş bulursa yapıyorlardı ve gocunmuyorlardı.

Çok açık ve net söylemek istiyorum ki, buradaki işinizi sevmeyip, kendinizi geliştirmeyip, tüm umut ve hayallerinizi yurt dışına endeksli yaşıyorsanız bundan sonuç almak çok zor.

Aman canım ben orada garsonluk da yaparım diyorsan eğer, hayatında hiç garsonluk yaptın mı? diye sormak isterim.

Yani bizler de malesef bir de mesleklere üsten bakmacılık var. Eş dost ne der, ailem benden utanır mı, ayıp mı derken tuhaf bir iş anlayışımız oluşuyor. O yüzden hassas bir konu diyorum ya oraya gidip mutlu olamazsan kimseyi suçlama lütfen.

Çoğu zaman bu seçenek korkutuyor zaten bizi, “ya beklediğimi bulamazsam?” Bulamayabilirsin ama bu zaten yolculuğun kendisi, bulamazsan, o zaman da başka bir şeyler araştırmaya başlaman gerekecek. Öylece durup da akıntıda sürüklenmek yok artık, devir değişiyor. Hem de çok hızlı.

Aslında neyde iyiysen o konuda iş bulma ihtimalin artacak. O yüzden hemen şimdiden uzmanlığını arttıracak çözümlere odaklanmak isteyebilirsin.

LinkedIn jobs, ülkeye özel headhuntlar, HR danışmanları var. Onları bulup, kendinizi çok ama çok iyi ve net anlatan mailler atabilirsiniz. (stalker gibi sürekli rahatsız etmeden tabii ki. Özellikle gecenin bir yarısı mail atmak yerine o ülkenin saat dilimini göz önünde bulundurarak iletişime geçmek önemli.)

Pek kolay olmayacak demiştim ama pes etmek yok, hadi devam ediyoruz.


7) Sponsor Bulabilmek

Çoğu uluslararası şirketin kendi web sitelerinde başvuru sayfaları var. Ama o da ne? “Çalışma ve oturma iznin yoksa” otomatikman seni eliyor mu? Evet öyle de bir şey var.

Sponsorluk o kadar kolay bulunamıyor maalesef ama uzmanlığınıza ve yetkinliğinize güveniyorsanız, bu yolu seçebilirsiniz.

Peki sponsor şirket ne demek? Bir şirketin seninle çalışmak istediğini, bulunduğu ülkeye belirtmesi. Şirket iş ilanı açarak bunu 28 gün yayınlar ve gerekli insanlarla iş görüşmesi yapar. 28 günün sonunda eğer kendi ülke vatandaşı veya Avrupa Birliği vatandaşı birini bulamazsa Türk vatandaşı olarak seni işe alıyor. Fakat iş açığı olan sektörler bu 28 günlük süreçten muaf.

Sonra sen bu sertifikayı iş vize başvuru belgesi olarak kullanıyorsun. Ve tekrar hatırlatmakta fayda var, özellikle son dönemde yaşananlardan sonra çalışma izni almak konusu biraz zorlaştı. Bu sebeple keşke bir şirket size sponsor olabilse.


8) Peki Beni Neden İşe Alsınlar?

Dili bilmeli ve işinizde, uzmanlığınızda iyi olmalısınız. Özellikle Skype mülakatları için de ön hazırlık ve çalışma gerektiriyor. Yabancılara karşı olan ön yargıyı aşabilecek vasıflarımız olmalı. Samimiyet, adaptasyon, çalışkanlık ve uzmanlık.

Gitmek istediğiniz ülkenin kendi web sitesinden detaylı bilgileri edinebilirsiniz, fakat basitçe birkaç ülkeyi şöyle paylaşabilirim:

Avustralya için ekşisözlük yazarının güzel bir entrysi burada. Aranan meslek listesi de hemen burada. Yeni mezunlar için geçici vize koşulları burada.

İsveç için aranan meslekler burada.

Kanada için aranan meslekler burada. Aranan kriterler ise burada.

Avusturya için kriterler burada.

İspanya için kriterler burada.

Freelence çalışmak için nispeten daha ucuz ve uygun yerler arıyorsanız da Tayland, Uruguay, Yeni Zelanda, Kamboçya ve Bali’yi de inceleyebilirsiniz.


9) Para, Para, Para…

Gelelim en can alıcı konuya. Para konusuna değinmemek oldukça naif olurdu. Çünkü yeni bir hayata başlamak için birikim şart.

Fakat yine belirtmek gerekir ki bu subjektif bir konu. Yani senin buradaki hayat şartların ve gideceğin ülkenin şartlarıyla alakalı. Ne istediğinle alakalı. Çoğumuz için konfor alanından çıkmadan önce bizi vazgeçiren en önemli etmenlerden.

Ama yaşam şartlarını araştırmadan cebinizde para olmadan giderseniz, yağmurdan kaçarken doluya tutulabilirsiniz aman ha! Bu sebeple planlarımızı çok daha rasyonel ve stratejik yapmak gerekecek. Ülkelere göre ortalama maaşlar ne kadar bilmek istiyorsan seni hemen buraya alalım.


10) Yabancı Bir Partner Bulmak Ya da Bulmamak

will-you-marry-me

Bak işte bu konuda ben yardımcı olamam tamamen senin seçimine kalmış. Fakat her şeye rağmen bunun da bir yöntem olduğunu unutmamak gerek.


11) Sevdiklerini Geride Bırakma Hüznü, Bir Nevi Gurbet 🙁

İşte en ölçülemeyen değerlerden birisi daha.

Bu arada yurt dışında yaşayanlara sorduğunuzda ülkemiz cennet, harika ve muhteşem. “Peki, o zaman neden dönmüyorsunuz?” deyince genelde mavi ekran veriyor karşımızdakiler, değil mi?

Adı üstünde yurt(DIŞI). Evinden, sevdiklerinden, alışkanlıklarından ve konfor alanından uzaklaşmak sandığımız kadar kolay olmayabiliyor. Ama insan adapte olan bir varlıktır. Önemli olan nereye alışabileceğiniz. Unutmayın, alışmak sevmekten daha zor geliyor. 🙂


Darwin’in dediği gibi;

“Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan… Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.”

İyice planlamadan, gerçek dışı beklentilerle, doğru soruları kendinize sormadan bu kararı vermeyin lütfen. Bir ülkede doğmanız, başka yerleri görmeyecekseniz, sadece orada yaşayacaksınız demek değil artık. Gerçekten isterseniz, istediğinizin bu olduğundan emin olursanız, adım adım planlarsanız ve bunun için gerçekten çaba gösterirseniz, yapabilirsiniz. Ve bu karar belki de hayatınızda verdiğiniz en iyi karar olabilir!

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar