Connect with us

Gerçek mi?

Kuzey Kore’de birlikte hapisten kaçıp ülkeyi terk eden mahkûm ile gardiyanın hikâyesi

Yayınlandı

on

Jeon kamera kablolarını kesmiş, uzun gece nöbeti için gönüllü olmuş, Kim için de dışarıya ayakkabı bırakmıştı.

Gece yarısı Kim’i uyandırıp planladığı şekilde kaçtılar. Önceki gece kendileri için yemek ve yedek giysi, bir bıçak ve zehir içeren sırt çantalarını hazırlamış, yanına bir de silah almıştı. Yakalanması halinde hayatta kalma şansı olmayacağını düşünüyordu. Göstermelik bir mahkeme kurulur, sonra da idam edilirdi.

Yanında bir mahkûmla kaçmaya hazırlanan 26 yaşındaki gardiyan Jeon Gwang-jin, durdurulması halinde onlara ateş edip kaçmayı, kaçamazsa kendisini vurmayı planlıyordu.

Kim ile birlikte gözetim merkezinin avlusundan geçmeleri, köpekleri uyandırmadan yüksek çiti aşmaları, sonra da sınırdaki Tumen Nehri’nden Çin’e geçmeleri gerekiyordu.

Kim yakında cezaevine nakledilecekti ve oradan bir daha canlı çıkmayabilirdi.

Kuzey Kore’nin kuzeyindeki Onsong Gözetim Merkezi’nde gardiyanlık yapan Jeon ile orada duruşmasını bekleyen tutuklu olan Kim’in arkadaşlığı olağan dışıydı zaten. Mayıs 2019’da, kaçmadan iki ay önce tanışmışlardı.

Kim, Kuzey Kore’den kaçan bazı kişilere yardım etmekten dolayı yargılanacaktı. Ülkeden kaçanlar ile geride bıraktıkları aileleri arasında telefon görüşmelerine ve para transferlerine yardımcı oluyordu. Bu onun için iyi bir geçim kaynağıydı da.

Jeon Gwang-jin
Image captionJeon Gwang-jin

Kuzey Kore’ye ortalama para transferi 2,8 milyon won (2300 dolar) civarında oluyor ve Kim’in aldığı komisyon bunun yüzde 30’u.

Jeon ise son 10 yıldır askerdi. Ama ortak yanlarının çok olduğunu gördüler. İkisi de diktatörlükle yönetilen Kuzey Kore’de artık yollarının tıkandığını görmüş, yaşamlarından büyük hoşnutsuzluk duymaya başlamıştı.

Kim ikinci kez ceza alacaktı ve hapisten sağlam çıksa bile eskiden yaptığı işi yapamayacaktı. Altı yıldır yaptığı iş için ordudaki bağlantılarını kullanıyor, onlara rüşvet veriyordu. Yardım ettiği kişi başına 1500-2000 dolar komisyon alıyordu. Bu, ortalama bir Kuzey Koreli için bir yıllık gelir demekti.

Ama askerlerden biri onu ihbar etmiş, beş yıl hapis cezası almıştı. Çıktığında bu işi bir daha yapmayı düşünmüyordu. Ama o hapisteyken kocası başkasıyla evlenmiş, iki kızını yanına almıştı.

Geçinmek için daha az riskli bir aracılık yapma yolu buldu. Güney Kore’ye kaçanlardan para transferine ve telefon görüşmelerine aracılık edecekti.

Jeon and Kim at the fence guarding the detention centre - illustration

Kuzey Kore’deki cep telefonları uluslararası aramalara kapalıydı. Kim ise belli bir ücret karşılığında Çin’den getirttiği telefonu kullanarak görüşmeleri sağlıyordu.

Ama bu işlemi yaptığı bir gün, kendisini takip eden gizli polisler tarafından yakalanmıştı.

Düşman ülke olarak görülen Güney Kore, Japonya ve ABD ile bağlantılı bir iş yapanlar, cinayet sanıklarından daha ağır ceza alıyordu.

Kim, bunun farkındaydı ve Jeon ile ilk tanıştığında davasının sonuçlanmasını bekliyordu.

Short presentational grey line

Jeon ise hayati tehlikesi olmasa da ülkesinde olup bitenlere karşı öfkeliydi. Askerliğini yaptıktan sonra polis olmak istiyordu. Dedeleri gibi çiftçi olan babası, bunun bir hayal olduğunu söylüyordu.

“Kuzey Kore’de mevki sahibi olmak için para gerekir. Her şey giderek kötüleşiyor… Üniversiteden mezun olmak için gireceğiniz sınavda bile iyi sonuç almak için rüşvet vermeniz gerekiyor” diyor Jeon.

Ama mezun olmak da geleceğin garantisi anlamına gelmiyor. “Çok prestijli Kim Il-sung Üniversitesi’nden mezun olan birini tanıyorum, şimdi pazarda sahte et satıyor” diyor.

Günlük yaşamı idame ettirmek belki Jeon’un doğduğu dönemlere kıyasla şimdi daha kolay. O zamanlar ülke dört yıl boyunca açlık çekmişti. Ama yaşam şartları hala çok zor.

Polis olmaktan ümidini kesince Jeon hala ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu ki, Kim ile tanıştı ve kafasında bazı fikirler yeşermeye başladı.

Aslında gardiyanlarla mahkumların birbirine bakması bile yasak, ama Jeon, Kim’in hücresindeki parmaklıklardan ona fısıldayarak konuşurdu. “Onunla özel bir bağımız vardı sanki” diyor Kim için.

İlk tanışmalarından iki ay sonra Kim duruşmasında, Chongori cezaevinde dört yıl üç ay hapis cezası aldı. Oradan sağ çıkamayacağından korkuyordu Kim.

Kuzey Koreli bir çiftçiTelif hakkıGETTY IMAGES
Image captionKuzey Kore’de çoğu kişi geçimini çiftçilikten sağlamaya çalışıyor

“Çaresiz bir şekilde ağlayıp duruyordum, onlarca kez intiharı düşündüm” diye anlatıyor.

“Hapse düşünce vatandaşlık haklarınız alınıyor, hayvandan bir farkınız kalmıyor” diyor Jeon.

Bir gün Kim’e “Sana yardım etmek istiyorum. Seni kurtarmanın tek yolu buradan kaçmak” diye sesleniyor.

Kim önce bunun bir tuzak olabileceğini düşünerek ona güvenmiyor. “Ajan mısın sen? Beni mahvetmek mi istiyorsun?” diye soruyor.

Ama Jeon, ona Güney Kore’ye birlikte kaçmayı teklif ediyor.

Jeon’un Güney Kore’de akrabaları olduğu için mesleğinde ilerlemesi şüpheli görülüyordu. Kore Savaşı sırasında ülke ikiye ayrılınca, birçok Koreli gibi bazı akrabaları sınırın diğer tarafında kalmıştı.

Ama bu akrabaları ona aynı zamanda geleceğe dair umut veriyordu.

Bir gün babası evde yokken akrabalarının fotoğraflarını yanına almıştı. Arkalarında adresleri yazılıydı.

Kim ona inanmaya başlamıştı. Ama yine de çok korkuyordu.

“Kalbim delicesine çarpıyordu” diyor. “Kuzey Kore tarihinde daha önce bir gardiyanla mahkum birlikte kaçmamıştı” diyor.

Short presentational grey line

12 Temmuz’da Jeon artık o anın geldiğini biliyordu. Gözetim merkezinin müdürü o gece evine gitmişti.

Gecenin karanlığında pencereden atlayıp, çitleri aştılar, pirinç tarlalarından geçip nehre ulaştılar.

Aylardır cezaevinde olduğu için Kim’in vücudu zayıflamıştı, sık sık düşüp yeniden kalkıyordu. Ama nehir kenarına ulaşmayı başardılar.

Nehirde su seviyesi genellikle düşüktü. Ama Jeon sırtında çantası, elinde silahıyla giderek derinleşen sudan karşıya geçmeye çalışıyordu. Kim ise yüzme bilmiyordu. Jeon onu da çekmek zorunda kaldı.

Orta yere geldiklerinde su artık Kim’in boyunu aşıyordu. Jeon’a geri dönmesini söyledi.

Jeon ise “Artık geriye dönüş yok, öleceksek burada ölürüz” demişti.

Sonunda ayakları yere değmeye başlamıştı. Dikenli telleri de aşıp Çin tarafına geçtiler.

Chongori cezaeviTelif hakkıDİGİTALGLOBE/SCAPEWARE3D
Image captionChongori cezaevi

Ama orada da henüz güvende değillerdi. Üç gün dağlarda saklandıktan sonra, bir köylüye rastlayıp onun telefonuyla Kim’in tanıdığı bir aracıya ulaştılar. Aracı, Kuzey Kore yetkililerinin onları yakalamak için Çin polisiyle ortak çalıştıklarını söyledi.

Ama sonunda onun aracılığıyla güvenli bir ev değiştire değiştire sonunda Çin’den çıkıp üçüncü bir ülkeye geçtiler.

Yolculuklarının son ayağına geçmeden önce, kaçış hikayelerini anlatmak üzere bizimle gizli bir yerde buluştular.

Kuzey Kore

Onların kaçışı nedeniyle ailelerinin Kuzey Kore’deki kast sistemindeki yeri biraz daha aşağıya düşecek, muhtemelen akrabaları da gözetlenip sorguya çekilecek.

İkisi de bundan suçluluk duyuyor. Jeon ayrıca başta planladığı gibi Kim ile Güney Kore’ye değil, ABD’ye gitme kararı aldığı için de üzülüyor.

Kim’den kendisiyle gelmesini istemiş. Ama o İngilizce bilmediği için korkuyor, gitmek istemiyor.

“Nereye gidersen git, ama beni unutma” diyor.

Jeon and Kim at the Tumen river - illustration

İkisi de Kuzey Kore’nin baskıcı rejiminden kurtulduğu için mutlu.

“Dönüp baktığımızda aslında hepimiz bir cezaevinde yaşamışız. İstediğimiz yere gidemedik, istediğimiz şeyleri yapamadık” diyor Kim.

“Kuzey Korelilerin gözleri henüz görmüyor, kulakları henüz duymuyor, dudakları henüz konuşmuyor” diye ekliyor Jeon.

Jeon'un İngilizce çalışırken yazdığı kağıtlardan biri
Image captionJeon’un
İngilizce çalışırken yazdığı kağıtlardan biri

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gerçek mi?

Ünlü Fotoğrafçı, İlginç Fotoğraflar Çekmek İçin Kullandığı Hileleri 30 Örnekle Açıklıyor (Yeni Resimler)

Yayınlandı

on

Yazar

Barselona merkezli fotoğrafçı Jordi Puig, fotoğrafçılığı herkes için erişilebilir hale getirme misyonunu üstleniyor. Puig, büyüleyici fotoğraflar çekmek için lüks ekipmanlara ihtiyacınız olmadığını bize göstermek istiyor; sadece biraz yaratıcılık ve pratik. Ve gerçekten ikna edici davalar ortaya koyuyor.

Fotoğrafçı, çekimlerine sahne arkası görüntüleri ile eşlik ediyor ve insanlara istedikleri görünümü veya efekti nasıl elde edeceklerini öğretiyor. 

Daha fazla bilgi:  Instagram

# 1

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçı Jordi Puig Batlló, bu çarpıcı görüntülerin çekilmesinde erkek kardeşinden çok yardım alıyor. Puig’in ağırlıklı olarak sinematik olan fotoğraf tarzı, bir film yapımcısı olarak önceki çalışmalarından ilham alıyor.

INSIDER’a “Her şey sanatsal bir bakış açısına sahip olabilir” dedi . “Her şeyi fotoğraflayabilirim. Asıl mesele açıyı, etkiyi ve perspektifi bulmaktır.”

# 2

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 3

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 4

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

Mükemmel çekimi yapmak için kaç kişi çalışır?

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

# 6

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

HO! bu SÜPER SERIN! böyle ışıkları olsaydı% 100 denerdim

# 7

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Bu yüzden kabloyu düzenlemek zorunda kaldı

# 8

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 10

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

# 12

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Zinciri yeniden düzenlemeleri gerektiğini varsayıyorum.

# 15

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 20

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 21

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 22

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

Bir paspası gerçekten ilginç bir şeye dönüştürmeyi başardılar!

# 24

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

 

Okumaya devam et

Galeriler

1 Milyon TL Değerinde Maserati Karşılığında Evcil Hayvanınızdan Vazgeçer misiniz?

Yayınlandı

on

Yazar

Evcil hayvanınızdan ne için vazgeçerdiniz? 30 bin TL nakit? 1 milyon TL değerinde bir Maserati? Bakalım insanlar evcil hayvanlarından ne kadar için vazgeçmişler…

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Kimliğimizin Bilinmemesi Bizi Cesur mu Yapıyor Yoksa İçimizdeki Canavarı mı Uyandırıyor?

Yayınlandı

on

Yazar

Tarihin en önemli sosyologlarından biri Zygmunt Bauman, Akışkan Doğanlar adlı kitabında, “İnternet”i büyük beklentiler ve hüsrana uğramış umutlar kombinasyonu olarak tanımlıyor. Bunu şöyle anlatıyor:

“İnternet hayatımıza bireysel özgürlükleri ve insan refahını heyecan verici derecede artırmak üzerine girdi, peki bugün sonuç ne? İdeal, politik ve demokratik yaşam alanı olmayı taahhüt eden internet; sonuçta demokrasi krizini, çatışmaları ve diktatörlükleri artıran bir yapıya büründü.”

Bunun en önemli nedeninin kimliğin belirsizliği ve gizlenebilmesi olduğunu iddia ediyor. Normal şartlarda birinin yüzüne karşı kolayca “hırsızsınız, katilsiniz” demek pek mümkün değilken, şiddete oldukça uzak kabul edilebilecek biri çok uzak mesafelerden en sağlam küfürleri ve hakaretleri sıralayabiliyor. (Elbette yan komşunuz da olabilir!)

Bazılarınız ABD’li psikolog Philip Zimbardo’nun bir grup genç kız üzerinde yaptığı deneyi hatırlayabilir.

Bazılarınız ABD’li psikolog Philip Zimbardo’nun bir grup genç kız üzerinde yaptığı deneyi hatırlayabilir.

Deneyde Zimbardo, kız öğrenci grubunun kimliklerini gizlemek için onların Klu Klux Klan’dakilerin giydiğine benzer ve kimliğin anlaşılmasını engelleyen bir kıyafet giymelerini sağlıyor. Diğer bir grup kız öğrenciye ise herhangi bir kıyafet sınırı koymuyor. Kendi gündelik kıyafetleriyle rahatça deneye katılıyorlar. İki gruptan da başka insanlara elektrik vermeleri isteniyor. İlginç bir şekilde kimliğini gizlemek için başlık takılması istenenler, başlık takmayanlara nazaran elektrik akım düğmesine takmayanlara göre iki kat daha fazla süre basmışlardır. Yani uzun süre işkence edebilmişlerdir.

İnternet iki farklı dünya yarattı.

Biri yaşadığımız gerçek dünya diğeri ise kimliğimizin daha gizli olduğu ve perdenin arkasında kaldığımız bir dünya. İkinci dünya gittikçe büyüyor ve internet üzerinden verilen tepkilere de kamu otoriteleri sessiz ve tepkisiz kalamıyor.

Bir gruba “Suçu kanıtlanana kadar herkes masumdur!” hukuki ilkesine katılıyor musunuz?” ya da “Eğer masum olsaydınız ve birileri iftira atsaydı, ne hissederdiniz?” diye sorsaydım muhtemelen insanların çoğu ilkine “Medeniyetin gereği!” ikincisine ise “Çok kötü hissederdim.” derdi. Peki nasıl oluyor da hukuki sürece girmiş birçok konuda elimizde gerçekten hiçbir delil olmadan sosyal medyada birilerini katil, hırsız diye suçlayabiliyoruz? Medeniyet dediğimiz şey bırakın hukuki süreçte olanları, suçluların bile hakları olduğuna inandığımız zaman var olabilen bir şey.

Dijital dünyanın kamu otoriteleri üzerinde büyük etkisi var hatta sosyal medyayı tatmin etmek için hukuk dışı bile davranabiliyorlar. Sosyal medyada tepki gösterenlerin de haklılık payları yüksek çünkü adalete güven duygusunda ve adaletin hızında önemli problemler var.

Adalet işini yapamadığında linç kültürü hızlanmaya ve güçlenmeye başlıyor. Halide Edip Adıvar’ın 1923’te yazdığı “Vurun Kahpeye” romanındaki linç kültürü sosyal medya açısından çok da farklı değil. O zaman bir köyde ağzından tükürük saçan nefret dolu insanlar vardı, bugün onlar hâlâ varlar ve sosyal medyadalar. O gün romandaki gericiliği temsil eden Hacı Fettah adlı karakter, bugün sosyal medyada daha modern insanlarla temsil edilse de “İdealist Aliye” olmak isterseniz size bazı önerilerim var.

1. Sosyal medyada bir şey paylaşmadan önce haberin doğruluğundan emin olmak için gereken tüm çabayı gösterin ve eğer emin olamıyorsanız paylaşmayın!

1. Sosyal medyada bir şey paylaşmadan önce haberin doğruluğundan emin olmak için gereken tüm çabayı gösterin ve eğer emin olamıyorsanız paylaşmayın!

Eğer paylaşırsanız hukuki yaptırımlarla baş başa kalabilirsiniz. Ya da bir Hacı
Fettah’ın piyonu olma olasılığınız var. Sosyal medya şeffaf değildir, perdelerin arkasında hep birileri ya da bir ideoloji vardır.

2. Suçu ispatlanmamış hiç kimseyi suçlu ilan etmeyin.

Hukuki sorumluluk bir kenara ahlaki olarak masum bir insanı suçluyor olabilirsiniz. Birilerini suçlamak için sosyal medya en iyi ortam olmayabilir.

3. Sosyal medyada sizin gibi düşünmeyenleri hemen arkadaş listenizden çıkarmayın.

Bunu yaparsanız hep sizin gibi düşünenleri takip ederek körelirsiniz. Sizden farklı düşünenlerin ne düşündüğünü anlamaya çalışın. Dünyanın bölünme ve ötekileşme nedenlerinden biri budur. Ötekileştirmeden rahatsızsanız ve bunu siyasilerin yaptığına inanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bunu yapan biziz.

4. Başkalarının ne düşündüğünü ve neden öyle düşündüğünü suçlamadan anlamaya çalışın.

4. Başkalarının ne düşündüğünü ve neden öyle düşündüğünü suçlamadan anlamaya çalışın.

Yaptıklarımızı yapmaya devam edersek dijital dünya bizi çok daha fazla bölecektir.

Geçenlerde siyasi görüşe sahip TV kanallarından birine maruz kalıyorum. Yanımdaki bana sordu:

“Ne kadar haklı değil mi?”

“Ben sadece nefret görüyorum.” dedim. “Söyledikleri sadece düşmanca.” diye ekledim.

“Haklı değil mi?” dedi.

“Yıllardır aynı şeyleri duyuyorum, her gün TV’de birbirine benzeyen birkaç kişi çıkıyor ve aynı muhalefet şekli ya da aynı iktidar şeklinde bağırıyor ama hepsi nefret dolu.” dedim.

“Haklı değil mi?” dedi.

Nefret, bu dünyada kötüye bile yönelse fayda yaratmayacaktır.

Nefret, bu dünyada kötüye bile yönelse fayda yaratmayacaktır.

Sadece nefreti, acıyı daha da büyütecektir.

Dijital dünya, renkli basın, TV’ler bizim duygusal reflekslerimizden beslenirler ancak okuyucular olarak dijital yetkinliklerimizi geliştirmek, bizi daha iyi bir yere götürebilir. Siz ise savaşa değil barışa ortak olun, nefret ile değil sevgiyle iş birliği yapın.

Ne düşünüyorsunuz kendi öfkeniz ve kendi nefretiniz hakkında?

Yorumlarda görüşlerinizi okumayı çok isterim.

Eğer yazdıklarımın bir kısmına bile katılıyorsanız hadi biz de tam tersi bir akım başlatalım. Barış kelimesi bile ideolojilerdeki yerini aldı. Hadi biz #insanısevgiyasatir (İnsanı Sevgi Yaşatır) diyelim.

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Doğrusunu Öğrendiğinizde Kendinize Gelemeyeceksiniz: Yanlış Kullandığımız Atasözleri ve Deyimler

Yayınlandı

on

Yazar

Bazı atasözleri ve deyimler var ki, sık kullansak da dile yanlış şekilde yerleştiği için bir türlü doğrusunu öğrenemiyoruz.

Not: Kaynak olarak 1980 yılından önce Türk Dili Kurumu tarafından basılan Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü kullanılmıştır.

1. “Aptala malum olur” değil.

"Aptala malum olur" değil.

Doğrusu: “Abdala malum olur.” Abdal, bilge kişi ve gezgin anlamına gelir. Bilge kişiye malum olması da çok doğaldır.

2. “Azimle sıçan betonu deler” değil.

"Azimle sıçan betonu deler" değil.

Doğrusu: “Azimli sıçan betonu deler.” Sıçan, bir fare türüdür. Dolayısıyla azimli bir sıçanın betonu delmesi mucize gibi olsa da, mücadeleyi anlatır.

3. “Eşek hoşaftan ne anlar?” değil.

"Eşek hoşaftan ne anlar?" değil.

Doğrusu: “Eşek hoş laftan ne anlar?” Zamanla ‘hoş laf’ tamlamasının bozulmasıyla ‘hoşaf’tan anlamak haline gelen bu atasözü, beğenilecek bir şeyi küçümseyenleri anlatırken kullanılır.

4. “Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü” değil.

"Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü" değil.

Doğrusu: “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü.” Buradaki zürefa, zarif kimse anlamına gelir.

5. “Su küçüğün, söz büyüğün” değil.

"Su küçüğün, söz büyüğün" değil.

Doğrusu: “Sus küçüğün, söz büyüğün.” Büyüklerin sayılması anlamına gelir.

6. “Kısa kes Aydın havası olsun” değil.

"Kısa kes Aydın havası olsun" değil.

Doğrusu: “Kısa kes, Aydın abası olsun.” Aba, bir tür kıyafettir. Aydın’ın yöresel kıyafetlerindeki aba kısadır ve bu atasözü az ve öz konuşmanın önemini vurgulamaktadır.

7. “Göz var, nizam var” değil.

"Göz var, nizam var" değil.

Doğrusu: “Göz var, izan var.” Bu atasözü, bir şeyin görme ve akıl yoluyla anlaşılacağını anlatır.

8. “Su uyur, düşman uyumaz” değil.

"Su uyur, düşman uyumaz" değil.

Doğrusu: “Sü uyur, düşman uyumaz.” Sü, eski dilde asker anlamına gelir. Düşmana karşı her zaman uyanık kalmak gerektiğini anlatır.

9. “Saatler olsun” değil.

"Saatler olsun" değil.

Doğrusu: “Sıhhatler olsun.” Hamamdan çıkanlara ya da tıraş olanlara söylenen bir nezaket sözüdür.

10. “İnce eleyip sık dokumak” değil.

"İnce eleyip sık dokumak" değil.

Doğrusu: “İnce eğirip sık dokumak.” Bir karar vermeden önce etraflıca düşünmek anlamına gelir.

11. “Ateş olsa cürmü kadar yer yakar” değil.

"Ateş olsa cürmü kadar yer yakar" değil.

Doğrusu: “Ateş olsa cirmi kadar yer yakar.” Cirim, hacim demektir. Hasmın pek önemsenmediğini anlatır.

12. “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.”

"Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz."

Doğrusu: “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” Buradaki Ane, Bağdat civarında bulunan bir uçurumdur.

Okumaya devam et

Galeriler

Fotoğrafçı Sadece İnsan Vücudunu Kullanarak Manzaralar Oluşturuyor Ve Sonuç Görkemli Görünüyor (13 Fotoğraf)

Yayınlandı

on

Yazar

Carl Warner kendisini, hiçbir şeyden bir şey ortaya çıkaran ya da bir şeyi basitçe yakalamak yerine diğerine dönüştüren bir ‘fotografik illüstratör’ olarak görüyor. Ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorsanız, Bodyscapes adlı dizisinden başka bir yere bakmayın .

Sıradışı ve hassas kompozisyon ve ışıklandırma sayesinde Warner, iyi inşa edilmiş kaslı bir gövdeden anıtsal manzaralar ortaya çıkardı. Doğru, sahnelerin çoğu birkaç modelden oluşuyormuş gibi görünse de, hepsi aslında tek bir kişiden yapılmıştı; görüntüler birden fazla çekimden özenle birbirine eklendi.

Dirsekler ve dizler dağ oldu, sırtlar ve boyunlar vadilere ve tatlılara dönüştü ve illüzyonlar gerçekten etkileyici. Kaydırmaya devam edin ve kendinizi kontrol edin.

Daha fazla bilgi:  carlwarner.com  | Facebook  | Instagram

Uzanmış Kadın Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Uyuyan Adam Çölü

Resim kredisi: Carl Warner

Fingers Mağarası

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, her fotoğraf çekiminden önce kompozisyonları çizdi, ancak kamerayı eline aldığında başka pozlar da gördü, bu yüzden yeni şekilleri de seriye dahil etti. Bu beklenmedik öğeleri yeni vizyonuna uyacak şekilde, konturları vurgulamak için genellikle hem tungsten hem de flaş aydınlatma ekipmanı kullanarak çekti: fotoğrafçı stüdyoda doğal güneş ışığını yeniden yaratmaya çalıştı, bu da manzaralardaki gerçekçilik hissini arttırmak zorunda kaldı.

Shin Diz Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Boğaz Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Abdo-men Mağarası

Resim kredisi: Carl Warner

Dirsek Noktası

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, Bodyscapes için hem modeller hem de arkadaşlar poz verdi . Bored Panda’ya “İş viral hale geldiğinden beri, insanlardan poz vermem için birçok teklif aldım” dedi . “Ancak, bedenleri onları kişisel yolculuklarında taşıyan tanınmış insanları fotoğraflayarak işi ileriye taşımak istiyorum.”

Omuz Tepesi Vadisi

Uykucu

Resim kredisi: Carl Warner

Başsız Ufuk

Resim kredisi: Carl Warner

Fotoğrafçı, “Çıplak çekim yapmanın doğası gereği çekimler oldukça samimi olaylardır” dedi. Yani sadece ben ve asistanımdık. Giysi izi kalmamasını ve cildin iyi ve nemli olmasını sağlamanın dışında çok az hazırlık var. “

İkiz tepeler

Resim kredisi: Carl Warner

Pektoral Kumullar

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, Zabriskie Point filmindeki çöl seks sahnesinin Bodyscapes için büyük bir ilham kaynağı olduğunu itiraf etti , ancak bu görüntülerin erotik olduğunu düşünmediğini söyledi. Daha ziyade, fotoğrafçı, çalışmalarında neredeyse jeolojik bir şey olduğuna inanıyor; buruşukluklar ve kırışıklıklar, kayadaki kırışıklıkları ve boğumları yansıtıyor ve eğimli bacaklar, yıpranmış tepelerin görüntülerini çağrıştırıyor. Yaşamdan yoksun özelliklerin organik temsilleri gibi.

Sırt Çölü

Resim kredisi: Carl Warner

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar