Connect with us

Galeriler

Kuyumcu Titizliliğiyle Oluşturulmuş Bir Kütüphanenin Olmazsa Olmazı Olan 33 Şahane Kitap

Yayınlandı

on

Mükemmel bir kütüphanenin temeli olacak 33 kitap önerisi ile karşınızdayız!

Not: Sıralamanın kitapların değeri ile herhangi bir ilgisi yoktur.

1. “Anna Karenina”, (1877) Lev Nikolayeviç Tolstoy

Anna Karenina (Bantam Classics): Leo Tolstoy, Joel Carmichael ...

Aşkı yüzlerce yazar tarafından ele alınmış bir konudur ancak dünyaca ünlü Rus yazar Tolstoy’un “Anna Karenina”sı gibi destansı olanı pek yoktur. Anna Karenina, 19. yüzyıldaki Rus aristokrasisinde yaşanan bir yasak aşk hikayesi…

2. “Devlet”, (M. Ö. 380) Platon

"Devlet", (M. Ö. 380) Platon

Alfred North Whitehead, “Felsefe tarihi Platon’a düşülen dipnotlardan ibarettir”
diyor. Diyaloglarında hocası Sokrates’i konuşturan Platon’un meşhur kitabı “Devlet” yüzlerce yıldır siyaset ve devlet felsefesi üzerine kafa yoranların, “ideal devlet, toplum nasıl olmalı?”, diye soranların tekrar tekrar okuduğu bir kitap. “Devlet” okunmadan siyaset üzerine söylenen her şey eksik kalacaktır…

3. “Madame Bovary”, (1856) Gustave Flaubert

"Madame Bovary", (1856) Gustave Flaubert

“Madame Bovary”, Gustave Flaubert tarafından 19. yüzyılda yazılmış çok önemli bir romandır.Birçok edebiyat eleştirmeni tarafından ilk çağdaş realist roman sayılan “Madame Bovary” ilk kez 1857 yılında basılmıştır. Bu kitaptan sonra Bovarizm akımı oluşmuş ve psikolojide tatminsizlik, memnuniyetsizlik anlamına gelen bir rahatsızlık olarak yer almıştır.Tabii ki Madame Bovary’nin yaşadığı unutulmaz aşk da hafızalardaki yerini almıştır.

4. “Prens”, (1532) Niccolò Machiavelli

"Prens", (1532) Niccolò Machiavelli

Bugün Makyavelist sözcüğünü duyduğumuzda akla siyasî iktidar ve menfaat uğruna her şeyi yapabilecek, hiçbir etik değeri olmayan şeytanî bir tip gelmektedir. İşte bu sözcük İtalyan siyaset felsefecisi Niccolo Machiavelli’nin adından gelmektedir. Machiavelli, başka kitaplar da yazmış olsa da kötü şöhretini esas olarak “Prens” isimli kitabından kazanmıştır. Machiavelli, bu kitabında iktidar sahiplerine çeşitli öneriler getirmektedir. Ancak çoğunlukla kötücül diyebileceğimiz bu öneriler, aslında Machiavelli’nin ideal yönetim tasarımında yoktur. O “Prens”de olması gerekeni değil, olanı anlatmıştır. Machiavelli bu eseriyle kimilerince siyaset biliminin kurucusu kabul edilmiştir ve denilebilir ki Marx’tan sonra dünya siyasetini en çok etkileyen isim olmuştur.

5. “Böyle Buyurdu Zerdüşt”, (1883) Friedrich Wilhelm Nietzsche

"Böyle Buyurdu Zerdüşt", (1883) Friedrich Wilhelm Nietzsche

Tam adı “Böyle Buyurdu Zerdüşt: Herkes ve Hiç kimse için Bir Kitap” olan eser, dâhi Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin felsefesini anlattığı en önemli eserdir.Nietzsche’nin felsefî görüş ve kavramları açısından çok önemli bir yer tutmaktadır. Eser aynı zamanda çokça eleştirilmiş ve yanlış anlaşılmıştır.

6. “Kırmızı ve Siyah”, (1830) Henri Stendhal

"Kırmızı ve Siyah", (1830) Henri Stendhal

Stendhal, dünya aşk edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olan “Kırmızı ve Siyah”ın konusunu gazetede çıkan bir yargılama haberinden almıştır. Kırmızı ve Siyah’ta, Julien Sorel ile Madame de Renal’in aşkı, tutkulu aşklara güzel bir örnektir. “Kırmızı ve Siyah”, bir aşkın, gittikçe büyüyen bir aşkın hikâyesidir. Korkuları, duraksamaları, ateşli tutkusuyla, usta elinden çıkmıştır.

7. “Genç Werther’in Acıları”, (1774) Johann Wolfgang von Goethe

"Genç Werther'in Acıları", (1774) Johann Wolfgang von Goethe

“Genç Werther’in Acıları”, Johann Wolfgang von Goethe  tarafından 1774 yılında ve iki haftada yazılmış mektup romandır.Goethe, bu romanı yazdığında 25 yaşındaydı. Romanın piyasaya çıkmasının ardından hem pek çok intihar vakası ile karşılaşılmış, hem de Almanya sokakları bir “Werther salgınına” uğrayarak, ortalığı mavi ceket, sarı pantolon giyen duygulu gençler istila etmiştir.Genç Werther’in Acıları, Werther adındaki genç bir hukuk stajyerinin, diğer taraftan nişanlı bir bayan olan Lotte ile intiharına kadar kurmuş olduğu ızdırap dolu münasebetini konu almaktadır.

8. “Kolera Günlerinde Aşk” (1985) Gabriel Garcia Marquez

"Kolera Günlerinde Aşk" (1985) Gabriel Garcia Marquez

“Kolera Günlerinde Aşk”,  Gabriel García Márquez’in en ünlü romanlarından biridir.19. yüzyılın sonları – 20. yüzyılın başları arasında Fermina Daza, Florentino Ariza ve Doktor Juvenal Urbino üçgeninde gelişen canlı bir karşılıksız aşkı konu alan kitap, acı çekmenin yüce bir davranış olduğu fikrini yoğun şekilde işler. Florentino Ariza sevdiği bir ömür boyu sevdiği Fermina Daza’ya kavuşabilmek için tam 53 yıl 7 ay 11 gün bekler.

9. “Toplum Sözleşmesi”, (1762) Jean-Jacques Rousseau

"Toplum Sözleşmesi", (1762) Jean-Jacques Rousseau

Ünlü Fransız Aydınlanma filozofu Jean-Jacques Rousseau tarafından yazılan “Toplum Sözleşmesi”nde siyasî bir sistemin kurulabilmesi için en iyi yöntemin toplumsal sözleşme olduğu açıklanmaktadır.

10. “Yabancı”, (1942), Albert Camus

"Yabancı", (1942), Albert Camus

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Fransız felsefeci ve edebiyatçı Albert Camus’nün, Saçma (Absürd) felsefesini anlattığı eseridir.Kitabın olay örgüsünde her şey çok kısa bir zaman aralığında olup biter: Cezayir’de rastlantısal biçimde bir Arap’ı öldüren orta sınıftan bir Fransız olan Meursault, kendisini adım adım ölüme götüren süreci tamamen kayıtsız biçimde izler. Yapıtta Meursault kendine, topluma, hayata hatta ölüme dahi kayıtsız kalacak biçimde tüm varoluşa yabancılaşması yalın bir dille anlatılır.

11. “Düşlerin Yorumu”, (1899) Sigmund Freud

“Düşlerin Yorumu”, (1899) Sigmund Freud

Modern düşüncenin gelişiminde Viyanalı nörolog Sigmund Freud’un katkısı asla görmezden gelinemez. 1900 yılında yayımlanan “Rüyaların Yorumu”, onun sonraları daha da geliştireceği düşüncelerinin kaynağı niteliğindedir.Bugün günlük yaşamda da sıklıkla kullanılan başta bilinçaltı (bilinçdışı) olmak üzere birçok kavram ve ufuk açıcı görüş geliştiren Freud, özellikle cinsellik üzerine düşünceleri ile günümüzde dahi sıklıkla kendisine referans verilen ve çok tartışılan bir isim olmayı sürdürüyor.

12. “Karamazov Kardeşler”, (1880), Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

"Karamazov Kardeşler", (1880), Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Dünyadaki en büyük romancıların başında gelen, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin metafizik romanlarının belki de en büyüğü olan “Karamazov Kardeşler” hayata, ölüme, Tanrıya, insan ilişkilerine, özgürlüğe, ideolojilere dair muazzam sorgulamalarla dolu bir çok büyük bir yapıttır.

13. “Türlerin Kökeni”, (1859) Charles Darwin

"Türlerin Kökeni”, (1859) Charles Darwin

Ülkemizde “insanın atası maymun mudur?” gibi popüler ve gündelik tartışmalarca heba edilse de Darwin’in kitabı bugün bilim çevrelerince yasa olarak görülen biyolojik evrim kuramını ilk kez sitemli biçimde ortaya koymuştur. 1859 yılında yayımlanan kitap, Darwin’in özellikle Galapagos Adaları’nda yoğunlaşan 5 yıllık araştırma gezisinin ürünüdür. Kitap yayımlandığı dönemde büyük gürültü kopardı. Özellikle dinî çevrelerin tepkisini çekti.Bilim ve felsefe dünyasında ise büyük yankı ve heyecan uyandırdı. Marx, “Türlerin Kökeni” için Engels’e şöyle diyordu: “İşte bizim tarihsel düşüncemizin biyolojik temeli.”

14. “Dönüşüm”, (1915), Franz Kafka

"Dönüşüm", (1915), Franz Kafka

Kimilerince “uzun öykü” kimilerince ise roman olarak değerlendirilen “Dönüşüm” Gregor Samsa’nın böcekleşmesi ile başlar.Gregor Samsa’nın bir böceğe dönüşmesi, sistem içindeki çarkların bir dişlisi olan; eleştirmeyen, sorgulamayan, sadece boyun eğip, topluma uyan bir kişi olmaktan çıkıp, kendi bireyselliğini bulma ve dolayısıyla toplum dışına itilme anlamını taşır.

15. “Bulantı”, (1938), Jean Paul Sartre

"Bulantı", (1938), Jean Paul Sartre

Nobel Edebiyat Ödülü’nü reddeden Jean Paul Sartre ilk romanı olan eser, varoluşçuluğun kült kitaplarından biridir.”Günlük” biçiminde yazılan kitapta güçlü bir bireyci ve toplum karşıtı görüş ortaya koymuş; kendi felsefesinin temel öğelerini bu kitapta anlatmış ve kitabın başarısıyla büyük bir şöhret sahibi olmuştur.

16. “Siddhartha”, (1922), Herman Hesse

"Siddhartha", (1922), Herman Hesse

Hermann Hesse’nin, Siddhartha Gautama’nın yani Buda’nın hayatını konu alan, Budizmi ve Budist felsefeyi, anlatan, yazarın en ünlü eserleridir.Roman kahramanı Siddhartha, tıpkı Buda gibi bir prenstir.Gerçek bilgiye ulaşmak için babasının uzun süreli direnişine aldırmayarak sarayını, gençliğini ve ailesini geride bırakarak ormanlara çekilir.Gezgin bir dilenci olarak yaşamını sürdürdüğü uzun bir dönemin ardından Buda ile karşılaşır ve aralarında uzunca bir sohbet geçer. Buda ona, Budizm’in yapısını ve felsefi derinliğini anlatır ve Siddhartha hayatında yeni bir yola girer…

17. “1984”, (1949), George Orwell

"1984", (1949), George Orwell

Romanın distopik dünyasında totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama faaliyetleri ile halkın sürekli yönlendirilmesi ve baskı altında tutulması anlatılmaktadır.Kitap komünizm ve faşizm gibi totaliter rejimlerin sağlam bir eleştirisidir. Roman daha sonra çok ünlenecek olan “Büyük Birader” gibi kavramları da içermektedir.Sadece distopya veya felsefî roman türünün en başarılı örneklerinden biri değil, genel anlamda en başarılı roman örneklerinden de biridir…

18. “Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği”, (1984), Milan Kundera

"Varolamanın Dayanılmaz Hafifliği", (1984), Milan Kundera

“Romanlarımdaki kişiler kendime ilişkin gerçekleşmemiş olabilirliklerdir… Her biri benim ancak kenarında dolaştığım bir sınırı aşmıştır… Çünkü romanın sorguladığı sır o sınırın ötesinde başlar. Roman yazarın itirafları değildir; bir tuzak haline gelmiş dünyamızda yaşanan insan hayatının araştırılmasıdır.”Kundera’nın kendi sözleriyle insan hayatını araştıran bir yapıt “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği”.

19. “Gülün Adı”, (1980), Umberto Eco

"Gülün Adı", (1980), Umberto Eco

Yüzey katmanda bir polisiye hikâyesi anlatılırken, derin katmanda Orta Çağ, Hristiyanlık ve bu bağlamda gelişen dinî/felsefi konuların irdelendiği bir yapıttır “Gülün Adı”.Çok konuşulmuş, çok satmış, filme uyarlanmış bir yapıt olmasına popüler olarak nitelendirilemeyecek nitelikli bir eserdir.

20. “Zen ve Motorsiklet Bakım Sanatı”, (1974), Robert M. Pirsig

"Zen ve Motorsiklet Bakım Sanatı", (1974), Robert M. Pirsig

ABD‘li felsefeci Robert M. Pirsig’in 1974 yılında yayımlanmış olan bir kitabı ve nitelik metafiziğini konu eden ilk metinlerden biridir. Kitabın ismi, 1953’te yayımlanan ve Eugen Herrigel imzalı Okçuluk Sanatında Zen isimli bir başka kitabın başlığı üzerinde bir kelime oyununa dayalıdır.

21. “Cesur Yeni Dünya”, (1932), Aldous Huxley

"Cesur Yeni Dünya", (1932), Aldous Huxley

Zamyatin’den bir hayli etkilenen Huxley’in romanı da 26. yüzyılda geçer. Genetik bilimve üreme yolları vasıtasıyla insanlar bir çok yönden değiştirilmiştir. İnsanlar hastalıkları yenmiş; ırklar arasında eşitlik sağlanmış, sağlıklı, zengin ve mutlu bir toplum oluşturulmuştur.İlk etapta ütopya gibi görülecek bu durum ancak bir çok insanî değerin yok edilmesiyle mümkün olmuştur…

22. “Sineklerin Tanrısı”, (1954), William Golding

"Sineklerin Tanrısı", (1954), William Golding

Nobel ödüllü İngiliz edebiyatçı Golding’in romanı 2. Dünya Savaşı‘nın hemen ardından bir nükleer savaş sırasında geçer. Bir adaya bırakılan çocuklar ve gençler arasındaki yaşam ve liderlik mücadelesi anlatılır. Çocukların masumiyeti ve iyilik potansiyeli yerine, “kötülük” olarak adlandırdığımız kimi davranışların insanın özüne ait olduğunu savunur…

23. “Anthony Burgess” (1962), Otomatik Portakal

"Anthony Burgess" (1962), Otomatik Portakal

Orijinal ismi “A Clockwork Orange” olan yapıt İngiliz edebiyatçı ve müzisyen Anthony Burgess tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, esas olarak insanın makineleştirilmesine yönelik klasikleşmiş bir distopya ve kara mizah örneğidir. Yapıt, usta yönetmen Stanley Kubrick tarafından filme de alınmıştır ve en başarılı roman uyarlamalarından biri olarak kabul edilmektedir.“Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…” Anthony Burgess.

24. “Hayvan Çiftliği”, (1945) George Orwell

"Hayvan Çiftliği", (1945) George Orwell

1940’lardaki “reel sos­yalizm”in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.Hayvan Çiftliği’nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır.Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin’i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.

25. “Aylak Adam”, (1959) Yusuf Atılgan

"Aylak Adam", (1959) Yusuf Atılgan

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam… Aylak Adam… Bir adı bile yok. “C.” diyor Yusuf Atılgan kısaca.İnsan her şeye bunca “karşı”yken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürülebiler bir “karşı” yaşamı?C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik…

26. “Fahrenheit 451”, (1953) Ray Bradbury

"Fahrenheit 451", (1953) Ray Bradbury

Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı… Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek…Montag’ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra… İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri.

27. “Denemeler”, (1580) Montaigne

"Denemeler", (1580) Montaigne

Michel de Montaigne (1533-1592): “Kendini tanı” ve “Ne biliyorum?” gibi temel sorularla yola çıkarak bir insanda insanlığın bütün hallerini yoklayan “deneme” türünün insim babasıdır.1571’de kitaplarıyla birlikte çiftliğinin kulesine çekilmesiyle başlayan bu yaratıcı süreç, Montaigne’i önce okuduklarıyla ilgili notlar almaya itmiş, aynı notlar zamanla Denemeler’i (1580) oluşturmuş, ve bu kişisel yazılar ilk yayımlanıştan sonra da dallanıp budaklanmayı sürdürmüştür.

28. “Don Kişot”, (1605) Miguel de Cervantes

"Don Kişot", (1605) Miguel de Cervantes

Kahramanlık hikâyeleri okumayı çok seven Don Kişot bir gün şövalye olmaya karar verir. Ve yanına seyisi Sancho Panza’yı da alarak hem gerçek hem de hayalî düşmanlarla savaşıp, heyecanlı maceralara atılır. Dünya edebiyatındaki ilk modern roman olan bu başyapıt 400 yıldan uzun süredir okurlarla buluşmaktadır.

29. “Tutunamayanlar”, (1972) Oğuz Atay

"Tutunamayanlar", (1972) Oğuz Atay

‘Tutunamayanlar’, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran, Oğuz Atay’ın bu ilk romanını “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak niteler.Moran’a göre “Oğuz Atay’ın mizah gücü ve duyarlılığı ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar’ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış, eserdeki bu yetkinlik Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır.”Küçük burjuva dünyasını ve değerlerini zekice alaya alan Atay, “saldırısı tutunanların anlamayacağı, rededeceği türden bir romanla yapar.”

30. “İlahî Komedya”, (14. yy.) Dante Alighieri

"İlahî Komedya", (14. yy.) Dante Alighieri

Dünya edebiyatının temel metinlerinden biri olan İlahi Komedya, yedi yüz yıllık geçmişiyle birçok edebî esere ilham kaynağı olagelmiştir. Dante’nin hem yazarı hem de başkahramanı olduğu bu destansı anlatıda ölümden sonraki hayata yapılan yedi günlük bir yolculuk anlatılır.Dante, sırasıyla Cehennem, Araf ve Cennet’ten geçerek buralardan edindiği izlenimlerini okuyucuya lirik bir dille aktarır. Böylece Orta Çağ Batılı insanının zihnindeki “ahiret” algısı gözler önüne serilirken, ortaya tarihin en uzun şiirlerinden biri çıkmış olur.

31. “İlyada”, (M.Ö 7- 8) Homeros

"İlyada", (M.Ö 7- 8) Homeros

Şair Homereos’un yazdığı varsayılan büyük bir destandır. Yine bir başka Homeros destanı olan Odeysseia ile birlikte, batı edebiyatının en eski örneği ve tüm zamanların en güzel şiirlerinden kabul edilir.Başta İlyada olmak üzere her iki destan da, Truva Savaşıve bu savaşta yer alan insanlarla ilgili söylenceleri dile getiren, koşukla yazılmıştır. Tarihçiler Yunanistan’da yaşayan Akhalar ile Batı Anadolu’da yaşamış Truvalılar arasındaki bu savaşın yaklaşık üç bin iki yüz yıl önce yaşandığı ve on yıl sürdüğü görüşündedir.Yunancada Truva’nın bir adının da İlios olmasından dolayı Homeros’un bu destanı İlyada adını almıştır.

32. “Kürk Mantolu Madonna”, (1943) Sabahattin Ali

"Kürk Mantolu Madonna", (1943) Sabahattin Ali

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum “Kürk Mantolu Madonna”yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.”

33. “Küçük Prens”, (1943) Antoine de Saint-Exupéry

"Küçük Prens", (1943) Antoine de Saint-Exupéry

“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı: “Gerçeğin mayası gözle görülmez.”

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Galeriler

Bu Kadın Makyaj Hocası; Sıradışı Sanatıyla Görenleri Hayretler İçersinde Bırakıyor

Yayınlandı

on

Yazar

Makyaj genellikle doğal güzelliği arttırmak için kullanılır, ancak bazen insanlar yaratıcılıklarını çok benzersiz bir şekilde ortaya çıkarır. Bu makyaj sanatçısı Mimi Choi, sadece bunu yaptığı için Instagram’da 1.3 milyondan fazla takipçiye sahip.

Vücudunu sanatsal ve güzel optik yanılsamalara dönüştürür. Bacaklarını muz veya kaktüs gibi gösterir ve kolları sandviç veya sosisli gibi görünür.

Daha fazla bilgi: Instagram | Facebook

1.

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

mimlesBildiri

Mimi, Bored Panda’ya bu eşsiz makyaj görünümlerini nasıl yarattığı hakkında daha fazla bilgi verdi: “Ben çocukluğumdan beri her zaman sanat ve makyajın içindeydim, ama hiç kariyer yapamayacağımı hiç düşünmedim. Montessori okul öncesi eğitmeni olmak için okudum.Çocuklarla öğretmeyi ve çalışmayı sevsem de bir şekilde kendimi bastırdım, çünkü belli bir şekilde giyinip davranmak zorunda kaldım, tırnaklarımda karmaşık detaylar çizeceğim. akşamları evde bir çeşit yaratıcı sürüm olarak doodle. Annem bunu bir süre fark etmişti ve bir gün, belki de makyaj okuluna bakmamı önerdi. “

“Ailemin desteğiyle, Vancouver’daki Blanche Macdonald Center adlı yerel bir makyaj okuluna kaydoldum. Burada makyaj yapmaya aşık oldum ve birçok inanılmaz arkadaş ve akıl hocasıyla tanıştım. Bir makyaj öğrencisi olarak ilk Cadılar Bayramı’nda, Çevrimiçi gördüğüm bir yanılsama görünümünü denemeye karar verdim.Çok basit bir kırık yüzüydü ve Instagram’a gönderdikten sonra çok olumlu geri bildirim aldım.Bu, illüzyon türünü daha fazla keşfetmeye teşvik etti ve yapıyorum o zamandan beri. “

3.

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

mimlesBildiri

“Bu tür sanatlarla olasılıkların sonsuz olduğunu hissediyorum ve nihayetinde tarzım yüzümden çok resme dönüştü. O zamandan beri kollarıma, parmaklarıma, bacaklarıma, ayaklarıma ve vücuduma da boyadım. hatta hamile karnına bile boyadım! “

4.

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

mimlesBildiri

“Profesyonel bir makyaj sanatçısı olma yolculuğum geleneksel olmadığından, umarım hikayem insanlara hayatlarında nerede olurlarsa olsunlar tutkularını sürdürmeleri için ilham verir. Sanatçı olarak kariyer yapmanın kanıtıyım. resmi sanat eğitimine ihtiyacınız var ve çocuk dahileri için pahalı bir sanat okulundan mezun olmanıza gerek yok. Herkes tutku ve sürüş sürece yaşamlarının herhangi bir aşamasında zanaat öğrenebilir ve geliştirebilir! “

 

6.

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

mimlesBildiri

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 28

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 39

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 40

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 41

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 42

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 43

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 44

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

 

# 45

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 46

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 47

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 48

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 49

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 50

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

# 51

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

Çin Sanatçı Etkileyici Vücudunda Boyalar

Okumaya devam et

Galeriler

Babası 5 Aylık Oğluna Rap Savaşında Meydan Okuyor, Bebeğin Kahkahası Mağlup Ediyor

Yayınlandı

on

Yazar

Haydi bu uzun haftayı  olumlu bir notla bitirelim, olur mu? Aslında, bu olay için gerçekten özel bir şey hazırlandı. Bu, bir baba ve 5 aylık oğlu arasında bir rap savaşı.

Temel olarak, Baltimore’dan B-doe adlı bir rapçi olan bu baba,  oğlu Quentin ile rap yapmaya karar verdi. Ve bu küçük fasulye henüz konuşamasa bile, oradaki en ölümcül silahı kullanarak savaşı kazanıyor:GÜLME.

Sadece devam et ve kendin gör.

Sadece bu ikisine bak!

Yani, bu küçük tatlıyı kim suçlayabilir? Cidden, babanla rap yapmaya çalışırken daha komik bir şey düşünebilir misin?

İyi haber — bu ikisi arasında yakalanan tek rap savaşı değil!

Okumaya devam et

Galeriler

80 Yaşındaki Adam Excel Kullanarak Muhteşem Resimler Yaptı (19 Resim)

Yayınlandı

on

Yazar

Japonya’dan 80 yaşındaki Tatsuo Horiuchi, inanılmaz çizim becerileri ile tüm dünyada biliniyor. Bununla birlikte, sanatı için kalem, kalem veya boya kullanmaz. Bunun yerine, Microsoft Excel’de şaheserler yaratıyor!

Yaklaşık 20 yıl önce, emekli olmadan önce Horiuchi, hayatında yeni bir meydan okumaya ihtiyacı olduğunu düşündü. Böylece resim yapmaya başladı. Ancak, sanat malzemelerine para harcamak istemiyordu; PC’sini kullanmaya karar verdi. Ama herhangi bir fantezi dijital çizim yazılımına da gitmedi ve Excel’i seçti.

Horiuchi’nin sanatından hoşlanıyorsanız, resimlerinden birini buradan web sitesinden sipariş edebilirsiniz Hızlı bir ‘merhaba’ demek veya ondan PC bilgeliğini sizinle paylaşmasını istiyorsanız, e-posta adresini de burada bulabilirsiniz. Bu arada, aşağı kaydırın, Horiuchi’nin resimlerinin tadını çıkarın ve yorumlarda hangilerinin en sevdiğinizi bize bildirin sevgili Pandalar!

Tatsuo Horiuchi yaklaşık 20 yıldır Microsoft Excel kullanarak resim yapıyor

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Bilgisayarında Japonya manzaraları çiziyor

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

İşte çalışma süreci böyle görünüyor

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Horiuchi 2000 yılında emekli olduktan sonra çizmeyi öğrenmeye başladı

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Sanat malzemeleri veya dijital yazılım almak istemiyordu. Böylece Excel’e yerleşti.

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

İşte resimlerinden biraz daha

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Fotoğrafçı: Tatsuo Horiuchi

Burada Horiuchi hakkında bir video izleyebilirsiniz

Horiuchi’nin örneği birçok insana ilham veriyor. Aklınızı ona koyarsanız her şeyin mümkün olduğunu gösterir (çoğumuzun Excel’in nasıl çalıştığını anlamak için sabrımız olduğundan şüpheliyim) ve yaşlandıkça yeni şeyler öğrenmeye devam etmeliyiz.

“Resmimin] hemen iyileşmesini beklemiyordum, bu yüzden 10 yıllık bir plan yaptım,” dedi Horiuchi AFP’ye.

“İlk 3 yıl boyunca ‘çizim’ üzerine yoğunlaştım ve Excel’de havuç ve Japon turp gibi sebzeler ve yabani ot gibi görülebilen her şeyi çizdim. Önümüzdeki 3 yıl boyunca bir resim yapmak için motifleri tek tek birleştirdim. ”

Excel sanat yolculuğuna başladıktan altı yıl sonra Horiuchi bir Excel Authoshape Sanat Yarışması’na başvurdu ve büyük ödülü kazandı. İşte o zaman yeteneklerinden dolayı insanlardan daha fazla ilgi görmeye başladı.

O zamandan beri, bir efsane haline geldi ve bazı eserleri yerel Gunma Sanat Müzesi tarafından bile satın alındı.

Japon sanatçı, Excel’i Microsoft Paint’e tercih ediyor çünkü daha fazla esneklik sunuyor, daha fazla işlevi var ve kullanımı daha kolay.

Okumaya devam et

Galeriler

Fransız Sanatçının Terk Edilmiş Harabelerde Yaptığı Gerçekçi Resimler Görenleri Adeta Büyüledi (30 Pics)

Yayınlandı

on

Yazar

Kısıtlamalar gevşedikçe insanlar sokaklara çıkmaya başladılarr. Temiz havayı, açık alanları ve umarım, kötü olanlardan ziyade bir duvardaki iyi grafiti bir kez daha takdir edebiliriz. İyi ve kötü grafiti dengeyi daha iyi tarafa yönlendiren en az bir kişi olduğundan eminim. Instagram’da scaf veya scaf_oner sokak adıyla gider. Dahası, o sadece bir vandal değil: “Tüm bu terk edilmiş yerlerde resim yapmayı seviyorum. Her şeyden önce terk edilmiş evleri, malikâneleri, kaleleri ve fabrikaları seviyorum.” Bunu yaparak, onları dönüştürür ve tersine değil, onlara ekstra değer katar.

Fransız sokak sanatçısının markası son derece ayrıntılı ve gerçekçi tarzı. Dinozorlar ve yılanlar, kafatasları ve kemikleri, robotlar ve diğer harika şeyler gibi her türlü hayvanı canlandırıyor. Skaflama tamamlandığında, çalışması bir fotoğrafın baskısını yapıştırmış gibi resim mükemmel görünüyor. Her şey var: ayrıntılar, gölgeler, vurgular, parlaklık ve yetenek.

Daha fazla bilgi: Instagram | Facebook

1.

Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

 

2-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

3-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

4-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

5-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

6-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

7-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

8-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

9-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

10-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

11-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

12-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

13-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

14-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

15-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

16-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

17-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

18-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

19-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

20-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

21-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

22-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

23-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

24-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

25-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

26-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

27-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

28-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

29-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

30-Bu Fransız Sokak Sanatçısının Grafiti Hayatta Kalıyor ve Duvarlardan Çıkıyor

 

 

Okumaya devam et

Galeriler

Sosyal medya akımları ‘Gönüllü delilik’

Hayatlarında heyecan arayan adrenalin tutkunu insanların, sergiledikleri tehlikeli davranışları sosyal medyada paylaşmaları ‘Gönüllü delilik’ olarak da ifade ediliyor.

Yayınlandı

on

Yazar

Hareket halindeki arabadan inerek dans etme akımı olan ‘Kiki’, yere düşmüş ünlü bir yıldızı anlatan ‘Falling Stars’ (Kayan Yıldızlar) veya yüksek gökdelenlerin tepesinde çektikleri fotoğraf ve görüntüler, sosyal medyada büyük bir hızla yayılıyor. Bazen insan hayatını tehlikeye sokan, çoğu zaman hiçbir amacı olmayan bu akımlar, sosyal medyada yayımlandıktan kısa bir süre sonra sessizce unutuluyor. Psikiyatrist Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, günlük hayatında gerçekten üreten insanların sosyal medyaya girmediğini belirterek, “İnsanlar sosyal medyada aldığı hazzı, mutluluk zannediyor ancak haz mutluluk değildir” dedi.

‘SOSYAL MEDYADA DUYULAN HAZ İLE MADDE BAĞIMLILIĞINDAKİ HAZ BENZİYOR’

Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, İnsanların sosyal medyaya çok fazla girmelerinin nedenini, sosyal medyada ‘geri’ bildirim olarak ifade edilen ‘beğenilerin’ kişinin beyninde ödül mekanızmasını çalıştırdığını ve bunun da bağımlılığa neden olduğunu kaydetti. ABD’li rap şarkıcısı Drake’in, In My Feelings isimli şarkısı eşliğinde dans etme akımı olan ‘Kiki’ hakkında yorum yapan Yrd. Doç. Dr. Eren, “Hareket halinde bir insanı araçtan atlatan şey nedir? ‘Ben çok güçlüyüm, korkusuzum’ imajı yaratarak hayata meydan okumadır. Ancak meydan okumayı öyle bir yapıyor ki, insanı insan yapan şeylerin gerekliliğini tam olarak yapamamış oluyor. Çünkü orada kendisini dünyaya çok güçlü, korkusuz göstermeye ihtiyacı var. Bu ihtiyacını gidermenin bedelini belki hayatı ile ödeyecek ancak kişi o eylemi gerçekleştirdiği sırada bir haz alıyor. Bu bazı maddeleri alan insanların yaşadığı geçici hazza çok benziyor” diye konuştu.

‘HAZ MUTLULUK DEĞİRMENİNE SU TAŞIYAMAZ’

Haz ile mutluluğun birbirinden çok farklı iki kavram olduğuna dikkati çeken Yrd. Doç Dr. Kenan Eren, “Haz eşittir mutluluk diye düşünmek çok büyük bir tuzaktır. Haz hiçbir zaman mutluluk değirmenine su taşıyamaz. O alan sahte mutluluktur ya da geçici hazlar çöplüğüne dönüşüyor” dedi.

‘SOSYAL MEDYA AKIMLARI GÖNÜLLÜ DELİLİK’

Sosyal medyada dikkat çekmek için hayatı tehlikeye atan insanların çabalarını ‘Gönüllü delilik’ olarak nitelendiren Yrd. Doç. Dr. Eren, yapılan eylemler arasında anlam karmaşası yaşandığını belirterek şöyle konuştu: “Ortada aslında gönüllü bir delilik var. ‘Dikkat çekeyim, izleneyim, seyirci kitlem olsun, biri beni alkışlasın da saçma sapan, absürd ya da riskli bir hareket yapayım’ diye düşünülüyor. İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu şey değerli olduğunu hissetmek, önemli olduğunu hissetmektir. İyi hissetmeyi de mutlulukla eşleştiriyoruz. İyi olmak iyi hissetmek demek değildir. Çok geçici, bize hiçbir faydası olmayacak şeylerle biz o anda iyi hissedebiliriz. Aklıma pek çok şey geliyor şu anda ve hepsi belki de zararlı. O yüzden biz yaşam tarzına dönüşmesinde gerçekleştirdiğimiz eylemin bize sunduğu tatmin duygusu ya da iyi hissetmeyi yarattığı için bunu yapıyoruz. Sabah kalktığımızda ilk işimiz Instagram hesabımıza ya da sosyal medyadaki hesabımıza girip bir şey paylaşma ihtiyacı duyuyoruz.”

‘GERÇEKTEN ÜRETEN İNSANLAR SOSYAL MEDYAYA GİRMİYOR’

Günlük hayatında üreten, çalışan insanların sosyal medyaya çok fazla vakit ayıramadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Eren, “Ben gerçekten üretiyorsam sosyal medyaya girmeye fırsat bulamıyorum zaten. Kendimizi arayışa sevk etmemiz ve kendimizi aramamız lazım. ‘Ben gerçekten ne istiyorum?’, ‘Beni ne mutlu eder?’, ‘Bu hamleler ile haz mı yaşıyorum yoksa mutlu muyum?’ sorularını sorarak ayırt etmek çok önemli” ifadelerini kullandı.

PIRASALI PEYNİRLİ MİNİ BÖREKLER | MUCİZE LEZZETLER

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar