Connect with us

Gerçek mi?

Sadece 90’lardan Önce Doğmuş Olan İnsanlar Anlayacak

Yayınlandı

on

80’lerin bir çocuğu olarak, o dönem hakkında genellikle nostaljikim. Bazen kendimi konuşurken duyuyorum ve şeylerin “daha ​​önce” nasıl daha iyi olduğu konusunda övündüklerinde dedem gibi konuşuyorum.

Dürüst olmak gerekirse, her şeyin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ha! Seksenli yıllarda yaşamak için inanılmaz bir zaman vardı ve sadece katılmıyorum herkes henüz etrafında değildi.

Ama dürüst olalım, bazı şeyler şimdi çok daha kolay, değil mi? “Geçmişten gelen garip şeyler” adlı bu çizgi diziyi yarattım çünkü bazı şeyler şimdi daha iyi ve bazı şeyler o zaman daha iyi.

Bir patlama yaptım. Zamanda geri biraz seyahat oldu ve umarım çok seyahat edersiniz!

Daha fazla çizgi romanımı görmek istiyorsanız, burada ve burada önceki yayınlarıma göz atın . 

Daha fazla bilgi: Instagram | Facebook | tallncurly.com

1-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

2-

Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

3-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

4-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

5-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

6-internetin doğuşu

Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

7-Cep telefonu öncesi dönem

Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

8-Uber öncesi dönemGeçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

9-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

10-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

11-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

12-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

14-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

15-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

16-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

17-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

18-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

19-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

20-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

21-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

22-Geçmişten Tuhaf Şeyler - 90'lardan Önce Doğduysan Anlayacağın 22 Şey

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gerçek mi?

Koronavirüs Salgınında Ülkelerin En Fazla Talep Gösterdiği Ürünler

Yayınlandı

on

Yazar

eni tip koronavirüs, insanların tüketim alışkanlıklarında değişiklikler yapmasına neden oldu ve bazı ürünlerde talep patlaması yaşandı. Ülkemizde yoğun talep gören ürünlerin başında kolonya gelirken diğer ülkelerde durum biraz daha farklı.

Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs, insanların tüketim alışkanlıklarında da değişikliklere neden oldu. Makarna, un ve bakliyat gibi gıda ürünleri bu dönemde yoğun talep görürken kolonya ve el dezenfektanı gibi ürünler de zor bulunur hâle geldi.

Koronavirüs salgının giderek yayılmasıyla birlikte farklı ülke vatandaşlarının hangi ürünleri satın aldığı da ortaya çıktı. Türkiye’de durum bu şekildeyken diğer ülkelerden gelen sonuçlar ise bir hayli farklı oldu. Gelin ülkelerin koronavirüs tüketimine biraz daha yakından bakalım.

Almanya – Tuvalet kâğıdı:

Almanya

Tespit edilen vaka sayısı bir hayli yüksek olmasına rağmen ölüm oranlarının düşük olduğu Almanya, bu anlamda Avrupa’daki diğer ülkelere kıyasla çok daha iyi bir konumda. Öte yandan ülkede halk, salgın haberlerinin artmasıyla birlikte tuvalet kâğıdı ve temizlik malzemelerine hücum etti. Hatta tuvalet kağıdına olan talep o kadar arttı ki online mağazalarda bir paket tuvalet kağıdının fiyatı 20 euroya kadar yükseldi.

ABD – Silah:

ABD

Şimdiye dek doğrulanmış en çok koronavirüs vakasının bulunduğu ülke olan ABD’de halk, virüs haberlerinin bir bir artmasıyla birlikte silah satan yerlere akın etti. ABD vatandaşları yiyecek ve içecek teminin yanı sıra silaha da yoğun talep gösterince birçok silah mağazasında ürünler tükendi.

İtalya – Makarna ve şarap:

İtalya

Koronavirüsün en şiddetli görüldüğü ülke olan İtalya’da halk en çok makarnaya yöneldi. Ölüm sayısının 10 bini geçtiği ülkede makarnanın yanı sıra şarap da büyük ilgi gördü.

İspanya – Makarna ve şarap:

İspanya

İtalya’dakine benzer şekilde İspanya’da da makarna, hamur işi ve şarap ürünlerine büyük bir talep artışı oldu.

Hollanda – Esrar:

Hollanda

Belirli bir oranda esrar taşımanın ve tüketmenin yasal olduğu Hollanda, bu sebeple turistlerin de uğrak noktası olarak biliniyor. Ülke genelinde artan vaka sayılarının ardından bu ürünlerin satıldığı kafelerin 6 Nisan’a kadar kapalı kalacağını öğrenen vatandaşlar, dükkanların önünde uzun kuyruklar oluşturdu.

Türkiye – Kolonya:

Kolonya

Ülkemizde istisnasız her evde kendine yer edinen kolonya, koronavirüs salgınının patlak vermesiyle birlikte bir kez daha popülerleşti. İçerdiği yüksek oranda alkolle bir dezenfeksiyon maddesi olarak da kullanılan kolonya, Türkiye’de en çok rağbet gören ürünlerin başında geliyor.

Fransa – Şarap ve prezervatif:

Fransa

Doğrulanmış 38.105 koronavirüs vakasının bulunduğu Fransa’da halk, karantina günlerinde diğer ülke vatandaşlarından farklı olarak prezervatife yoğun bir talep gösterdi. Ülkede en çok rağbet gören bir başka ürünün ise şarap olduğunu söyleyebiliriz.

İskandinav ülkeleri – Ağrı kesici:

İskandinav ülkeleri

Diğer Avrupa ülkelerine kıyasla virüs vakalarının biraz daha seyrek görüldüğü İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’da koronavirüs alışverişleri genelde ilaçlara yönelik oldu. Bu noktada ülkelerde vatandaşlar, ağrı kesici ve ateş düşürücüler ile insüline büyük bir talep gösterdi.

Bulgaristan – Turunçgil:

Bulgaristan

Doğrulanmış 338 vakanın bulunduğu komşumuz Bulgaristan, koronavirüse karşı turunç, portakal, mandalina, greyfurt ve limon gibi sağlıklı gıdalara yöneldi.

İsviçre – Dondurulmuş gıda:

İsviçre

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Corona Virüsüne En Çok Hangi Kan Grubundan İnsanların Yakalandığı Açıklandı

Yayınlandı

on

Yazar

Çinli bilim insanları, corona virüsünün farklı kan gruplarındaki insanlara farklı etkilerinin olup olmadığını görmek için bir araştırma gerçekleştirdiler. Araştırma sonucunda, A kan grubundaki enfekte olmuş kişilerin daha yoğun bir tedavi sürecine ihtiyaç duydukları ortaya çıktı.

Corona virüsünü anlamak için bilim insanları farklı çalışmalar yapmaya devam ediyorlar. Özellikle corona virüsünün bulaşma yolları, hangi insanların hastalığa daha yatkın olduğu gibi konular çalışmaların temelini oluşturuyor. Son olarak Çinli bilim insanları, kan grupları ile virüse yatkınlık arasında bir bağlantı olup olmadığını anlamak için bir çalışma gerçekleştirdiler.

Araştırmacılar, çalışmaları için Wuhan ve Shenzhen’de bulunan üç hastanenin verilerini kullandılar. Üç hastaneden 206’sı hayatını kaybetmiş toplamda 2 bin 173 enfekte olmuş hastadan kan örnekleri alındı ve incelendi. Aynı zamanda Wuhan’da yaşayan 3 bin 694 sağlıklı insandan da kan örnekleri, kontrol grubu oluşturmak için alındı.

Kan grupları

Bilim insanları tarafından farklı kan grubu örnekleri üzerinde gerçekleştirilen incelemede, A kan grubunun enfekte olmaya daha yatkın olduğu saptandı. A kan grubu en yaygın kan grubu olduğundan bu bilginin bir miktar ürkütücü olduğu söylenebilir. Virüse karşı en fazla bağışıklık gösteren kan grubunun ise 0 olduğu ifade edildi.

Hepdi bu kadar da değil; araştırmaya göre A kan grubuna sahip kişiler, corona virüsüne yakalandıkları takdirde daha ağır bir hastalık süreci ve daha yüksek semptomlar gösteriyorlar. Tıpkı bağışıklık durumunda olduğu gibi 0 grubu kişiler, corona virüsü semptomlarını en hafif yaşayan grup oluyorlar.

corona virüsü

 

Bilim insanları, en fazla örneği Wuhan’da bulunan Jinintan Hastanesi’ndeki hastalardan elde edebildiler. Jinintan Hastanesi’ndeki 1.775 hastadan alınan kan örneklerinin yapılan analizinde,  hastaların %37.75’inin A grubu, %26.42’sinin B grubu, %25.80’nin 0 grubu ve %10.03’ünün Ab grubu olduğu anlaşıldı. Jinintan dışında iki hastaneden daha alınan 398 hastanın örneği de benzer sonuçların ortaya çıkmasını sağladı. Kan gruplarına göre vaka oranının, kan gruplarının yaygınlık durumu ile paralellik göstermesi çok da şaşırtıcı değil elbette.

Çinli bilim insanlarının çalışması, kan grupları ile corona virüsü yatkınlık arasında zayıf olmakla beraber bir bağlantı olduğunu ortaya koymuş oldu. Yine de bilim insanları, söz konusu bağlantının kesinleşmesi için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyorlar.

Okumaya devam et

Gerçek mi?

‘Yoksa 2020 uğursuz bir yıl mı?’

‘Yoksa 2020 uğursuz bir yıl mı?’

Yayınlandı

on

Yazar

T24 yazarı Barış Soydan son günlerde rekor üstüne rekor kıran altını yükselten etkileri bugünkü yazısında paylaştı. Soydan altın için sadece korona vürüsü değil ABD seçimi ve eksi fazilerin etkisi açıkladığı yazısında “Altının fiyatı kimilerinin dediği gibi 1.700 dolara çıkar mı, ancak Susan Miller bilir. Ama bir şey şimdiden kesin: 2020 altının yılı.” ifadelerini kullandı.2020 YILI UĞURSUZ BİR YIL MI?Soydan yazısından “Deprem, salgın… Yoksa 2020 uğursuz bir yıl mı? Bu sorunun cevabı ekonominin değil Susan Miller’ın alanına girer (Ünlü burç yazarının adını duymadınız mı?) ama genel olarak küresel kaygı seviyesinde bir yükseliş yaşandığı aşikar.” ifadelerini kullandı Barış Soydan’ın yazısını bazı bölümleri şöyle;”Altını sadece Korona değil ABD seçimi ve eksi faiz de yükseltiyor”..Korona salgını ve Ortadoğu’daki gerilim, altının 2020’ye hızlı girmesine neden oldu. Malum, altın çalkantılı zamanların “güvenli limanı”.1700 DOLAR YORUMLARIAltın geçtiğimiz yılın Mayıs ayında ons başına 1.266 dolar seviyesindeydi. Geçtiğimiz ay 1.600 doları geçti. Korona salgınının etkisiyle 1.700 dolara tırmanacağı yorumları yapılıyor.Altın dünyada yükseldiği için haliyle çeyrek altının fiyatı da artıyor. Geçen haftayı 502 TL’den kapatan çeyrek altın, dün 513.5 TL’ye çıkarak rekor tazeledi. Sadece son bir ayda çeyrek altındaki değer yükselişi, TL bazında yüzde 6.4’ü aştı.ALTININ ÖNÜ AÇIKAltının önü açık. Eğer salgının önü alınamazsa paniğin artması ve başta altın olmak üzere güvenli limanlara olan yönelişin hız kazanması kaçınılmaz.Sadece Korona mı?Altındaki yükselişin tek nedeni salgın değil. Küresel ölçekte faizlerin ultra düşük seviyelere inmesi de altını destekliyor. Gelişmekte olan birçok ülke, bu arada Türkiye de, 2020’ye faiz indirimleriyle girdi. Eksi faizde duran varlıkların tutarı sırf Ocak ayında 1.16 trilyon dolar arttı.Türkiye’de de enflasyonun yüzde 12’nin üzerine çıkmasıyla Merkez Bankası’nın politika faizi eksiye inmiş durumda.Reel faiz oranlarıAyrıca unutmayalım ki, 2020 Amerika’da seçim yılı. Seçim, Türkiye’de olduğu gibi Amerika’da da piyasada oynaklığın artması demek. Nitekim piyasaların gözü Demokratlar’ın aday yarışında. Demokratlar’ın sol kanadının temsilcisi Bernie Sanders’ın güç kazanmasına piyasaların olumsuz tepki vereceği ne zamandır yazılıyor, çiziliyor. (Evet, “piyasalar” dün olduğu gibi bugün de soldan korkuyor.)Analizler altının Amerika’daki seçim yıllarında ortalama yüzde 8.99 değer kazandığını gösteriyor. Trump’ın seçildiği 2016’da da altın yüzde 8 yükselmiş….2020 YILI UĞURSUZ BİR YIL MI?Deprem, salgın… Yoksa 2020 uğursuz bir yıl mı? Bu sorunun cevabı ekonominin değil Susan Miller’ın alanına girer (Ünlü burç yazarının adını duymadınız mı?) ama genel olarak küresel kaygı seviyesinde bir yükseliş yaşandığı aşikar. Nitekim uluslararası danışmanlık şirketi PwC’nin 83 ülkedeki bin 600 firmanın CEO’suyla yaptığı ve Davos’ta açıklanan ankete katılanların yüzde 53’ü dünya ekonomisinin bu yıl yavaşlayacağını öngörmüş. Oysa geçen yıl ankete katılanların yüzde 57’si dünyanın daha hızlı büyümesini bekliyormuş.Yani 2020 karamsarların yılı. Nitekim IMF de dünya ekonomisinin büyümesi için yaptığı tahmini 2019 için yüzde 3’ten 2.9’a çekti bile.Yavaşlama dönemlerinde güvenli limanlara yönelişin arttığı biliniyor.Altının fiyatı kimilerinin dediği gibi 1.700 dolara çıkar mı, ancak Susan Miller bilir. Ama bir şey şimdiden kesin: 2020 altının yılı.”

Okumaya devam et

Gerçek mi?

“Atakan gelecekte ailesini dava edebilir”

Sosyal medya hukuku uzmanı Rıdvan Yıldız ‘Bugün ortaya çıkan durumla ilgili gelecekte arkadaşlarınca alaya alınacağı durumlar oluşabilir. Atakan gelecekte buna engel olmayan ailesine dava dahi açabilir. Buna benzer bir dava İtalya’da olmuştur’ diyor.

Yayınlandı

on

Yazar

24.2.2020 15:43:11 Son günlerde okuduğu kitaplarla gündeme gelen 10 yaşındaki Atakan Kayalar ile ilgili sosyal medyada olumlu yorumların dışında olumsuz yorumlar da ortaya çıktı. Bu durum Atakan açısından bazı riskleri de beraberinde getirdi. Sosyal Medyada Atakan’ın adına birçok sosyal medya hesabı da açıldı. “SÜREÇ BİR SUÇ TEŞKİL EDİYOR”Yaşanan sürecin Atakan’ın psikolojisi üzerinde yaratabileceği etkiler olduğu gibi aşırı olumsuz yorumlar hukuki olarak suç da teşkil ediyor. Independent Türkçe’den Ali Kemal Erdem’e konuşan Sınırsız Yeni Dünyanın Sınırları Sosyal Medyada Hukuk kitabının yazarı Av. Rıdvan Yıldız, Atakan Kayalar’ın sosyal medya malzemesi olması noktasında ailenin de tedbirler alması gerektiğini söyleyerek şunları kaydetti: “Aile bu konuda ihmal göstermeye devam ettiği durumlarda devletin hukuki tedbirler alması söz konusu olabilir. Yakın dönemde blogger anneler konusunda bu durum tartışılmıştı. Bu şekilde çocuğun korunmamasının dava konusu olduğu, devletin de çocuğun hakları için harekete geçtiği durumlar ortaya çıkmıştır. Burada da ailenin yeterli önlemleri almaması durumunda devletin harekete geçmesi söz konusu olabilir.”Avukat Rıdvan Yıldız “AİLE CEZAYA MUHATAP OLABİLİR” Atakan’ın rating kaygısıyla sosyal medya malzemesine dönüştürülmesinin ve magazinel, siyasi polemiklere muhatap olmasının psikolojisini olumsuz etkilemesi durumunda ailenin çocuğa karşı görevlerini ihmal etmiş olacağını belirten Yıldız, sözlerini şöyle devam ettirdi: “Aile, burada ihmal gösterdiği takdirde TCK 233 ‘Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ hükmü çerçevesinde suç işlemiş dahi olabilir.” “ATAKAN ÖNLEM AMAYAN AİLESİNE DAVA AÇABİLİR” Yıldız’ın Atakan’ın ailesine önemli bir uyarısı daha var. “Bugün ortaya çıkan durumla ilgili gelecekte arkadaşları tarafından alaya alınacağı, küçük düşürücü tavırlarla karşılaşacağı durumları meydana getirebilir. Atakan gelecekte buna engel olmayan ailesine dava dahi açabilir. Buna benzer bir dava yakında zamanda İtalya söz konusu olmuştur.” Sosyal medyada Atakan adına açılmış bir çok sosyal medya hesabının da bulunduğunu söyleyen Yıldız, bunlar konusunda da hukuki tedbirler alınması gerektiğini ve Atakan’la ilgili hakaret içeren paylaşımlara ailenin suç duyurusunda bulunabileceğini söyledi. GÜNÜN ÖZETİ atakanatakan kayalarfilozof atakan

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Kuzey Kore’de birlikte hapisten kaçıp ülkeyi terk eden mahkûm ile gardiyanın hikâyesi

Yayınlandı

on

Yazar

Jeon kamera kablolarını kesmiş, uzun gece nöbeti için gönüllü olmuş, Kim için de dışarıya ayakkabı bırakmıştı.

Gece yarısı Kim’i uyandırıp planladığı şekilde kaçtılar. Önceki gece kendileri için yemek ve yedek giysi, bir bıçak ve zehir içeren sırt çantalarını hazırlamış, yanına bir de silah almıştı. Yakalanması halinde hayatta kalma şansı olmayacağını düşünüyordu. Göstermelik bir mahkeme kurulur, sonra da idam edilirdi.

Yanında bir mahkûmla kaçmaya hazırlanan 26 yaşındaki gardiyan Jeon Gwang-jin, durdurulması halinde onlara ateş edip kaçmayı, kaçamazsa kendisini vurmayı planlıyordu.

Kim ile birlikte gözetim merkezinin avlusundan geçmeleri, köpekleri uyandırmadan yüksek çiti aşmaları, sonra da sınırdaki Tumen Nehri’nden Çin’e geçmeleri gerekiyordu.

Kim yakında cezaevine nakledilecekti ve oradan bir daha canlı çıkmayabilirdi.

Kuzey Kore’nin kuzeyindeki Onsong Gözetim Merkezi’nde gardiyanlık yapan Jeon ile orada duruşmasını bekleyen tutuklu olan Kim’in arkadaşlığı olağan dışıydı zaten. Mayıs 2019’da, kaçmadan iki ay önce tanışmışlardı.

Kim, Kuzey Kore’den kaçan bazı kişilere yardım etmekten dolayı yargılanacaktı. Ülkeden kaçanlar ile geride bıraktıkları aileleri arasında telefon görüşmelerine ve para transferlerine yardımcı oluyordu. Bu onun için iyi bir geçim kaynağıydı da.

Jeon Gwang-jin
Image captionJeon Gwang-jin

Kuzey Kore’ye ortalama para transferi 2,8 milyon won (2300 dolar) civarında oluyor ve Kim’in aldığı komisyon bunun yüzde 30’u.

Jeon ise son 10 yıldır askerdi. Ama ortak yanlarının çok olduğunu gördüler. İkisi de diktatörlükle yönetilen Kuzey Kore’de artık yollarının tıkandığını görmüş, yaşamlarından büyük hoşnutsuzluk duymaya başlamıştı.

Kim ikinci kez ceza alacaktı ve hapisten sağlam çıksa bile eskiden yaptığı işi yapamayacaktı. Altı yıldır yaptığı iş için ordudaki bağlantılarını kullanıyor, onlara rüşvet veriyordu. Yardım ettiği kişi başına 1500-2000 dolar komisyon alıyordu. Bu, ortalama bir Kuzey Koreli için bir yıllık gelir demekti.

Ama askerlerden biri onu ihbar etmiş, beş yıl hapis cezası almıştı. Çıktığında bu işi bir daha yapmayı düşünmüyordu. Ama o hapisteyken kocası başkasıyla evlenmiş, iki kızını yanına almıştı.

Geçinmek için daha az riskli bir aracılık yapma yolu buldu. Güney Kore’ye kaçanlardan para transferine ve telefon görüşmelerine aracılık edecekti.

Jeon and Kim at the fence guarding the detention centre - illustration

Kuzey Kore’deki cep telefonları uluslararası aramalara kapalıydı. Kim ise belli bir ücret karşılığında Çin’den getirttiği telefonu kullanarak görüşmeleri sağlıyordu.

Ama bu işlemi yaptığı bir gün, kendisini takip eden gizli polisler tarafından yakalanmıştı.

Düşman ülke olarak görülen Güney Kore, Japonya ve ABD ile bağlantılı bir iş yapanlar, cinayet sanıklarından daha ağır ceza alıyordu.

Kim, bunun farkındaydı ve Jeon ile ilk tanıştığında davasının sonuçlanmasını bekliyordu.

Short presentational grey line

Jeon ise hayati tehlikesi olmasa da ülkesinde olup bitenlere karşı öfkeliydi. Askerliğini yaptıktan sonra polis olmak istiyordu. Dedeleri gibi çiftçi olan babası, bunun bir hayal olduğunu söylüyordu.

“Kuzey Kore’de mevki sahibi olmak için para gerekir. Her şey giderek kötüleşiyor… Üniversiteden mezun olmak için gireceğiniz sınavda bile iyi sonuç almak için rüşvet vermeniz gerekiyor” diyor Jeon.

Ama mezun olmak da geleceğin garantisi anlamına gelmiyor. “Çok prestijli Kim Il-sung Üniversitesi’nden mezun olan birini tanıyorum, şimdi pazarda sahte et satıyor” diyor.

Günlük yaşamı idame ettirmek belki Jeon’un doğduğu dönemlere kıyasla şimdi daha kolay. O zamanlar ülke dört yıl boyunca açlık çekmişti. Ama yaşam şartları hala çok zor.

Polis olmaktan ümidini kesince Jeon hala ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu ki, Kim ile tanıştı ve kafasında bazı fikirler yeşermeye başladı.

Aslında gardiyanlarla mahkumların birbirine bakması bile yasak, ama Jeon, Kim’in hücresindeki parmaklıklardan ona fısıldayarak konuşurdu. “Onunla özel bir bağımız vardı sanki” diyor Kim için.

İlk tanışmalarından iki ay sonra Kim duruşmasında, Chongori cezaevinde dört yıl üç ay hapis cezası aldı. Oradan sağ çıkamayacağından korkuyordu Kim.

Kuzey Koreli bir çiftçiTelif hakkıGETTY IMAGES
Image captionKuzey Kore’de çoğu kişi geçimini çiftçilikten sağlamaya çalışıyor

“Çaresiz bir şekilde ağlayıp duruyordum, onlarca kez intiharı düşündüm” diye anlatıyor.

“Hapse düşünce vatandaşlık haklarınız alınıyor, hayvandan bir farkınız kalmıyor” diyor Jeon.

Bir gün Kim’e “Sana yardım etmek istiyorum. Seni kurtarmanın tek yolu buradan kaçmak” diye sesleniyor.

Kim önce bunun bir tuzak olabileceğini düşünerek ona güvenmiyor. “Ajan mısın sen? Beni mahvetmek mi istiyorsun?” diye soruyor.

Ama Jeon, ona Güney Kore’ye birlikte kaçmayı teklif ediyor.

Jeon’un Güney Kore’de akrabaları olduğu için mesleğinde ilerlemesi şüpheli görülüyordu. Kore Savaşı sırasında ülke ikiye ayrılınca, birçok Koreli gibi bazı akrabaları sınırın diğer tarafında kalmıştı.

Ama bu akrabaları ona aynı zamanda geleceğe dair umut veriyordu.

Bir gün babası evde yokken akrabalarının fotoğraflarını yanına almıştı. Arkalarında adresleri yazılıydı.

Kim ona inanmaya başlamıştı. Ama yine de çok korkuyordu.

“Kalbim delicesine çarpıyordu” diyor. “Kuzey Kore tarihinde daha önce bir gardiyanla mahkum birlikte kaçmamıştı” diyor.

Short presentational grey line

12 Temmuz’da Jeon artık o anın geldiğini biliyordu. Gözetim merkezinin müdürü o gece evine gitmişti.

Gecenin karanlığında pencereden atlayıp, çitleri aştılar, pirinç tarlalarından geçip nehre ulaştılar.

Aylardır cezaevinde olduğu için Kim’in vücudu zayıflamıştı, sık sık düşüp yeniden kalkıyordu. Ama nehir kenarına ulaşmayı başardılar.

Nehirde su seviyesi genellikle düşüktü. Ama Jeon sırtında çantası, elinde silahıyla giderek derinleşen sudan karşıya geçmeye çalışıyordu. Kim ise yüzme bilmiyordu. Jeon onu da çekmek zorunda kaldı.

Orta yere geldiklerinde su artık Kim’in boyunu aşıyordu. Jeon’a geri dönmesini söyledi.

Jeon ise “Artık geriye dönüş yok, öleceksek burada ölürüz” demişti.

Sonunda ayakları yere değmeye başlamıştı. Dikenli telleri de aşıp Çin tarafına geçtiler.

Chongori cezaeviTelif hakkıDİGİTALGLOBE/SCAPEWARE3D
Image captionChongori cezaevi

Ama orada da henüz güvende değillerdi. Üç gün dağlarda saklandıktan sonra, bir köylüye rastlayıp onun telefonuyla Kim’in tanıdığı bir aracıya ulaştılar. Aracı, Kuzey Kore yetkililerinin onları yakalamak için Çin polisiyle ortak çalıştıklarını söyledi.

Ama sonunda onun aracılığıyla güvenli bir ev değiştire değiştire sonunda Çin’den çıkıp üçüncü bir ülkeye geçtiler.

Yolculuklarının son ayağına geçmeden önce, kaçış hikayelerini anlatmak üzere bizimle gizli bir yerde buluştular.

Kuzey Kore

Onların kaçışı nedeniyle ailelerinin Kuzey Kore’deki kast sistemindeki yeri biraz daha aşağıya düşecek, muhtemelen akrabaları da gözetlenip sorguya çekilecek.

İkisi de bundan suçluluk duyuyor. Jeon ayrıca başta planladığı gibi Kim ile Güney Kore’ye değil, ABD’ye gitme kararı aldığı için de üzülüyor.

Kim’den kendisiyle gelmesini istemiş. Ama o İngilizce bilmediği için korkuyor, gitmek istemiyor.

“Nereye gidersen git, ama beni unutma” diyor.

Jeon and Kim at the Tumen river - illustration

İkisi de Kuzey Kore’nin baskıcı rejiminden kurtulduğu için mutlu.

“Dönüp baktığımızda aslında hepimiz bir cezaevinde yaşamışız. İstediğimiz yere gidemedik, istediğimiz şeyleri yapamadık” diyor Kim.

“Kuzey Korelilerin gözleri henüz görmüyor, kulakları henüz duymuyor, dudakları henüz konuşmuyor” diye ekliyor Jeon.

Jeon'un İngilizce çalışırken yazdığı kağıtlardan biri
Image captionJeon’un
İngilizce çalışırken yazdığı kağıtlardan biri

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar