Connect with us

Gerçek mi?

Yurt Dışında Yaşamak İstiyorum Ama Nasıl? İşte 11 Adımlık Güzel Bir Rehber

Yayınlandı

on

yurt dışında yaşamak

1) Şirketini Değiştirmeden Yurt Dışında Çalışmak Mümkün Mü?

En kolayı mevcut iş yerinizin yurt dışı işbirliklerine veya ofislerine başvurmak.

Gereken koşulları öğrenerek, açık pozisyonlar hakkında bilgi almak ve bunun için çalışmak. Bu süreçte şirket insan kaynaklarınızla veya gitmek istediğiniz ülkedeki çalışanlar ile bağlantıya geçebilirsiniz. Mail ve iletişim bilgileri zaten sistemde mevcuttur, değilse de LinkedIn’den ekleyerek mesaj atabilirsiniz.


2) Hangi Ülkede Yaşamak İstiyorsun?

Hatta hangi şehirde yaşamak istiyorsun? “Evet sanki bu karar da bana kalmıştı Neresi olursa giderim ki ben” deme lütfen. Gözlemlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki; yapılan en büyük hata onun bunun sözlerini baz alıp, kendi yaşam tarzını ve isteklerini hiçe sayarak bir yere taşınmaya karar vermek.

Bir dakika, sen soğuk havalara katlanabilir misin? Doğayı seviyor musun? Akşam iş çıkışı arkadaşlarla bir kaç bir şeyler içmeden olmaz mı diyorsun? Seminerler, kongreler, iş imkanları fazla mı olsun? Nerede evinde gibi hissedebilirsin? Hayat pahalı mı? Kalabalık mı olsun, yoksa izole mi? Yalnız kalabilir misin?

Karakterinize uygun bir yere gidin, hayattan yapmaktan hoşlandığınız şeyleri yapmaya devam edebileceğiniz yerlere gidin. Kendinizi düşünün, karakterinizi düşünün, hayatta ne yapmak istediğinizi düşünün, ona uygun bir yer düşünün.

Lütfen ama lütfen sadece bir yeri terk etme güdüsüyle davranmayın. Kendiniz için, sevdiğiniz bir şeyleri yapabilmek için gidin. Gidecekseniz güzel bir hayat kurabilmek için gidin. Acıdan kaçmak iyi bir motivasyon kaynağı, fakat isteklerin ve neyi sevdiğin de bir o kadar önemli.

Buna ekran karşısında karar vermen çok zor. Oranın havasını solumadan buna karar vermek, çoğu zaman gidenler için hayal kırıklığına sebep olabiliyor. Beklentilerimiz hep çok yüksek çünkü. Gidemiyorsak bile oradaki lokal insanlarla konuşmak, soru sormak önemli. Kendimizi ve ihtiyaçlarımızı tanımak da.

Yaşamak istediğin 5 yeri yaz hadi, ve neden oralarda yaşamak istediğini. Bakalım ortak noktaları ne? Bunları barındıran başka yerler de olabilir mi? Biraz daha araştır lütfen.


3) O Dili Öğren, Hatta Bir Tane Daha Öğren

“Yurt dışında yaşamak istiyorum” diyenlerin bahanesiz bir şekilde çözmesi gereken bir konu bu. Hangi ülkeye gitmek istiyorsan, o ülkenin anadilini konuşabilmek çok büyük avantaj. Eğer konuşamıyorsan da İngilizce’ne ek olarak o dili kendi çabalarınla öğrenmeye başla lütfen. Harika uygulamalar var bunun için.

Araştır lütfen, kendi kendine öğrenemiyorsan da hem bulunduğun yerdeki, hem de yurt dışındaki dil okullarına bakabilirsin taşınma kararı almadan önce. Karar veremeyenlerin en çok tercih ettiği yöntemlerden birisi de bu. Ya da istersen şöyle yöntemler de var.


4) Keşke Hep Öğrenci Kalsam Diyenler İçin Kurs, Yüksek Lisans, Doktora?

Bu konuda çok deneyimim olmasa da, bir enstitü aracılığıyla yurt dışına çıkmak seni rahatlatabilir. En azından ne iş yapmak istediğine karar vermen için zaman kazandırır.

Yeteneklerini geliştireceğin kısa dönemli sertifika programları ya da kursları da araştırabilirsin. Aşçılık, Yazılım, Gamification, İnovasyon, Girişimcilik, Sihirbazlık artık ne istiyorsan araştır lütfen.

Yüksek lisans veya doktora için ise inan bana sürece çok hakim değilim ama o okulda okuyan harika insanlar belki sana yardımcı olabilir, sormaya ne dersin?

Bir de eğer ciddiysen bu kararında, IELTS sınavına girebilirsin en kısa zamanda. İş ve üniversite başvuruları için çok önemli, tabii bu sınavın fiyatı biraz pahalı olduğu için iyi hazırlanıp girmek önemli. Çünkü son iki yılda en düşük notunun 6 veya 6.5 olması bekleniyor çoğu ülkede(Özellikle de İngiltere’de ve Avustralya’da).


5) Portföyün, Özgeçmişin, Referansların Hazır ve Güncel mi?

Ve tabii ki İngilizce mi?

Global bir dilde hazırlaman seni daha görünür ve ulaşılabilir yapacaktır. Özellikle LinkedIn profilinin İngilizce olması önemli ama yeterli değil.

Ya cidden bunları yazarken sıkılıyorum, belki okurken sen de sıkılıyorsun ama tekrar etmek gerek bazen. Zaten işin en sıkıcı tarafları bunları güncellemek. Erteleyip duruyoruz hep öyle değil mi, ama aynı zamanda o kadar önemli ki. Haydi az kaldı biraz daha zorlayacağım sizi izninizle.

Evet nerede kalmıştık 🙂

İnsan kendini anlatırken ve betimlerken nedense çok sıkılıyor, hemen olsun bitsin istiyor ama eh işte bu işler pek de öyle yürümüyor dostum. Yurt dışında yaşamak da başlı başına zor bir süreç zaten.

Güvendiğin birine fikirlerini sorabilirsin, destek alabilirsin. Başka bir bakış açısından fikir almak iyidir. Senin göremediğin hataları düzeltebilir. Aman diyeyim CV’nde ya da başvurunda yazım hatası olmasın, lütfen. Dikkat.

Görünür ve hazır olabilmen için şimdiye kadarki tüm başarıların mümkünse yazılı olarak hazır olsun. Anahtar kelimelerini belirle ki seni ulaşılabilir kılsın.


6) Peki Nasıl Başvuru Yapacağız?

Test ve ezber mantığıyla olmaz ki ama bu işler. Alışmışız hep, “apply” tuşuna basmak sanıyoruz iş başvurusunu, oysa ki çoook çok önceden başlaması gerek bu sürecin. Yurt dışında yaşamak hayalinden bahsediyoruz sonuçta. O tuşa basmak sadece kısa dönemli bir araç seni iş görüşmesine çağırmaları için. Asıl matematik ondan önce, ama her şeyini hatasız, güncel, enerjik ve ilgi çekici olarak hazırladıktan sonra başvuru aşaması geliyor.

Sizlerle bazı iş başvuru sitelerini paylaşmak isterim, daha fazlasını da siz paylaşabilir ya da bana değerli yorumlarınızla önerebilirsiniz. Paylaşmak değer vermektir.

www.glasdoor.com // www.monster.com // www.academicwork.com // www.manpower.com // www.jobvite.com // berlinstartupjobs.com jobspotting.com/en/ // jobbatical.com/explore // www.europelanguagejobs.com // www.indeed.co.uk // ec.europa.eu/eures/public/en/homepage // jobs.gaijinpot.com // www.toplanguagejobs.co.uk // www.make-it-in-germany.com/en // http://www.ewirecruitment.com // angel.co/jobs // monsterboard.nl

Bu arada, hatırlatmakta fayda var, kimse ama kimse bu sitelere girip sizin yerinize başvuru yapmayacak. Bütün bunları sizin yapmanız gerekiyor.

Gideyim de ne iş olsa yaparım deme, araştır lütfen. Çünkü bizler üniversite okurken garsonluk yapmanın tuhaf kaçtığını düşünerek yetiştik ama yurt dışındaki yaşıtlarımız o yaşlarda ne iş bulursa yapıyorlardı ve gocunmuyorlardı.

Çok açık ve net söylemek istiyorum ki, buradaki işinizi sevmeyip, kendinizi geliştirmeyip, tüm umut ve hayallerinizi yurt dışına endeksli yaşıyorsanız bundan sonuç almak çok zor.

Aman canım ben orada garsonluk da yaparım diyorsan eğer, hayatında hiç garsonluk yaptın mı? diye sormak isterim.

Yani bizler de malesef bir de mesleklere üsten bakmacılık var. Eş dost ne der, ailem benden utanır mı, ayıp mı derken tuhaf bir iş anlayışımız oluşuyor. O yüzden hassas bir konu diyorum ya oraya gidip mutlu olamazsan kimseyi suçlama lütfen.

Çoğu zaman bu seçenek korkutuyor zaten bizi, “ya beklediğimi bulamazsam?” Bulamayabilirsin ama bu zaten yolculuğun kendisi, bulamazsan, o zaman da başka bir şeyler araştırmaya başlaman gerekecek. Öylece durup da akıntıda sürüklenmek yok artık, devir değişiyor. Hem de çok hızlı.

Aslında neyde iyiysen o konuda iş bulma ihtimalin artacak. O yüzden hemen şimdiden uzmanlığını arttıracak çözümlere odaklanmak isteyebilirsin.

LinkedIn jobs, ülkeye özel headhuntlar, HR danışmanları var. Onları bulup, kendinizi çok ama çok iyi ve net anlatan mailler atabilirsiniz. (stalker gibi sürekli rahatsız etmeden tabii ki. Özellikle gecenin bir yarısı mail atmak yerine o ülkenin saat dilimini göz önünde bulundurarak iletişime geçmek önemli.)

Pek kolay olmayacak demiştim ama pes etmek yok, hadi devam ediyoruz.


7) Sponsor Bulabilmek

Çoğu uluslararası şirketin kendi web sitelerinde başvuru sayfaları var. Ama o da ne? “Çalışma ve oturma iznin yoksa” otomatikman seni eliyor mu? Evet öyle de bir şey var.

Sponsorluk o kadar kolay bulunamıyor maalesef ama uzmanlığınıza ve yetkinliğinize güveniyorsanız, bu yolu seçebilirsiniz.

Peki sponsor şirket ne demek? Bir şirketin seninle çalışmak istediğini, bulunduğu ülkeye belirtmesi. Şirket iş ilanı açarak bunu 28 gün yayınlar ve gerekli insanlarla iş görüşmesi yapar. 28 günün sonunda eğer kendi ülke vatandaşı veya Avrupa Birliği vatandaşı birini bulamazsa Türk vatandaşı olarak seni işe alıyor. Fakat iş açığı olan sektörler bu 28 günlük süreçten muaf.

Sonra sen bu sertifikayı iş vize başvuru belgesi olarak kullanıyorsun. Ve tekrar hatırlatmakta fayda var, özellikle son dönemde yaşananlardan sonra çalışma izni almak konusu biraz zorlaştı. Bu sebeple keşke bir şirket size sponsor olabilse.


8) Peki Beni Neden İşe Alsınlar?

Dili bilmeli ve işinizde, uzmanlığınızda iyi olmalısınız. Özellikle Skype mülakatları için de ön hazırlık ve çalışma gerektiriyor. Yabancılara karşı olan ön yargıyı aşabilecek vasıflarımız olmalı. Samimiyet, adaptasyon, çalışkanlık ve uzmanlık.

Gitmek istediğiniz ülkenin kendi web sitesinden detaylı bilgileri edinebilirsiniz, fakat basitçe birkaç ülkeyi şöyle paylaşabilirim:

Avustralya için ekşisözlük yazarının güzel bir entrysi burada. Aranan meslek listesi de hemen burada. Yeni mezunlar için geçici vize koşulları burada.

İsveç için aranan meslekler burada.

Kanada için aranan meslekler burada. Aranan kriterler ise burada.

Avusturya için kriterler burada.

İspanya için kriterler burada.

Freelence çalışmak için nispeten daha ucuz ve uygun yerler arıyorsanız da Tayland, Uruguay, Yeni Zelanda, Kamboçya ve Bali’yi de inceleyebilirsiniz.


9) Para, Para, Para…

Gelelim en can alıcı konuya. Para konusuna değinmemek oldukça naif olurdu. Çünkü yeni bir hayata başlamak için birikim şart.

Fakat yine belirtmek gerekir ki bu subjektif bir konu. Yani senin buradaki hayat şartların ve gideceğin ülkenin şartlarıyla alakalı. Ne istediğinle alakalı. Çoğumuz için konfor alanından çıkmadan önce bizi vazgeçiren en önemli etmenlerden.

Ama yaşam şartlarını araştırmadan cebinizde para olmadan giderseniz, yağmurdan kaçarken doluya tutulabilirsiniz aman ha! Bu sebeple planlarımızı çok daha rasyonel ve stratejik yapmak gerekecek. Ülkelere göre ortalama maaşlar ne kadar bilmek istiyorsan seni hemen buraya alalım.


10) Yabancı Bir Partner Bulmak Ya da Bulmamak

will-you-marry-me

Bak işte bu konuda ben yardımcı olamam tamamen senin seçimine kalmış. Fakat her şeye rağmen bunun da bir yöntem olduğunu unutmamak gerek.


11) Sevdiklerini Geride Bırakma Hüznü, Bir Nevi Gurbet 🙁

İşte en ölçülemeyen değerlerden birisi daha.

Bu arada yurt dışında yaşayanlara sorduğunuzda ülkemiz cennet, harika ve muhteşem. “Peki, o zaman neden dönmüyorsunuz?” deyince genelde mavi ekran veriyor karşımızdakiler, değil mi?

Adı üstünde yurt(DIŞI). Evinden, sevdiklerinden, alışkanlıklarından ve konfor alanından uzaklaşmak sandığımız kadar kolay olmayabiliyor. Ama insan adapte olan bir varlıktır. Önemli olan nereye alışabileceğiniz. Unutmayın, alışmak sevmekten daha zor geliyor. 🙂


Darwin’in dediği gibi;

“Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan… Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan.”

İyice planlamadan, gerçek dışı beklentilerle, doğru soruları kendinize sormadan bu kararı vermeyin lütfen. Bir ülkede doğmanız, başka yerleri görmeyecekseniz, sadece orada yaşayacaksınız demek değil artık. Gerçekten isterseniz, istediğinizin bu olduğundan emin olursanız, adım adım planlarsanız ve bunun için gerçekten çaba gösterirseniz, yapabilirsiniz. Ve bu karar belki de hayatınızda verdiğiniz en iyi karar olabilir!

Advertisement
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gerçek mi?

Ünlü Fotoğrafçı, İlginç Fotoğraflar Çekmek İçin Kullandığı Hileleri 30 Örnekle Açıklıyor (Yeni Resimler)

Yayınlandı

on

Yazar

Barselona merkezli fotoğrafçı Jordi Puig, fotoğrafçılığı herkes için erişilebilir hale getirme misyonunu üstleniyor. Puig, büyüleyici fotoğraflar çekmek için lüks ekipmanlara ihtiyacınız olmadığını bize göstermek istiyor; sadece biraz yaratıcılık ve pratik. Ve gerçekten ikna edici davalar ortaya koyuyor.

Fotoğrafçı, çekimlerine sahne arkası görüntüleri ile eşlik ediyor ve insanlara istedikleri görünümü veya efekti nasıl elde edeceklerini öğretiyor. 

Daha fazla bilgi:  Instagram

# 1

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçı Jordi Puig Batlló, bu çarpıcı görüntülerin çekilmesinde erkek kardeşinden çok yardım alıyor. Puig’in ağırlıklı olarak sinematik olan fotoğraf tarzı, bir film yapımcısı olarak önceki çalışmalarından ilham alıyor.

INSIDER’a “Her şey sanatsal bir bakış açısına sahip olabilir” dedi . “Her şeyi fotoğraflayabilirim. Asıl mesele açıyı, etkiyi ve perspektifi bulmaktır.”

# 2

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 4

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

Mükemmel çekimi yapmak için kaç kişi çalışır?

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

# 6

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

HO! bu SÜPER SERIN! böyle ışıkları olsaydı% 100 denerdim

# 7

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Bu yüzden kabloyu düzenlemek zorunda kaldı

# 8

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 10

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

# 12

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Zinciri yeniden düzenlemeleri gerektiğini varsayıyorum.

# 15

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 20

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 21

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

# 22

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

Bir paspası gerçekten ilginç bir şeye dönüştürmeyi başardılar!

# 24

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

jordi.koalitic

Fotoğrafçılık-Püf Noktaları-Jordi-Koalitic

 

Okumaya devam et

Galeriler

1 Milyon TL Değerinde Maserati Karşılığında Evcil Hayvanınızdan Vazgeçer misiniz?

Yayınlandı

on

Yazar

Evcil hayvanınızdan ne için vazgeçerdiniz? 30 bin TL nakit? 1 milyon TL değerinde bir Maserati? Bakalım insanlar evcil hayvanlarından ne kadar için vazgeçmişler…

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Kimliğimizin Bilinmemesi Bizi Cesur mu Yapıyor Yoksa İçimizdeki Canavarı mı Uyandırıyor?

Yayınlandı

on

Yazar

Tarihin en önemli sosyologlarından biri Zygmunt Bauman, Akışkan Doğanlar adlı kitabında, “İnternet”i büyük beklentiler ve hüsrana uğramış umutlar kombinasyonu olarak tanımlıyor. Bunu şöyle anlatıyor:

“İnternet hayatımıza bireysel özgürlükleri ve insan refahını heyecan verici derecede artırmak üzerine girdi, peki bugün sonuç ne? İdeal, politik ve demokratik yaşam alanı olmayı taahhüt eden internet; sonuçta demokrasi krizini, çatışmaları ve diktatörlükleri artıran bir yapıya büründü.”

Bunun en önemli nedeninin kimliğin belirsizliği ve gizlenebilmesi olduğunu iddia ediyor. Normal şartlarda birinin yüzüne karşı kolayca “hırsızsınız, katilsiniz” demek pek mümkün değilken, şiddete oldukça uzak kabul edilebilecek biri çok uzak mesafelerden en sağlam küfürleri ve hakaretleri sıralayabiliyor. (Elbette yan komşunuz da olabilir!)

Bazılarınız ABD’li psikolog Philip Zimbardo’nun bir grup genç kız üzerinde yaptığı deneyi hatırlayabilir.

Bazılarınız ABD’li psikolog Philip Zimbardo’nun bir grup genç kız üzerinde yaptığı deneyi hatırlayabilir.

Deneyde Zimbardo, kız öğrenci grubunun kimliklerini gizlemek için onların Klu Klux Klan’dakilerin giydiğine benzer ve kimliğin anlaşılmasını engelleyen bir kıyafet giymelerini sağlıyor. Diğer bir grup kız öğrenciye ise herhangi bir kıyafet sınırı koymuyor. Kendi gündelik kıyafetleriyle rahatça deneye katılıyorlar. İki gruptan da başka insanlara elektrik vermeleri isteniyor. İlginç bir şekilde kimliğini gizlemek için başlık takılması istenenler, başlık takmayanlara nazaran elektrik akım düğmesine takmayanlara göre iki kat daha fazla süre basmışlardır. Yani uzun süre işkence edebilmişlerdir.

İnternet iki farklı dünya yarattı.

Biri yaşadığımız gerçek dünya diğeri ise kimliğimizin daha gizli olduğu ve perdenin arkasında kaldığımız bir dünya. İkinci dünya gittikçe büyüyor ve internet üzerinden verilen tepkilere de kamu otoriteleri sessiz ve tepkisiz kalamıyor.

Bir gruba “Suçu kanıtlanana kadar herkes masumdur!” hukuki ilkesine katılıyor musunuz?” ya da “Eğer masum olsaydınız ve birileri iftira atsaydı, ne hissederdiniz?” diye sorsaydım muhtemelen insanların çoğu ilkine “Medeniyetin gereği!” ikincisine ise “Çok kötü hissederdim.” derdi. Peki nasıl oluyor da hukuki sürece girmiş birçok konuda elimizde gerçekten hiçbir delil olmadan sosyal medyada birilerini katil, hırsız diye suçlayabiliyoruz? Medeniyet dediğimiz şey bırakın hukuki süreçte olanları, suçluların bile hakları olduğuna inandığımız zaman var olabilen bir şey.

Dijital dünyanın kamu otoriteleri üzerinde büyük etkisi var hatta sosyal medyayı tatmin etmek için hukuk dışı bile davranabiliyorlar. Sosyal medyada tepki gösterenlerin de haklılık payları yüksek çünkü adalete güven duygusunda ve adaletin hızında önemli problemler var.

Adalet işini yapamadığında linç kültürü hızlanmaya ve güçlenmeye başlıyor. Halide Edip Adıvar’ın 1923’te yazdığı “Vurun Kahpeye” romanındaki linç kültürü sosyal medya açısından çok da farklı değil. O zaman bir köyde ağzından tükürük saçan nefret dolu insanlar vardı, bugün onlar hâlâ varlar ve sosyal medyadalar. O gün romandaki gericiliği temsil eden Hacı Fettah adlı karakter, bugün sosyal medyada daha modern insanlarla temsil edilse de “İdealist Aliye” olmak isterseniz size bazı önerilerim var.

1. Sosyal medyada bir şey paylaşmadan önce haberin doğruluğundan emin olmak için gereken tüm çabayı gösterin ve eğer emin olamıyorsanız paylaşmayın!

1. Sosyal medyada bir şey paylaşmadan önce haberin doğruluğundan emin olmak için gereken tüm çabayı gösterin ve eğer emin olamıyorsanız paylaşmayın!

Eğer paylaşırsanız hukuki yaptırımlarla baş başa kalabilirsiniz. Ya da bir Hacı
Fettah’ın piyonu olma olasılığınız var. Sosyal medya şeffaf değildir, perdelerin arkasında hep birileri ya da bir ideoloji vardır.

2. Suçu ispatlanmamış hiç kimseyi suçlu ilan etmeyin.

Hukuki sorumluluk bir kenara ahlaki olarak masum bir insanı suçluyor olabilirsiniz. Birilerini suçlamak için sosyal medya en iyi ortam olmayabilir.

3. Sosyal medyada sizin gibi düşünmeyenleri hemen arkadaş listenizden çıkarmayın.

Bunu yaparsanız hep sizin gibi düşünenleri takip ederek körelirsiniz. Sizden farklı düşünenlerin ne düşündüğünü anlamaya çalışın. Dünyanın bölünme ve ötekileşme nedenlerinden biri budur. Ötekileştirmeden rahatsızsanız ve bunu siyasilerin yaptığına inanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bunu yapan biziz.

4. Başkalarının ne düşündüğünü ve neden öyle düşündüğünü suçlamadan anlamaya çalışın.

4. Başkalarının ne düşündüğünü ve neden öyle düşündüğünü suçlamadan anlamaya çalışın.

Yaptıklarımızı yapmaya devam edersek dijital dünya bizi çok daha fazla bölecektir.

Geçenlerde siyasi görüşe sahip TV kanallarından birine maruz kalıyorum. Yanımdaki bana sordu:

“Ne kadar haklı değil mi?”

“Ben sadece nefret görüyorum.” dedim. “Söyledikleri sadece düşmanca.” diye ekledim.

“Haklı değil mi?” dedi.

“Yıllardır aynı şeyleri duyuyorum, her gün TV’de birbirine benzeyen birkaç kişi çıkıyor ve aynı muhalefet şekli ya da aynı iktidar şeklinde bağırıyor ama hepsi nefret dolu.” dedim.

“Haklı değil mi?” dedi.

Nefret, bu dünyada kötüye bile yönelse fayda yaratmayacaktır.

Nefret, bu dünyada kötüye bile yönelse fayda yaratmayacaktır.

Sadece nefreti, acıyı daha da büyütecektir.

Dijital dünya, renkli basın, TV’ler bizim duygusal reflekslerimizden beslenirler ancak okuyucular olarak dijital yetkinliklerimizi geliştirmek, bizi daha iyi bir yere götürebilir. Siz ise savaşa değil barışa ortak olun, nefret ile değil sevgiyle iş birliği yapın.

Ne düşünüyorsunuz kendi öfkeniz ve kendi nefretiniz hakkında?

Yorumlarda görüşlerinizi okumayı çok isterim.

Eğer yazdıklarımın bir kısmına bile katılıyorsanız hadi biz de tam tersi bir akım başlatalım. Barış kelimesi bile ideolojilerdeki yerini aldı. Hadi biz #insanısevgiyasatir (İnsanı Sevgi Yaşatır) diyelim.

Okumaya devam et

Gerçek mi?

Doğrusunu Öğrendiğinizde Kendinize Gelemeyeceksiniz: Yanlış Kullandığımız Atasözleri ve Deyimler

Yayınlandı

on

Yazar

Bazı atasözleri ve deyimler var ki, sık kullansak da dile yanlış şekilde yerleştiği için bir türlü doğrusunu öğrenemiyoruz.

Not: Kaynak olarak 1980 yılından önce Türk Dili Kurumu tarafından basılan Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü kullanılmıştır.

1. “Aptala malum olur” değil.

"Aptala malum olur" değil.

Doğrusu: “Abdala malum olur.” Abdal, bilge kişi ve gezgin anlamına gelir. Bilge kişiye malum olması da çok doğaldır.

2. “Azimle sıçan betonu deler” değil.

"Azimle sıçan betonu deler" değil.

Doğrusu: “Azimli sıçan betonu deler.” Sıçan, bir fare türüdür. Dolayısıyla azimli bir sıçanın betonu delmesi mucize gibi olsa da, mücadeleyi anlatır.

3. “Eşek hoşaftan ne anlar?” değil.

"Eşek hoşaftan ne anlar?" değil.

Doğrusu: “Eşek hoş laftan ne anlar?” Zamanla ‘hoş laf’ tamlamasının bozulmasıyla ‘hoşaf’tan anlamak haline gelen bu atasözü, beğenilecek bir şeyi küçümseyenleri anlatırken kullanılır.

4. “Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü” değil.

"Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü" değil.

Doğrusu: “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü.” Buradaki zürefa, zarif kimse anlamına gelir.

5. “Su küçüğün, söz büyüğün” değil.

"Su küçüğün, söz büyüğün" değil.

Doğrusu: “Sus küçüğün, söz büyüğün.” Büyüklerin sayılması anlamına gelir.

6. “Kısa kes Aydın havası olsun” değil.

"Kısa kes Aydın havası olsun" değil.

Doğrusu: “Kısa kes, Aydın abası olsun.” Aba, bir tür kıyafettir. Aydın’ın yöresel kıyafetlerindeki aba kısadır ve bu atasözü az ve öz konuşmanın önemini vurgulamaktadır.

7. “Göz var, nizam var” değil.

"Göz var, nizam var" değil.

Doğrusu: “Göz var, izan var.” Bu atasözü, bir şeyin görme ve akıl yoluyla anlaşılacağını anlatır.

8. “Su uyur, düşman uyumaz” değil.

"Su uyur, düşman uyumaz" değil.

Doğrusu: “Sü uyur, düşman uyumaz.” Sü, eski dilde asker anlamına gelir. Düşmana karşı her zaman uyanık kalmak gerektiğini anlatır.

9. “Saatler olsun” değil.

"Saatler olsun" değil.

Doğrusu: “Sıhhatler olsun.” Hamamdan çıkanlara ya da tıraş olanlara söylenen bir nezaket sözüdür.

10. “İnce eleyip sık dokumak” değil.

"İnce eleyip sık dokumak" değil.

Doğrusu: “İnce eğirip sık dokumak.” Bir karar vermeden önce etraflıca düşünmek anlamına gelir.

11. “Ateş olsa cürmü kadar yer yakar” değil.

"Ateş olsa cürmü kadar yer yakar" değil.

Doğrusu: “Ateş olsa cirmi kadar yer yakar.” Cirim, hacim demektir. Hasmın pek önemsenmediğini anlatır.

12. “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.”

"Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz."

Doğrusu: “Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” Buradaki Ane, Bağdat civarında bulunan bir uçurumdur.

Okumaya devam et

Galeriler

Fotoğrafçı Sadece İnsan Vücudunu Kullanarak Manzaralar Oluşturuyor Ve Sonuç Görkemli Görünüyor (13 Fotoğraf)

Yayınlandı

on

Yazar

Carl Warner kendisini, hiçbir şeyden bir şey ortaya çıkaran ya da bir şeyi basitçe yakalamak yerine diğerine dönüştüren bir ‘fotografik illüstratör’ olarak görüyor. Ve bunun ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorsanız, Bodyscapes adlı dizisinden başka bir yere bakmayın .

Sıradışı ve hassas kompozisyon ve ışıklandırma sayesinde Warner, iyi inşa edilmiş kaslı bir gövdeden anıtsal manzaralar ortaya çıkardı. Doğru, sahnelerin çoğu birkaç modelden oluşuyormuş gibi görünse de, hepsi aslında tek bir kişiden yapılmıştı; görüntüler birden fazla çekimden özenle birbirine eklendi.

Dirsekler ve dizler dağ oldu, sırtlar ve boyunlar vadilere ve tatlılara dönüştü ve illüzyonlar gerçekten etkileyici. Kaydırmaya devam edin ve kendinizi kontrol edin.

Daha fazla bilgi:  carlwarner.com  | Facebook  | Instagram

Uzanmış Kadın Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Uyuyan Adam Çölü

Resim kredisi: Carl Warner

Fingers Mağarası

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, her fotoğraf çekiminden önce kompozisyonları çizdi, ancak kamerayı eline aldığında başka pozlar da gördü, bu yüzden yeni şekilleri de seriye dahil etti. Bu beklenmedik öğeleri yeni vizyonuna uyacak şekilde, konturları vurgulamak için genellikle hem tungsten hem de flaş aydınlatma ekipmanı kullanarak çekti: fotoğrafçı stüdyoda doğal güneş ışığını yeniden yaratmaya çalıştı, bu da manzaralardaki gerçekçilik hissini arttırmak zorunda kaldı.

Shin Diz Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Boğaz Vadisi

Resim kredisi: Carl Warner

Abdo-men Mağarası

Resim kredisi: Carl Warner

Dirsek Noktası

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, Bodyscapes için hem modeller hem de arkadaşlar poz verdi . Bored Panda’ya “İş viral hale geldiğinden beri, insanlardan poz vermem için birçok teklif aldım” dedi . “Ancak, bedenleri onları kişisel yolculuklarında taşıyan tanınmış insanları fotoğraflayarak işi ileriye taşımak istiyorum.”

Omuz Tepesi Vadisi

Uykucu

Resim kredisi: Carl Warner

Başsız Ufuk

Resim kredisi: Carl Warner

Fotoğrafçı, “Çıplak çekim yapmanın doğası gereği çekimler oldukça samimi olaylardır” dedi. Yani sadece ben ve asistanımdık. Giysi izi kalmamasını ve cildin iyi ve nemli olmasını sağlamanın dışında çok az hazırlık var. “

İkiz tepeler

Resim kredisi: Carl Warner

Pektoral Kumullar

Resim kredisi: Carl Warner

Warner, Zabriskie Point filmindeki çöl seks sahnesinin Bodyscapes için büyük bir ilham kaynağı olduğunu itiraf etti , ancak bu görüntülerin erotik olduğunu düşünmediğini söyledi. Daha ziyade, fotoğrafçı, çalışmalarında neredeyse jeolojik bir şey olduğuna inanıyor; buruşukluklar ve kırışıklıklar, kayadaki kırışıklıkları ve boğumları yansıtıyor ve eğimli bacaklar, yıpranmış tepelerin görüntülerini çağrıştırıyor. Yaşamdan yoksun özelliklerin organik temsilleri gibi.

Sırt Çölü

Resim kredisi: Carl Warner

Okumaya devam et
Advertisement

Facebook

En Çok Okunan Yazılar