Connect with us

Bilim

Modern Bilim İnsanlarını Hayretler İçerisinde Bırakan 10 Keşif

Yayınlandı

on

Her yıl gezegenimizin her yerinde, güneş sistemimizde ve hatta alanın derin boşluğunda daha da şaşırtıcı keşifler yapılmaktadır. Bu bulgular, içinde bulunduğumuz gerçeği anlamamızı, çoğu zaman evrensel fiziksel yasaların önceki kavramlarına meydan okumakta zorlamaktadır.

Bir keşif, anlayışımızın sınırlarının dışına çıktığında – bazen bağlam eksikliği ile – çoğu zaman en zeki uzmanları arayacaktır. İşte modern bilim insanlarını şaşırtan 10 gizem.

10-Zürafa Cilt Hastalığı

Fotoğraf kredisi: National Geographic

1990’lı yıllardan beri, şaşırtıcı cilt hastalıkları vakaları, esaret ve vahşi yaşamdaki zürafaları etkiledi . Sahra altı Afrika’da yaygın bir durumdur.

Uzmanlar, bu gizemli rahatsızlığın hastalıkların bir kombinasyonundan mı kaynaklandığını yoksa çevresel bir etkinin oyunda olup olmadığını belirleyemiyor. Bilimsel topluluk, bu hastalığın nasıl yayıldığını, diğer hayvan türlerine bulaştırılabiliyorsa veya bir tedavi olup olmadığını hala bilmiyor .

Günümüzde, Zürafaları Kurtarın Müdürü Fred Bercovitch, bu cilt hastalığının, hayvanın üremesini ve hareketliliğini nasıl etkilediğine dair bilgi eksikliği nedeniyle, zürafa koruma çabalarında daha büyük bir rol oynamaması gerektiğini tavsiye etmektedir. Bu hastalığın zürafa popülasyonu üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılması, gelecekte koruma çabalarını büyük ölçüde artırabilir. [1]

9-Doğu-Değişen Tornado Sokağı

Fotoğraf kredisi: weather.com

Mississippi Nehri’nin doğusundaki alanlar, son birkaç on yılda tornadik faaliyetlerde bir artış gördü. Bu arada, genellikle Tornado Alley olarak bilinen bölgedeki devletlerde önemli bir düşüş görüldü.

Oklahoma, Colorado ve Texas gibi eyaletler her yıl hala en fazla kasırgaya sahip olsalar da, toplam sayı 1970’lerin sonlarından bu yana azaldı. En büyük düşüş orta ve doğu Teksas’ta meydana geldi.

Atmosferik aktivitedeki bu değişim, bilim insanlarını Tornado Alley’in doğuya kaydırdığına inanmalarına neden oldu ve nedenini bilmiyorlar. Dijital çağdan önce kasırgaların sık sık rapor edilmediği bölgeler şaşırtıcı bir şekilde kasırga faaliyetinde en büyük düşüşü gören bölgelerdir. [2]

Kuzey Illinois Üniversitesi’nden Victor Gensini, Tornado Alley’deki değişimin Büyük Ovaların kurutulmasına bağlı olabileceğine inanmaktadır. Kasırgalar, batıdaki kuru havanın şiddetli fırtınalara neden olan bir karışım olan Meksika Körfezi’ndeki nemli havayla birleştiği kuru çizgi boyunca oluşur. Kuru çizgi doğuya kayarken, kasırgalar da öyle.

Ancak, değişimin çevre üzerindeki etkimizden mi yoksa doğanın etkisinden mi kaynaklandığı bilinmemektedir .

8-Gizemli Sismik Dalgalar

Dünyada 11 Kasım 2018’deki istasyonları izleyerek sismik dalgalar toplandı ve bu, bilim adamlarının daha önce hiç tanık olmamış olaylara neyin sebep olduğunu tahmin etmelerini sağladı. Kıtasal Afrika ile Madagaskar arasında bulunan bir Fransız adası olan Mayotte’nin ilk yerini takip edebildiler.

Bu bölge, olaya yol açan bir azalışla, geçen yılki depremlerle sarsıldı . Bununla birlikte, 11 Kasım’da hiçbir deprem meydana gelmediği, özellikle sismik sinyal üretebilecek hiçbir şey olmadığı bildirildi. Garip sinyal, enerjideki bir patlamayı bir depremden daha iyi temsil ettiği şeklinde tanımlandı.

Yaklaşık 20 dakika süren sismik dalgalar, dünya genelinde binlerce kilometre yol kat etti. Deprem monitörlerini tetiklediler, garip bir şekilde, yer üstündeki hiç kimse onları hissedemedi.

Sinyal çok sıradışı olduğundan, kaynağını belirlemek zor. GeoNet’teki bir sismolog John Ristau, Mayotte sinyalini 6.3 büyüklükteki Kuzey Atlantik depremininkiyle karşılaştırdı. Her iki sinyal de görülebilmesine rağmen, görünüm olarak çok farklıydı.

Ristau’nun açıkladığı gibi “Mayotte sinyalinin genliğinin zamanla değiştiğini görebilirsiniz; bununla birlikte, sinyalin frekansı veya periyodu tüm zaman boyunca neredeyse aynıdır. Bu, tutarlı bir frekansta sinyal üreten bir kaynak anlamına gelir, ancak güç farklıdır. ” [3]

Genellikle, bir deprem, enerji ürettiği geniş bir frekans ve periyot aralığına sahiptir.

Bağımsız bir sismolog olan Anthony Lomax, faaliyete muhtemelen Mayotte’nin kuzeyindeki bir deniz altı volkanının neden olduğunu öne sürdü. Diğer bir olasılık, olayı başlatan kabul edilmemiş yavaş bir depremdir.

7-Fiziği Paramparça Eden Antarktika Parçacıkları

Fotoğraf kredisi: Live Science

Fizikçiler, Antarktika’daki buzdan uzaya doğru yüksek enerjili bir parçacık patlaması gözlemlediler ve bu olayın neden veya nasıl gerçekleştiği hakkında hiçbir fikirleri yok. Bir çeşit kozmik ışın olması gerektiğine inanıyorlar.

Parçacık fiziğinin Standart Modelini içeren parçacıkların toplanması bu şekilde seyahat edemez. Fakat bu, NASA’nın Antarktika Darbe Geçici Geçici Anteni (ANITA) tarafından Mart 2016’da gözlemlediği şeydi.

Düşük enerjili parçacıkların , etkilenmeden Dünya’nın içinden geçebileceği bilinmektedir . Ancak, yüksek enerjili parçacıklar farklı hareket eder çünkü büyük kesitleri, Dünya’ya girdikten sonra bu parçacıkların çarpışması ihtimalini arttırır. Sonuç olarak, onlar başaramazlar.

Çoğu bilim adamı, ANITA’nın yepyeni bir parçacık türü yakaladığını öne sürüyor. Bazı teoriler, Dünya içindeki karanlık maddenin atipik bir dağılımını veya nadiren maddeyle çarpışan bir tür steril nötrino içerir.

Bir başka Antarktika merkezli nötrino gözlemevi olan ANITA ve IceCube’den gelen verileri birleştiren Penn State araştırmacılarına göre, buzdan uzaya doğru patlayan parçacıklar, standart parçacık modelinin bir parçası olma ihtimalinin 3,5 milyonda birinden daha azına sahip fizik. [4]

6-Kalıcı Noctilucent Bulutları

Fotoğraf kredisi: Martin Koitmae

Atmosfere neredeyse boşluğa değen kısım olan mezosfer çok soğuk ve kuru. Yaz aylarında sigara dumanı partiküllerinin büyüklüğü ile ilgili buz kristalleri -125 santigrat derece (-193 ° F) koşullarında muhtemelen meteorlardan toz etrafında oluşur. Bu olduğunda, noctilucent bulutları denilen güneş battıktan kısa bir süre sonra, tuhaf bulutların mavi ışıklı bir görüntüsünü oluşturur.

Bu etkileyici bulutlar ilk olarak 1880’lerde Krakatoa’nın patlamasından iki yıl sonra kabaca tanık oldu. Ancak, 2006’da bilim insanları, doğası ve oluşumu ile ilgili soruları cevaplayabildiler.

Son zamanlarda, 2018 yaz sezonunda noctilucent bulutların kalıcılığı hakkında yeni bir gizem ortaya çıktı. Her yıl gözlemlenirler ve beklenen bir rutini takip ederler; Mayıs ayında oluşumlarına başlarlar, Haziran ayında yoğunlaşırlar ve Temmuz ayının sonlarına doğru dağıtırlar. Bu muhteşem gece ışıklarının Temmuz’da yoğunlaştığını ve uzun süre Ağustos ayına sadık kaldıklarını görmek için kuzey yarımküredeki gökyüzü gözlemcilerine bir şok oldu.

NASA’nın uydu tabanlı Mikrodalga Limb Sireninin verilerini kullanarak, Colorado Üniversitesi’nden araştırmacılar nemdeki artışın noctilucent bulutların uzun süreli etkilerinin nedeni olduğunu fark etti. Neden nemde bir artış olduğunu bilmiyoruz.

Bununla birlikte, bazı teoriler zaten mevcuttur. Birincisi, mezosferdeki en soğuk ve en yağışlı yıllarla ilgili olabilecek, asgari olarak (aslen 2020’de beklenen) güneş ışığına erken bir girişi içerir. Bir başka olası açıklama ise, kuzey yarımkürede, kuzey atmosferinde genellikle beklenenden daha fazla neme neden olan gezegensel dalga hareketidir. [5]

5-Satürn’ün Şaşırtıcı Altıgen Vorteksi

Fotoğraf kredisi: sci.esa.int

2004’te Satürn’e ulaşan ve 2017’de sona eren Cassini-Huygens misyonunun verilerini analiz eden araştırmacılar , kuzey yarımkürede yaz mevsimine girerken Satürn’ün kuzey kutbunda garip bir altıgen girdap oluşumu gözlemledi . Bu girdap stratosferdeki bulutların yüzlerce kilometresini yükseltti.

1980’lerde, NASA’nın Voyager uzay aracı gezegenin atmosferinde çok daha düşük bir altıgen girdap keşfetmişti, ancak Cassini-Huygens bulumu tarafından şaşırmıştı. Leicester Üniversitesi’nden Leigh Fletcher şunları söyledi:

Satürn’ün kuzey kutbunda sıcaklaştıkça bir çeşit girdap görmeyi beklesek de, şekli gerçekten şaşırtıcı. Ya bir altıgen kendiliğinden ve aynı şekilde iki farklı yükseklikte, biri bulutlarda diğeri stratosferde yükseklikte ortaya çıkmıştır ya da altıgen aslında birkaç yüz kilometrelik bir dikey menzili kaplayan yükselen bir yapıdır.

Evansesans adı verilen bir süreç, dalga bilgisinin stratosfere doğru itmesinin bir yoludur, ancak gücü yüksekliği ile azalır. Bununla birlikte, atmosfer bilimleri anlayışımıza göre, altıgen bir girdap, rüzgar yönleri daha yüksek irtifalarda değiştikçe alt irtifa bulutlarını geçemez.

Bu geometrik gizemdeki olayı kırmak, bilim insanlarının gezegenlerin etrafındaki enerjinin taşınımını, yüksek atmosferin alçak irtifa ortamından nasıl etkilendiğini kavramalarına yardımcı olacak.

Cassini-Huygens misyonunda kullanılan Kompozit Kızılötesi Spektrometre (CIRS) ayrıca Saturn’ün kutuplarının şaşırtıcı derecede farklı davranışlar sergilediğini ortaya koydu. Güney kutbu, güney yaz aylarında çok daha olgun bir dairesel girdap sergiler. Bu, Satürn’ün kuzey vorteksinin olgunlaşmaya devam edeceğini gösterebilir. Alternatif olarak, Satürn’ün henüz anlaşılamayan asimetrik direkleri olabilir. [6]

4-Kayıp Karanlık Madde

Fotoğraf kredisi: eurekalert.org

Pieter van Dokkum liderliğindeki bir bilim adamı ekibi, karanlık madde eksik görünen NGC1052-DF2 adlı bir galaksiyi keşfetti . Bu, gökbilimcilerin kafalarını çizdiğini, çünkü bu galaksideki karanlık maddenin yokluğu, maddenin varlığının yanı sıra bir galaksinin nasıl yaratıldığına dair mevcut anlayışımız hakkında şüpheler ürettiğini teyit edecektir.

Modern anlayışımız, galaksilerin karanlık madde halinden oluştuğu yönündedir . Karanlık madde olmadan, galaksinin oluşamaması gerekir.

Ekip, Dragonfly Telephoto Array ile 10 gömülü yıldız kümesi izleyerek, 65 milyon ışıkyılı uzaklıktaki NGC1052-DF2’nin kütlesini daha yakından inceleyip belirleyebildi. NGC1052-DF2 kütlesinin, içindeki yıldızlardan (görünür madde) beklenen toplam kütleye neredeyse eşit olduğunu buldular. Ayrıca, NGC1052-DF2 kütlesi, Samanyolu galaksimizin kütlesinin sadece yüzde 0,5’idir. [7]

Bazıları karanlık maddenin var olamayabileceğini ve yerçekimi anlayışımızı değiştirmemiz gerektiğini öne sürdü. Bununla birlikte, alternatif yerçekimi teorileri hala galaktik ölçekte kara maddeyi taklit eden bir şeye sahiptir. Aslında, her zaman orada olmalı.

Dolayısıyla, Van Dokkum, alternatif bir yerçekimi yasasının bir galaksiye uygulandığı takdirde, o kanunun tüm galaksileri aynı şekilde etkilemesi gerektiğini savunuyor. Sonuç olarak, her galaksi karanlık maddeye sahip gibi görünmelidir (olmasa bile) çünkü taklit faktörü her zaman orada olacaktır.

Bu bizi Van Dokkum’un paradoksal sonucuna götürüyor. Bütün galaksiler karanlık maddeye sahip gibi görünmek zorundaysa (gerçekten başka bir şey olsa bile), o zaman galaksideki NGC1052-DF2’deki karanlık maddeyi tespit edememek, karanlık maddenin gerçek olduğunu kanıtlar. Bilim adamları hala bu konuyu şiddetle tartışıyor.

3-Derin Uzay Yanıp Sönen Işık

Fotoğraf kredisi: space.com

Ne zaman astronomlar biz göremiyoruz evrenin yüzde 80’ini kapsar belirlemek için uzayın derinliklerini aramaya edildi, bunlar beklenmedik bir şey karşısında tökezledi. Miika Pursiainen ve ekibi tarafından Şili’deki Cerro Tololo Uluslararası Gözlemevinden yetmiş iki yoğun ışık patlaması izlendi.

Sıcak ışık patlamaları genelinde 300 milyon kilometre (186 milyon mil) ila 15 milyar kilometre (9 milyar mil) olarak ölçüldü. Ayrıca bir süpernovadan bekleyebilecekleri bir parlaklığa sahiplerdi , ancak süresi yoktu.

Bir teoriye göre, bu olay Tip II süpernova gelişimindeki bir komplikasyon nedeniyle meydana geldi. Bir Tip II süpernovası, bir yıldız, yıldızın çekirdeğinde ağır elementler birikmesi üzerine dış gaz kabuğunu patladığında meydana gelir.

Bu komplikasyon şu anda Avustralya Ulusal Üniversitesi tarafından araştırılmaktadır. Bir yıldızın çöküşün ilk aşamalarında gaz kabarcıkları geliştirdiği zaman ortaya çıkan hızlı gelişen aydınlık geçici (FELT) olarak adlandırılmıştır. Yıldız süpernovaya gittiğinde, bu gaz kabarcıkları aşırı ısınma etkisinden dolayı patlar. Bu hala çalışan bir teoridir ve bize yalnızca kesin cevaplar verecektir. [8]

2-Bir Pulsar’dan Yayılan Garip Kızılötesi Işık

Fotoğraf kredisi: Live Science

RX J0806.4-4123, Dünya’dan 3.300 ışıkyılı içerisinde yer alan bir grup X-ışını pulsarı olan “The Magnificent Seven” dan biridir. Bu pulsarlar , astronomların yaşları için beklediklerinden daha sıcak ve yavaştır.

RX J0806.4-4123 bilim adamları için tamamen yeni olan garip bir kızılötesi ışık yayar. Uluslararası bir gökbilimci grubu Hubble Uzay Teleskobu ile pulsarı gözlemlediğinde, pulsardan yayılan yaklaşık 29 milyar kilometre (18 milyar mil) kızılötesi ışığın genişletilmiş alanını fark ettiler.

Açıkçası, bu nötron yıldızı ile kızılötesi emisyonların tek başına üretebileceğinden daha büyük olması nedeniyle daha fazlası oluyor. Peki, enerjinin kaynağı nedir? Bilim adamları en az iki teori önermişlerdir: bir geri dönüş diski veya bir atımlı rüzgar bulutsusu. [9]

Geri dönüş diski, patlamasından sonra nötron yıldızı çevresinde oluşan büyük bir toz diskidir. Böyle bir disk hiç gözlemlenmemiş olmasına rağmen, araştırmacılar varlığını varsaymışlardır.

Yıldızın yüksek sıcaklığını ve daha yavaş dönmesini ve çok fazla kızılötesi ışık yayması için gereken enerji miktarını açıklar. Geri dönme diskinin onayı, nötron yıldızlarının oluşumunu anlamada ileriye doğru büyük bir sıçrama olacaktır.

Şimdi pulsar rüzgar bulutsusu teorisini inceleyelim. Bir nötron yıldızının güçlü bir manyetik alan ile hızlı dönüşü bir elektrik alan yaratır. Sırayla, bu alanda parçacıklar hızlandırıldığında, bir atımlı rüzgar üretilebilir. Kızılötesi emisyonlar daha sonra nötron yıldızı, yıldızlararası ortam boyunca ses hızından daha hızlı hareket ettiğinde oluşan şok parçacıkları tarafından yayılır.

Bununla birlikte, kızılötesi-sadece pulsar rüzgar bulutsusunun varlığı olağanüstü olacaktır.

1-Çocuğun Ağzındaki Kuş

Fotoğraf kredisi: scienceinpoland.pap.pl

Elli yıl önce, Polonya’nın Saspowska Vadisi’ndeki Tünel Wielki Mağarası’nda küçük bir çocuğun kalıntıları bulundu. Çocuğun cinsiyeti bilinmiyor, ancak bir kuşun kafatası gençlerin ağzındaydı ve bir diğeri çocuğun yanağındaydı.

Keşif kendine özgü olmasına rağmen, kemikler neredeyse hemen kutulandı ve uygun şekilde incelenmeden ve değerlendirilmeden depoya alındı. 1980’lerin bir kitabında, iskeleti ilk keşfeden kişi olan Profesör Waldemar Chmielewski’nin kitabındaki tek bir fotoğraf dışında, bulgular yayınlanmamıştır .

Antropologlar çocuğun neden yaklaşık 200 yıl önce bu şekilde veya yerde gömüldüğünü bilmiyorlar. Mağarada bulunan diğer insan kalıntıları en az 4.000 yaşındaydı.

Gizem orada bitmiyor. Varşova Üniversitesi gençlerin vücudundan kemiklere sahip olsa da, çocuğun kafatasına sahip değildir. Aslında, eksik. Kazıdan sonra Wroclaw’daki antropologlara gönderildi, ancak kimse kafatasının nerede olduğunu bilmiyor gibi görünüyor. [10]

Bilim

Stresin İltihaplanmayı Nasıl Tetiklediğine Dair Gizem Çözülüyor

Yayınlandı

on

Yazar

Yale Üniversitesinin çalışması, stresin enflamasyonu nasıl tetikle diğine dair gizemi çözüyor

Enflamasyon: Canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya doku hasarına verdiği hücresel, sıvısal ve damarsal -yangı veya iltihaplanma tarzı- bir yanıttır.

Yale Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir çalışma; birçok stres hormonunun bağışıklık sistemini baskılamasına rağmen, aşırı stresin enflamatuar hastalığı nasıl güçlendirdiğinin gizemini çözdü. Araştırma, bir organizma stresle karşı karşıya kaldığında yağ hücreleri tarafından belirli bir bağışıklık hücresinin salındığını gösterdi.

 

 

Onlarca yıldır, stres ve enflamatuar hastalıklar arasındaki bağlantı açıktı; birçok kronik hastalık aşırı stres dönemlerinde etkisini arttırdı. Bununla birlikte, bu açık gözlemin altında açıklanamayan bir paradoks vardı: stres karşısında kalan vücut tarafından salınan kortizol, adrenalin gibi hormonlar bağışıklık sistemine belirgin baskı sağlar ancak stres bir şekilde enflamasyona sebep olur.

Yeni çalışma, yeni bir laboratuvar gözleminden kaynaklandı. Farelerden kan almak doğal olarak stresli bir işlemdir ve araştırmacılar bunun interlökin-6(IL-6) seviyelerinin artışıyla ilişkili olduğunu fark ettiler. Artan IL-6 seviyeleri daha önce otoimmün koşullarda ve aşırı streste rol almıştır fakat tam olarak nasıl arttığı araştırılmamıştır.

 

Hayvanlar stres karşısında infalamatuar tepkiler göstermemeye başladı

Beklenmedik bir şekilde gerçekleşen yeni araştırmanın sonuçları; IL-6’nın aşırı stres karşısında kahverengi yağ hücreleri tarafından salgılandığını ortaya koymaktadır. Stresli bir durumla karşı karşıya kaldığımızda enflamasyonu arttıran işte bu bağışıklık mekanizmasıdır. Ve farelerde, beyin ve kahverengi yağ hücreleri arasındaki sinyal bloke edildiğinde, hayvanlar stres karşısında infalamatuar tepkiler göstermemeye başladılar.

Yale Üniversitesinin çalışması, stresin enflamasyonu nasıl tetikle diğine dair gizemi çözüyor

Fakat bir soru hâlâ cevapsız: stresin neden bu kadar zararlı bir bağışıklık sistemi mekanizmasını tetiklediğini hangi evrimsel işlev açıklıyor?

 

Burada araştırmacılar IL-6’nın hipoglisemiye aracılık etmede önemli bir rol oynadığını keşfettiler. Esasen bu, vücudun “savaş ya da kaç”a tepkimiz için yakıt olarak gerekli glikoz üretimindeki artışlara hazırlanmasına yardımcı olur. (Savaş ya da kaç tepkisi: Savaş ya da kaç tepkisi algılanan zararlı bir olaya, saldırıya veya hayati tehdide yanıt olarak ortaya çıkan fizyolojik tepki. İlk olarak Water Bradford Cannon tarafından tanımlandı.)

Bu sebeple, bu bulgular sadece bir dizi otoimmün hastalık için değil, aynı zamanda birçok zihinsel sağlık bozukluğu için de zorlayıcı yeni araştırma yolları sunmaktadır. IL-6 farelerde bloke edildiğinde, hayvanlar ajitasyon belirtilerinde önemli bir azalma gösterdi, bu da bağışıklık mekanizmasının anksiyete ve depresyonda rol oynayabileceğini düşündürdü.

IL-6 önleyici ilaçlar zaten var ve eklem iltihabı gibi otoimmün durumları tedavi etmek için kullanılmıştır. FDA onaylı ilk IL-6 önleyicisi olan Tocilizumab, halihazırda bir antidepresan tedavi olarak denenmektedir.

Okumaya devam et

Bilim

250 Milyon Yıl Sonra Dünya Nasıl Gözükecek?

Yayınlandı

on

Yazar

Öldükten sonra Dünya’ya ne olacağını bilemezsiniz ancak bu güzel video sayesinde gözünüz açık gitmeyeceksiniz. Buyrun, kendiniz görün.

250 milyon yılda dünya

bildiğiniz gibi dünya’nın dış kabuğu, manto üzerinde yavaşça kayan plakalardan, başka bir deyişle levhalardan oluşuyor. bu durum dünya’nın yüzeyinin, kıtaları birleştirerek veya ayırarak zamanla değişmesine, hareket etmesine olanak sağlıyor.

işte, northwestern üniversitesi’nin bu alandaki profesörü chris scotese’in hazırladığı, levha tektoniklerinin, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin gelecekte dünya’nın görünümünü nasıl etkileyeceğini konusundaki araştırmalarından yola çıkarak hazırladığı animasyonlu güzel bir modelleme videosu.

ilgili animasyon videosu

ayrıca ilgili profesöre ait bu youtube kanalında farklı konularda kendisinin hazırlamış olduğu birçok animasyon videosuna ulaşabilirsiniz:

Okumaya devam et

Bilim

Okuduğu Kitapları Unutanlar Buraya: Okuduklarınızı Hatırlamanın En Etkili Yolu

Yayınlandı

on

Yazar

Bill Gates, dünyanın en başarılı isimlerinden biri. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki Bill Gates’in başarısının arkasındaki ipuçlarını yeterince biliyor muyuz?
Yaratıcılık, hayal gücü, vizyonerlik, çalışkanlık gibi olmazsa olmazların yanında Bill Gates’in başarısını borçlu olduğunu söylediği bir özelliği daha var: Çok okumak! “Bu mu yani, çok okuyunca her şey halloluyor mu” dediğini duyar gibiyim, biraz sabretmeni istiyorum. Birazdan işine çok yarayacak ipuçları öğreneceksin. Hazırsan başlayalım.
Birçok başarılı insanın “Çok okuyun!” dediğini biliyorsundur. Roman, öykü, sektörel kitaplar, kişisel gelişim kitapları ve senin okuman için hazırlanmış tüm kaynaklar, gelişimine katkı sağlıyor.
Az veya çok, sonuç olarak sana bir şeyler katıyor ve bir sonraki problemini çözerken yanında oluyor. Ama okuduğunuz kitapları yalnızca okuyup bir sonrakine geçmemeniz gerekiyor. Kitabı okurken yapacağınız bir hamle, kitabın sizin üzerinizdeki etkisini çok daha artıracak.

Bağlantı kurmadığınız bilgileri daha çabuk unutursunuz.

Bill Gates, yılda yaklaşık 50 kitap okuyan bir kitap kurdu. Okuduğu kitaplardan daha fazla verim alabilmek adına bir teknik uyguluyor. Zihnini boş bir yazı tahtası şeklinde hayal ediyor okumaya başladığında. Okudukça önemli noktaları bu tahtaya yazarak notlar alıyor zihnine. Bu süreçte notları arasında belirli modeller çıkarmaya çalışıyor ve bağlantılar kuruyor.
Zihin şeması yöntemi, okuduklarınızı daha uzun süre hatırlamanıza ve bilgilerin daha güçlü olmasına yardımcı oluyor. Bill Gates, bu durumu şöyle örneklendiriyor:

Karşınızdakinden, taşları rastgele dağıtılmış bir satranç tahtasını ezberlemesini isterseniz bunu yapamaz. Çünkü tahtaların nasıl oraya geldiğinin mantığını bilmiyor. Bağlantıları çözemiyor, bu yüzden rastgele dağıtılmış parçaların yerlerini hatırlaması zor oluyor.

Bir çerçeve dahilinde öğrenmeye çalışın.

Öğrenirken konu hakkında genel bir çerçeve oluşturup notlarını bu çerçevenin içine yerleştirmen süreci kısaltan bir yöntemdir. Çerçeve dahilinde düşünerek birbiriyle alakasız olduğunu düşündüğün bilgilerin de aslında bir noktada bağlantılı olduğunu fark edeceksin. Bilgiler, zihninde dağınık bir şekilde durduğu zaman unutman kolaylaşır. Bir model ve ilişki ağıyla öğrenmen bilgilerin belirli bir düzende durmasını sağlar. Bağlı bilgileri unutman da daha zor olur.

Büyük resmi oluşturmanın temeli: tarih

İster çerçeve ister anlam ağacı ister harita olarak adlandır, bağlantı kurarak öğrendiğiniz bir yöntem kullanıyorsan ilk olarak edinmen gereken bilgiler konunun tarihidir. En mantıklı ve akla yatkın modellemeyi yapabilmek için olgunun tarihini bilmeniz işini kolaylaştıracaktır. Konunun tarihini öğrenerek sebep-sonuç ilişkisini kurabilirsin. Bu sayede bilgiler arasındaki bağlantılar daha sağlam olur.

Elon Musk da bu yöntemi tercih edenlerden.

Reddit’teki bir soruya cevap verirken Elon Musk da bu yöntemi kullandığını ifade ediyor. Musk, bilgileri semantik (anlamsal) bir ağacın dallarına dönüştürdüğünü belirtiyor. Bunun, bir şeyin temellerini öğrenmek için çok işe yaradığını da ekliyor.

Okumaya devam et

Bilim

Sabahları Nasıl Daha İyi Uyanırsınız ve Yatağa Geri Dönme Hissinden Nasıl Kurtulabilirsiniz?

Yayınlandı

on

Yazar

 

Sabahları Instagram hikayelerinde smoothie ve kahvelerini keyifle içen insanları gördüğünüzde sizde “Nasıl olabilir?” diye düşünüyor musunuz?
İşin içinde biraz abartı yok mu? Elbette var ama aslında bunu başarmak çok da zor değil. Nasıl mı? Her gün yapabileceğiniz, uygulaması kolay bir rutin oluşturarak. Bir fitness veya sağlıklı yaşam uzmanının tüm bir rutinini yapmak zorunda değilsiniz. Kendinize yeni bir rutin oluşturabilirsiniz.
Kendi rutininizi geliştirmeye başladığınızda, bunu özel ihtiyaçlarınıza göre optimize edin. Belki 20 dakikalık meditasyon yerine, 5 dakikalık meditasyon da işe yarayabilir. Sert bir spor yerine birkaç esneme hareketi yapabilirsiniz.
Tüm gün neler yaptığınızı bir günlüğe yazmak yerine, o gün minnettar olduğunuz şeyleri bir Google Dökümanı’na kaydedebilirsiniz. Sabahları daha iyi yöneterek günün geri kalanını daha rahat geçirebilme konusunda biraz daha iyileşebilirsiniz.

Çevrimdışı Kalın

WayofGray.com’dan Sophie Gray sabahları güne hazırlanırken ve kahvaltı yaparken telefonuna bakmadığını söylüyor. Uyandıktan sonra en az 30-60 dakika arası telefona bakılmaması gerektiğini savunuyor.
Verimlilik guruları ve Peak Performance yazarları olan Brad Stulberg ve Steve Magness de bunu deslekliyor. Telefonunuzdan ne kadar uzak durursanız ve dikkatiniz ne kadar az dağılırsa o kadar iyi olur. O gün yapmanız gereken birincil şeyleri, e-postalarınıza ve Instagram’a bakmadan önce yapmanız sizi daha mutlu hissettirecektir.
The Balance Blonde blog yazarı Jordan Younger, “Bu yıl resmen gün boyunca sürdürülebilir enerji ve ilhamla gelişmek için ihtiyacım olanı vermeyi öğrenmenin yılı oldu.” diyor. “Sabah hayatımda daha fazla huzur ve dinginlik istedim ve bunun için sabah rutinim konusunda ciddileşmeye karar verdim. Her gün, çalışmaya ve dünyayla iletişim kurmaya hazır olana kadar telefonuma bakmadığım bir dijital detoksla başlıyorum! “

Güneş Alın

Melissa Hemsley “Evden çalışmak bazen evden ayrılmanıza gerek olmadığı anlamına gelebilir, ancak benim için her gün temiz hava, canlılık duygusu ve D vitamini için çok önemli.” diyor. Gün ışığı iç vücut saatinizi sıfırlamanıza yardımcı olur. Daha iyi uyku sağlar ve vücudunuza ihtiyaç duyduğu şeyleri ayarlamasına izin verir.
Araştırmalar da bunu ortaya koyuyor: Mutlu ve enerjik kalmak için D vitaminine ihtiyacımız var. Böyle bir çalışma, depresyonda olan genç kadınlarda D vitamini eksikliğinin olduğunu gösterdi. Bunu çözmek için takviye almanıza gerek yok. Sadece her gün güneş ışığı alarak bunu yapabilirsiniz.
Eğer evden çalışıyorsanız dışarıda yürüyüş yapmak size “zamanınız” ve çalışma saatleri arasındaki farkı verecektir. Pandemi sürecinde olduğumuz için bunu dört dörtlük uygulayamayabiliriz. Fakat sık sık balkona çıkarak ya da pencere kenarında zaman geçirerek yapabiliriz.

Dilinizi Temizleyin

Başarılı yazar Jasmine Hemsley şöyle diyor: “Dişinizi fırçaladıktan ve diş ipi kullandıktan sonra ağzınızdaki toksinler dilinize yapışıyor. Bakır veya paslanmaz çelik dil temizleyici ile dilinizi temizleme işlemi ortaya çıkan toksinleri ortadan kaldırır.” Dil temizlemek belki de hoşunuza gitmeyebilir. Ancak sabahları güzellik ve temizlik rutinine sahip olmak, sizin yataktan daha enerjik kalkmanızı sağlayacak ve daha uyanık hissetmenize yardımcı olacaktır.

Meditasyon

Younger, “Uyanıyorum, mutfağımda bir çay veya kahve yapıyorum, yoga matımı uzatıyorum ve bir farkındalık meditasyon pratiği yapıyorum.” diyor. Meditasyon daha doğru nefes almanızı sağlayacaktır. Kulağa basit bir şeymiş gibi gelse de nefese odaklanmak için son derece önemlidir.
Bir araştırmaya göre meditasyon sizi daha yaratıcı yapar. Sabahların bir başka şampiyonu meditasyonudur, çünkü sabah saatleri manevi farkındalığımızın en yüksek olduğu andır. Sabah meditasyonunu sadece yogiler yapmaz, bunu iyi hissetmek isteyen herkes yapar.
ToneltUp.com’dan Karena Dawn şöyle diyor: “Nerede olursam olayım, meditasyon yoluyla günü nasıl yaşamak istediğimi ve amacımı belirleyerek kendim için mutlaka birkaç dakikamı ayırıyorum. Bunun ardından sabah sporuna gidiyorum.”

Hızlı Bir Egzersiz Yapın

Dawn kan pompalamak için her sabah antreman yapıyor. Kahvaltı yapmadan önce düşük tempolu bir egzersiz yaparsanız; aç halinizdeki durumun avantajlarından yararlanacak ve ekstra güç ile aerobik kapasite kazanacaksınız. Bir araştırmaya göre, kahvaltı öncesi egzersiz yaparsanız %20 daha fazla yağ yakabilirsiniz. Ayrıca dürüst olalım, gerçekten iyi bir egzersiz sonrası kahvaltının tadı çok daha güzel olacaktır.

 

Okumaya devam et

Bilim

Konuşurken Dikkat: İnsanlara Değersiz Olduklarını Hissettiren ve Kalplerini Kıran 21 Söz

Yayınlandı

on

Yazar

 

Her dilde olumlu olanlara oranla daha fazla olumsuz kelime olduğunu biliyor muydunuz? Olumsuz duygularımızı tanımlamak için çok fazla kelimeye ihtiyacımız var gibi görünüyor, ancak bir avuç olumlu olanla yetiniyoruz.

Örneğin bir araştırmada çoğu kültürün yedi temel duygu için aynı kelimelere sahip olduğu keşfedilmiştir: sevinç, korku, öfke, üzüntü, iğrenme, utanç ve suçluluk. Burada bile bir olumlu duygu ve altı olumsuz duygu yer alıyor.

Pek çoğumuz olumsuz yorumlarımızı kontrol altında tutmakta zorlanıyoruz. Bu içerikte çevrenizdekilere zarar vermeye, onlara kendilerini değersiz hissettirmeye ve korkutmaya son vermek adına kaçınmanız gereken 25 olumsuz kelime yer alıyor.

 

1) Yapamazsın: Birine bir şey yapamayacağını söylediğinizde, çoğu zaman size inanır (haklı olsanız da olmasanız da). Özellikle de bu kişi, görüşlerinize güveniyor ve saygı duyuyorsa size inanıp yapabileceği şeyi yapamayacaktır.

2) Sorumsuz: Ebeveynleriniz sizi sorumsuz olarak nitelendirdiyse, bunun nasıl hissettirdiğini biliyorsunuzdur. Bu kelimeyi gerçekten zorunda kaldığınız durumlar için saklayın.

3) Başarısız: “Sen başarısızsın.” Bu kelimeyi başka biriyle ilişkili olarak kullanmaya gerçekten gerek var mı?

 

4) Kötü: Birinin davranışlarını tanımlamak için bu kelimeyi kullanmak (hatta daha da kötüsü, karakteri için kullanmak) yararsızdır. Birinin davranışları gerçekten “kötü” olmadıkça yapıcı eleştiri sunmak için kullanabileceğiniz çok daha doğru ve yararlı kelimeler var.

 

5) Senden utanıyorum: Bunun ne kadar cesaret kırıcı olabileceğini biliyorsunuz. Karşınızdaki insana bunu söylemeden önce hayal kırıklığınızı ifade etmek için kullanabileceğiniz daha az zarar verici kelimelerin olup olmadığını kendinize sorun.

6) Yolumdan çekil: “Yapmaya çalıştığım şeyin önüne geçiyorsun.” Birinin tamamen işe yaramaz ve önemsiz hissetmesini istiyorsanız bu harika bir ifadedir. Aktarmaya çalıştığınız şey bu değilse, farklı bir kelime kullanmayı deneyin.

7) Beceriksiz: Bu, çalışanlarını korkutmak isteyen ve problemli patronlar tarafından tercih edilen favori bir kelimedir. Bir çalışana daha fazla denemesi gerektiğini ya da beklentilerinizi karşılamadığını söylemek başka bir şeydir. Onlara beceriksiz demek ise başka bir şey.

8) Senden nefret ediyorum: Bu ifade çoğumuzun asla söylemeyi ummayacağı bir anlam derinliği taşır. Ayrımcılık ve ırkçılık imajlarını ortaya koyar ve yalnızca en uç ve haklı durumlar için saklanmalıdır.

 

9) Tuhaf: Birisine “tuhaf” demek sizin normal olduğunuzu ve onun anormal olduğunu varsayar. Aslında bazı durumlarda hepimiz “tuhaf” olarak kabul edilebiliriz, ancak bu kelimeyi kullanmamak daha iyidir.

10) Hayal kırıklığı: Birisine tam bir hayal kırıklığı olduğunu söylemekten daha kötü bir şey var mı? Daha iyi bir alternatif, “Yaptığın şey beni hayal kırıklığına uğrattı” demek olabilir. Bu, bir eylemden veya davranıştan memnun kalmamanızı ifade ederken yine de kişiye saygınızı göstermenizi sağlar. Başka bir cümle daha: “Bunu bir dahaki sefere farklı bir şekilde deneyelim” olabilir.

11) Yapma: Açıkçası bu kelimenin yararlı olduğu zamanlar vardır. Ancak sürekli olarak bu kelimeyi kullanmak karşı tarafın özgüvenini düşürecek ya da ters tepmesine neden olacaktır. Ayrıca olabildiğince emir kiplerinden uzaklaşmak gerekiyor.

 

12) Utangaç: Yirmi yıl önce bu kelime genellikle sessiz sakin tipler için kullanılırdı. Kelimenin anlam olarak bir problemi yok. Ancak bu insanlara topluluk içinde “utangaç” diye seslenmek, bunu sürekli bir neden olarak kullanmak ya da belirtilmesi gereken bir şey olduğunu düşünmek de yanlış. Bu oldukça küçümseyici ve kırıcı. Mesela: “Utangaç olduğunu biliyorum, ama yarınki toplantıda bir konuşma yapabilir misin?”

13) Yanlış: Bu kelime de “Yapma” demek gibidir. Bazen bir şeylerin yanlış olduğu doğrudur. Fakat sürekli olarak birisine yanlış bir şey yaptığını veya görüşlerinin yanlış olduğunu söylemek muhtemelen iplerin kopmasına neden olacaktır.

14) Tembel: Bu kelime nadiren de olsa işe yarayabilir çünkü karşı tarafın motive olmasını sağlayabilir. Ancak, birinin davranışı (veya eksikliği) için başka bir seçeneğiniz yoksa işte o zaman bu kelimeyi tercih edin.

15) Kalitesiz: Birisine sizden veya bir başkasından daha kalitesiz olduğunu söylediyseniz sonrasında iyi tepkiler almayı beklemeyin.

16) Sıkıcı: İşler sıkıcı, insanlar değil. Birisi size sıkıcı geliyorsa muhtemelen onu gerçekten tanımak için zaman ayırmadınız ya da ilgi alanlarınız farklı demektir.

17) Çirkin: Birisine çirkin diyorsanız bunun nedeni büyük olasılıkla, kendi görünüşünüz hakkında düşündükleriniz ve hissettiklerinizle ilgili sorunlarınızın olmasıdır. Bu kelimeyi kullanmak için hiçbir zaman doğru bir zaman yoktur, en azından bir insan ile ilişkili olarak.

 

18) Asla: Bu kelimeyi kullanmak genellikle bir şey hakkında çok güçlü bir hissiniz olduğunu gösterir. Ancak durumun doğru bir analizi olmayabilir. Birini korkutmak veya incitmek istiyorsanız (örneğin “Denediğin şeyde asla başarılı olamazsın.”) bu kelimeyi kullanmak doğrudur. Ama niyetiniz bu değilse muhtemelen farklı bir yaklaşım benimsemek daha iyi olacaktır.

19) Suratsız: Üzgün, yorgun ya da düşünceli anlarınızda birinin size “çok suratsızsın” demesinden daha kötü bir şey yoktur. Birisine suratsız demeden önce bunun altında yatan sebebi bulmanız daha mantıklı olacaktır.

20) Saçma: Birine fikrinin veya görüşünün saçma olduğunu söylemek, onu yerin dibine sokmak için harika bir yoldur. Temel olarak, “Fikriniz çok kötü, düşünmeye bile değmez” demekle aynıdır.

21) İşe yaramaz: Birine bunu söylemek hiç de mantıklı değil. Bir insanın çok çalışmadığını düşünüyorsanız ona bunu direkt olarak böyle söyleyin.

Kaynak.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar