Connect with us

Kişisel Gelişim

Temel İlişkilendirme Hatası: Neden Kötü Bir Hayat Seçimi Yapıyorsunuz?

Yayınlandı

on

Aylardır vizyona girmesini beklediğiniz film sonunda vizyona girdi. Akşama planınızı yaptınız ve filmi izlemek üzere yola çıkıyorsunuz. Maalesef akşamki keyfinizi etkileyecek, filme olan merak ve motivasyonunuzu olumsuz yöne çeken bir durum ile karşı karşıyasınız: trafik.

Aslında trafik ile sürekli başınız dertte ve bu durum alışkanlık yaptığı için normalde sinirlenmiyorsunuz bile. Ancak film için durumların pek iyiye gitmediği ortada. Filme yetişmek için sarf ettiğiniz çaba ve film için oluşan merak bütün duygularınızı kıskacı altına alıyor ve şunu düşünmekten geri kalamıyorsunuz:

“Bu benim hatam değil! Yağmur yağıyor ve deli gibi trafik var! Genelde asla geç kalmam.”


Temel İlişkilendirme Hatası Tekrar Çarpıyor

“Temel ilişkilendirme hatası ” kendimizi yargılamakla başkalarını yargılamanın nasıl farklı olduğunu açıklıyor. Aslında hepsi bizim ön yargımız.

Bu bilişsel ön yargı birkaç formda karşımıza çıkıyor. Birincisi, işler kötü gittiğinde ortaya çıkar. Batırdığımızda, kontrolümüz dışındaki şartlar nedeniyle olayların olduğuna inanıyoruz. Ancak, diğerleri başarısız olduğunda bunun kötü seçimlerin ya da birinin kötü bir insan olmasının bir sonucu olduğunu düşünme eğilimindeyiz.

Örneğin, filme geç kalmanın hava koşullarından kaynaklandığını, kontrol edemediğiniz bir şey olduğuna inanıyordunuz. Ancak, geç kalan diğer sinemaseverler için aynı yargıyı oluşturamıyorsunuz. Onu neyin geciktirmiş olabileceği konusunda hiçbir fikrin olmamasına rağmen kaba bir insan olduğunu varsaydınız.

İkinci tür temel ilişkilendirme hatası ise işler iyiye gittiğinde ortaya çıkar. Başarılı olduğumuzda, bunun yeteneğimizin ve sıkı çalışmamızın sonucu olduğuna inanmaya meyilliyiz. Bu doğru olabilir, ancak diğerleri başarılı olduğunda ön yargımız bize diğer kişinin şanslı olduğunu veya bir şekilde ayrıcalıklı olduğunu düşündürme eğilimindedir.


Neden Bu Kadar İki Yüzlüyüz? 

Peki kendimize şüphe avantajı sağlama eğilimimiz nedir?

Öncelikle, tüm bilgilere sahip olmadığımız zaman olanları net bir şekilde görmek zordur. Sadece çevremizdeki dünyanın bir şeridini görüyoruz. Başkaları hata yaptığında, onları sorunun en açık nedeni olarak görürüz. Ayrıca olabilecek her şeyi görmüyoruz. Kendi hatalarımıza gelince, kontrolümüz dışındaki faktörlerin tamamen farkındayız, bu yüzden neden tökezlediğimizi anlıyoruz.

Diğer taraftan, başarılarımızı mükemmelliğimize atfetmek kendimize olan güvenimizi arttırıyor, kendimizi iyi hissettiriyor ve çevremizdeki insanlar arasındaki itibarımızı artırıyor.

Güven artışının bize fayda sağlayabileceği ve hatta evrimsel bir amaca hizmet edebileceği ortaya çıktı. Araştırmacılar bunun, yapabileceklerimiz hakkındaki algımızı değiştirirken yararlı riskler almamıza yardımcı olabileceğine inanıyor.

Örneğin, işsiz üniversite mezunları üzerinde yapılan bir araştırmada, başarılarını kendilerine atfedenlerin, iş bulma konusunda başarısız olmaları nedeniyle kendilerini suçlama eğiliminde olan öğrencilere göre daha fazla olduğu ortaya çıktı.


Değiştirme Şansını Deneyin

Temel ilişkilendirme hatası bazı yararlara sahipken, başkaları hakkında nasıl düşündüğümüz konusunda bir dezavantajı vardır. Bu eğilimin farkında olmak, onu yerine koymamıza yardımcı olabilir. Önyargının en iyisini elde etmediğinden emin olmak için iki yol var:

1. Şansın Rolünü Kabul Edin

Şu anda bu cümleyi okuyabilmeniz için tam olarak kaç şeyin doğru gitmesi gerektiğini kavradınız mı? Büyük patlamadan bu yana geçen 13.8 milyar yılda, milyarlarca gezegen, iki milyon yıllık insan evrimi, milyonlarca özel bir spermi yapılan tek bir yumurtaya yerleştirdi. O da sen oluyorsun. Bu kozmik piyangoyu kazanma ihtimali akıllara durgunluk veriyor. Ve en iyi yanı, bu olayların gerçekleşmesiyle hiçbir ilgin yok.

Ayrıca insanlık tarihinin en güvenli, en sağlıklı, en iyi eğitimli, en adil zamanında hayattaydınız. Tabii ki, dünyadaki işler mükemmel olmaktan uzak, ama ortalama bir insan için, şimdi tarihin diğer zamanlarından çok daha iyi.

Kontrolümüz dışında ne kadar çok şeyin doğru gitmesi gerektiğini hatırlamak, daha minnettar hissetmemize yardımcı olabilir ve bize ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlatır. Tüm yaşamlarımızda şansın oynadığı rolle ilgili aynı tutum, daha tarafsız bir bakış açısı geliştirmemize yardımcı olabilir.

2. Biraz Empati Yapmayı Deneyin

Araştırmalar, başkalarının hızlı bir şekilde yargılanmasını yaparken temel ilişkilendirme hatasına düşme ihtimalimizin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bir sonraki sefere kendinizi başkalarının davranışları için eleştirel bulduğunuzda, yaptıkları şey yerine kim olduklarını düşünerek biraz empati yapmaya çalışın.
Empatinin temel ilişkilendirme hatasını azalttığı bulundu.

Yargılamak için bu kadar hızlı olmadan önce, neden birisinin belirli bir şekilde davranabileceğinin ardında alternatif bir hikaye bulmaya çalışın. Hikayenin biraz saçma olması önemli değil, muhtemelen kendinizi görebileceğiniz bir senaryo bulacaksınız.


Sadece İnsanlar!

Temel ilişkilendirme hatası yapmak için insanlar birbirine bağlı gibi görünüyor. Bu güvenimizi ve itibarımızı güçlendirerek hayatta kalmamıza yardımcı olmak için gelişti. Bununla birlikte, modern toplumda, bu bilişsel ön yargı bize ve diğerlerine bize hizmet ettiğinden daha fazla zarar verebilir. Bizim sakinliğimizi kaybetmemize, öfkemizin yan etkileri nedeniyle daha fazla belaya girmemize veya izin verirsek günümüzü mahvetmemize neden olabilir.

Ancak bu ön yargı bizim kaderimiz değil. Bu eğilim ile mücadele etmenin ve daha mutlu, daha empatik bir yaşam sürdürmenin yolları var. Bir sonraki sefere sabrını kaybetmek üzere olduğun bir şeyi yakaladığında, onları kötü biri olarak yargılama, onların da senin gibi insan olduklarını unutma. Onlara şüphe avantajını ver ve biraz çaba sarf etse bile kendini onların yerine koy. Her şey daha iyi olacak.

Kaynak.

İllüstrasyon: 12. 3. 4

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kişisel Gelişim

Sadece 10 Dakikada Zihninizi Açacak 5 Ted Konuşması

Yayınlandı

on

Yazar

 

Gün içinde kendinize 10 dakikalık bir zaman dilimi ayırdınız ve bunu en verimli nasıl geçiririm diye mi düşünüyorsunuz? 10 dakikadan kısa süren öyle Ted konuşmaları var ki öğrendikleriniz ile ufkunuzu iki katına çıkarabilirsiniz. Daha zeki ve entelektüel olmak için aceleniz varsa buyrun içeriğe. 🙂

1) Ray Kurzweil – Hibrit Düşünmeye Hazır Olun

Fütürist ve mucit Ray Kurzweil bu konuşmasına beynimizi, düşünme şeklimizi anlatarak başlıyor ve sonrasında ortaya büyük bir iddia atıyor. Kurzweil’e göre 20 yıl içinde insan düşünce sistemi biyolojik ve biyolojik olmayan süreçlerin bir karışımı olacak. Nanobotlar ile beynimize bağlanmış olan bir buluttan sıkıştığımız anda yardım alabileceğiz.

2) Julian Treasure – Nasıl Konuşalım ki İnsanlar Dinlemek İstesin?

Daha güçlü ve etkileyici konuşmalar yapabilmek için mutlaka izlemeniz gereken bu konuşma, profesyonel konuşmacı olan Julian Treasure tarafından konuşurken kimsenin dinlememesinden şikayetçi olanlara adanmış. Ona göre konuşmanın 7 günahı ve 4 temel taşı var.

3) Neil Harbisson – Renkleri Dinliyorum

Tamamen renk körü olarak doğan Neil Harbisson’ın gri dünyası 2003 yılında kafasına eklediği anten sayesinde tamamen değişti. Antenin ucundaki bir sensör ile renkleri ses dalgalarına çevirip onları duymaya ve zamanla öğrenmeye başladı. Artık Picasso dinleyebiliyor ve konuşmaların resmini yapabiliyor. Etkileyici konuşmasıyla kendisinin fütüristik hayatına bir bakabilirsiniz.

4) Ron Gutman – Gülümsemenin Gizli Gücü

Çocukken dünyayı kurtarıp herkesi mutlu etmek isteyen Ron Gutman büyüdüğünde bunun için süper güçlere ihtiyacı olmadığını sadece gülümsemenin yeterli olduğunu keşfetti. Gülümsemenin ne kadar uzun yaşayacağınızın bir göstergesi olduğunu ve basit bir gülümsemenin yaşam kalitenizde dikkate değer bir etkisi olduğunu biliyor muydunuz?

5) Dan Gartenberg – Beynimiz derin uykudan faydalanır – ve bunu nasıl arttırabiliriz?

Uyku araştırmacısı olan Gartenberg, beynimizin uykuya ihtiyacı olduğu gerçeğinin altını çiziyor ve uykumuzu teknoloji sayesinde nasıl iyileştirebileceğimiz hakkında ipuçları veriyor. Beyninizin uyurken oluşturduğu ses dalgalarıyla aynı frekansta ses dalgaları çalarak daha iyi bir uyku uyuyabiliyorsunuz. Gartenberg, ayrıca, araştırmalarının ileride daha iyi uyku uyumanızı sağlayacak aletler üretilmesini sağlayacağını söylüyor.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Bildiklerinizi Unutun: Özgüven Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler

Yayınlandı

on

Yazar

Herhangi bir kişisel gelişim kitabını elinize alın ve sayfalarını çevirin. En çok, hatta neredeyse her sayfada göreceğiniz kadar sık karşınıza çıkan tek kavram, tartışmasız ki özgüven olacaktır.

Her listede tavsiye olarak yerini alıyor, mülakat sorularında dillerden düşmüyor, başlığında özgüven geçen makaleler binlerce okunmaya ulaşıyor. Kısacası özgüvenli olmak, ciddi anlamda bir şehir efsanesi olma yolunda ilerliyor.

Kalıplaşmış kişisel gelişim mitlerini gerçekçi bir şekilde revize etmenin gerekli olduğunu düşünerek, doğru bilinen yanlışları alışılmışın aksine uygulaması havada ve soyut kalmayan tavsiyeleri yanlarına iliştirerek sizin için derledim.

❌Yanlış: Özgüven doğuştan gelen bir özelliktir, yahut bir yetenektir.

✅Gerçek: Özgüven aslında sahip olduğunuz değil, sahip olmaya karar verdiğiniz bir şeydir.

En başarılı, en mutlu olarak niteleyebileceğiniz insanları aklınıza getirin: en güzeli zengin ya da en yetenekli oldukları için mi başarılı ya da mutlular? Yoksa kendilerine bir noktada güvenme kararı aldıkları ve hayalini kurdukları şeyin peşinden gittikleri için mi? Atmanız gereken öncelikli adım, gerçekten özgüvenli olmak istemeniz ve buna karar vermeniz, başka bir deyişle doğuştan özgüvenli olmadığınız gerekçesiyle kendinize inancınızı yitirmemeniz.

 


❌Yanlış: Kendinizi olduğunuz gibi kabullenin, hatalarınızla birlikte sevmeye çalışın.

✅Gerçek: Kendinizi kabullenmek, eksikliklerinizi tümüyle görmezden gelmek anlamına gelmez.

Kusurlarınızı, eksikliklerinizi, geçmişte yapmış olduğunuz hatalarınızı tekrar tekrar düşünmek ve bunlarla ilgili suçlu hissetmek, size uzun vadede hiçbir getiri sağlamayacağı gibi, modunuzun ve kendinize olan güveninizin sürekli düşük kalmasına sebep olacaktır, lakin gerçekçi olmakta fayda var: onları tamamen görmezden gelmeniz de pek mümkün sayılmaz.

Hatalarınızı nasıl tekrarlamayacağınıza odaklanın, kusurlarınızıysa her insanın sahip olduğu fakat kişiden kişiye değişkenlik gösteren ama değiştirilmesi mümkün engeller olarak ele almaya özen gösterin.

Bir kâğıda kendinizde kusur olarak gördüğünüz fiziksel özelliklerinizi (örneğin fazla kilolarınız), karakter özelliklerinizi (örneğin genellikle karamsar bir tutuma sahip olmak) ve alışkanlıklarınızı (örneğin sağlıksız bir beslenme biçimi) listeleyin, sonrasında bunlar ile ilgili neler yapabileceğinize kafa yorun.

Fazla kilolarınızdan ve sağlıksız beslenme düzeninizden şikayetçiyseniz mesela, abur cubur tüketmemek gibi başlangıçta uygulamakta zorlanacak olsanız da uzun vadede yapmanız gerektiğinin farkında olduğunuz bir karar alın ve sürdürmeye çalışın.

 


❌Yanlış: Özgüvenli olmayı öğrendiğiniz an, hayatınızda yeni bir kapı açılacak ve olaylara perspektifiniz tamamen değişiklik gösterecektir, kısaca kalıcı bir kendine güven söz konusudur bu yeteneği geliştirebilen bireylerde.

✅Gerçek: Özgüven, bir kere kazanıldıktan sonra ilelebet baki kalacak diye bir kaide yok.

Amerikan yazar Zin Ziglar “Motivasyonun kalıcı olmadığı söylenir. Duş almak da kalıcı değildir, bu nedenle her gün alınması önerilir.” diyerek aslında durumu epey güzel özetlemiş.

Her gün, ilham verici bir şeyler okumak, kendinize hayallerinizi, hedeflerinizi ve başaran başka insanların da olduğunu, yani imkânsız diye bir şeyin aslında imkansız olduğunu hatırlatmanız gerekli.

Evet, ne yazık ki her gün: Podcast’ler dinleyin, kişisel gelişim kitapları okuyun, motive edici blog’ları ve gelişim dergilerini takip edin.

 Hayalini kurduğunuz yerde olan insanları takipte olun, hatta odanızın duvarına ya da çalışma masanıza size hedefinizi hatırlatacak bir resim ya da poster asın; kendinizi nasıl motive edeceğiniz konusunda tamamen serbestsiniz. Önemli olan, her gün düzenli olarak hevesinizi ve motivasyonunu tazelemeniz ve mümkün olan en uzun süre boyunca korumanız.

 


❌Yanlış: Odaklanmanız gereken asıl nokta, geçmişteki hatalarınızdır ve onlardan ders çıkarmaktır.

✅Gerçek: Hatalarınıza odaklanmak iyidir, ama başarı ve kazançlarınızdan da ders çıkarabilirsiniz.

Başarısızlıklarınızı hatırlamak, başarılı olduğunuz sayısız durumu hatırlamaktan kesinlikle daha kolaydır. Belki de sayısız kere aynı dersten yüksek notlar almış olabilirsiniz, ama son sınavdan aldığınız oldukça düşük not haricinde bir notunuz gelmez dersin adı geçtiğinde.

Çok Satan kitabı Başarı İlkeleri’nde Jack Canfield’da bu konunun üstünde duruyor: başarılarınız aslında düşüncelerinizi yönlendiren ana unsurdur ve ele almanız gereken asıl nokta, başarılı olduğunuz her bir seferde neyi doğru yapmış olduğunuzdur.

Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? İşte size bir öneri:

Hayatınızı üçe bölün. 30 yaşındaysanız yaş aralıkları 0-10, 11-20 ve 21-30 olacak şekilde örneğin. Bu aralıkların her birinde, erişmiş olmaktan gurur duyduğunuz üç şeyi bir kağıda yazın, yani elinizde toplamda 9 başarınız olmalı. Bunları başardığınız zamanda hissettiklerinizi aklınıza getirmeye çalışın.

Bunlar, elde etmeden önce sizi korkutuyor, strese sokuyor ve yeterli olmadığınızı size hissettiriyor muydu? Cevabınız evet, öyle değil mi? Peki hayal ettiğiniz ya da hedeflediğiniz o şeylerin de tıpkı bu başarılarınız gibi olmaması için herhangi bir sebep var mı? Eh, eğer aklınıza bir sebep geliyorsa unutmayın, bu başarılara ulaşmadan önce de bu soruya büyük ihtimalle olduğu cevabını verecektiniz.

 


❌Yanlış: Size bir şeyler katacak ve uzun vadede getirisi olacak hobilerle ilgilenmelisiniz.

✅Gerçek: Sevdiğiniz ve kendinizi kanıtlamak zorunda hissetmediğiniz şeylere vakit ayırın.

Yoğun olduğunuz bir iş/okul döneminden çıktınız, ya da bir tamamen boş ve kendinize ait gününüz var. Ne yaparak bu günü değerlendirmeyi isterdiniz? Peki üzgün, ya da modunuzun düşük olduğu bir günde, keyfinizi yerine getirmek için ne yapmayı tercih ediyorsunuz?

Cevabınız bir klasik roman okumak ya da müze gezmek olmayabilir, ki bu da gayet doğal. Mutfağa girmek, amatör de olsa fotoğraf çekmek ya da bahçecilikle uğraşmaktan keyif alıyor olabilirsiniz, hatta bahsi geçen aktiviteler arasında odanızda müzik açıp içinizden geldiği gibi dans etmek ya da en sevdiğiniz dizinin birkaç bölümünü izlemek de sayılabilir.

Ne olursa olsun; bu tarz faaliyetlere vakit ayırmak, kendinize değer verdiğiniz anlamına gelir ve farkında olmasanız da özgüvenli olmanız yolunda bilinçdışı bir etki gösterirler. Tabii tüm boş vakitlerinizi bu tarz aktivitelerle değerlendirmeniz anlamına gelmiyor bu, ama en yoğun döneminizde dahi bir molaya ihtiyacınız olduğunu da aklınızdan çıkarmayın.

Okumaya devam et

Bilim

Sabahları Nasıl Daha İyi Uyanırsınız ve Yatağa Geri Dönme Hissinden Nasıl Kurtulabilirsiniz?

Yayınlandı

on

Yazar

 

Sabahları Instagram hikayelerinde smoothie ve kahvelerini keyifle içen insanları gördüğünüzde sizde “Nasıl olabilir?” diye düşünüyor musunuz?
İşin içinde biraz abartı yok mu? Elbette var ama aslında bunu başarmak çok da zor değil. Nasıl mı? Her gün yapabileceğiniz, uygulaması kolay bir rutin oluşturarak. Bir fitness veya sağlıklı yaşam uzmanının tüm bir rutinini yapmak zorunda değilsiniz. Kendinize yeni bir rutin oluşturabilirsiniz.
Kendi rutininizi geliştirmeye başladığınızda, bunu özel ihtiyaçlarınıza göre optimize edin. Belki 20 dakikalık meditasyon yerine, 5 dakikalık meditasyon da işe yarayabilir. Sert bir spor yerine birkaç esneme hareketi yapabilirsiniz.
Tüm gün neler yaptığınızı bir günlüğe yazmak yerine, o gün minnettar olduğunuz şeyleri bir Google Dökümanı’na kaydedebilirsiniz. Sabahları daha iyi yöneterek günün geri kalanını daha rahat geçirebilme konusunda biraz daha iyileşebilirsiniz.

Çevrimdışı Kalın

WayofGray.com’dan Sophie Gray sabahları güne hazırlanırken ve kahvaltı yaparken telefonuna bakmadığını söylüyor. Uyandıktan sonra en az 30-60 dakika arası telefona bakılmaması gerektiğini savunuyor.
Verimlilik guruları ve Peak Performance yazarları olan Brad Stulberg ve Steve Magness de bunu deslekliyor. Telefonunuzdan ne kadar uzak durursanız ve dikkatiniz ne kadar az dağılırsa o kadar iyi olur. O gün yapmanız gereken birincil şeyleri, e-postalarınıza ve Instagram’a bakmadan önce yapmanız sizi daha mutlu hissettirecektir.
The Balance Blonde blog yazarı Jordan Younger, “Bu yıl resmen gün boyunca sürdürülebilir enerji ve ilhamla gelişmek için ihtiyacım olanı vermeyi öğrenmenin yılı oldu.” diyor. “Sabah hayatımda daha fazla huzur ve dinginlik istedim ve bunun için sabah rutinim konusunda ciddileşmeye karar verdim. Her gün, çalışmaya ve dünyayla iletişim kurmaya hazır olana kadar telefonuma bakmadığım bir dijital detoksla başlıyorum! “

Güneş Alın

Melissa Hemsley “Evden çalışmak bazen evden ayrılmanıza gerek olmadığı anlamına gelebilir, ancak benim için her gün temiz hava, canlılık duygusu ve D vitamini için çok önemli.” diyor. Gün ışığı iç vücut saatinizi sıfırlamanıza yardımcı olur. Daha iyi uyku sağlar ve vücudunuza ihtiyaç duyduğu şeyleri ayarlamasına izin verir.
Araştırmalar da bunu ortaya koyuyor: Mutlu ve enerjik kalmak için D vitaminine ihtiyacımız var. Böyle bir çalışma, depresyonda olan genç kadınlarda D vitamini eksikliğinin olduğunu gösterdi. Bunu çözmek için takviye almanıza gerek yok. Sadece her gün güneş ışığı alarak bunu yapabilirsiniz.
Eğer evden çalışıyorsanız dışarıda yürüyüş yapmak size “zamanınız” ve çalışma saatleri arasındaki farkı verecektir. Pandemi sürecinde olduğumuz için bunu dört dörtlük uygulayamayabiliriz. Fakat sık sık balkona çıkarak ya da pencere kenarında zaman geçirerek yapabiliriz.

Dilinizi Temizleyin

Başarılı yazar Jasmine Hemsley şöyle diyor: “Dişinizi fırçaladıktan ve diş ipi kullandıktan sonra ağzınızdaki toksinler dilinize yapışıyor. Bakır veya paslanmaz çelik dil temizleyici ile dilinizi temizleme işlemi ortaya çıkan toksinleri ortadan kaldırır.” Dil temizlemek belki de hoşunuza gitmeyebilir. Ancak sabahları güzellik ve temizlik rutinine sahip olmak, sizin yataktan daha enerjik kalkmanızı sağlayacak ve daha uyanık hissetmenize yardımcı olacaktır.

Meditasyon

Younger, “Uyanıyorum, mutfağımda bir çay veya kahve yapıyorum, yoga matımı uzatıyorum ve bir farkındalık meditasyon pratiği yapıyorum.” diyor. Meditasyon daha doğru nefes almanızı sağlayacaktır. Kulağa basit bir şeymiş gibi gelse de nefese odaklanmak için son derece önemlidir.
Bir araştırmaya göre meditasyon sizi daha yaratıcı yapar. Sabahların bir başka şampiyonu meditasyonudur, çünkü sabah saatleri manevi farkındalığımızın en yüksek olduğu andır. Sabah meditasyonunu sadece yogiler yapmaz, bunu iyi hissetmek isteyen herkes yapar.
ToneltUp.com’dan Karena Dawn şöyle diyor: “Nerede olursam olayım, meditasyon yoluyla günü nasıl yaşamak istediğimi ve amacımı belirleyerek kendim için mutlaka birkaç dakikamı ayırıyorum. Bunun ardından sabah sporuna gidiyorum.”

Hızlı Bir Egzersiz Yapın

Dawn kan pompalamak için her sabah antreman yapıyor. Kahvaltı yapmadan önce düşük tempolu bir egzersiz yaparsanız; aç halinizdeki durumun avantajlarından yararlanacak ve ekstra güç ile aerobik kapasite kazanacaksınız. Bir araştırmaya göre, kahvaltı öncesi egzersiz yaparsanız %20 daha fazla yağ yakabilirsiniz. Ayrıca dürüst olalım, gerçekten iyi bir egzersiz sonrası kahvaltının tadı çok daha güzel olacaktır.

 

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Doğru Zamanda Doğru Soru Bir Şeyleri Değiştirebilir: Hayatınızın En Önemli 16 Sorusu

Yayınlandı

on

Yazar

Bazen doğru zamanda doğru soru hayatınızı değiştirecek bir cevabı tetikleyebilir. Girişimci, yazar ve podcast yayıncısı Darius Foroux kendi deneyimleri üzerinden anlatıyor…

Hayatta öğrendiğim en değerli şeylerden biri soruların cevaplardan daha önemli olduğudur. Ancak bu, cevaplarınızın kalitesi için ödüllendirildiğiniz okullarda öğrendiğiniz şeylere aykırıdır. Yani aslında bir kişiyi yargılamanız gereken şey cevapları değildir.

 Voltaire’ın da söylediği gibi, bir kişinin sorularının kalitesine bakın:

“Bir adamı cevaplarından ziyade sorularıyla yargıla.”

Doğru zamanda doğru soru, hayatınızı değiştiren doğru cevabı tetikleyebilir. Bunu son birkaç yılda kendim yaşadım. Ve her zaman kendime sorular sorma alışkanlığı edindim. Bu yazıda, yaptığınız şey hakkında her şeyi değiştirme potansiyeline sahip dört alanda 16 soruyu paylaşıyorum. Hazırsanız başlayalım.


Genel Yaşantı

Nasıl hissettiğinizi değerlendirmek için birkaç evet / hayır sorusuyla başlayalım. Ben de bu 16 soruyu ve cevaplarını notlarım arasına daha önce ekledim. Ayda birkaç kez notu açarım ve sorulara bakarım. Bir seferde rastgele birkaç cevap veriyorum. Aynı şekilde kullanman için sana meydan okuyorum.

1. Mutlu muyum?
2. Minnettar mıyım?
3. İşimi/okulumu seviyor muyum?
4. İyi hissediyor muyum?
5. Eğitimime yeterince zaman harcıyor muyum?

Bu soruların önemli olmasının nedeni, içinizde bir strateji belirleme isteği oluşturmasıdır.

Çoğu zaman, hayata karşı mutsuz, nankör ve kötü hissediyoruz. Hayatınızda bir sorun varsa, bunu hızlı bir şekilde kabul edin ve sonrasında bir çözüm bulun.

Ayrıca bu sorular sadece sizinle ilgili değil. Mutlu ve iyi bir ruh halindeyken, hayatınızdaki insanların da iyi hissetmesini sağlayabilirsiniz. Bu yüzden ilk önce kendi mutluluğunuzu çözmeye odaklanın. Aksi takdirde, eşinizi, ailenizi ve diğerlerini mutlu edemezsiniz.

Bu ilk beş soruyu hızlı bir değerlendirme olarak görün. Dürüst olun. Etkilemeniz gereken kimse yok. Nasıl hissettiğinize bir bakın.


Kariyer

Hayatımızın önemli bir alanına geçelim. Hayatının çoğunu işte geçiriyorsun. Yani ondan tatmin olman çok önemli.

Aslında zevk aldığınız işi yapmak, gelir, iş güvenliği, kaynaklar, konum vb. gibi faktörlerden daha önemlidir.

Bu yüzden düzenli olarak kendime soruyorum:

6. Hangi yeni şeyleri öğreniyorum? Bu benim için en önemli şey. Öğrendiğimde, ilerlediğimi hissediyorum. İlerleme kaydettiğim zamanlarda kendimi iyi hissediyorum.

7. Kariyerim nereye gidiyor? Bir vizyona ihtiyacın var. Eğer yoksa hemen bir tane oluştur.

 

8. İşim ne kadar anlamlı? Günün sonunda yaptığı işten memnun biri gibi hissetmek istiyorum.

9. Şu anda yapmadığım neyi yapabilirim? Her zaman ofiste ve evde yapılacak yeni bir şeyler arıyorum. Bu şekilde yeni şeyler öğrenirsiniz.

10. Yaptığım işte nasıl daha iyi olabilirim? Yaptıklarınızda daha iyi olduğunuzda, daha büyük bir etki yaratabilir ve daha büyük sorunları çözebilirsiniz. Bu size daha fazla memnuniyet ve daha fazla para kazandırır.


Verimlilik

Peki ne kadar etkili biriyiz? Bir şeyleri nasıl sürdürüyoruz?

Bu sorular bunu çözmenize yardımcı olabilir:

11. Şu anda 1 numaralı önceliğim nedir?

12. 1 numaralı önceliğime daha hızlı nasıl ulaşabilirim? Bu, sabırsızlıkla ilgili değil. Daha hızlı sonuç almak için yaratıcı yollar düşünme noktasında kendinizi zorlamakla ilgili.

13. Hangi görevleri yapmamalıyım? Hepimiz zaman harcıyoruz. Bu görevleri tanımlayın ve yapmayı bırakın.

14. Hangi işleri erteliyorum? Bunun için bir önceki soruyu cevaplayarak tasarruf ettiğiniz süreyi kullanın. Hepimiz önemli görevlerden kaçınırız fakat aslında onlar mutlaka yapmamız gereken şeylerdir.

15. Hangi soruları kendime sormuyorum? Evrende bilmediğimiz birçok şey var. Bu yüzden daima bilinmeyeni aramaya çalışın. Aklınızı yeni fikirlere açık tutun.

Kendime sormadığım birçok soru var. Bu yüzden her zaman her şeyi sorgulamaya devam edeceğim.

Bildiğim tek şey, daha fazlasını verdiğinizde hayatın daha fazla anlamı olduğu. Bu yüzden bu yazıyı bu soruyla kapatmak istiyorum:

16. Bugün bir kişiye nasıl yardım edebilirim?

Basit bir jest yeter. Ailenizden birini arayın. Arkadaşınızı neşelendirin. Hayatınızdaki insanlara yardım ederek başlayın.

Görüyorsunuz, her şey sorularla başlıyor. Maya Angelou’nun dediği gibi:

“Kendinize ne istediğinizi sorun ve elde etmek için hazır olun!”

Kaynak.

Okumaya devam et

Kişisel Gelişim

Yaşamaktan ve Yazmaktan Öğrendiğim 12 Gerçek – Anne Lamott (TED)

Yayınlandı

on

Yazar

 

61 yaşına basmadan birkaç gün önce, yazar Anne Lamott doğruluğundan emin olduğu her şeyi kâğıda dökmeye karar verir. Aynı anda hem kafa karıştırıcı, hem de güzel ve duygusal bir dünyada yaşamanın püf noktalarını irdelerken, kendine has bilgeliği ile aile, edebiyat, Tanrı’nın anlamı, ölüm ve çok daha fazlasını anlatıyor.
Ünlü roman yazarı Anne Lamott’un bu etkileyici TED konuşması ile sizi başbaşa bırakıyorum.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar