Connect with us

Haberler

Pedofili Nedir? Pedofil Beyni Nasıldır? Pedofili Tedavi Edilebilir Mi?

Yayınlandı

on

Birçok insan, pedofilleri; çirkin, yaşlı, izbe yerlerde saklanan ve sokaklardan geçen çocukları seyreden adamlar olarak düşünür. Ancak acı gerçek şu ki; pedofiller, bazen komşularımız, bazen güvendiğimiz arkadaşlarımız, bazen bir din adamı, bazen çocuk bakıcıları, öğretmenler, doktorlar, politikacılar, cemaat liderleri ve hatta aile bireyleri olabiliyor.

Yeni çıkarılan cinsel suçlu açıklama yasaları, mahkum olmuş cinsel suçluları takip eden kuruluşlar, web siteleri ve özellikle de pedagoji ile ilgili yapılan daha fazla araştırmalar ile pedofili tanımı gündelik hayatımızdaki yerini büyütüyor. Ancak ne var ki; toplumun bir kesiminin çabalarına rağmen çocuklar, cinsel istismarcılara karşı hâlâ savunmasız haldeler. Hatta daha da kötüsü, son günlerde ortaya çıkan yeni tartışmalar çocuk istismarcılarının elini güçlendirmeye de devam ediyor.

Pedofiliye yönelik dikkatin artmasıyla, pek çok insanın aklına da hastalığa nelerin sebep olduğu, bu durumun karakteristikleri ve istismarcılara ne tür bir tedavinin uygulanabileceği gibi sorular geliyor. Peki pedofili nedir? İnsanlar pedofili olmayı seçerler mi yoksa bu şekilde mi doğarlar?

Pedofili

The American Psychiatric Association’s Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-IV); pedofiliyi; en az altı ay boyunca tekrarlayan cinsel fanteziler, dürtüleyici istekler ya da bir çocukla cinsel etkileşimi içeren davranışlar olarak tanımlıyor. Çoğu vakada, pedofili, en az 16 yaşında ve çocuktan en az 5 yaş büyük olmayı içerir. Pedofil bireyler, kendilerinden küçük çocuklara dair cinsel istismar dürtüsünü barındırırlar.

Pedofillerin Sınıflandırılması

Pedofil bireyler, çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. Pedofili, kişiye özgü ya da kişiye özgü olmayan biçimde karakterize edilebilir. Kişiye özgü pedofiller yalnızca çocuklara ilgi duyarlar. Bu kişiler, ergenliğine girmemiş çocuklara ilgi göstermezler ve bu istek, çocukların yokluğunda da uzun süre devam eder. Kişiye özgü olmayan pedofiller ise hem yetişkinlere hem de çocuklara ilgi duyarlar. Erkek pedofillerin büyük çoğunluğu, çocuklarla homoseksüel ya da biseksüel bir cinsel ilişki arzusundadır, yani bu kişiler yalnızca erkek çocuklara ya da hem erkek hem de kız çocuklara ilgi gösterebilirler 1.

Birçok insan, pedofil bireylerin yalnızca erkekler olduğunu düşünür. Ancak, pedofiliye dair vaka analizleri kadın pedofillerin de olduğunu ortaya koyuyor. Her ne kadar bu durum nadir görülse de, pedofili tanımına uygun düşen kadınlar da erkekler ile benzer mental sapmalar gösteriyor. Fakat, erkek ve kadın pedofiller arasında bazı farklılıklar da söz konusudur. Pedofili eğilimi gösteren kadınlar genellikle psikiyatrik hastalıklar ya da madde bağımlılığı problemleri yaşayan bireylerden oluşur. Bununla birlikte, erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınların çocuklara dair cinsel istismarı görece daha fazladır.

Pedofilinin Sebepleri Nelerdir?

Pedofilinin etiyolojisi (sebep bilgisi) hem biyolojik hem de çevresel faktörlere bağlanabilir. Vaka çalışmaları serebral yani beyindeki işlevsizlikler, pedofili için bir katkı ya da baskın faktör olabileceğine işaret ediyor 2Kendini kontrol etmede yaşanan sorunlar, aşırı dürtü ve bilişsel sapmalar birer örnek olarak gösterilebilir. Birçok uzmana göre, cinsel tercihleri belirleyen hastalıklar, insan gelişimi için kritik bir süreç olan çocukluk deneyimlerinden kaynaklanır3. Pek çok vakada da, cinsel istismarcıların, çocukluklarında yaşadıkları travmatik deneyimlerin izlerini taşıdığı görülmüştür.

Daha açık bir biçimde ifade edersek, pedofillerin, çocukluklarında istismara uğramış olmaları muhtemeldir. Çocukken, bu durumu kontrol etme yetisinden yoksun olmalarından, çocuklara cinsel saldırılarda bulunarak travmaları yeniden yaşamak isterler ve bunda usta olma amacı taşırlar. Tam bir rol değişikliği yaşamaları, onları üst seviyeye çıkarır ve mağdur rolünde olmalarını engeller. Genel anlamda da, serebral disfonksiyon (beyindeki işlevsizlik), travmatik gelişim, cinsel istekler ve çocuklara duyulan cinsel ilgi giderek kişinin sinir sisteminde yerleşik hale gelir.

Beynin Rolü

Pedofil bireylerin beyinlerinde yapısal anormallikler olduğunu gösteren önemli deliller mevcuttur. Beyin gelişimi sırasında ortaya çıkan bu anormallikler belirli deneyimler ile -örneğin, çocukken istismara uğramak gibi- zihindeki yerini alır. Pedofil bireylerin beyinlerindeki anormallikler; zorlanmaya, muhakeme zayıflığına ve tekrarlı düşüncelere sebep olabilir.

Beyindeki bu anormallikler, erken nörogelişimsel bozulmalardan kaynaklanır4. Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) tekniği ve pozitron emisyon tomografisi taramaları (PET) kullanılarak, pedofil bireylerin beyinlerinde, frontal ve santral bölgelerde anormallikler olduğu belirlendi. Daha da özelleştirirsek, santral striyatumdaki gri maddede hacimsel azalma söz konusudur. Sonuç olarak da, beynin ödül merkezleri, orbital frontal korteks ve beyincik, etkilenen kısımlardır5.

Beyindeki bu bölgeler, bağımlılık davranışında önemli bir role sahiptir. Ödül merkezleri, ödül sinyallerinin ve ödül beklentisinin merkezi aracılarıdır. Striyatum ve orbito frontal korteks ise bu ödül sistemlerini kontrol eder. Sonuç olarak da, ödül eksikliği karmaşası, kompülsif ve bağımlılık davranışlarında yer alan dopamin nörotransmisyonunu bozmaktadır.

Frontotemporal işlevsizlikten kaynaklı, pedofili, obsesif-kompülsif spektrum aralığına düşen psikiyatrik hastalıklarla benzer nöral karakteristikleri paylaşır. Bu dürtüsel hastalıklar; patolojik kumar, kleptomani ve hatta Tourette sendromunu da içerir. Bu iddia üzerinde tartışmalar sürse de6, fizyolojik ve genetik örtüşmelerin varlığına dair önemli deliller mevcut. Yapılan çalışmalar, özellikle frontostriyal devrelerdeki değişikliklerin, obsesif-kompülsif davranışa neden olan önemli bir anormallik olduğunu göstermiştir. Pedofiller, dürtülerini kontrol etme yeteneğinden yoksun oldukları için uygunsuz davranmaya ve zayıf muhakemeye sahiptirler.

Bu yapısal değişiklikler, pedofil birisi tarafından sergilenen anti-sosyal davranışların temelini oluşturmaktadır. Pedofiller, tekrarlı düşüncelerle ve dürtülerle yüklü haldedirler. Sonuç olarak da, bu istekleri toplumsal olarak kabul edilemez olan ve hatta -bir zamanlar- yasadışı olan davranışlarla yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Çoğu pedofil, bu ahlâksız davranışlarından sonra utanç ve suçluluk ifade eder, çünkü nörolojik işlev bozuklukları, duygularla değil kesinlikle dürtülerle ilgilenir7.

Bir Tedavisi Var Mı?

Birçok rahatsızlık veya hastalık gibi, pedofilinin de tam bir tedavisi yoktur. Pedofili ile ilişkili cinsel dürtüler hiçbir zaman kalıcı olarak kaybolmayabilir, dolayısıyla da günümüzdeki tedaviler de, başka suçları önlemeye odaklanmaktadır.

Pedofiller üzerine kapsamlı bir araştırma yürüten Yuli Grebchenko; pedofilinin hayat boyu süren bir hastalıkolduğunu, dolayısıyla da hayat boyu süren bir tedavi sürecinin uygulanması gerektiğini belirtiyor8. Son yıllardaki araştırmalar, psikoterapi ve farmakoterapinin, pedofili hastası birine en etkili tedaviyi sağlayacak şekilde birleştirilebileceğini ortaya koyuyor9.

Terapi, travmatik olayları, özellikle de istismar eden birinin çocukluğunda olanları tartışmayı içerir. Terapi ayrıca, hastaların, çocuklara yönelik zararlı davranışlara girmeye teşvik eden durumları belirlemelerine yardımcı olmayı hedeflemektedir.

Pedofili için üç standart farmakoterapi tedavisi; seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)luteinize edici hormonu salgılatan hormon (LHRH) ve leuprolid asetat (LA) dır10. Bu farmakoterapi tedavileri, vücudun belirli hormon ve kimyasallarını hedef alır, ancak çeşitli yan etkileri vardır. SSRI’lar daha az şiddetli vakalarda etkilidir ve hastalar sıklıkla sadece cinsel yan etkilere maruz kalırlar11. Daha ciddi durumlarda, LA, testosteron düzeyini, pedofili dürtülerle birlikte aşırı derecede düşük seviyeye düşürebilir. LA tedavisi biraz tehlikeli olmakla birlikte, çok etkili olduğu bulunmuştur12. En yeni tedavi ilacı olan, LHRH ise görsel cinsel uyaranlara karşı sinirsel yanıt vermeyi azaltır ve çok az yan etkiye sahiptir13.

Günümüzde

Çoğu insan, pedofilinin toplumlarında veya evlerinde var olduğunu inkar etmektedir. Bununla birlikte, pedofiller, zorlayıcı davranışlarını sürdürmeye uzun bir süre de devam edeceklerdir. Bu kişiler, çeşitli dini örgütlenmelerde, vakıflarda, çocuklarla yakın ilişkiler kuran organizasyonlarda gönüllü olarak yer almaya ve potansiyel kurbanlarıyla etkileşim kurabilmenin farklı yollarını aramaya devam edeceklerdir. Çoğunlukla da, kendilerini, çocuklarla kolaylıkla etkileşim kurabilecekleri konumlara yerleştirmektedirler.

İnternet, bu anlamıyla çocuklar üzerinde avlanmanın ortak bir alanı haline gelmiş durumda. Bugün, hep daha fazla çocuk, sosyal medya hesapları kullanmaya başlıyor. Sosyal medya, insanları birbirine bağlamaya yardımcı olmak için bir sosyal ağ görevi görmesine rağmen, kişinin kişisel bilgilerini gösteren bir profil oluşturması, dolaylı olarak pedofillerin bir sonraki kurbanını bulmalarına yardımcı olabilir. Pedofiller, daha sonra çocuklarla arkadaş olabilir ve kurbanlarını sahte bir güven duygusuna yönlendirerek, tuzağa düşürür. Bazı pedofiller, başkalarını –örneğin, bir sınıf arkadaşını– taklit etme davranışı gösterebilirler. Bazıları da çocuklarla arkadaşlık kurar ve toplantı saatleri ve yerleri düzenleyerek cinsel arzularını yerine getirebilirler14.

Sonuç

Pedofili, birçok altta yatan faktörü olan kompleks bir hastalıktır. Bunlar, beynin gelişimindeki bozukluklardan, çocukken cinsel istismara uğrama veya tecavüz gibi belirli travmatik deneyimlere kadar değişkenlik gösterir. Pedofili için kesin bir tedavi olmamasına rağmen, bu hastalığa sahip kişilerin dürtü ve davranışlarını denetlemelerine yönelik önlemler alınabilir. Toplumun bu hastalığın ve günlük yaşamdaki yaygınlığının daha fazla farkında olması gerekiyor. Çocuklarla meşgul olan herkes pedofili değildir, ancak pedofillerin yaşamın çeşitli alanlarındaki uzantıları düşündüğümüzden çok daha fazladır.

kaynak:https://bilimfili.com/pedofili-nedir-pedofil-beyni-nasildir-pedofili-tedavi-edilebilir-mi/

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Japonya’da Velilere Gönderilen, Çocuklar İçin 18 Maddelik ‘Davranış Listesi’

Yayınlandı

on

Yazar

 

Japonlar için davranışın ve birtakım tutumların çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu davranış ve tutumlar bütününü genelde çocuk yaşta okulda ve aile içinde öğreniyorlar. Bununla ilgili uyarılan velilerden birine okuldan gönderilen listeyi 9GAG aracılığı ile sizlerle paylaşıyorum.


1) Birisi konuşurken dikkatli bir şekilde dinle.

2) İnsanlara selam ver, soruları açık bir şekilde ve duyulabilir bir sesle cevapla.

3) Sandalyede uygun bir şekilde otur.

4) Başkalarına ait olan eşyaların, sana ait olmadığını anla.

5) Ayakkabılarını çıkardıktan sonra düzenli bir şekilde yerine koy.

6) Giysilerinin temiz olduğundan ve kırışık olmadığından emin ol.

7) Masanı ve çevreni düzenli tut.

8) Gece erken yatmayı, sabah ise erken kalkmayı öğren ve bu sorumluluğa alış.

9) Kahvaltıyı önemse.

10) Dişlerini her zaman fırçala.

11) Asla yalan söyleme.

12) Kimseyi dışlama ve kimseye dışlanmış hissettirme.

13) Eğer birinin bir problemi varsa ona yardımcı ol.

14) Kimse hakkında kötü şeyler söyleme.

15) İnsanlarla iyi geçinmeyi, oynamayı ve bir şeyler öğrenmeyi alışkanlık haline getir.

16) Sadece tek başına oynama. Başkalarıyla da oynayabilecek kadar sıcakkanlı ol.

17) Hem doğada zaman geçirip rahatlamak, hem de daha fazla hareket etmek için dışarıda oyna.

18) Eğer hata yaptıysan büyük bir ciddiyetle özür dile.

Kaynak.

Okumaya devam et

Galeriler

Babası 5 Aylık Oğluna Rap Savaşında Meydan Okuyor, Bebeğin Kahkahası Mağlup Ediyor

Yayınlandı

on

Yazar

Haydi bu uzun haftayı  olumlu bir notla bitirelim, olur mu? Aslında, bu olay için gerçekten özel bir şey hazırlandı. Bu, bir baba ve 5 aylık oğlu arasında bir rap savaşı.

Temel olarak, Baltimore’dan B-doe adlı bir rapçi olan bu baba,  oğlu Quentin ile rap yapmaya karar verdi. Ve bu küçük fasulye henüz konuşamasa bile, oradaki en ölümcül silahı kullanarak savaşı kazanıyor:GÜLME.

Sadece devam et ve kendin gör.

Sadece bu ikisine bak!

Yani, bu küçük tatlıyı kim suçlayabilir? Cidden, babanla rap yapmaya çalışırken daha komik bir şey düşünebilir misin?

İyi haber — bu ikisi arasında yakalanan tek rap savaşı değil!

Okumaya devam et

Haberler

ABD’de el dezenfektanı içen 3 kişi öldü, 1 kişi kör oldu

ABD’de el dezenfektanı içen 3 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin kalıcı olarak kör olduğu ve 3 kişinin ise yoğun bakımda olduğu belirtildi.

Yayınlandı

on

Yazar

ABD’nin New Mexico eyaletinde el dezenfektanı içen 3 kişinin metanol zehirlenmesi sonucu öldüğü, 3 kişinin ise yoğun bakımda tedavilerinin sürdüğü bildirildi.

Eyaletin sağlık bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, dezenfektan içen bir kişinin ise kalıcı olarak kör olduğu ifade edildi.

New Mexico eyaleti Sağlık Bakanı Kathy Kunkel yaptığı açıklamada, “Metanol içeren bir el dezenfektanı içtiyseniz, lütfen tıbbi yardım alın. Metanol zehirlenmesi için bir panzehir kullanılabilir.

Abir kişiye ne kadar erken müdahale edilirse, iyileşme ihtimali o kadar artar” dedi. Yüksek miktarda metanol alınması, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, bulanık görme, kalıcı körlük, sinir sisteminde kalıcı hasara ya da ölüme neden olabiliyor.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump Nisan ayında Beyaz Saray’da düzenlenen korona virüs bilgilendirme toplantısında, “Peki dezenfektanları vücuda enjekte edeceğimiz bir yol var mıdır? Belki de içimizde bir çeşit temizlik yapabiliriz.

Biliyorsunuz, virüs ciğerlere iniyor. Buna bir bakmak ilginç olabilir” açıklamasını yapmıştı. Trump, açıklaması nedeniyle gelen tepkiler sonrası bunun muhabirlere yönelik kinayeli bir soru olduğunu söylemişti.

Okumaya devam et

Haberler

Rusya’da anayasa değişikliği referandumuna ait internet sitesine siber saldırı

Rusya’da anayasa değişikliği için yapılan referandumun internet sitesine Singapur ve İngiltere’den siber saldırılar yapıldığı belirtildi.

Yayınlandı

on

Yazar

Rusya Federasyonu Merkez Seçim Komisyonu’nun yaptığı açıklamada, anayasa değişikliği referandumuna ait internet sitesine Singapur ve İngiltere merkezli siber saldırıların yapıldığı belirtildi.

 

İnternet sitesi anayasa ve oy kullanma prosedürlerinde yapılacak değişiklikler hakkında bilgi içeriyor.

Okumaya devam et

Haberler

George Floyd eylemleri: Gösteriler ne anlama geliyor, bundan sonra ne olacak?

Andre Vltchek’e göre ırkçılık sorunu ABD’nin temellerinde yatıyor ve ABD’de ırkçılık karşıtlığıyla sistem karşıtlığı aynı şeyi ifade ediyor. Donald Trump’ı ABD siyasetinde bir tür anomali olarak tanımlamak ise ‘tamamen ikiyüzlülük’.ABD Minneapolis’te George Floyd’un öldürülmesiyle başlayan eylemler, ABD sınırlarını da aşarak dünya çapında yeni bir ırkçılık karşıtı dalga yarattı. Eylemlerin merkezi ABD’de protestocularla polis arasında yaşanan sert çatışmalar kadar, eylemlerin niteliği ve geleceğine ilişkin de çeşitli tartışmalar gündeme geldi. Protestolarla ilgili gündeme gelen ‘Eylemler ne anlama geliyor? ABD’de ırkçılık ne boyutta? Yaşanan çatışmaların tek suçlusu Trump yönetimi mi? Bundan sonra ne olacak?’ gibi soruları, gazeteci/yazar Andre Vltchek ile konuştuk. Vltchek, yaşanan ırkçılık sorununun öncelikle ABD’nin ‘temellerinde yattığını’ söyledi: ‘Yerli halkın soykırımı, kölelik, ırk ayrımcılığı ve nihayetinde emperyalizm ve neo-sömürgecilik.’ Vltchek, George Floyd cinayeti sonrasında yaşanan eylemlerle ilgili olarak ise, cinayetin ‘çoğu insan için bardağı taşıran son damla’ olduğunu belirtti ve “Ülke ‘patladı’. Ya da daha doğrusu, onlarca yıldır ezilen, sessiz ve aşağılanmış olanlar öfkelerini dile getirdi” ifadelerini kullandı. Öte yandan, “Eylemler ABD’de olumlu yönde bir değişikliğe yol açabilir mi?” sorusunu yanıtlayan Vltchek, ABD yönetim sisteminin ‘buna izin vermeyeceği’ görüşünde: “Devam eden protestolar, ABD’nin beyaz olmayan sakinlerinin ‘özgürlüğün kalesi’ olarak adlandıran ülkede yaşamak zorunda kaldıkları dehşete dikkat çekebilir. Ancak ülkeyi yöneten rejim hiçbir zaman temel veya ‘pozitif’ değişikliklere izin vermeyecektir.” Floyd cinayetinin ardından başlayan eylemlerle ilgili en çok tartışılan konulardan bir diğeri ise eylemlerin niteliği. Öne çıkan bir görüşe göre, eylemler yalnızca ‘ırkçılık karşıtı’ bir nitelik taşırken, bir diğer görüşe göre ise eylemler var olan sınıfsal çelişkileri de yansıtıyor. ‘ABD’de ırkçılık karşıtlığı, sistem karşıtlığıyla eş anlamlı’

Yayınlandı

on

Yazar

ABD Minneapolis’te George Floyd’un öldürülmesiyle başlayan eylemler, ABD sınırlarını da aşarak dünya çapında yeni bir ırkçılık karşıtı dalga yarattı. Eylemlerin merkezi ABD’de protestocularla polis arasında yaşanan sert çatışmalar kadar, eylemlerin niteliği ve geleceğine ilişkin de çeşitli tartışmalar gündeme geldi. Protestolarla ilgili gündeme gelen ‘Eylemler ne anlama geliyor? ABD’de ırkçılık ne boyutta? Yaşanan çatışmaların tek suçlusu Trump yönetimi mi? Bundan sonra ne olacak?’ gibi soruları, gazeteci/yazar Andre Vltchek ile konuştuk. Vltchek, yaşanan ırkçılık sorununun öncelikle ABD’nin ‘temellerinde yattığını’ söyledi: ‘Yerli halkın soykırımı, kölelik, ırk ayrımcılığı ve nihayetinde emperyalizm ve neo-sömürgecilik.’ Vltchek, George Floyd cinayeti sonrasında yaşanan eylemlerle ilgili olarak ise, cinayetin ‘çoğu insan için bardağı taşıran son damla’ olduğunu belirtti ve “Ülke ‘patladı’. Ya da daha doğrusu, onlarca yıldır ezilen, sessiz ve aşağılanmış olanlar öfkelerini dile getirdi” ifadelerini kullandı. Öte yandan, “Eylemler ABD’de olumlu yönde bir değişikliğe yol açabilir mi?” sorusunu yanıtlayan Vltchek, ABD yönetim sisteminin ‘buna izin vermeyeceği’ görüşünde: “Devam eden protestolar, ABD’nin beyaz olmayan sakinlerinin ‘özgürlüğün kalesi’ olarak adlandıran ülkede yaşamak zorunda kaldıkları dehşete dikkat çekebilir. Ancak ülkeyi yöneten rejim hiçbir zaman temel veya ‘pozitif’ değişikliklere izin vermeyecektir.” Floyd cinayetinin ardından başlayan eylemlerle ilgili en çok tartışılan konulardan bir diğeri ise eylemlerin niteliği. Öne çıkan bir görüşe göre, eylemler yalnızca ‘ırkçılık karşıtı’ bir nitelik taşırken, bir diğer görüşe göre ise eylemler var olan sınıfsal çelişkileri de yansıtıyor. ‘ABD’de ırkçılık karşıtlığı, sistem karşıtlığıyla eş anlamlı’ Vltchek ise, Batı sisteminin ‘endemik olarak ırkçı’ olduğunu söyleyerek, ırkçılık karşıtı eylemlerin sistem karşıtlığıyla eşit olduğu düşüncesini dile getirdi: “Protestolar, özü itibarıyla ırkçılık karşıtıdır. Bunun yanında, bazı bireyler ve gruplar da ABD içindeki derin sınıf çelişkilerine dikkat çekmeye çalışıyor.Unutmayalım ki tüm Batı sistemi endemik olarak ırkçıdır, bu yüzden ‘ırkçılık karşıtlığı, ‘sistem karşıtlığı’ ile eş anlamlıdır. Şaşırtıcı ve cesaret verici bir şekilde, birçok protestocu şimdi sadece erkek ve kız kardeşleri için değil, tüm dünyadaki insanlar için, batılı yöneticiler tarafından ezilmiş olanlar için’ de adalet istiyor. Bu, genellikle bir ‘sömürgeci efendinin’ sağladığı ayrıcalıklardan yararlanan ve dünyamızın yapılandırılma biçiminde önemli değişiklikler istemeyen ABD beyaz orta sınıfından pek duymadığınız bir şeydir. Bu, bir bakıma, ‘İmparatorluk’ için yalnızca iki tanınabilir ırkın olduğu teorisini destekliyor: beyaz ve ‘öteki’. Ve şimdi Amerikan şehirlerinin sokaklarında olan şeyler de ırkçılıkla ilgili. Bu durum 500 yıldır böyleydi, ancak birçok batılı siyasi figür ve entelektüel bu gerçeği yüksek sesle dile getirmiyor.” Tek suçlu Trump mı? ABD’deki eylemler kadar, Trump yönetiminin eylemcilere ilişkin tavrı da tartışma konusu oldu. Ulusal Muhafızları şehirlere çağıran Trump, eylemlerin yayılmasından ‘aşırı sol’ ile ‘güçsüz demokrat belediye başkanlarını’ sorumlu tutarak gösterileri şimdiden seçim malzemesi haline getirmeye başladı. Bu durum ayrıca, ABD kamuoyundaki ‘Trump karşıtlığını’ da yükseltti. Ancak, yaşanan ırkçı cinayetler ve eylemcilere yönelik sert polis müdahalesinin sorumluluğu yalnızca Trump yönetiminin mi? Vltchek, bu soruyu ise şu şekilde yanıtladı:  “Donald Trump’ı ABD siyasetinde bir tür anomali olarak tanımlamak tamamen ikiyüzlülük. Obama’nın ölüm saçan dış politikası gerçekten daha mı iyi? Obama Afrikalı-Amerikalı insanların yaşamlarını iyileştirdi mi? Tabii ki hayır. Ya Clinton? Evet, hem Obama’nın hem de Clinton’un belli bir ‘cazibesi’ vardı ve bu tam da Avrupalıların sevdiği şeydi. Afrika ya da Orta Doğu’da masum milyonları öldürmek sorun değil. ABD Başkanları (Batı) etiketlerini, ‘sofra adabını’ bildiği sürece, geri kalan her şey affedilir. Tabii ki, Donald Trump veya George W. Bush gibi bireyler tehlikeli canavarlardır, ancak genel olarak eylemleri, kameraların önünde, çok daha uygun bir şekilde davrananlarla aynıdır. Sorduğunuz şey kolayca cevaplanabilir: ABD yönetimi altındaki protestoculara karşı ‘sert tutum’ alınacaktır. Vahşet, esas olarak Washington tarafından, ulusun doğumundan beri kullanılmaktadır. Yerli Amerikalılar soykırım olarak tanımlanabilecek cinayetlerle katledildi. İsyancı köleler tecavüze uğradı, işkence gördü ve öldürüldü. Savaşları protesto eden öğrencilere ateş açıldı ve öldürüldü. Ancak, şu anda olan şey kötü, korkunç, ama hiç de yeni değil.” ‘ABD ve Hong Kong’daki eylemler taban tabana zıt’ Floyd eylemleri aynı zamanda çeşitli Avrupa ülkelerine de yayılarak dünya çapında bir eylemlilik sürecini de beraberinde getirdi. Öte yandan, ‘Özgürlük’ ve ‘baskıya karşı direnme’ gibi sloganlarla düzenlenen eylemler, benzer sloganlar kullanıldığı için Hong Kong eylemlerine de benzetildi. Peki, ABD ile Çin arasında öne çıkan gerilim başlıklarından biri olan Hong Kong meselesi, ABD’deki George Floyd eylemlerine ne kadar benziyor? İkisi arasında bir paralellik kurulabilir mi? Vltchek’e göre bu iki eylemlilik süreci birbirine taban tabana zıt: “Durumu analiz etmek için haftalar geçirdiğim Hong Kong’da, çoğunlukla gençler İngiliz eğitim sistemi, Batı propagandası ve Avrupa ve ABD büyükelçiliklerinin ve örgütlerinin doğrudan katılımıyla raydan çıkmıştı. Dış güçlerin çıkarları açıktı: Çin liderliğini itibarsızlaştırmak ve mümkün olduğunca çok zarar vermek. Hong Kong’da patlak veren isyanlarda ‘kendiliğinden’ hiçbir şey olmadı. ABD’de ise, polis şiddeti ve George Floyd’un korkunç ölümü, ülkenin dört bir yanındaki sayısız topluluk ve şehirde içgüdüsel öfke patlamalarına yol açtı. Hong Kong’da, Pekin karşıtı isyanlar “Ya belli bir şekilde davranırsa ve kesinlikle meşru yasaları belirli bir şekilde kullanırsa?” gibi spekülasyonlara dayanırken, ABD’de yaşanan ‘korkular’ gerçek: Aşırı kalabalık cezaevleri, hayal edilemez polis vahşeti. Binlerce kişi polis tarafından vurularak öldürüldü, bunların çoğu da etnik azınlıklara mensup. ABD ve Avrupa soykırımlar yaratıyor ya da en azından destekliyor. Çin ise hastaneler, okullar, demiryolları, otoyollar ve fabrikalar inşa ediyor. Hangi sistemin daha korkunç olduğu açık. Ve gezegenimizin buna isyan etmesi gerekiyor.” Bundan sonra ne olacak? George Floyd eylemlerinde ‘Bundan sonra ne olacağına ilişkin’ öngörülerde bulunan Vltchek, ABD ile Avrupa’nın ‘isyanı önemsizleştirmek için ellerinden geleni yapacaklarını’ vurgulayarak şunları söyledi: “Protestolar, kimlerin katılacağına ve kimlerin harekete geçeceğine bağlı olarak sönebilir veya devam edebilir. George Floyd’un korkunç ölümü, hem çok gerçek, hem de semboliktir. Geçenlerde yazdığım ‘ABD tarafından ezilen Dünya nefes alamıyor: Soykırım ve kölelik üzerine’ başlıklı makalemde belirttiğim gibi, Minneapolis’teki cinayet, büyük bir uluslararası sorun haline geldi ve batı emperyalizmine karşı küresel bir ayaklanmayı tetikleyebileceği anlaşılıyor. Elbette, ABD ve Avrupa isyanı önemsizleştirmek için ellerinden geleni yapacaklar. Vatandaşlarının birçoğu şu anda ‘Barış’, ‘Aşk’ ve ‘Irk önemli değil’ gibi sözleri konuşuyor ve yazıyor. Tabii ki, iktidar ırkı ve iktidar kültürü için en çok arzu edilen sonuç statükonun korunmasıdır: İnsanlar protesto ederler, sonra evlerine dönerler ve her şey eskisi gibi kalır. Siyahlar eziyet görmeye devam ederler, ‘Beyaz olmayan dünya’ itaatkar koşullarda yaşamak zorunda kalır. Milyonlarca insan ölmeye devam eder ve böylece ayrıcalıklı olanlar şanslı hayatlarını yaşarlar. Beyaz Batılı güçlerin gezegenimizin geri kalanını bir toplama kampına çevirdiği 500 yılı aşkın tarih, halının altına süpürülüyor ve tamamen sansürleniyor. Ancak bir gün, dünyanın bu tür düzenlemeleri çökecek. Bir gün; ya çok yakında, şu anda tanık olduğumuz şeyin bir sonucu olarak ya da çok uzak olmayan bir gelecekte. Çünkü böyle bir ‘düzenleme’ ahlaki açıdan yanlış ve sürdürülemez. Devrim Batı’dan gelmeyecek. Batılı ‘sözde Sol’dan bile değil. Batı solu şimdi komplo teorilerinde, Soros ve diğerlerini ‘Afro-Amerikan isyanlarını finanse ettikleri için’ suçluyor. Devrim dışarıdan gelecek – ezilen dünyadan. Ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki azınlıklar katılacak, çünkü bunlar Gezegenimizin hem ‘dış’ hem de ‘ezilen’ bölümünün bir parçası.” Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik’in görüşlerini yansıtmayabilir.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar