Connect with us

Bilim

Yeryüzünde tükenmekte olduğunu fark etmediğimiz 6 önemli şey

Yayınlandı

on

yeryüzünde tükenmekte olan şeyler

Yeryüzündeki kimi maddelerin giderek tükendiğine dair farkındalık artıyor.

Su, petrol ve bal arılarının giderek tükenmekte olduğunu hepimiz duymuşuzdur. Ama bunlar dışında da çok farkında olmadığımız ve kötü kullanım nedeniyle tükenmekte olan ve hayatımızda önemli bir yer tutan başka şeyler var.

İşte bunlardan altısı….

1. Yörüngede boşluk

Dünya'nın yörüngesinde dolaşan uzay araçları kalıntıları
Image captionDünya’nın yörüngesinde dönmekte olan 500 bin nesne olduğu tahmin ediliyor ve bu sayı her geçen gün artıyor.

2019 yılı itibariyle Dünya yörüngesinde dönmekte olan toplam 500.000 nesne bulunuyor

Bunların sadece 2000 kadarı bugün bir işlev görüyor. Günlük iletişim, GPS ve televizyon için kullanılan uydular bunlar.

Geri kalanlar ise fırlatılan roketlerden ve yörüngedeki nesnelerin çarpışmasından arta kalan parçalardan oluşuyor.

Peki bunda ne var? Bu 500 bin rakamı sadece aktif olarak takipte olan nesneleri kapsıyor. Bunlara her gün yenileri ekleniyor.

Teknoloi geliştikçe yörüngeye bir şey göndermek daha da kolaylaşıyor.

İnsan türü olarak bu bizim için genel olarak iyi bir gelişme anlamına gelse de, yörüngede dolaşan bu nesnelerin hareketini düzenleyen bir hava trafik kontrol sistemi bulunmuyor. DÜnya’ya yakın mesafede seyreden gereksiz kalıntıları temizleyecek bir teknoloi de henüz geliştirilmiş değil.

Yörünge kalabalıklaştıkça bu nesnelerin çarpma ihtimali, dolayısıyla telefonlarımızı, haritalarımızı, hava tahmin sistemlerini düzenleyen bağlantıların hasar görme riski artıyor.

Bu soruna çözüm bulmaya yönelik çalışmalar devam etmekle birlikte henüz bir çözüm bulunmuş değil.

2. Kum

kum tepeciği

Deniz kıyıları ve çöller kumla doluyken nasıl olur da kum kıtlığı baş gösteriyor diyebilirsiniz?

Ancak kum, çakılın yanı sıra yeryüzünde en fazla kullanılan maddelerden biri ve Birleşmiş Milletler’e göre, kendisini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tüketiyoruz kumu.

Erozyon yoluyla kumun oluşması binlerce yıl alıyor. Oysa inşaatlarda, deniz dolgu malzemesi olarak, su arıtma ve cam yapımında kullanılmak üzere hızla tüketiliyor.

Kum kaybı hassas ekosistemleri tehdit ederken, bu doğal kaynağın kullanımıını düzenleyen küresel bir denetim sisteminin kurulması çağrıları giderek güç kazanıyor.

 

3. Helyum

uçan balonlarTelif hakkıGETTY IMAGES
Image captionHelyum sadece uçan balonlarda kullanılmıyor, bazı tıp cihazları için önemli bir gaz

Partilerde uçan balon kullanmak için iki kere düşünmenin zamanı geldi belki de.

Zira bu balonları uçurmak için helyum gazıyla doldurmak gerekiyor. Helyum ise yer altından çıkarılan ve ve kimi tahminlere göre 30-50 yıl içinde tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz bir gaz.

Helyum ayrıca tıp alanında da önemli bir işlev görüyor. Emar (MRI) cihazlarının işlemesini sağlayan mıknatısları soğutmada kullanılıyor.

Kanser, beyin ve omurilik zedelenmelerinin teşhis ve tedavisinde çığır açan cihazlar bunlar.

 

4. Muz

Üst üste yığılmış muzlarTelif hakkıGETTY IMAGES
Image captionBugün tükettiğimiz muzların çoğu Cavendish denen tür

Günümüzde ticari amaçla üretilen muz türlerinin büyük çoğunluğu ‘Panama hastalığı’ adı verilen bir bitki hastalığına yol açan mantarların tehdidi altında.

Yediğimiz muzların çoğu Cavendish adı verilen ve bir tek bitkiden türetilmiş olan bir tür. Panama hastalığı muz bahçelerinde hızla yayılma potansiyeline sahip.

Daha önce de benzer bir tehditle karşılaşmıştık. 1950’lerde bu hastalık dünya muz hasılatını neredeyse sıfırlamış, üreticilerin Gros Michel adı verilen türden Cavendish’e kaymasına neden olmuştu.

Araştırmacılar, bu mantara dayanıklı ve tadı güzel yeni muz türleri üzerinde çalışıyor.

5. Toprak

Afrika'da tarlada çalışan iki kadınTelif hakkıGETTY IMAGES
Image captionGıda üretimi için toprağın üst tabakasına ihtiyaç var. Bitkiler besinlerini bu katmandan alıyor.

Yeryüzündeki toprak birden bire yok olmayacak elbette, ama yanlış kullanımı nedeniyle toprak konusundaki endişeler giderek artıyor.

Toprağın en üst tabakası bitkilerin besin kaynağı.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tahminlerine göre, dünyada mevcut üst toprağın yarıya yakını son 150 yıl içinde kayba uğradı. 2,5 cm’lik üst toprağın doğal yollardan oluşması ise 500 yıl alıyor.

Erozyon, yoğun tarım, ormandan arındırma ve küresel ısınma, dünyadaki gıda üretiminin çoğu için gerekli olan üst toprak kaybına neden oluyor.

 

6. Fosfor

yanan kibritlerTelif hakkıGETTY IMAGES
Image captionÇok da uzak olmayan bir gelecekte kibrit yakmak için fosfor bulamaz hale gelebileceğiz.

Bu madde ilk bakışta günlük yaşantımızda pek yer tutmuyor gibi görünebilir.

Ancak insan DNA’sının yapısı bakımından biyolojik olarak hayati önemde olduğu gibi, tarımsal gübre olarak da büyük önem taşıyor ve bunun yerine geçebilecek başka bir madde bilinmiyor.

Fosfor, bitki ve hayvansal atık olarak geldiği yer olan toprağa dönmek yerine, çeşitli mahsullar şeklidne kentlerde toplanıyor ve kanalizasyon sistemi yoluyla denizlere akıtılıyor.

Bugünkü kullanım şekliyle, madenlerden fosfor çıkarma işleminin ancak 35 ila 400 yıl kadar devam edebileceği tahmin ediliyor.

bbc

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Mikroskop Altında Çok İlginç Görünen 20 Sıradan Şey

Yayınlandı

on

Yazar

 

Günlük hayatta kullandığımız ya da  günlük yaşantımızda aşina olduğumuz şeyler mikroskop altında oldukça ilginç, sıra dışı ve hatta ürkütücü görünüyor olabilir. Çünkü bu şeylere mikroskopla bakınca işler biraz değişiyor. Canlı yada cansız bütün nesneleri farklı açıdan gözlemleyerek kendinizi farklı bir dünyada hissedebilirsiniz. Bu fotoğraflar nesnelerin ve canlıların elektron mikroskobu ile 10 bin kat büyütülülmüş hallerini gösteriyor. Normal olarak görünen birçok şeye gelin bir de mikroskop altında bakalım.


1) Plajda Üzerine Bastığınız O Yumuşacık Kum Taneleri


2) Bu Küçük Tüylü Şeyler Yaprağın Üzerine Bırakılmış Kelebek Yumurtaları


3) Düğüm Atılmış Halata Benzeyen Bu Şey Sarışın Bir İnsanın Saç Teli


4) Pamuğa Benzeyen Bu Şey Domates Üzerinde Oluşmuş Küf


5) Her Ne Kadar Keskin Gözükmese de Bu Bir Jilet


6) Köpek Balıklarının Derileri Kesici Aletleri Andırıyor


7) Mesajlaşırken Gönderdiğimiz Gülücükler Böyle Gözüküyor


8) Küçük İğne Deliğinden Geçen İplik


9) Milyonlarca Küçük Dilden Oluşan Kedi Dili

Çok mu tatlı ne? 🙂

 


10) Ürkütücü Görünen Bu Şey Bir Sinek Larvası


11) Mikroskopla Sivri Sineğin Bacağı İncelendiğinde Oluşan Görüntü


12) Anlam Veremediğimiz Bu Canlılar Zebra Balığı Larvası


13) Korkutucu Bu Canlı İse Ufak Bir Karıncanın Kafası


14) Eriltilmiş Demir Gibi Gözüken Şey Gözümüzdeki Kirpik


15) İnce Demir Çubuğa Benzeyen Bu Şey Aslında Plak Üzerindeki Kayıt Çizgileri


16) Günlük Hayatta Sürekli Kullandığımız Tükenmez Kalemin Ucu


17) Dantelden Yapılmış Küçük Toplara Benzeyen Şey Sadece Tebeşir


18) Kanepeye Saplanmış Mızrağa Benzeyen Bu Şey Bir Meyve Sineğinin Gözü


19) Elektrik Kabloları Gibi Gözüken Bu Şey Bir Kas Lifi


20) Aslında Herkesin Çok Yakından Tanıdığı Çilek

Kaynak.

Okumaya devam et

Bilim

Bilimin Ruhla Buluştuğu Yer: Üçüncü Göz (Epifiz Bezi) Nedir ve Ne İşe Yarar?

Yayınlandı

on

Yazar

 

Beynimizin geometrik olarak tam ortasında bulunan epifiz bezi nohut büyüklüğünde bir endokrin hormon bezidir. Geçmişten günümüze biyolojik ve efsanevi özelliklerin kesiştiği bir organ olduğu düşünülen epifiz bezinin “üçüncü göz”, yani insanın en yüksek bilince ulaştığı nokta ile olan bağlantısını açıklayan ilk kişi ünlü Fransız filozof Rene Descartes olmuştur.
Descartes, epifiz bezinin vücut ile zihnin bağlantı noktası olduğuna, insan ruhunun vücutla birleştiği mistik bir organ olduğuna inanır. Descartes’ın tezine göre epifiz bezi, beyinde çifti olmayan tek bölgedir; bu nedenle iki gözümüzle baktığımız her şeyi birleştirip tek halde beynimize ulaştıran, iki kulağımızla duyduğumuz sesleri tek ses halinde algılamamızı sağlayan organ o olmalıdır.

Epifiz Bezinin Görevleri Nelerdir?

Epifiz bezi, uyku/uyanıklık döngülerini uyaran melatonin hormonunu salgılar, vücudun biyo-ritminden ve biyolojik saat ayarlamasından sorumludur. Beynin en önemli içgüdüsel davranışları düzenleyen bölgesi olan hipotalamus ile uyum içinde çalışarak duyuların ve algıların kontrolünü sağlamaya yardımcı olur.

Neden Üçüncü Göz Olarak Anılır?

En eski çağlardan itibaren fiziksel ve ruhsal dünyaları birbirine bağladığına inanılan ve spiritüel ritüellerde, ibadetlerde ve meditasyonlarda odak noktası olan epifiz bezinin fiziki özellikleri de onun üçüncü göz olarak nitelendirilmesini destekler.
Bu küçük bezin açıldığı ameliyatlarda bezin tıpkı göz gibi retinal bir dokuya ve çevresinin saran kılcal damarlara sahip olduğu belirtilmiştir.
Beynimizin ışığı algılama, gece ve gündüzü değerlendirme ve biyolojik saati ayarlama merkezi olduğu da düşünülürse epifiz bezinin beynin diğer kısımlarından daha ayrı bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Eski çağlarda epifiz bezinin bilimsel ve fizyolojik özelliklerinin günümüzdeki gibi bilinmesi imkansız olsa da, şamanlar, şifacılar, bilge ve kahinler bu gizemli organın önemini anlamayı bir şekilde başarmış görünüyor.

Okumaya devam et

Bilim

Elon Musk’ın Çılgın Planı6 Madde : Dünyaya Yenilenebilir Enerji ile Güç Sağlamak

Yayınlandı

on

Yazar

elon musk

Elon Musk dünyaca herkesin yakından takip ettiği ve yaptıkları ile her zaman gündemde olmayı başaran bir girişimci. Paypal, Tesla ve SpaceX, aslında Musk’ın son 20 yıldır ne kadar başarılı ve çevresini değiştirdiğinin bir kanıtı.

Kendi roketini üreterek bir Tesla’yı uzaya fırlatmak ya da dünyanın en sık kullanılan çevrimiçi ödeme sistemini yaratmak dışında Musk’ın şu anki hedefi, gezegenin enerji üretim problemine yeni bir soluk getirmek.

Teknoloji girişimcisi kimliği dışında Musk, aynı zamanda geleceğin yenilenebilir enerji ile mümkün olduğuna inanlardan. Peki milyarder bir girişimci nasıl olur da bütün gezegene yetecek enerjiyi üretebilir?


1) Elektrikli araçlar için güç istasyonlarının sayısını ikiye katlamak

Musk’ın ilk öngörülerinden biri 2019’un sonuna kadar Supercharger’ların sayısını iki katına çıkartmaktı(Normal elektrikli araç şarj istasyonları gibi saatler süren şarj süresinin aksine, ücretsiz olan bu sistem dakikalar içerisinde aracınızı şarj etmenizi sağlıyor). Bu hedefinin endüstriye etkisi ile birlikte 2017 sonunda dünya genelinde üç milyondan fazla elektrikli araç satışı gerçekleşti. Bu hedefini bu kadar çabuk gerçekleştirmesini sağlayan etmenlerden biri de endüstrideki bu arz talep dengesindeki artıştı.


2) Gigafactories ve bataryaları geleceğin enerji üretim biçimine yön verecek

Girişimcinin ikinci öngörüsü ise Tesla’nın vizyonunu dünya çapındaki enerji dönüşümü ile birleştirerek sürdürülebilir enerjinin elektrikli araçlar ve diğer enerji ürünleri ile birlikte, gün geçtikçe artan enerji talebine yetebilecek duruma gelmesi.


3) 100 Adet Tesla Gigafactory bütün dünyanın enerji ihtiyacını yenilenebilir enerji ile karşılayabilir

Bu öngörü Gigafactories’in ve bataryalarının gelecekte enerji ihtiyacına cevap vereceğini ileri sürüyor. Gündelik hayatta enerji ihtiyacımızı karşılamak için kullandığımız doğal gaz yerine, 25000 evin enerji ihtiyacını karşılayabilecek Lithium-ion piller kullanılabilir. Tesla’nın yaptığı hesaplamalara göre tüm dünyanın yenilenebilir enerjiye geçmesi için gerekli olan tek şey tamı tamına 100 adet Gigafactory.

4) Musk, dünyanın en büyük sanal enerji üretim tesisini kurmayı planlıyor

2022 yılına doğru baktığımızda ise Musk’ın diğer hedefinin dünyanın en büyük sanal enerji tesisini inşa etmek olduğunu görüyoruz. Nasıl mümkün olacak diye sorduğunuzu fark ediyorum. Günay Avustralya’daki 50000 eve dört yıl içerisinde ücretsiz güneş paneli dağıtmak planın sadece ufak bir kısmı. Elde edilen enerjinin kullanılmayan kısmı ise ülkenin ana hattına geri beslenerek ülkenin günlük enerji tüketiminin %20’sinin yenilenebilir enerji ile elde edilmiş olacak.

5) Tüm dünyanın enerji ihtiyacını güneş enerjisi ile karşılamak için ufak bir kara parçası yeterli

Güneş’ten Dünya’ya yalnızca bir saatte gelen enerji miktarı, insanlığın tüm bir yılda harcadığından fazla olmasına rağmen sadece %0.39’u Amerika’da üretilip kullanılmakta. Musk’ın dediğine göre yalnızca İspanya büyüklüğünde bir kara parçası 2030 yılında tüm dünyaya yenilenebilir enerji ile güç sağlayabilir.

“Elimizde enerji üretmek için yalnızca güneş enerjisine muhtaç olduğumuzu düşünelim. İspanya’nın ufak bir bölgesini kullanarak tüm Avrupa’ya yetecek kadar enerji sağlayabilirsiniz. Amerika’ya bakarak konuşursak da Nevada’nın ufak bir köşesi ya da Utah, tüm ülkenin enerji ihtiyacını karşılayabilir.”


6) 15 yıl içerisinde çatıların büyük bir çoğunluğu güneş enerjisi üretebilen kiremitler ile yapılacak

Son öngörüsü ise şu an hepimizin alışık olduğu düz çatılar. Bu çatılar 2032 yılına gelindiğinde hepimizin garipseyeceği geçmişe ait bir parça olacak. Çünkü Tesla’nın güneş panelleri (Tesla Solar Roofs), ev sahiplerinin ömür boyu elektrik ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir sisteme sahip olmalarını sağlıyor. Metrekaresi yaklaşık 220 dolar olan bu kiremitlerin ileride tüm evlerin çatılarında olacağı öngörülüyor.

Okumaya devam et

Bilim

Paleontologlar Dünya’nın En Tehlikeli Yerini Buldular

Yayınlandı

on

Yazar

Dünya Tarihinin En Tehlikeli Yeri: Geniş kapsamlı bir makaleye göre, Sahra Çölü’nün kenarında uzun zamandır bilinen ancak üzerinde az bir süre çalışılmış olan Kretase (tebeşir) kayası, dinozorlar için eski bir zeminden daha fazlasıydı.

Doğu Fas’taki Kem Kem Grubu, Dünya’nın tarih öncesi geçmişinde yaşamak için fosil yakıtlarında da görüldüğü gibi büyük gövdeli etoburların korkunç üstünlüğüne dayanarak en tehlikeli yeri ve zamanı başlıca temsil edebilir.

 

Palaeontologists Think They Have Found 'The Most Dangerous Place ...

Figür 1.Kem Kem bölgesinin coğrafi konumu ve çıkıntıları A Afrika’da Fas’ın ve Kem Kem yataklarının konumu (kırmızı ile gösterilmiştir) B Kuzey Afrika’daki Kem Kem’in coğrafi konumunu kıyı alanlarına göre kabaca gösteren harita. C Kem Kem ve Guir Hamadas boyunca olan kretase çıkıntılar (Serano’dan değiştirildi.) Numaralar: 1 Kem Kem, Fas. 2 Gara Samani, Cezayir. 3 Timimoun, Cezayir. 4 Monts des Ksours, Cezayir 5 Djoua Vadisi, Cezayir. 6 Al Hamra Hamada, Libya 7 In Abanaharit, Nijer. 8 Bahariya, Mısır 9 Tataouine, Tunus. (Ibrahim et al., ZooKeys, 2020)

 

Araştırmacılar, bu yaygınlığın – otobur hayvanların göreceli kıtlığının aksine – karşılaştırılabilir modern karasal ekosistemde bulunamayan dev et yiyicilere karşı bir önyargı oluşturduğunu söylüyor.

Dünya’nın En Tehlikeli Yeri

Detroit Mercy Üniversitesi’nden paleontolog (yüz binlerce yıl önceki hayatı inceleyen kişi) Nizar İbrahim, “Burası, Dünya gezegeni tarihindeki tartışmasız en tehlikeli yerdi. Bir zaman yolcunun çok uzun süre dayanamayacağı bir yer” diyor.

Science / 205

Bir Carcharodontosaurus, Elosuchus adı verilen bir grup timsah avcısını izler.(Davide Bonadonna)

Yeni bir çalışmada, İbrahim ve ekibi daha öncesinde “Kem Kem yatakları” olarak tabir edilen fosil kanıtlarının bolluğunu yeniden gözden geçirdi. Fas-Cezayir sınırının yakınında bulunan fosil açısından zengin antik tabakalar Geç Kretase (Tebeşir Dönemi) dönemine kadar uzanıyor.

Bu yerin varlığı yalnızca paleontologlar için değil, aynı zamanda ticari fosil avcıları için de uzun zamandır biliniyor. Yani bu demek oluyor ki eski dinozorların, sürüngenlerin ve diğer canlıların çoğunun yağmalanmış kalıntıları artık özel koleksiyonlarda ve dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda.

Bu izole edilmiş fosillerin dağılımı, Kem Kem Grubu’nun fosil taşımacılığının gerçekte neyi temsil ettiğine dair birleşmiş bir genel bakışı gözden kaçırdığımız anlamına gelir. İbrahim ve diğer araştırmacılar, çeşitli kıtalarda koleksiyonlara yapılan ziyaretleri içeren yeni analizleriyle bunu düzeltmeye çalışmışlardır.

Ünlü Alman paleontolog Ernst Freiherr Stromer von Reichenbach 1936’da son ve büyük eserini yayınladığından beri, “Bu hemen hemen bir yüzyılda Sahra’daki fosil omurgalılar üzerinde yapılan en kapsamlı çalışmadır.” diye açıklıyor David Martill.

Ibrahim, Derlemenin “Afrika’nın dinozorlar çağına açılan bir pencere” sunduğunu ve Kem Kem Grubunun aslında alt Gara Sbaa ve üst Douira oluşumları olarak isimlendirilen, fosil bakımından zengin iki ayrı bölgeyi kapsadığını öne sürüyor.

Her iki oluşum da eski timsahların, balık kalıntılarının, kaplumbağaların yanı sıra bir dizi dinozor ve uçan sürüngenlerin, çeşitli omurgasızların ise bitki ve iz fosillerini sergilemektedir.

Dört farklı tipte dinozor

Reconoces a estos dinosaurios?

Balık yiyen, yelken sırtlı Spinosaurus. (Davide Bonadonna)

Kem Kem paleo ekosisteminin muhtemelen en göze çarpan özelliği, o zamandan beri ‘Stromer’ın bilmecesi’ olarak bilinen hem Kem Kem Grubunda, hem de Mısır’ın Bahariya Oluşumunda görülen yırtıcı ve otçul dinozorlara karşı aşırı bolluğun olmasıdır.

Kem Kem Grubu ile ilgili olarak, bu dört farklı tipte theropodun (arka uzun bacakları ile yürüyen ve kısa kollara sahip olan bir dinozor türü) (diğer türleri olan abelisaurid, Spinosaurus aegyptiacus, Carcharodontosaurus saharicus ve Deltadromeus agilis) varlığıyla gösterilirken, araştırmacılar bunun gibi çoğu Mezozoik oluşumda sadece bir veya iki büyük gövdeli yırtıcıların bulunacağını söylüyor.

AbelisauridTıknaz arka ayaklar, oluklar ve çukurlar ile kafatası kemiklerinin geniş süslemesi ile karakterize edilmiştir.

Spinosaurus aegyptiacus: Mısır’a ait omurgalı kertenkele. Uzun dar bir burun ve arka tarafta yelken benzeri bir yapı oluşturabilen uzun dikenler ile karakterize edilir.

Carcharodontosaurus saharicusKöpekbalığı dişli kertenkele. 13.7 metre uzunluğunda açıklanan en büyük etçil dinozorlar arasında.

Deltadromeus agilisHassas, dar çerçevesine dayanarak keşfedilen en hızlı dinozorlar arasında belirlendi.

Ancak ekip, Kem Kem’i ayıranın daha fazlası olduğunu buldu.

Büyük gövdeli dinozor yırtıcılarının bol olması

Palaeontologists Think They Have Found 'The Most Dangerous Place ...

Gara Sbaa formasyonunda tablo şeklinde çapraz tabakalanma. (İbrahim ve diğerleri, ZooKeys, 2020)

“Büyük gövdeli dinozor yırtıcılarının bol olmasına ilave olarak hem Kem Kem hem de Bahariya topluluklarında bulunan dört büyük gövdeli yırtıcıdan en az üçü, kaydedilmiş olan en büyük (ilk yüzde on) dinozor avcıları arasında.”

Aynı zamanda, büyük gövdeli otçulların fosil kayıtlarında ne bol ne de çeşitli olduğu söyleniyor. Ancak büyük et yiyenlerin yanında yaşamalarına rağmen, “diğer birçok Kretase oluşumunda olduğu kadar çeşitlilikli ne de fosil olarak yaygın değil.

Her şeye rağmen, yemek için yine de bolluk vardı. Bu dinozorlar aşağı yukarı  100 milyon yıl önce dünyamızdaydı (fakat bazı fosiller için 115 milyon yıl öncesine kadar), bölge geniş bir nehir sisteminin başıydı ve bol miktarda balık ve diğer deniz canlıları vardı. Bu sayede theropod popülasyonu yaşamını kolayca sürdürebildi.

Martill, “Burası dev coelacanths  ve lungfish  de dahil olmak üzere kesinlikle muazzam balıklarla doluydu” diyor.

(coelacanths: iki metreye kadar uzayabilen geniş ve dolgun bir balık.)

(lungfish: bir veya iki kesesi olan, akciğer görevi gören ve havayı solumasını sağlayan uzun bir tatlı su balığı.)

“Onchopristis adında devasa dişleri olan devasa bir tatlı su “testere köpekbalığı” var. Bunlar dikenli hançerlere benzerler ancak güzel bir şekilde parlak olanından.”

Bulgular ZooKeys’te bildirildi.

Okumaya devam et

Bilim

Koronavirüsün Bir Market İçinde Nasıl Yayıldığını Gösteren Korkutucu Video

Yayınlandı

on

Yazar

Finlandiya’daki Aalto Üniversitesi’nden araştırmacılar, kapalı bir alanda öksüren bir bireyin üç boyutlu simülasyonunu oluşturdular. Araştırmacıların oluşturdukları simülasyon, öksürük sonucu havaya saçılan küçük taneciklerin hemen yere düşmediklerini, bir süre boyunca havada asılı kaldıklarını kanıtladı.

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar